ASAYİŞ - 08 Ocak 2026 Perşembe 15:29

İzmir’de 4 katlı binanın çatısı uçtu

A
A
A
İzmir’de 4 katlı binanın çatısı uçtu

İzmir’in Karşıyaka ilçesinde etkili olan fırtına nedeniyle 4 katlı bir binanın metal çatısı uçtu. Şans eseri yaralananın olmadığı olayda, çevredeki binalarda maddi hasar meydana geldi.


Olay, sabah saat 07.00 sıralarında Karşıyaka ilçesi İnönü Mahallesi 6737. Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kentte sabah saatlerinde etkisini artıran fırtına hayatı olumsuz etkiledi. Fırtına sırasında 4 katlı bir binanın metal çatısı yerinden sökülerek uçtu. Rüzgarın etkisiyle savrulan çatı, yan tarafta bulunan boş arazi ve evlerin bulunduğu alana doğru yöneldi. Çatı parçaları çevredeki binaların dış cephelerine çarparak durabildi. Olayda tek katlı bir evin çatısında ve başka bir evin dış cephesinde asılı olan klima ünitesinde maddi hasar oluştu. Olayın erken saatlerde yaşanması ve o sırada sokakta kimsenin bulunmaması muhtemel bir faciayı önlerken, herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadı. İhbar üzerine bölgeye İzmir Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Ekipler, tehlike oluşturan ve binalara zarar veren çatıyı vinç ve halatlar yardımıyla bulunduğu yerden kaldırdı.


Öte yandan, rüzgarın şiddetine dayanamayarak uçan metal çatının yaklaşık bir ay önce yapıldığı öğrenildi.



"Gürültüyle uyandık"


Sabah saat 07.00 sıralarında çatının koptuğunu ifade eden ev sahibi Rüştü Kaplan, "Bir anda gürültüyle uyandık ev üstümüze mi uçuyor, deprem mi oluyor diye düşündüm ve hemen balkona fırladım. Baktığımda çatının aşağıda, komşunun avlusuna düştüğünü gördüm. Zarar ufak tefekti; komşunun klimasını koparmış, duvarını yıkmıştı. Bizim tarafta ise garajın duvarında bazı hasarlar oluştu. Çatının yapılmasının üzerinden bir ay geçti, çatıyı da yeniden kuracağız." dedi.



"İşçilik hatasından kaynaklı"


Olayın yaşandığı Karşıyaka İnönü Mahallesi’nin Muhtarı Turgut Kaya, yaşanan tehlikenin işçilik hatalarından kaynaklandığını belirterek, "O şiddetli rüzgarda, yapılan işin işçilik açısından tam ve sağlam olmaması, pabuçların yeterince sağlam yapılmayışı ve çakılan çivilerin uygun olmaması bu duruma neden olmuştur. Yüzde 100 profil kullanılması gerekirken, işi yapan şahısların özensiz ve hatalı çalışmasından kaynaklı olarak yapı rüzgarın etkisiyle altından patlayarak yan tarafa uçmuştur. Allah muhafaza, iyi ki yol tarafına düşmemiş ve arsa bölgesine düşmüştür. Burada ufak çaplı bir maddi hasar oluşmuş olsa da, bu durum hem insan canı hem de mal güvenliği açısından ciddi bir tehlike oluşturabilirdi. Neyse ki can kaybı yaşanmamıştır, şükürler olsun" ifadelerini kullandı.



İzmir’de 4 katlı binanın çatısı uçtu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Okul Sporları Voleybol Gençler (A) Grup Müsabakaları Manisa’da tamamlandı Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından Manisa’da düzenlenen Okul Sporları Voleybol Gençler (A) Grup Müsabakaları, Salihli ilçesinde oynanan karşılaşmaların ardından sona erdi. Manisa Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ev sahipliğinde, Salihli Ramiz Turan Spor Kompleksi ile Atatürk Spor Salonu’nda gerçekleştirilen müsabakalara 10 farklı ilden 11 kız ve 11 erkek okul takımı katıldı. Türkiye Şampiyonası’na yükselmek için kıyasıya mücadelenin yaşandığı organizasyonda, grup birincileri belirlenerek şampiyona bileti alan takımlar netleşti. Müsabakalar sonunda kızlarda A Grubu’nda İzmir Özel Mavişehir Okyanus Anadolu Lisesi, B Grubu’nda İzmir Özel Rota Anadolu Lisesi, C Grubu’nda ise Özel İstek Antalya Lara Anadolu Lisesi grup birincisi oldu. Erkeklerde ise A Grubu’nda Aydın İncirliova Spor Lisesi, B Grubu’nda İzmir Atatürk Lisesi, C Grubu’nda Denizli Bozkurt Spor Lisesi gruplarını zirvede tamamladı. Grup birincisi olan okul takımları, Okul Sporları Türkiye Şampiyonası’na katılmaya hak kazandı. Müsabakalar sonunda dereceye giren takımlara madalya ve katılım belgeleri, Salihli Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Oktay Ayaz ile beden eğitimi öğretmenleri tarafından takdim edildi. Manisa Gençlik ve Spor İl Müdürü Yunus Öztürk, organizasyonda başarılı olan takımları tebrik ederek Türkiye Şampiyonası’nda başarılar diledi. Öztürk, Manisa’nın spor organizasyonlarına ev sahipliği konusunda önemli bir noktaya geldiğini belirterek, "Geçtiğimiz yıl okul sporlarında ve diğer branşlarda birçok önemli turnuvaya başarılı bir şekilde ev sahipliği yaptık. Gençlik ve Spor Bakanlığımız tarafından ilimize kazandırılan modern tesisler sayesinde bugün her ilçemizde spor organizasyonlarının düzenlenebileceği nitelikte tesislere sahibiz" dedi.
Antalya Kepez’e 2 Semt Evi, 1 Barınma Evi geliyor Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Sütçüler ve Habibler mahallelerinde yapılacak semt evleri ve Yeni Mahalle’ye kazandırılacak Barınma Evi için hayırseverlerle protokol imzaladı. Kepez Belediyesi tarafından ilçeye vatandaşların sosyal, kültürel ve barınma ihtiyaçlarına cevap verecek 2 semt evi ve 1 barınma evi kazandırılacak. Semt evleri ve barınma evi protokolleri, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ile hayırseverler arasında, başkanlık makamında imza altına alındı. Sütçüler Mahallesi’ne kazandırılacak semt evinin protokolü, hayırsever Mehmet Halil Çiçek, Habibler Mahallesi semt evi protokolü ise hayırsever Emin Aktaş ile imzalandı. Semt evleri, mülkiyetleri Kepez Belediyesi’ne ait olan Sütçüler Mahallesi 27140 adadaki park alanına ve Habibler Mahallesi 26393 adadaki park alanına inşa edilecek. Yeni semt evleri; vatandaşların taziye kabul edebileceği, sosyal etkinliklerin düzenlenebileceği ve mahalle sakinlerinin bir araya gelerek dayanışma içerisinde olabileceği merkezler olarak hizmet verecek. Kepez Barınma Evi protokolü, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ve Bilal Canpolat tarafından imza altına alındı. Protokol kapsamında; Yenimahalle 25506 ada 5 parselde, mülkiyeti Kepez Belediyesi’ne ait olan Sosyal Tesis Alanı’nda yer alan 3 katlı, 125 metrekare zemin oturumlu ve asma kat tadil edilerek Barınma Evi olarak kullanılmak üzere Kepez Belediyesi’ne bağışlanacak.
İstanbul Beynine mermi saplanan çocuk hasta Memorial’daki "nöronavigasyon" teknolojili operasyonla sağlığına kavuştu Özbekistan uyruklu Ahrorbek Hojimurodov’un, kuzeniyle birlikte oynadığı silahın ateş alması sonucu beynine mermi saplandı. Durumu kritik olan ve görme kaybıyla karşı karşıya kalan minik hasta, Memorial Ataşehir Hastanesi’nde uygulanan "nöronavigasyon" teknolojisi ile gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından yeniden sağlığına kavuştu. Özbekistan uyruklu 10 yaşındaki Ahrorbek Hojimurodov, Aralık 2025 tarihinde evde kuzeni ile birlikte silahla oynamaya başladı. Babası Bunyodjon Imomov’un uyarılarına rağmen çocukların oynadıkları silah bir anda patladı. Patlamanın etkisiyle silahtan çıkan mermi, Hojimurodov’un sağ gözüne çok yakın bir bölgeden beynine isabet etti. Babası tarafından ilk olarak Taşkent’teki bir hastaneye götürülen ve gözünü kaybetme riski bulunan Hojimurodov’a başarı oranı yüzde 40-60 olarak verildi. Bunun üzerine baba Imomov, oğlunu tedavi için Türkiye’ye getirerek Memorial Ataşehir Hastanesi’ndeki doktorlara teslim etti. Göz, plastik cerrahi ve beyin cerrahisi bölümlerinin koordineli çalışmalarıyla birlikte Hojimurodov’un ameliyatı başarıyla tamamlandı. Memorial Ataşehir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Zafer Orkun Toktaş, Hojimurodov’un tedavisinde kullanılan ve klasik yöntemlerden farklı olarak kapalı şekilde; adeta ’askeri dron sistemi’ne benzer yöntemlerle gerçekleştirilen ’Nöronavigasyon’ teknolojili operasyonun detaylarını aktardı. "Gerçekten teknolojiye ihtiyacımız olan bir vakaydı" Prof. Dr. Zafer Orkun Toktaş, Memorial Ataşehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen operasyonun bilinen yöntemlerin dışında hastanın beynini tamamıyla açmaya gerek kalmadan yapıldığını dile getirerek, uygulanan teknolojinin sağlık sektöründe büyük bir ilerleme sağladığını ifade etti. Prof. Dr. Toktaş, operasyonun detaylarına ilişkin şu bilgileri aktardı: "Gerçekten bizim için unutulmazlardan biri oldu bu hastamız çünkü hem olayın oluş şekli hem de bize geliş şekli üzücüydü. Kuzeniyle oynarken bir silah yaralanması oluyor ve beyne son anda girmekten kurtulan ama maalesef göze doğru yönelen bir mermi vardı. Bu hasta bize yurtdışından ulaştı. Tabii ki biraz da teknoloji için ulaştığını düşünüyoruz çünkü gerçekten teknolojiye ihtiyacımız olan bir vakaydı. Bu vakada hem göz ekibi, hem plastik cerrahi ekibi hem de beyin cerrahisi ekibi ortak bir çalışma yaptı. Eski klasik yöntemlerde olduğu gibi biz bu hastada kafatasını açmadık. Ameliyatı gözden küçük bir kesi ile girerek gerçekleştirdik. Gözün dış duvarından navigasyon teknolojisiyle sadece 2 santimlik bir kesi yapılarak; yani halk arasında ’kapalı’ olarak bilinen yöntemle çalıştık. Kemikte sadece merminin boyu kadar bir delik açarak bu mermi çıkartılmış oldu. Sonrasında hasta göz bölümüne devredildi, tamamen oranın takibi ve kontrolü altında şu anda ve sanıyorum ki o gözün görmesi de kurtarılacak, beklentilerimiz ve dileklerimiz bu yönde. Elbette ki çocuğumuzun hayatının kurtulması da bizim için ayrı bir sevinç kaynağı." "Bu yöntemle çok daha pratik ve çok daha sağlıklı şekilde sonuçlar alabiliyoruz" Prof. Dr. Toktaş, nöronavigasyon teknolojisiyle birlikte işlem gereken bölge dışında gereksiz bir noktaya zarar verilmediğinin altını çizerek; bunun sağlık sektöründe çığır açan bir teknoloji olduğunu dile getirdi. Kullanılan yöntemle ilgili olarak Toktaş, "Artık askeri teknolojilere benzer teknolojiler tıpta da kullanılmakta, özellikle son birkaç yıldır. Bunlardan en önemlisi ’nöronavigasyon’ teknolojisi. Navigasyonun bize sağladığı şey şu: Önümüzdeki kemik duvarların arkasını görmek ve gereksiz dokulara hiç dokunmadan, gerekmeyen yerleri açmadan ve sağlıklı dokulara zarar vermeden sadece o noktaya erişim için doğrudan hedefe yönelmemizi sağlıyor. Bu gerçekten bizim için çığır açan bir teknoloji, sıklıkla da kullanmaya çalışıyoruz. Uluslararası alanda da bu teknolojiler biliniyor ve hastalar artık bu teknolojilere doğru yönelmeye başladı. Bu yöntemle çok daha pratik ve çok daha sağlıklı şekilde sonuçlar alabiliyoruz. Sağlık teknolojimizin uluslararası alanda tanındığını görmek beni çok mutlu ediyor. Dünyanın farklı kıtalarından ve farklı ülkelerinden insanlar ülkemize bu tip tedaviler için başvuruyor. Bir Türk vatandaşı olarak bu benim için büyük bir gurur kaynağı" ifadelerine yer verdi.
Samsun Tüberküloza karşı online savaş Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, tüberkülozla mücadelede geliştirilen online takip sistemi sayesinde hastaların mobil uygulama üzerinden izlenerek son 3 yılda 300 hastanın tedavisinin başarıyla tamamlandığını belirtti. Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası etkinlikleri kapsamında Samsun Şehir Hastanesi Göğüs Kliniğinde program düzenlendi. Programda Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras ile Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Hatice Öz, sağlık çalışanlarına, hasta ve hasta yakınlarına çiçek takdim etti. Dr. Mustafa Uras, tüberküloz hastalığının önemine dikkat çekerek Samsun’da tüberkülozla ile mücadele de yapılan çalışmalar hakkında şunları söyledi: "Tüberküloz halen tek bir bulaşıcı etkenin neden olduğu ölümler arasında dünyada birinci sırada yer almaktadır. Ayrıca tüm hastalıklar içerisinde en yaygın ölüm nedeni olan ilk 10 hastalıktan da biridir. Her ne kadar hastalığa maruz kalan vaka sayısı Sağlık Bakanlığımız tarafından yürütülen başarılı çalışmalarla azalsa da halen vakalar görülmeye maalesef devam etmektedir. Bu kapsamda 2025 yılında ilimizde verem savaş dispanserlerine kayıtlı tüberküloz vaka sayısı 131’dir. Bu hastalarla temas etmiş bin 359 kişinin kontrol amaçlı taraması ekiplerimiz tarafından yapılmıştır. Bu kişilerin 656’sına da koruyucu ilaç tedavisi başlanmıştır. Düzenli ilaç kullanımı ile hastaların tamamen iyileştiği tüberküloz hastalığında ilaçlar, Sağlık Bakanlığımız tarafından ücretsiz olarak, dispanserler aracılığı ile hastalarımıza verilmektedir. Tüberküloz hastasının 6 ay boyunca her gün ortalama 10 adet ilaç kullanması gerekir. Tedavi süresinin uzun oluşu ve günlük içilen ilaç miktarının fazlalığı nedeni ile tedavide Doğrudan Gözetimli Tedavi (DGT) uygulaması ilimizde devam etmektedir. Sağlık Müdürlüğümüz tarafından geliştirilen mobil bir aplikasyonla hastalarımız 3 yıldır online uygulama üzerinden video ve canlı görüşmelerle takip edilmekte, ilaç kullanımları ve sağlık durumları kontrol altında tutulmaktadır. 3 yıllık dönem zarfında şu ana kadar 300 hastamız bu şekilde takip edilmiş ve tedavilerini başarılı şekilde tamamlamıştır. İlimizde İlkadım, Çarşamba ve Bafra olmak üzere 3 Verem Savaş Dispanserimiz bulunmaktadır. Dispanserlerimizde her gün ücretsiz akciğer grafisi çekilmektedir. Dispanserlerimizde hastalarımıza 2025 yılında toplam 33 bin 26 poliklinik hizmeti verilmiştir. Ayrıca Müdürlüğümüze bağlı Mobil Tarama aracımız tarafından Çorum, Amasya, Tokat, Kastamonu ve Sinop illerindeki cezaevlerinde tarama gerçekleştirilmektedir. 2025 yılında Mobil Tarama ekibimiz tarafından 18 bin 678 kişiye akciğer grafisi çekilmiş, Tüberküloz yönünden değerlendirilmeleri sağlanmıştır" dedi.
Antalya Yeşilçam’dan simit tezgahına Yeşilçam dönemi ve sonrasında sinema ile dizi projelerinde yer alan, son olarak bir filmin de yapımcılığını yapan 55 yaşındaki Bülent Katıoğlu, diksiyonunun da bozulmasına sebep olan sağlık sorunları nedeniyle uzak kaldığı sanat hayatının ardından Antalya’da simit tezgahı işleterek geçimini sağlamaya başladı. Gaziantep’ten İstanbul’a uzanan hayat yolculuğunda küçük yaşlarda sinema sektörüne adım atan Katıoğlu, sinema oyunculuğunun yanı sıra tiyatro, dizi ve film yapımcılığıyla sanat yaşamını sürdürdü. Figüran olarak başladığı sinema dünyasında bir çok film ve dizide rol alan Katıoğlu, geçirdiği sağlık sorunları sonrası mesleğine devam edemeyince, dostlarının yardımıyla küçük bir iş yeri açarak simit satmaya başladı. "Çocuk yaşta Yeşilçam’a adım attım" Gaziantep doğumlu olduğunu, ilköğretim yılları ve çocukluğunun İstanbul’da geçtiğini anlatan Katıoğlu, sinema serüveninin çok erken yaşlarda başladığını belirterek "O zaman Yeşilçam’a ayak bastım. Figüran olarak başladım, belli yıllardan sonra diyaloglu roller almaya başladım. Birçok dizi ve filmde oynadım" diyen Katıoğlu, kariyeri boyunca 100’ün üzerinde yapımda rol aldığını ifade etti. "Tiyatronun T’sinin bilmiyordum" Tiyatro ile tanışmasının mahalle esnafının yönlendirmesiyle gerçekleştiğini dile getiren Katıoğlu, unutamadığı anısını şu sözlerle anlattı: "Tiyatronun ‘t’sini bilmiyordum. Kadıköy Alt Yol’un üst tarafında, Moda’da bir tiyatroya gittim. Ferhan Şensoy’un oyunuydu o gün tiyatrocu olmaya karar verdim" Sağlık sorunları hayatını değiştirdi Son üç yılda ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele ettiğini belirten Katıoğlu, uzun bir tedavi süreci geçirdiğini belirterek, "Beynime pıhtı attı, bağırsak kanseriyle uğraştım, kalp krizi geçirdim. İlaçlara bağlı olarak yaşıyorum. Diksiyonum bozuldu ama düzeltmeye çalışıyorum" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 7 yıl önce Antalya’ya yerleştiğini belirten Katıoğlu, bir dönem kendi tiyatro ekibini kurduğunu ancak sağlık sorunları nedeniyle devam edemediğini aktardı. Bugün geçimini simit ve çay satarak sağladığını dile getiren Katıoğlu, "Bazı dostların desteğiyle simit tezgahı açtım. Yaklaşık 30-40 gündür buradayım. Simit, poğaça ve çay satarak hayatımı sürdürüyorum" dedi.