KÜLTÜR SANAT - 09 Mayıs 2026 Cumartesi 10:15

İzmir’de dokunan el halıları Türkiye ve Avrupa’daki sarayları süslüyor

A
A
A
İzmir’de dokunan el halıları Türkiye ve Avrupa’daki sarayları süslüyor

İzmir’de geleneksel yöntemler ve doğal kök boyalar kullanılarak büyük bir el işçiliğiyle üretilen asırlık motifli halılar, sınırları aşarak dünya çapında büyük bir değer görüyor. Büyük bir titizlikle dokunan bu özel eserler, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve Çankaya Köşkü başta olmak üzere Avrupa’daki devlet başkanlarının saraylarını ve tarihi binaları süslüyor.


Usta ellerde şekillenen ve makineleşmeye karşı geleneksel mirasın korunduğu halı üretim tesisinde, nesilden nesile aktarılan metotlar uygulanıyor. Üretim sürecinde, Konya Karapınar’da bulunan ağıllardan elde edilen koyun yünleri ile sağlamlık ve parlaklık katması amacıyla Ankara keçisi yünleri harmanlanıyor. Özenle yıkanıp taranan ve sümek haline getirilen yünler, yöredeki kadınlar tarafından çıkrık veya kirmanda eğrilerek el ipine dönüştürülüyor. Elde edilen ipler, sentetik madde kullanılmadan çeşitli kök, ot ve minerallerin bakır kazanlarda kaynatılmasıyla yüzde 100 doğal bitki bazlı pigmentlerle renklendiriliyor. Bu meşakkatli sürecin ardından tezgahlara alınan ipler, aylar süren el emeğiyle ilmek ilmek dokunarak uluslararası çapta talep gören eşsiz sanat eserlerine dönüşüyor.



"En iyi arkadaşım halı"


İşletme sahibi Osman Can, babasının 1968 yılında kurduğu halı dükkanında büyüdüğünü belirterek, "7-8 yaşlarıma geldiğimde en iyi arkadaşım halılardı. Sürekli babamın dükkanında zaman geçiriyordum. 1985 ve 1986 yıllarında halı üretimi vardı ancak azalmaya ve niteliğini kaybetmeye başlamıştı. Daha çok kimyasal boyalar ve tabak yünleri kullanılıyordu. 14, 15 ve 18’inci yüzyıllarda üretilen o güzel sanat eserleri artık üretilmiyordu. Benim yaşama amacım çok güzel halılar üretip onları gelecek yüzyıllara bırakmak. Herkes işin kolayına kaçtığı için bunu yapan kimse yok. Halıların yünlerini Konya Karapınar’da 2 büyük ağıldan kırkılan yünlerden alıyoruz. İçine de Ankara keçisi yünlerini karıştırıyoruz çünkü Ankara keçisinin yünü halıya hem sağlamlık hem de parlaklık veriyor. Bunları güzelce yıkatıp tarattıktan sonra sümek haline getiriyoruz. Ardından 25-30 teyzemize dağıtıyoruz. Onlar da çıkrıkta veya kirmanda el ipi haline getiriyorlar. El ipi haline geldikten sonra burada tamamen doğal boyalarla boyama aşamasına geçiyoruz. Hangi halıyı üreteceksek onun iplerini tamamen doğal yöntemlerle hazırlıyoruz" ifadelerini kullandı.



Üretim ortalama 2 ay sürüyor


3 metrekarelik bir el halısının üretiminin ortalama 2 ay sürdüğünü vurgulayan Can, "Makine halısından 1 saatte 1000 adet üretilebilirken, aynısını bir daha üretemeyeceğiniz el halısının yapımı çok uzun sürüyor. Aynı kişi aynı yünlerle dokusa bile birebir aynısı çıkmaz, ancak yüzde 90 benzerlik olur. Son zamanlarda kaliteli malzemelerle dokunan çok güzel makine halıları da var. Ancak bizim kullandığımız malzeme tamamen elde eğirme ipi ve yüzde 100 doğal boya olduğu için çok daha sağlıklı ve organik. Ben her halıyı belirli sayılarda üretiyorum, yüzlerce veya binlerce imalat yapmıyorum. Bu nedenle 50 veya 100 yıl sonra bu halıların hepsi toplanacak ve koleksiyoncular tarafından bir araya getirilecek. Üretimimi tamamen bu amaca yönelik gerçekleştiriyorum" şeklinde konuştu.



"Eserlerimiz gelecek yüzyıllara taşınacak"


Eski halıların özlerine sadık kalarak yeni üretimler gerçekleştirdiklerini dile getiren Can, "Ürettiğimiz halılar sanatseverler tarafından çok beğenildi ve aradaki malzeme, model, dokuma farkı hemen anlaşıldı. Eskileri çok incelediğim için normal bir imalattan ziyade, klonlama gibi titiz bir süreç yöneterek aslına sadık eserler ürettik. Bu süreçte dikkat çektik ve insanlar bizden özel halılar talep etmeye başladı. Çankaya Köşkü’nün ve İstanbul’daki birçok yalının halılarını ürettik. Eski Türkiye İhracatçılar Meclis Başkanı İsmail Gülle bizden büyük bir halı alarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne hediye etti. Yurt dışında ise Budapeşte Başkanlık Sarayı ve parlamento binalarının içindeki 120, 140 ve 160 metrekarelik o muhteşem halıların hepsini biz ortaya çıkardık. Tarihi değere sahip olacak bu eserler gelecek yüzyıllara taşınacak. Bunların dışında Amerika, Almanya, Fransa ve Türkiye’de değerli büyük halılar üretmeye devam ediyoruz. Şu an Türkiye’de 120 ile 150 metrekare büyüklüğünde tezgahı olan ve bu ebatlarda üretim yapabilen tek tesis sanırım biziz. Büyük halı üretmek oldukça zor bir iş. Son olarak Macaristan eski Başbakanı Viktor Orban’ın konutuna 140 metrekarelik bir halı yaptık. 8 dokumacımız bu halıyı 16 ayda tamamladı. Boyaların, ipin ve modellerin hazırlanmasıyla birlikte başından sonuna kadar yaklaşık 2 buçuk yıllık bir emek harcandı. Gelecek yüzyıllara kalacak eserler bırakmak benim hayatta aldığım en büyük zevk" dedi.



İzmir’de dokunan el halıları Türkiye ve Avrupa’daki sarayları süslüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Başkan Öntürk, "Asrın felaketinin ardından yeniden inşa edilen Hatay’ımızı dünyaya tanıtmanın gururunu ve onurunu yaşıyoruz" Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk, kentte düzenlenen COP31 zirvesinde depremin ardından yeniden inşa edilen kentteki çalışmaların dünyaya duyurulduğuna dikkat çekerek çalışmalarda emeği geçenlere teşekkür etti. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği süreci kapsamında, farklı ülkelerden gelen bakanlar ile aralarında Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşların yöneticilerinin de bulunduğu yabancı temsilciler, "Türkiye’nin COP31’e Giden Yolu: Dirençli Şehirler" panelinde Hatay’da bir araya geldi. Zirvede depremin ardından yeniden inşa edilen Hatay’daki süreç katılımcılara aktarıldı. Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk, "Türkiye’nin COP31’e Giden Yolu: Dirençli Şehirler" paneline yönelik açıklamalarda bulundu. Depremin ardından yeniden inşa edilen Hatay’ın gıpta ile bakılan bir şehir olduğuna dikkat çeken Başkan Öntürk, "Asrın felaketinde sadece bedenlerimiz enkaz altında kalmamıştı, tarihimizde yıkılmıştı ve yerle bir olmuş şehir vardı. Biz bu işin altından kalkacağımıza inandık ve Cumhurbaşkanımızdan çarşıdaki esnafımıza kadar herkes birlik ve beraberlik içerisinde milletimiz kendine yakışanı bir kez daha gösterdi. Milli birlik ve beraberliğimize bu noktaya geldik. Geldiğimiz bu noktada; üst düzey bakanlarımız, dünyanın çok önemli kuruluşlarının yöneticileri Hatay’ımızda. Gelinen bu nokta gıpta ile bakılan bir nokta. İhya ve inşa sürecinde emeği geçen başta sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Murat Kurum Bakanımıza, diğer bakanlarımıza ve toplumun birlikteliğini sağlayan tüm vatandaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Asrın felaketinin ardından yeniden inşa edilen Hatay’ımızı dünyaya tanıtmanın gururunu ve onurunu yaşıyoruz" dedi. "Enerjisinden, parkına bahçesine kadar, binanın yalıtımına kadar tamamı planlanarak yapıldı" Kentte inşa edilen yapıların çevreye duyarlı yapılar olduğuna dikkat çeken Başkan Öntürk, "Dünya afetlerle karşı karşıya çok sık afetler yaşanan bir oluştu. Bu şehir planlanırken afetlere dayanıklı bir şehir yapıldı ve beraberinde de çevreye duyarlı binalar yapıldı. Şehir o şekilde inşa edildi. Enerjisinden, parkına bahçesine kadar, binanın yalıtımına kadar tamamı planlanarak yapıldı. Bu da bizim ülke olarak hangi noktaya geldiğimizin nasıl bir güç haline geldiğimizin göstergesidir. Biz depremde kaybettiklerimizi unutmayacağız, onlar bizim acılarımız Acılarımızın altında ezilmedik biz, acılarımızla beraber bundan sonraki nesillere daha dirençli bir şehir nasıl bırakırız, nasıl daha iyi bir noktaya gelirizin mücadelesini verdik. Geldiğimiz nokta milletimize yakışır bir nokta oldu" ifadelerini kullandı.
Kayseri Melikgazi’de Çölyak Günü’ne özel farkındalık eğitimi verildi Melikgazi Belediyesi ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliği ile ’Dünya Çölyak Farkındalık Günü’ kapsamında ilçedeki öğrencilere özel bilgilendirme ve farkındalık eğitim programı düzenlendi. Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, programda ilçedeki okullarda öğrenim gören çölyak hassasiyeti olan öğrencilerle bir araya gelerek, onlara glütensiz gıda paketi de verdi. Toplumda çölyak farkındalığını artırmak ve sağlıklı yaşam bilincini geliştirmek amacıyla yapılan çeşitli etkinliklere belediye olarak her zaman destek olduklarını söyleyen Başkan Palancıoğlu, "Çölyak bir hastalık değil, bir yaşam biçimi zorunluluğudur. Rabbim kimseye sağlık sorunu vermesin. Paketli gıdalar ve endüstriyel gıdalar bağırsak ve midede birçok hastalığa sebep olduğu için çölyak rahatsızlığına da sebep oluyordur diye düşünüyorum. Yediklerimize ve sağlımıza dikkat etmemiz gerekiyor. Çölyak bir hastalıktan ziyade doğru beslenme ile yönetilebilen bir yaşam biçimidir. Biz Melikgazi Belediyesi olarak, sosyal belediyecilik çalışmaları kapsamında çölyak hassasiyeti olanlarla ve aileleriyle bir araya gelerek farkındalıklar oluşturuyoruz. Programda emeği geçen İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Hacı Kaya’ya, Kayseri Çölyakla Yaşam Derneği Başkanımız Zahide Kaya’ya teşekkür ediyor; çölyak hassasiyeti olan evlatlarımıza sağlıklı bir hayat diliyorum" dedi. İlçe Milli Eğitim Müdürü Hacı Kaya da çölyaklı vatandaşlara her zaman destek olan Başkan Mustafa Palancıoğlu’na teşekkür ederek, farkındalık oluşturmak için çeşitli eğitimler ve etkinlikler düzenlemeye devam edeceklerini söyledi. "Çölyak bir tercih değil ömür boyu süren bir yaşam biçimidir" diyen Kayseri Çölyakla Yaşam Derneği Başkanı Zahide Kaya ise şunları söyledi; "Bu programdaki en büyük amacımız çölyaklı çocuklarımızın yalnız olmadığını hissettirmek ve toplumda farkındalık oluşturmaktır. Bu yüzden çölyakın ne olduğunu bilmek ve anlamak çok önemli. Buradaki her çocuğumuz bizim için çok kıymetli. Bugün glutensiz yaşamak zorunda olan, çocukların, gençlerin ve ailelerin sesine kulak verme günüdür. Çünkü biz bir gün değil her gün anlaşılmak istiyoruz. Bu programda emeği geçen Mustafa Palancıoğlu Başkanımıza, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüze ve destek olan herkese teşekkür ediyorum." Diyetisyen Tuğçe Demirbaş ise, öğrencilere ve katılım sağlayan ailelere glutensiz ve sağlıklı beslenme üzerine detaylı bilgiler vererek, çölyak ve gluten konusunda farkındalık oluşturulması, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının desteklenmesinin önemine dikkat çekti.
İstanbul Türk Telekom dijital geleceği inşa edecek Türk Telekom dijital geleceğin inşası için teknoloji odaklı yenilikçi girişimleri desteklemeyi sürdürüyor. Türk Telekom Ventures’ın girişimlere sunduğu kapsamlı hızlandırma programı PİLOT’un 14’üncü dönem başvuruları devam ediyor. Türkiye’nin girişim ekosistemini güçlendirme ve dijital geleceğe yön verecek girişimleri destekleme vizyonuyla hareket eden TT Ventures PİLOT hızlandırma programında, geleceğin yerli ‘unicorn’ adayları aranıyor. Teknoloji odaklı girişimlerini küresel ölçeğe taşımak isteyen girişimciler, 14’üncü dönem başvurularını 17 Mayıs tarihine kadar TT Ventures’ın internet sitesi (ttventures.com.tr/pilot) üzerinden tamamlayabiliyor. Girişimlere hem Türkiye hem ABD olmak üzere tüm global pazarların kapıları açılıyor Yapılan açıklamaya göre, PİLOT girişim hızlandırma programına kabul edilen girişimler, nakit desteğinin yanı sıra Türk Telekom’un sunduğu geniş iş ağına ve alanında uzman 450’den fazla mentöre erişim imkanı elde ediyor. 12 haftalık yoğun eğitim ve gelişim sürecini başarıyla tamamlayan girişimler, TT Ventures’tan yatırım alma ve ABD’de düzenlenen girişimlere özel tasarlanmış tamamlayıcı programa katılarak dünya sahnesine çıkma imkanı yakalıyor. Program kapsamında girişimlere ayrıca TT Ventures’ın Türkiye ve ABD’deki ofislerinde çalışma, teknoloji altyapısı ve mobil iletişim desteği gibi kapsamlı imkanlar da sunuluyor. TT Ventures tarafından geliştirilen global iş birlikleri sayesinde girişimler sunumlarını global yatırımcılara ve global şirketlere yaparak onlardan yatırım alma ve iş birlikleri geliştirme imkanlarını elde ediyor. Mezun girişimlerin portföy değeri 600 milyon doları aştı Bugüne kadar 131 girişime toplamda 3,2 milyon dolarlık nakit ve yatırım desteği sağlayan PİLOT, Türkiye’nin en köklü kurumsal girişimcilik programlarından biri olarak öne çıkıyor. Programdan mezun olan 78 girişim, ekosistemdeki yatırımcılardan aldıkları toplamda 58 milyon dolarlık yatırım ile büyüme yolculuklarını sürdürürken, mezunların toplam portföy değeri 600 milyon dolar barajını aştı. PİLOT, 14. döneminde de yerli teknoloji ekosistemini güçlendirecek ve dünyaya açılacak yeni başarı hikayelerini belirlemeye devam edecek.