ASAYİŞ - 08 Ocak 2026 Perşembe 12:53

İzmir’de sağanak ve fırtına hayatı felç etti, yollar göle döndü

A
A
A
İzmir’de sağanak ve fırtına hayatı felç etti, yollar göle döndü

İzmir’de sabah saatlerinde etkisini gösteren kuvvetli sağanak yağış ve fırtına, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Özellikle Karşıyaka ilçesinde fırtına nedeniyle çok sayıda ağaç devrilirken, vatandaşlar altyapı yetersizliğine isyan etti.


İzmir genelinde sabah saatlerinde başlayan sağanak yağış ve şiddetli rüzgar, hayatı durma noktasına getirdi. Karşıyaka ilçesi Mavişehir ve MaviBahçe bölgesinde fırtınanın şiddetiyle çok sayıda ağaç kökünden sökülerek devrildi. Devrilen ağaçlar tramvay yolunu kapatırken, caddeler ve otoparklarda bulunan araçlarda maddi hasar meydana geldi. Yağış nedeniyle yolların göle döndüğü bölgede, işe ve okula gitmek için evlerinden çıkan vatandaşlar zor anlar yaşadı. Ulaşımda aksamalar yaşanırken, tramvay seferleri de ağaç devrilmeleri nedeniyle sekteye uğradı. Her yağışlı havada ve fırtınada benzer manzaralarla karşılaştıklarını belirten bölge halkı ise duruma tepki gösterdi. Sürekli mağduriyet yaşadıklarını dile getiren vatandaşlar, İzmir’in en çok vergi veren semtlerinden birinde ikamet etmelerine rağmen belediyelerden bekledikleri hizmeti alamadıklarını savundu. Çevre sakinleri, yaşanan olumsuzluklar nedeniyle Karşıyaka Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni eleştirerek, gerekli önlemlerin alınmadığını ve çalışmaların yetersiz kaldığını öne sürdü.



Bölge havuza döndü


Mavişehir bölgesinde yaşayan vatandaşlardan Enis Topçuoğlu, yaşanan sıkıntıyı defalarca İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Karşıyaka Belediyesi yetkilileriyle görüşmelerine rağmen kalıcı bir çözüm üretilemediğini belirterek, "Sahilde bu suyun tahliyesi için yapılmış iki adet pompa bulunuyor ancak bu pompaların her yıl düzenli bakımının yapılması gerekiyor. Bakım yapılmadığı için suyun gidebileceği bir yer kalmıyor. Bölge deniz seviyesinin yaklaşık 90 santimetre altında ve deniz tarafında da yaklaşık 2 metre yüksekliğinde duvarlar olduğu için burası adeta bir havuz haline geliyor. Bu nedenle suyu dışarı atabilecek tek sistem bu pompalar ve ben sabahtan beri takip ediyorum, pompalar ancak şimdi çalıştırılmaya başlandı. Eğer sabah saatlerinden itibaren çalışmış olsalardı bu bölgede yaşananlar olmazdı" dedi.



"Altyapı yetersiz"


Durumun herkes tarafından bilinen ve 2-3 yılda bir tekrar eden bir sorun olduğuna dikkat çeken Topçuoğlu, Mavişehir bölgesinde deniz kıyılarının doldurulmasının tek başına bir çözüm olmadığını ve bölgenin ciddi bir altyapı sorunu bulunduğunu ifade ederek, "Özellikle su baskınları ile ağaç devrilmeleri bu sorunun bir sonucu. Biz belediyeye Türkiye’nin en yüksek vergilerinden birini ödüyoruz ancak aldığımız hizmet bunun karşılığını vermiyor. Çoğu zaman biz de çözüm için destek olmaya hazır olduğumuzu söylüyoruz fakat bugüne kadar bir mutabakat sağlanamadı. Oysa sorunu da çözümünü de biliyoruz ve defalarca anlatıyoruz. Burada milyonlarca lira değerinde araçlar ve evler var, yaşanan su baskınları nedeniyle bu varlıkların değeri de düşüyor. İnsanlarda ’burayı sürekli su basıyor’ algısı oluşuyor ve bu da bölgeye ciddi zarar veriyor" ifadelerini kullandı.



Kuryeler mağdur


Yağışlı havada yollarda biriken su nedeniyle motosikletinin elektrik aksamında sorun oluşan ve çalışamayan moto kurye Mustafa Murat, belediyenin altyapı konusundaki eksikliklerine dikkat çekerek, "Yani belediyenin bu konuda altyapı çalışmalarını biraz daha ilerletmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu durum sadece bizim için değil, trafikteki herkes ve yayalar için de sıkıntılı. Çok mağdur durumdayız ve şu an çalışamıyoruz." dedi. Yaşanan aksaklıklar nedeniyle müşterilere hizmet veremediklerini ve günlerinin boşa gittiğini belirten Murat, "Pakete çıkıyorum ama gidemiyorum, bu yüzden müşteri şikayet edecek ve bir de onlarla uğraşmak zorunda kalıyoruz. Gerçekten kötü ve zor bir gün. Dediğim gibi, su birikintileri yüzünden hiçbir yere gidemiyoruz ve bu sebeple kayma, düşme gibi kazalar da çok oluyor. Müşteri bekliyor ama paket atamıyoruz, dolayısıyla bütün günümüz boşa gidiyor" diye ekledi.



İzmir’de sağanak ve fırtına hayatı felç etti, yollar göle döndü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İTO Başkanı Avdagiç, iş dünyasının beklentilerini Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a aktardı İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "İş dünyası olarak dezenflasyon sürecinde büyük fedakârlıklarla kat edilen mesafede, maliye politikası temelli teşviklere ağırlık verilmesinin fayda sağlayacağına inanıyoruz. İş dünyamızın finansman sıkıntılarını aşması noktasında temel beklentimiz, bu yılın ikinci çeyreğinin sonrasında krediler kadar, vergi temelli destek ve teşviklerin de etkin şekilde devreye alınmasıdır. KOBİ’lerimiz için sürdürülebilir büyümenin yolu, ucuz ve esnek finansmanla birlikte maliyetleri azaltan vergisel desteklerden geçiyor" dedi. İstanbul Ticaret Odası’ndan (İTO) yapılan yazılı açıklamaya göre İTO Başkanı Avdagiç, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Meclis toplantısına konuk olmasından memnuniyet duyduklarını kaydetti. Avdagiç, "Cumhurbaşkanı Yardımcımız, ekonomiyi çok boyutlu şekilde bilen bir devlet adamımızdır. Güçlü eğitimini, siyasette elde ettiği birikimini ve bakanlık vazifesinde elde ettiği deneyimini hep milletinin hizmetine verme gayreti içinde oldu. Bu vasıflarıyla yeni dönemde Cumhurbaşkanı Yardımcısı sıfatıyla ekonomiyi koordine ederek, biz iş dünyasına güven verdi." ifadelerini kullandı. "Faiz indirimleri, KGF destekli paketler memnuniyet oluşturdu" Ekonomi yönetiminin dezenflasyon sürecindeki kararlı duruşunu takdirle izlediklerini vurgulayan Avdagiç, "Son bir yılda gerçekleştirilen faiz indirimleri, Kredi Garanti Fonu (KGF) destekli paketlerin devreye alınması ve uzun süredir beklenen KOBİ tanımının güncellenmesi reel sektörümüzde memnuniyet oluşturdu. Yine sahadan gelen bildirimler dikkate alınarak enflasyon muhasebesi uygulamasının yapılmaması da işletmelerin öngörülebilirliğini artıran isabetli bir karar oldu. Bu hafta, yurt dışından gelen kargolarda parasal istisnayı kaldırarak gümrük işlemlerini zorunlu hale getiren düzenleme Resmi Gazete’de yayımlandı. Böylelikle denetimsiz ve tüketici için risk teşkil eden e-ihracat uygulamaları son bulmuş oldu. Kararın ekonomimiz için hayırlı olmasını diliyorum" değerlendirmesinde bulundu. İş dünyasının 2026 yılına ilişkin beklentilerini genel başlıklarıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a aktaran İTO Başkanı Avdagiç, finansmana erişim konusunun, doğal olarak en kritik gündem maddesi olduğunu vurguladı. Avdagiç, "İş dünyası olarak dezenflasyon sürecinde büyük fedakârlıklarla kat edilen mesafede, maliye politikası temelli teşviklere ağırlık verilmesinin fayda sağlayacağına inanıyoruz. İş dünyamızın finansman sıkıntılarını aşması noktasında temel beklentimiz, bu yılın ikinci çeyreğinin sonrasında krediler kadar vergi temelli destek ve teşviklerin de etkin şekilde devreye alınmasıdır. KOBİ’lerimiz için sürdürülebilir büyümenin yolu, ucuz ve esnek finansmanla birlikte maliyetleri azaltan vergisel desteklerden geçiyor" dedi. KOBİ kredi büyüme limitlerinin yüzde 3,5 seviyesine revize edilmesi önerisi Avdagiç, KOBİ kredileri için uygulanan kredi büyüme limitlerinin ilk etapta yüzde 3,5 seviyesine revize edilmesi ve bankalara işaret edilen TL mevduat hedeflerinin gevşetilmesi kredi kanallarının etkinliğini anlamlı ölçüde artıracağını vurguladı. Avdagiç, "Ayrıca mevduat stopaj oranının yüzde 17,5’ten yüzde 15’e indirilmesini de mevduatın krediye dönüşüm oranını destekleyecek önemli biradım olarak görüyoruz. Netice itibarı ile 2026 yılında, kredi kullandırımının üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı destekleyecek biçimde kademeli olarak genişletilmesi beklentisi içindeyiz. Finansman koşullarının zorlaştığı bu süreçte Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) etkinliği her zamankinden daha anlamlı olacaktır. 2026 yılında KGF desteklerinin hem hacim hem de kapsam bakımından genişletilmesi iş dünyamız için çok önemli. Yüksek teknolojili sektörlerimizle birlikte emek yoğun sektörlerimizin de krediler, KGF mekanizmaları ve reeskont kredileri aracılığıyla daha güçlü biçimde desteklenmesinin çok değerli olduğu kanaatindeyiz. Hâlihazırda faaliyette olan Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın bu alandaki etkinliğinin güçlendirilmesini ya da mevcut kamu bankalarımızdan birinin bu amaçla özel olarak görevlendirilmesini uygun bir adım olarak görüyoruz" açıklamasını yaptı. "Reeskont kredilerinde uygulanan faizin baştan kesilmesi dezavantaj teşkil ediyor" Avdagiç, reeskont kredilerinde faizin kullanım anında baştan kesilmesi yönteminin, KOBİ’ler için likiditeyi rahatlatmak yerine zorlayan bir yapıya dönüştüğünü belirtti. Reeskont kredilerinde faizin vade sonunda ya da dönemsel olarak tahsil edilmesini öneren Şekib Avdagiç, "Eximbank desteği ihracatçımız için büyük önem arz ediyor. Buradaki kredi hacminin ilgili yıl ihracat tutarının yüzde 10’unun altına düşmeyecek şekilde bir kurala bağlanması gerektiğine inanıyoruz. Ayrıca ihracatı düzenli artan firmalara pozitif ayrımcılık yapılarak performans bazlı limit mekanizması kurulması da verimlilik anlamında büyük fayda getirecektir. Bunun yanında teminat mektubu zorunluluğu yerine alacak sigortası gibi alternatif teminatların yaygınlaştırılması, süreçlerin sadeleştirilmesi de küçük ihracatçılarımızı sisteme daha güçlü dahil edecektir." İhracat bedellerinde döviz bozdurma yükümlülüğü Avdagiç, ihracatçıların döviz bozdurma yükümlülüğü ile ilgili değerlendirmesini de şöyle paylaştı: "Beklentimiz, TCMB rezervlerinin de belirgin düzeyde yükseldiği bu süreçte, döviz bozdurma zorunluluğunun çok daha makul seviyelere düşürülmesi, hatta kaldırılmasıdır. Döviz bozdurma yükümlülüğü sırasında verilen yüzde 3’lük destekten yararlanmak için getirilen kısıtlar, ilave taahhütler ve bankacılık temelli şartlar nedeniyle ihracatçılarımızın büyük bölümü bu desteği alamıyor. Buradaki döviz dönüşüm desteğinin sadeleştirilmesi beklentisi içindeyiz. Merkez Bankası’nın yeni başlattığı uygulama ile hizmet ihracatçısı kuruluşların anılan desteğe erişimi ciddi bir biçimde kısıtlanmaktadır. Daha önce söz konusu destekten faydalanabilen dizi ve film endüstrisi, fuarcılık, kreatif endüstriler, liman hizmetleri gibi birçok hizmet sektörü kapsam dışında bırakılırken, hali hazırda kapsam dahilinde olan sektörlerin de destek miktarları sınırlandırılmıştır." Avdagiç, vergi politikaları alanında da benzer biçimde sadeleştirme ve hızlandırma ihtiyacı bulunduğunu belirterek, "Özellikle KDV iade süreçleri ve mahsuplaşma sisteminin daha hızlı ve etkin çalışması, bu alacaklara bankalarda aynı oranda teminat olarak kullanım imkanı sağlanması, iş dünyasının finansman ihtiyacını azaltacak" diye konuştu. Avdagiç, yalnızca ihracat hedefi değil, ithalat hedefi koyma yaklaşımının da 2026’dan başlayarak benimsenmesinin dış ticaret dengesi açısından gerekli olduğuna inandıklarını vurguladı. İTO Başkanı Avdagiç, son yıllarda iş dünyası olarak sıklıkla dile getirdikleri bir konunun da üretim maliyetleri artışıyla kur artışı arasındaki makasın açıklığı olduğunu, bunun hem yerel hem de küresel ölçekte işletmeleri oldukça zorlayan bir hale dönüştüğünü kaydetti. Avdagiç, "Rakamlarla ifade etmek gerekirse, son 4 yıldan bugüne, enflasyon yüzde 367, asgari ücret yüzde 560 artmış durumda, aynı sürede dolar/TL kurundaki artış yüzde 217, Euro/TL kurundaki artış ise yüzde 228 düzeyinde. Enflasyonla mücadele temel önceliğimiz olmakla birlikte, bu konudaki hassasiyetimizin 2026’da önceliklendirilmesi konusunda desteğinizi istirham ediyoruz" ifadelerini kullandı. "STA’lar yeniden müzakere edilmeli" İTO Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul iş dünyasının diğer bazı önerilerini şöyle dile getirdi: "Geldiğimiz küresel konjonktürde, ithalat-ihracat dengesi aleyhimize dönen ülkelerdeki STA’ların yeniden müzakere edilmesi ve mümkünse revize edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle muhatabımız olan ülkelerin AB ile Türkiye’ye kıyasla daha avantajlı ticaret anlaşmaları yapmaları ülkemizi ikincil konuma düşürüyor. Ayrıca, "Made in EU" menşeli üretim ve ticaret ağları büyüyerek Türkiye aleyhine rekabet avantajı oluşturuyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından sunulan yatırım teşvikleri, HIT-30 Programı ve benzeri destek mekanizmaları için iş dünyası olarak şükranlarımızı sunuyoruz. Önümüzdeki adımın ise, bu teşviklerin kapsamının orta ölçekli işletmeleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi olduğunu düşünüyoruz. Yatırım Taahhütlü Avans Kredilerine (YTAK) sağlanan kaynak bu yıl artırılarak 500 milyar Liraya yükseltildi. Ancak, kullanımı belirlenen kısıtlar nedeniyle sınırlı düzeyde kalıyor. Özellikle toplam yatırım tutarı şartının günümüz finansman koşulları dikkate alınarak bu kaynağın belli bir kısmının 250 milyon TL’ye indirilmesi bu kıymetli desteğin, etkinliğini büyük ölçüde artıracaktır. Öte yandan demiryolu altyapısının güçlendirilmesi, liman bağlantılarının arttırılması ve yük taşımacılığının kesintisiz, hızlı ve verimli şekilde gerçekleştirilmesi ticaretimize doğrudan hız katacak bir konu." Gelir Vergisi tarifesinde gerçekçi bir artışa gidilmesi önerisi Avdagiç, ücretlilerin net gelirinin olumsuz etkilenmemesi için ise Gelir Vergisi tarifesinde öncelikle yıllar içindeki erozyonu giderecek gerçekçi bir artışa gidilmesini önererek, bu sayede alt-orta gelir grupları üzerindeki vergi yükünün azaltılmasının çalışma barışına büyük katkı sunacağını dile getirdi. Avdagiç, bir diğer stratejik sektörün sağlık olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’nin sağlık sisteminde yaptığı devrimden elde edilen kazanımların daimiliğinin, sürekli yenilenmesine bağlı olduğunu vurguladı. Özellikle küçük ve orta ölçekli hastaneler ile polikliniklerin mevcut fiyatlama ve geri ödeme politikaları nedeniyle finansal ve operasyonel sıkıntılar yaşadıklarını ifade eden Avdagiç, "Bu sebeple küçük ve orta ölçekli sağlık kuruluşlarının sürdürülebilirliğinin gözetilmesi, ilaç fiyatları ile ruhsat ve izin süreçlerini sadeleştirerek hızlandırmamız, sektörün bekası açısından önem taşıyor" diye konuştu. Avdagiç, enerji tarafında ise yenilenebilir enerji yatırım süreçlerindeki bürokratik sürecin sadeleştirilmesi ve yeni kaynakların ekonomiye kazandırılması gerektiğini belirterek, "Burada reel sektör olarak kendi enerjisini üretmek isteyen firmaların izin süreçlerinin sadeleştirilmesi ve hızlandırılması beklentisi içindeyiz" dedi. Emek yoğun sektörlerin yaşadığı sorunlar Şekib Avdagiç, tekstil, deri, ayakkabı, mobilya gibi emek yoğun sektörlerin yaşadığı darboğazı da dile getirerek, "Dalgalı dış talep, artan işçilik ve enerji maliyetleri, enflasyonla mücadele kapsamında oluşan kur dengesi ve finansmana ulaşım zorlukları bir araya gelerek, bu sektörlerimizde hakikatten sıkıntılı bir süreç başlatmış durumda. Bu sektörlerimizin hem vergisel anlamda hem teşvikler anlamında, hem de uygun koşullu finansman anlamında her zamankinden çok daha fazla desteğe ihtiyacı var. Bu süreci hükümetimizin proaktif yaklaşımıyla çok daha kolay aşacağımıza yürekten inanıyoruz." açıklamasını yaptı. Avdagiç, "Burada döviz piyasası istikrarını koruyacak tedbirlerin alınmasını ve yatırımcıların yurtiçinde kalmasını teşvik edecek mekanizmaların güçlendirilmesini önemli buluyoruz." önerisini getirdi. "Yarısı Bizden destekleri 2028 sonuna kadar uzatılmalı" Avdagiç, beklenen Marmara depremi konusunda da özellikle ‘Yarısı Bizden’ kampanyası ile İstanbul’da büyük bir dönüşüm gerçekleştiğini, bu dönüşümün hız kesmeden devam edebilmesi adına 2026 sonunda bitmesi öngörülen desteklerin 2028 sonuna kadar uzatılması konusunda meslek mensuplarının beklentilerini dile getirdi. Avdagiç, konutlar için yürütülen dönüşüm ve güçlendirme çalışmalarının ticari alanlara da yayılmasını önerdi. Avdagiç, İTO olarak Türkiye’nin 2026 ve sonrası dönemdeki başarısının, pazar çeşitlendirmesi kadar üretimin niteliğini artıran, finansmanı esnekleştiren, vergiyi adil hale getiren ve çalışan refahını koruyan bütüncül politikalarla çok daha güçlü olacağını, bu anlayışla her türlü desteğe ve iş birliğine hazır olduklarını kaydetti. Avdagiç, konuşmasını, "İnanıyorum ki, ülkemizi çok daha iyi bir yere hep birlikte taşıyacağız. Türkiye’yi ekonomide hak ettiği birinci lige hep birlikte taşıyacağız. Yine kalkınmayı birlikte gerçekleştirip refahı tüm ülkeye birlikte yaygınlaştıracağız" sözleriyle tamamladı.