SAĞLIK - 03 Ekim 2025 Cuma 10:12

Mevsim geçişlerinde gizli tehlike: uykusuzluk

A
A
A
Mevsim geçişlerinde gizli tehlike: uykusuzluk

Mevsim geçişlerinde artan uyku sorunları yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Özellikle sonbahar-kış döneminde gün ışığının azalmasıyla uyku bozukluklarının ortaya çıktığını dile getiren Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, bu durumun depresyon ve anksiyete belirtilerini tetiklediğini söyledi.


Sonbaharda, güneş ışınlarının azalmasıyla birlikte uyku sorunları da gün yüzüne çıkabiliyor. Gün içinde odaklanmakta zorluk ve enerji düşüklüğü yaşanıyor, sık sık uyku ihtiyacı doğuyorsa, nedeni uyku bozukluğu olabiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, uyku bozukluklarıyla başa çıkma yöntemlerini ve mevsim geçişlerinden etkilenmemenin yollarını anlattı.



Melatonin salınım dengesi bozulabilir


Çoğu kişide mevsim geçişi evresinde uykuyla ilgili problemler olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, "Özellikle sonbahar-kış döneminde bu şikâyetler artar. Çünkü sonbaharda gün ışığı süresi kısalır. Biz farkında olmadan daha fazla karanlığa maruz kalırız. Sabahları daha geç saatte gökyüzü aydınlanmaya başlar. Gözümüzü karanlık bir ortama açmak, melatonin salınım dengesini bozar. Melatonin uyku dengesini sağlayan bir hormondur. Uyku biyolojik bir süreçtir ve sirkadiyen ritmimiz hormonlarla düzenlenir. Güneş ışığı sabah uyanıldığında "uyanıklık hormonu" salgılanmasını sağlar. Ancak uykudan kalkıldığında hâlâ karanlık bir ortam varsa, kişinin biyolojik saati gün başlangıcına tam senkronize olamaz. Vücut uyumuş olsa bile kişi dinlenmemiş hissedebilir" diye konuştu.



Uyku iyi alınmadığında tablo daha da ağırlaşabilir


Sonbaharda hava basıncı değişimi, sıcaklık dalgalanmaları ve güneş ışığının azalması sonucu insanlarda serotonin düzeyinin düştüğünü aktaran Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, "Serotoninin düşmesiyle beraber insanlarda enerji kaybı ve yorgunluk oluşabilir. Özellikle bu durum gece uykusunun iyi alınmamasıyla daha da ağırlaşabilir. Gündüz uykulu olma hali, sersemlik ve dikkat dağınıklığı artar. Mevsimsel duygu-durum bozukluğu dediğimiz bir tablo oluşabilir. Özellikle depresyon ve anksiyete bozuklukları gibi ruhsal sorunlarda mevsimsel dalgalanmalar gözlenebilir. Sonbahar ve kış aylarında depresif belirtiler artabilir. İlkbahar döneminde ise özellikle bipolar bozukluğu olan kişilerde manik veya hipomanik dönemler daha sık görülebilir. Bu nedenle mevsimler ruhsal bozuklukları tetikleyebilir. Tabii uyku bozukluklarının sadece psikiyatrik nedenleri yoktur. Uyku apnesi, tiroit fonksiyon bozuklukları gibi durumlar da uykuyu bozabilir. O yüzden tetkiklerle değerlendirme yapmak gerekir" ifadelerini kullandı.



Kısır döngüye neden olabilir


Uykunun çok temel bir ihtiyaç olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, sözlerine şöyle devam etti: "Uyku kötüyse sağlık açısından olumsuz sonuçlar oluşabilir. Uykusuzluğa sıklıkla depresif belirtiler, isteksizlik, keyif alamama, umutsuzluk ve mutsuzluk eşlik edebilir. Bunun yanında anksiyete belirtileri sıklıkla görülebilir. Ayrıca dikkat ve konsantrasyon sorunları çıkabilir. Uykusuz bir gecenin ertesinde kişi kendini, sisli, dalgın ve tahammülsüz hissedebilir. Uykusuzluk arttıkça sinirlilik ve gerginlik de artabilir. Bu süreç zamanla kişinin motivasyonunu düşürür, iş ve okul performansını azaltır. Öğrenme kapasitesi bozulur çünkü yeni öğrenilen bilgilerin işlenmesi uykuda gerçekleşir. Uzun vadede kişinin özgüveni sarsılabilir, sosyal izolasyon ve depresif duygular gelişebilir. Bu bir kısır döngüdür: Düşünceler uykuya engel olur, uyku kaçtıkça düşünceler artar."



Uyku hijyenine dikkat etmek gerekir


Tüm bu sorunların yaşanmaması adına uyku hijyenine dikkat etmek gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, "İlaç kullanan kişilerde bile uyku hijyeni sağlanmazsa ilacın etkisi sınırlı olur" dedi. Yaşar, şöyle devam etti: "Her akşam benzer saatlerde yatağa girmek, yatmaya yakın ağır egzersiz yapmamak, saat 18.00’den sonra çay, kahve, kola gibi kafeinli içecekleri tüketmemek, ılık duş rahatlatıyorsa uyumadan önce almak, ancak uyarıcı etki yapıyorsa bundan kaçınmak, oda sıcaklığını 22 derecenin altında tutmak, uyku kıyafetlerinin rahat, örtülerin hafif olmasını sağlamak, odanın tamamen karanlık olmasına özen göstermek, gece lambası kullanmamak, yatakta uzun süre uykuya geçilemediği durumlarda bir süre kitap okumak, mavi ekran maruziyetini en az 1-2 saat önceden kesmek uyku hijyeni için alınabilecek önlemlerdendir."



Egzersizi ihmal etmeyin


Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, sözlerini şöyle noktaladı: "Akşam ağır yemeklerden kaçınmak gerekir. Sabah gün ışığında egzersiz veya yürüyüş yapmak uyanıklığı artırır. Gün içinde aktif olmak, basit egzersizler veya ev işleriyle hareketli kalmak gece uykusunu kolaylaştırır. Çalışanlar için öğle arasında 10-15 dakikalık yürüyüşler faydalıdır. Öğrenciler akşam geç saatlere kadar ders çalışmak yerine sabah erken çalışmayı tercih etmelidir. Çünkü uyku öncesi yoğun zihinsel aktivite uyumayı zorlaştırır. Gün içinde uyunabilir ancak 20 dakikayı geçmemelidir. Daha uzun uyunduğunda gece uykusunu bozabilir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adıyaman Milletvekili Alkayış: "Tut İlçemiz her zaman gözbebeğimizdir" AK Parti Teşkilat Başkan Yardımcısı ve Adıyaman Milletvekili Mustafa Alkayış, Tut ilçesinde gerçekleştirdiği kapsamlı ziyaret programı kapsamında bir dizi temas ve incelemelerde bulundu. Program çerçevesinde Tut Kaymakamlığı’nı ziyaret eden Alkayış, ilçede yürütülen kamu hizmetleri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Ardından Tut Belediyesi’ni ziyaret ederek Belediye Başkanı Ercan Öncebe ile ilçede devam eden belediye çalışmaları ve planlanan projeler üzerine istişarelerde bulundu. İlçe programı kapsamında esnaf ziyaretleri de gerçekleştiren Alkayış, AK Parti Adıyaman İl Başkanı Ekrem Çadır, AK Parti Tut İlçe Başkanı Cemal Özdoğan, Kadın Kolları Başkanı Saliha Diler ve teşkilat mensuplarıyla birlikte ilçedeki esnaflarla bir araya gelerek hayırlı ve bereketli kazançlar diledi, talep ve önerilerini dinledi. Program kapsamında AK Parti Tut İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen iftar programına da katılan Alkayış, teşkilat mensuplarıyla bir araya gelerek Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma ruhuna vurgu yaptı. İlçede bir taziye ziyaretinde de bulunan Alkayış, vatandaşlarla yakından ilgilenerek başsağlığı dileklerini iletti. Ziyaretlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alkayış, Tut ilçesinin Adıyaman için önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, "Tut ilçemiz bizim için her zaman çok kıymetli ve gözbebeğimiz olan ilçelerimizden biridir. Bugün gerçekleştirdiğimiz program kapsamında kaymakamlığımızı, belediyemizi, esnaflarımızı ve teşkilatımızı ziyaret ederek hem yürütülen çalışmaları değerlendirme hem de hemşehrilerimizle bir araya gelme fırsatı bulduk. Tut’un kalkınması, gelişmesi ve geleceğe daha güçlü hazırlanması için yapılması planlanan yatırımlar ve projeler üzerine de istişarelerde bulunduk. İnşallah Tut ilçemiz önümüzdeki süreçte de gelişimini sürdürecek ve hak ettiği hizmetlerle daha ileriye taşınacaktır" diye konuştu.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca’dan "Geçmeyen ağrı" uyarısı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, kronik ağrılardan şikayetçi olan hastalar için önemli bir uyarıda bulundu. Prof. Dr. İrfan Koca, günlük muayene ve değerlendirme pratiğinde çoğu zaman gözden kaçan "geçirilmiş ameliyatların, diş ve iç organ kaynaklı problemlerin vücut mekaniği üzerindeki etkileri" konusunda açıklamalarda bulundu. "Ağrının kaynağı uzakta olabilir" Ağrının her zaman hissedildiği bölgeden kaynaklanmadığını, vücudun tüm sistemlerinin birbiriyle sıkı bir bağlantı içinde çalıştığını belirten Prof. Dr. İrfan Koca, tanı sürecindeki bu önemli noktaya dikkat çekerek, "Günlük muayene pratiğinde genellikle yalnızca şikâyet edilen bölgeye odaklanılıyor; diz ağrıyorsa dize, bel ağrıyorsa bele bakılıyor. Oysa hastanın geçmişte geçirdiği sezaryen, apandisit, safra kesesi veya fıtık ameliyatları o bölgedeki dokularda ve fasya dediğimiz, tüm vücudu baştan başa saran bağ dokusu ağında yapışıklıklar oluşturabilir. Bu yapışıklıklar dokunun doğal esnekliğini bozarak, fasya aracılığıyla ameliyat bölgesinden oldukça uzaktaki eklemlerde bile kronik ağrılara yol açabilen bir mekanizma oluşturabilir" dedi. "Otonom sinir sistemi, diş problemleri ve zincirleme etkiler" Prof. Dr. İrfan Koca, yalnızca cerrahi operasyonların değil, dişlerle ilgili sorunların da vücutta "bozucu odak" oluşturarak sistemi etkileyebileceğini vurguladı. Prof. Dr. Koca, "Geçirilmiş ameliyatlar, diş çürükleri, gömülü dişler veya hatalı diş tedavileri otonom sinir sistemini olumsuz etkileyebilir. Bu durum vücudun kendini onarma mekanizmalarının dengesini bozarak, problemli bölgeyle doğrudan ilişkili görünmeyen farklı bölgelerde kronik ağrıların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. "Vücutta zincirleme mekanik etkiler" şeklinde konuştu. Vücut dengesi (postür) bozukluğu Dr. Koca, "Ameliyat sahasında gelişen doku sertleşmeleri veya çiğneme sistemindeki dengesizlikler vücut dengesini bozabilir. Bu durum kişinin farkında olmadan duruşunu değiştirmesine ve zamanla vücudun farklı bölgelerinde mekanik gerginliklerin ortaya çıkmasına neden olabilir" ifadelerini kullandı. "Tedavide kök nedeni bulmak önemli" Sadece ağrı kesiciler veya lokal tedavilerle bu tür kompleks sorunların kalıcı olarak çözülmesinin zor olabileceğini belirten Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapi, fasyal gevşetme ve nöral terapi gibi yöntemlerle hem mekanik yapışıklıkların hem de sinir sistemi üzerindeki bozucu etkilerin ele alınması gerektiğini ifade etti. Koca, "Hastalarımızı değerlendirirken yalnızca şikâyet edilen bölgeyi değil; hastanın geçirdiği cerrahi müdahaleleri, diş geçmişini ve iç organlara ilişkin klinik bulguları da potansiyel kök nedenler olarak değerlendiriyoruz. Otonom sinir sistemi ile doku gerginliğini birlikte ele aldığımızda; diz, boyun veya baş ağrısı yaşayan hastalarda daha kalıcı ve bütüncül bir iyileşme sağlamayı hedefliyoruz" diye konuştu.
Bursa Bursa’da Yeşim Grup’a Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülü Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri’nde Bursa imzası yer aldı. Yeşim Grup, toplumsal cinsiyet eşitliği alanında uzun yıllardır kararlılıkla yürüttüğü çalışmalarla Kadın Dostu Markalar Platformu tarafından Kültür Merkezi’nde düzenlenen 6. Uluslararası Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri’nde ödüle layık görüldü. Kadın Dostu Markalar Platformu tarafından bu yıl altıncısı düzenlenen Uluslararası Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri, 5 Mart 2026 tarihinde Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kadın girişimciliğinin desteklenmesinden kadın istihdamına, toplumsal cinsiyet eşitliği bilincinden eğitim ve kültürde fırsat eşitliğine kadar birçok farklı başlıkta projelerin değerlendirildiği zirvede, 8 ayrı kategoride toplam 30 proje ödülle onurlandırıldı. Sunuculuğunu oyuncu ve televizyon sunucusu Ceyda Düvenci’nin üstlendiği, iş dünyası, sanat ve sivil toplumdan birçok önemli ismi bir araya getiren ve "İnsana, Gezegene ve Geleceğe Değer" temasıyla düzenlenen törende Yeşim Grup, toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki çalışmalarıyla öne çıktı. "Köklerden Geleceğe Eşit Yarınlar İçin" başlıklı proje, başkanlığını Prof. Dr. Ithır Erhart’ın yürüttüğü, akademi, iş dünyası, medya ve sivil toplum temsilcilerinden oluşan 22 kişilik bağımsız jüri tarafından yapılan değerlendirme sonucunda 62 proje arasından seçilerek "Kadın İstihdamı ve İş Yaşamında Fırsat Eşitliği" kategorisinde ödüle layık görüldü. Ödül, Yeşim Grup adına Kurumsal İletişim Direktörü Dilek Cesur, Kurumsal İletişim Şefi Gizem İskeçeli Ok ve Kurumsal İletişim Uzmanı Furkan Güneri’ye takdim edildi. Yeşim Grup’un "Önce İnsan" anlayışına vurgu yapan Yeşim Grup Kurumsal İletişim Direktörü Dilek Cesur, "Toplumsal cinsiyet eşitliği, 1988 yılından bu yana kurum kültürümüzün temelini oluşturan önemli değerlerden biri. Kadınların iş yaşamında eşit fırsatlara sahip olduğu ve potansiyellerini özgürce ortaya koyabildiği bir çalışma ortamı oluşturmanın hem kurumsal gelişim hem de toplumsal dönüşüm açısından büyük değer taşıdığına inanıyoruz. Bu ödül, kapsayıcı ve âdil kurum kültürümüzün bir yansıması olması açısından bizim için ayrıca anlam taşıyor. Çok paydaşlı iş birlikleriyle güçlenen projemiz; uzun yıllara yayılan sürdürülebilir yaklaşımı, ortaya koyduğu ölçülebilir sonuçlar ve kurum sınırlarını aşarak daha geniş bir toplumsal etki alanı göstermesiyle dikkat çekiyor. Bu alanda uzun yıllardır sürdürdüğümüz çalışmaların böyle anlamlı bir platformda takdir edilmesi bizim için önemli bir motivasyon kaynağı." dedi. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların iş yaşamında güçlenmesine yönelik çalışmalarıyla uluslararası platformlarda dikkat çeken Yeşim Grup, Just Style Excellence Awards kapsamında Ecollectiv projesiyle çeşitlilik, kapsayıcılık ve sosyal etki kategorilerinde ödüle layık görülürken, "UN Global Compact Network Ukrayna" tarafından yürütülen "Sürdürülebilirlik Ortaklığı Ödülü 2025" kapsamında ise "Sosyal Değişim" kategorisinde örnek gösterilen projeler arasında yer almıştı.