SAĞLIK - 02 Ekim 2025 Perşembe 09:59

Normal doğumdan sezaryene geçişin sebebi anne ve bebeğin güvenliği

A
A
A
Normal doğumdan sezaryene geçişin sebebi anne ve bebeğin güvenliği

Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mehmet Bal, bazı durumlarda anne ya da bebeğin sağlığını korumak amacıyla normal doğumdan sezaryene geçiş yapılabileceğini ifade ederek, "Bu ani alınan bir karar gibi görünse de aslında tıbbi gereklilikler doğrultusunda, anne ve bebeğin güvenliği için yapılan bir uygulamadır" dedi.


Can Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mehmet Bal, doğum sürecinde anne adaylarının en çok merak ettiği konulardan biri olan ’normal doğumdan sezaryen doğuma geçiş’ hakkında önemli bilgiler paylaştı. Dr. Bal, normal doğumun anne ve bebek için doğal ve öncelikli tercih olduğunu vurgularken, bazı durumlarda anne ya da bebeğin sağlığını korumak amacıyla sezaryene geçiş yapılabileceğini ifade etti.


Dr. Bal, sezaryene geçiş gerektiren başlıca durumları şöyle sıraladı:


"- Bebeğin kalp atışlarında bozulma: Doğum sırasında bebeğin kalp atışlarının düşmesi, acil sezaryen gerektirebilir.


- İlerlemeyen doğum eylemi: Doğum sancıları başlamış olsa bile, rahim ağzında yeterli açılma olmaması ya da bebeğin doğum kanalında ilerleyememesi durumunda sezaryen tercih edilir.


- Kordon sorunları: Göbek kordonunun bebeğin boynuna dolanması veya kordon sarkması gibi durumlar bebeğin oksijen almasını engelleyebilir.


- Bebeğin ters ya da yan durması: Normal doğum için uygun olmayan pozisyonlarda sezaryen kaçınılmaz hale gelebilir.


- Anne sağlığını tehdit eden durumlar: Yüksek tansiyon, preeklampsi veya aşırı kanama riski gibi durumlarda sezaryen ile güvenli doğum sağlanır".



Amaç anne ve bebeğin sağlığı


Op. Dr. Mehmet Bal, doğum sürecinde anne adaylarının kaygılarını anlamanın çok önemli olduğunu belirterek, "Bizim en büyük önceliğimiz, hem annenin hem de bebeğin sağlığıdır. Normal doğum süreci devam ederken risk oluşursa, sezaryen hayat kurtarıcı bir yöntemdir. Anne adaylarının bu sürece bilinçli şekilde hazırlanması, güven duygusunu artırır ve doğumu kolaylaştırır. Normal doğumdan sezaryene geçiş, ani alınan bir karar gibi görünse de aslında tıbbi gereklilikler doğrultusunda, anne ve bebeğin güvenliği için yapılan bir uygulamadır" dedi.


Dr. Bal, anne adaylarının doğum sürecinde doktorlarıyla açık iletişim kurmasının, sağlıklı ve güvenli bir doğumun en önemli adımı olduğunu vurguladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Ziraat Odası Başkanı Dimrit: "Hedef zeytin üreticisi değil, sanayi olmalı" Orhangazi Ziraat Odası Başkanı Dinçer Dimrit, Prof. Dr. Hayrettin Kuşcu’nun ’1 kilo zeytin için 6 bin 798 litre su harcanıyor’ açıklamasına sert tepki gösterdi. Dimrit, "Her seferinde tarım ve zeytin üreticisi hedef alınıyor. Asıl su tüketen sanayi neden konuşulmuyor" dedi. Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Hayrettin Kuşcu’nun Bursa Tarım Kongresi’nde yaptığı açıklamalar, zeytin üreticisi ve Orhangazi Ziraat Odasının tepkisine neden oldu. Kuşcu’nun, ’Bir kilogram zeytinin sofraya gelene kadar yaklaşık 6 bin 800 litre su tükettiği’ne dair verileri paylaşması üzerine Orhangazi Ziraat Odası Başkanı Dinçer Dimrit bir açıklama yaptı. Başkan Dinçer Dimrit, bilimsel verilerin arkasına sığınılarak çiftçinin hedef tahtasına oturtulduğunu belirterek, "Prof. Dr. Kuşcu’nun açıklamalarıyla tarım ve zeytin üreticisi açıkça hedef alınmıştır. İznik Gölü’nün çekildiği, kuraklıkla mücadele ettiğimiz bu hassas dönemde faturanın zeytine kesilmesi kabul edilemez. Kuraklığın tek sorumlusu tarımmış gibi bir algı oluşturuluyor" dedi. "Sanayinin çektiği sular neden gizleniyor" Özellikle İznik Gölü ve çevresindeki sulak alanlara dikkat çeken Dimrit, sanayi kuruluşlarının su tüketiminin göz ardı edilmesini eleştirdi. Bilim insanlarına ve yetkililere seslenen Dimrit, "İznik Gölü çevresindeki dev sanayi tesislerinin yeraltı ve yerüstü kaynaklarından çektiği su miktarı neden açıklanmıyor? Sanayinin doğaya ve su kaynaklarına verdiği zarar neden hiçbir bilimsel çalışmada ön plana çıkarılmıyor? Neden her kuraklık döneminde ilk akla gelen ’tarımsal sulamayı kısıtlamak’ oluyor?" ifadelerini kullandı. "Sulu tarım olmazsa yaşam olmaz" Önümüzdeki sulama sezonu öncesi bu tür açıklamaların "sulama kısıtlamalarına zemin hazırladığını" savunan Dimrit, "Bu açıklamalar, çiftçinin suyunu kesmek isteyenlerin eline koz vermektir. Zeytin, bölge üreticisinin tek geçim kaynağıdır. Zeytin olmazsa Orhangazi olmaz, tarım olmazsa yaşam olmaz. Yetkililere çağrımızdır; çiftçiyle uğraşmayı bırakın, su kaynaklarımızı asıl tüketen ve kirleten sanayi kuruluşlarını denetleyin" dedi.
Gaziantep Araban’da fıstık üreticileri tırtıl’la mücadele çalışması başlattı Gaziantep’in Araban ilçesinde, Antep fıstığı ağaçlarının uyanmasıyla birlikte üreticiler, verimi düşüren tırtıl ile mücadele çalışması başlattı. Arabanlı üreticiler, özellikle Antep fıstığı ağaçlarının tomurcuklarını ve yeni sürgünlerini yiyen tırtıl zararlısına karşı imha çalışması başlattı. Çiftçi Şıh Müslüm Özkaya, "Antep fıstığı bahçemdeki ağaçların tomurcuk patlama döneminde fıstık ağaçlarını tek tek kontrol ederek gördüğüm bu zararlıyı elle toplayıp imha ediyorum. Ayrıca, karagöz kurdu için kıştan kalan budama artıklarını da bahçemden temizlenerek zararlının yayılmasını engellenmek için çalışılma başlattım. Bahar bakımı, ağaçların gelişimi ve verim için kritik önem taşıyor. Bu dönemdeki yanlış uygulamalar ciddi verim kayıplarına yol açabilir" dedi. Çiftçi Özkaya, "Tırtıllar, özellikle ilkbahar aylarında Antep fıstığı ağaçlarında ciddi verim kayıplarına ve ağacın zayıflamasına neden olan zararlılardır. Nisan ayı ortalarında fıstık ağacı ilk yapraklarını açtığında, tırtıllar bu taze yaprakları ve sürgünleri yiyerek ağacın fotosentez yapmasını engeller. Tırtıllar, yapraklarla birlikte fıstığın çiçeklerini de yedikleri için ağacın o yıl ürün vermemesine veya ürün miktarının çok azalmasına neden olur’’ ifadelerine yer verdi.
Yalova Yalova OSB’den TEKNOFEST yolunda gençlere güçlü destek Yalova Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin TEKNOFEST’e hazırlanan gençlerin teknoloji odaklı projelerine verdiği destek büyüyerek devam ediyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı haftasında ulusal egemenliğimizin bekası için kritik alanlarda, gençler tarafından geliştirilen projeler büyük beğeni topladı. Yalova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı, Yalova Üniversitesi akademisyenleri, Yalova Makine OSB, Yalova Teknopark ve Deneyap ekibinden oluşan jüri üyeleri toplam 13 projeyi değerlendirdi. Her biri farklı bir ihtiyaca çözüm sunan projeler, yenilikçi bakış açıları, cesur fikirleri ve yüksek motivasyonlarıyla dikkati çekti. Yalova Makine İhtisas OSB yetkilileri, her projede hissedilen emeğin ve vizyonun altını çizerek, "Bu ülkenin geleceği çocuklarımızın ve gençlerimizin hayallerinde ve üretme azminde saklı" dedi. Yetkiler, OSB olarak yalnızca üretimi değil, üretilen bilginin ve fikrin korunmasını da desteklemeye devam edeceklerini vurgulayarak yaklaşan 26 Nisan Dünya Fikri Mülkiyet Hakları Günü kapsamında fikri mülkiyet bilincinin güçlendirilmesi gerektiğine de vurgu yaptı. Yetkililer, gençlerin ise sadece fikir üretmekle kalmayıp bunu somut projelere dönüştürerek Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığı açısından kritik bir adım atmış olduğunu vurguladı.. Milli Teknoloji Hamlesi’ne katkı sunma hedefiyle çalışmalarını sürdüren bölge yönetimi, gençlerin yolculuğunda sadece bir destekçi değil, aynı zamanda bir yol arkadaşı olmaya devam edeceklerini ifade ederek "Hayal kuran, üreten ve cesaret eden tüm gençler için kapımız her zaman açık" diyen yetkililer, tüm çocuk ve gençleri üretmeye, geliştirmeye ve kendilerini göstermeye davet etti.
Muğla Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ebeler unutulmadı Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, "Ebeler Haftası" dolayısıyla bir kutlama programı düzenlendi. Hastane yönetimi, doğum ünitesi ve kadın doğum servisinde görev yapan ebeleri çalışma alanlarında ziyaret ederek günlerini kutladı. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetim ekibi, Ebeler Haftası kapsamında hastane bünyesinde görev yapan ebelerle bir araya geldi. Doğum ünitesi ve kadın doğum servislerine gerçekleştirilen ziyaretlerde, ebelerin sağlık sistemindeki kritik rolüne vurgu yapıldı. Programda bir konuşma gerçekleştiren Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Emine Gönül Korkmaz, ebelik mesleğinin kutsallığına değinerek "Ebelik, hayatın başlangıcına tanıklık edilen, sevgi, sabır ve özveri gerektiren çok kıymetli bir meslektir. Ebelerimiz, anne ve bebek sağlığının korunmasında üstlendikleri önemli sorumluluklarla sağlık sistemimizin vazgeçilmez yapı taşlarından biridir. Gösterdikleri fedakârlık ve üstün gayretlerinden dolayı tüm ebelerimize teşekkür ediyor, Ebeler Haftası’nı en içten dileklerimle kutluyorum" dedi. Etkinlik kapsamında görev başındaki ebelere çeşitli ikramlar sunulurken, samimi bir ortamda geçen ziyaretler günün anısına çekilen hatıra fotoğraflarıyla son buldu. Hastane yönetimi, özverili çalışmalarıyla sağlık hizmetlerine değer katan tüm ebelere teşekkürlerini ileterek, meslek hayatlarında başarılar diledi.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Hidrodiseksiyon ile ağrıya değil nedene müdahale ediyoruz" Kas-iskelet sistemi ağrıları, sinir sıkışmaları, boyun ve bel kaynaklı şikayetlerin toplumda oldukça yaygın görüldüğünü belirten Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda ameliyatsız tedavi seçenekleri arasında öne çıkan hidrodiseksiyon yönteminin, ağrıyı baskılamaktan çok sorunun kaynağına yönelik bir yaklaşım sunduğunu söyledi. Hidrodiseksiyon tedavisinin ultrasonografi eşliğinde uygulandığını ifade eden Prof. Dr. Koca, "Bu yöntemde amaç; sinir, fasya ve yumuşak dokular arasında gelişen yapışıklıkları açmak, sıkışan dokuları serbestleştirmek ve bölgedeki hareket kabiliyetini yeniden kazandırmaktır" dedi. "Ağrıyı değil, nedeni tedavi etmeyi hedefliyoruz" Birçok hastada yalnızca geçici rahatlama sağlayan yöntemler yerine, problemin kaynağına yönelmenin önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. İrfan Koca, hidrodiseksiyon yönteminin özellikle kronik ağrılarda neden odaklı modern tedavi seçeneklerinden biri haline geldiğini kaydetti. Hangi hastalıklarda kullanılıyor Hidrodiseksiyon tedavisinin uzman değerlendirmesi sonrası uygun hastalarda uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, "Karpal tünel sendromu ve diğer sinir sıkışmaları, boyun ve bel fıtığına bağlı yayılan ağrılar, siyatik sinir irritasyonu, omuz ağrıları ve hareket kısıtlılıkları, tenisçi dirseği, topuk ağrısı ve tendon sorunları, kas spazmları, miyofasiyal ağrı sendromu, ameliyat sonrası gelişen yumuşak doku yapışıklıkları, ilaç, egzersiz ve fizik tedaviye rağmen devam eden kas-iskelet sistemi ağrıları" dedi. "Kortizonsuz uygulanabilmesi önemli avantaj" Birçok vakada işlemin kortizon kullanılmadan yapılabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. İrfan Koca, "Özellikle diyabet hastaları, kortizon kullanmak istemeyen bireyler ve tekrarlayan enjeksiyonlardan kaçınmak isteyen hastalar açısından bu önemli bir avantajdır" ifadelerini kullandı. "Aynı gün günlük yaşama dönüş mümkün" İşlemin poliklinik şartlarında ve kısa sürede uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, genel anestezi gerektirmeyen yöntemde hastaların çoğu zaman aynı gün günlük yaşamlarına dönebildiğini söyledi. "Kişiye özel planlama ile etkili sonuçlar alınabiliyor" Tedavi öncesinde detaylı muayene ve değerlendirme yapıldığını belirten Prof. Dr. İrfan Koca, "Her hastanın ağrı nedeni farklıdır. Bu nedenle uygun hastalarda kişiye özel planlama ile oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir" dedi.