SAĞLIK - 24 Nisan 2026 Cuma 10:14

Taşikardiyi yıllarca yorgunluk sandı, ablasyon tedavisiyle iyileşti

A
A
A
Taşikardiyi yıllarca yorgunluk sandı, ablasyon tedavisiyle iyileşti

Emekli öğretmen Dilek Işık, yıllarca yorgunluk sanarak ihmal ettiği şiddetli kalp çarpıntılarının aslında SVT (Supraventriküler Taşikardi) olduğunu 50’li yaşlarında teşhis aldığında öğrendi. Nabzı dakikada 224’e kadar çıkan Dilek Işık, geçirdiği son atak sonrası kendisini Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay’a emanet etti. Işık, başarılı bir ablasyon işlemi ile sağlığına yeniden kavuştu.


Yıllarca süren nefes darlığı, halsizlik ve kalbin adeta tüm vücutta attığını hissettiren yoğun çarpıntılar yaşayan 56 yaşındaki emekli öğretmen Dilek Işık, bu belirtileri günlük hayatın ve çiftlik işlerinin getirdiği doğal bir yorgunluktan ibaret sanıyordu. Ancak bir gün aniden gelen ve nabzını 224’e fırlatan o atak, hayatının dönüm noktası oldu. 50’li yaşlarında kalpteki fazla sinir liflerinden kaynaklanan bir ritim bozukluğu olan SVT (Supraventriküler Taşikardi) tanısı alan Dilek Işık, yaptığı araştırmalar sonucu tedavi sürecini Medicana International İzmir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay’a emanet etti. Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay’ın gözetiminde 4 yıl süresince ilaç tedavisi alan Dilek Işık, son olarak yaşadığı şiddetli atak üzerine yıllardır korkarak ertelediği ablasyon işlemine onay verdi. Kalpteki ritim bozukluğuna neden olan odağın ısı enerjisiyle ortadan kaldırıldığı ablasyon yöntemiyle sağlığına kavuşan Dilek Işık, yıllardır bir deprem gibi hayatını sarsan ataklardan kesisiz yöntemle kurtuldu.



Yorgunluktur geçer diyordum


SVT hastalığına ilişkin yaşadıklarını paylaşan Dilek Işık, "Geriye dönüp baktığımda tanı almadan önce yaşadığım olayların da SVT olduğunu fark ettim. Nefes alamama, şiddetli kalp çarpıntısı Kalbimin ayak parmağımda attığını hissettiğim zamanlar oldu. Ama ben bunları ‘hep yorgunluktur geçer’ diye yorumluyordum. Normalde emekli öğretmenim ama aynı zamanda çiftlikte çalışıyorum. Her akşam yattığımda gün içinde kalp çarpıntılarını yoğun hissettiğimde hep yorgunluğa bağladım. Ta ki 3-4 yıl kadar önce çok güçlü bir atak yaşadım. Tesadüfen de hastaneye yakın bir yerdeydim. Hastaneye ulaşıp muayene edildiğimde kalp atış hızımın 224’e çıktığı görüldü. Kalbim bu hızda dakikalarca atıyordu. İlaç vererek sakinleştirdiler ve orada tanı aldım. Aldığım tanı sonrası hekim arayışına girdim ve Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay’ı buldum. Yıllardır onun takibi altındayım. Bu süreçte küçük ataklar vardı ama iki hafta önce yeniden büyük bir atak yaşadım. Tesadüf bu ya o gün de Medicana’da kontrolüm vardı ve bir şekilde acile yetişebildim. Kalbim bir saat boyunca 200’ün üzerinde atıyordu. Bunun üzerine ablasyon uygulamasına karar verdik" diye konuştu.



Operasyon sonrası ilk yaptığım uçak bileti almak oldu


Ablasyon işlemi sonrasında kalp atış hızının 50’lere indiğini aktaran Dilek Işık, hastalık sürecinde yaşadığı sorunları aktardı. Dilek Işık, "Ben 4 yıl önce aslında ablasyon olmak istedim ama korktum. Bir aksilik olursa diye. Bunları düşününce böyle yaşarım gibi geldi. Ataklar deprem gibi geçiririm diye düşündüm. Korkudan erteledim. Ama korkacağım bir şey olmadığını yaşayınca gördüm. Bilseydim 4 yıl önce bu işlemi olurdum. Bu hastalıkta en rahatsız edici şey nefes alamamak, atak yaşamak sonrasında bitkin de bırakıyor. Umarım bundan sonra yaşamam" diye konuştu. Hastalık nedeniyle ertelediği hayallerini artık gerçekleştirebilmenin sevincini aktaran Dilek Işık, "Benim hayalim çiftçi olmak, çiftliğim var. Bu tanıyı aldıktan sonra işlerimi yavaşlatmak zorunda kaldım. Bizzat kendim çalışamadım başında bir yere giderken tedirgin gidiyorsunuz. Eşim hiçbir yere tek başıma göndermemeye başladı. Şimdi de bilet aldık, yurt dışına tatile gideceğiz. Artık daha özgür bir yaşamım olacağını umuyorum. Yeni bir başlangıç olarak görüyorum" sözlerini kaydetti.



Tekrarlayan ataklar kalp yetmezliğine neden olabilir


Dilek Işık’ın geçirdiği supraventriküler taşikardi (SVT) hastalığına ilişkin bilgi veren Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, "SVT toplumda kalp damar hastalığı kadar bilinmeyen, çok fazla tanısı olmayan bir hastalık. Bu hastalıkta özelikle kalbin aniden 60-70 hızdan 200’lü hızlara kadar yükselmesi, kişinin bayılmasına, bu nedenle bir beyin kanaması geçirmesine, kişinin kalp spazmı geçirmesine, tekrarlayan ataklarda kalp yetmezliği geçirmesine neden olan bir durum oluşturabiliyor. Kitaplarda yılda 3-4 atak denir ama ilk atakta bile kalp spazmını tetikler nitelikteyse ablasyon önerilmelidir. Ablasyon ‘yok etme’ demek. Ablasyon işleminde kalpte fazladan bulunan sinir lifine müdahale ediliyor. Çok incelikli bir işlem çünkü olması gereken sinir lifini nakış işler gibi ısı verip ortadan kaldırmak gerekiyor. Sonrasında testleri tekrarlıyoruz. İşlemi itibariyle anjiyografi ile karıştırılıyor. Kasık bölgesinden giriyoruz, kasıkta ana toplardamarı kullanıyoruz. Anjiyo gibi bilekten yapılamıyor. İşlem sırasında hastanın bilinci açık olabiliyor. İşlem sonrasında da hastayı tercihen bir gece yatırmakta fayda var. Kesisi yok. Hasta işlem sonrası günlük rutinine devam edebilir. Sonrasında ilaçsız olarak gözlemliyoruz" açıklamasını yaptı. SVT’nin panik atak gibi hastalıklarla karıştırılabildiğini ve de çoğu hastanın tanı konulmadan yaşadığını belirten Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, özellikle hastalığın panik atakla farkına dikkat çekti. Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, "SVT’nin panik ataktan farklı hiçbir neden olmadan başlar. Doğal akışta her şey çok yolundayken de başlayabilir. Panik atak genelde yarım saat içinde sonlanır. Ama SVT’lerde atağın ne kadar süreceğini ve acile gitmeden ilaç almadan sonlanamayacağını bilmek gerekiyor. Bu farkındalığı oluşturup acile başvurulması en doğrusu. Panik ataklarda tansiyon yükselir ama SVT’de tansiyon düşebilir" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Giresun CHP’li Görele eski Belediye Başkanı Hasbi Dede’nin taciz davasında duruşma 30 Nisan’a ertelendi Giresun’un Görele ilçesinde "çocuğa karşı cinsel taciz" suçlamasıyla yargılanan CHP’li eski Belediye Başkanı Hasbi Dede’nin davasının ikinci duruşması görülürken, mahkeme duruşmayı 30 Nisan tarihine erteledi. Görele Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame kapsamında, sanık Hasbi Dede hakkında 9 aydan 4 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediliyor. Görele 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci duruşmasına, tutuksuz yargılanan sanık Hasbi Dede katılmazken, taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmaya cinsel tacize uğradığını beyan eden ve şüpheli bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Tuana Elif Gülüşan Torun’un avukatlarının yanı sıra Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı da müdahil olarak katıldı. Dosyada yer alan 8 tanığın tamamı duruşmada yeniden dinlendi. Mahkeme heyeti, sanık hakkında uygulanan yurt dışına çıkış yasağı ve haftada iki gün kolluk biriminde imza atma yükümlülüğünü içeren adli kontrol tedbirlerinin devamına karar vererek duruşmayı 30 Nisan’a erteledi. Ayrıca savcılığa mütalaasını hazırlaması için süre verildi. Duruşma sonrası adliye önünde açıklama yapan mağdur aile avukatı Sena Nur Sarıal, ikinci duruşmanın tamamlandığını belirterek "Dosyada bulunan 8 tanığın tamamı dinlendi. Bu aşamada duruşma 30 Nisan’a bırakıldı. Savcılığa mütalaada bulunması için süre verildi. Sanık hakkındaki adli kontrol tedbirleri de devam ediyor" dedi. Öte yandan cinsel tacize uğradığını beyan eden ve şüpheli bir trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Tuana Elif Gülüşan Torun’un arkadaşları ve yakınları genç kızın fotoğrafı ile adliye dışında beklediği gözlendi.
Denizli Denizli Büyükşehir’de sanat dolu bir hafta Denizli Büyükşehir Belediyesi, Nisan ayının son haftasında şehri notalarla buluşturmaya hazırlanıyor. Sanat Güneşi Zeki Müren’in şarkılarıyla anılacağı konserin yanı sıra ‘Çello ve Piyano Resitali’ ile ‘Tangodan Anadolu’ya Ezgilerin Yolculuğu’ konseri, sanatseverlere unutulmaz bir hafta yaşatacak. ‘Sanat Şehri Denizli’ vizyonu doğrultusunda hazırlanan etkinlik takvimi, Türk Sanat Müziği’nin unutulmaz eserlerinden uluslararası klasik müzik performanslarına, tutkulu tangolardan kadim Anadolu ezgilerine kadar uzanan geniş bir repertuvarı sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Denizli Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Kültür Merkezi’nin ev sahipliği yapacağı etkinliklerde, şehrin kültürel dokusu performanslarla yeniden hayat bulacak. Sanat Güneşi Zeki Müren şarkılarıyla anılacak Sanat yolculuğu, 27 Nisan Pazartesi akşamı saat 20.30’da Özay Gönlüm Salonu’nda gerçekleştirilecek olan anlamlı bir konserle başlayacak. Denizli Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı Türk Sanat Müziği Korosu, Şef Ahmet Nuri Çağdaş yönetiminde "Sanat Güneşi" Zeki Müren’in dillerden düşmeyen şarkılarını seslendirerek dinleyicileri nostaljik bir yolculuğa çıkaracak. Usta sanatçı vefatının 30. yılında unutulmayan eserleriyle anılacak. Çello ve piyanonun zarif buluşması Haftanın ikinci etkinliğinde, 29 Nisan Çarşamba günü saat 20.30’da Mehmet Gazi Salonu’nda iki usta isim sahne alacak. Çelloda Burak Özkan ve piyanoda Bernardo Santos’un yer alacağı "Çello & Piyano Resitali", klasik müziğin zarif tınılarını Denizli halkıyla buluştururken sanatın evrensel dilini notalarla konuşacak. Tangodan Anadolu’ya müzikal bir yolculuk Denizli Büyükşehir Belediyesi Oda Orkestrası’nın sahne alacağı "Tangodan Anadolu’ya Ezgilerin Yolculuğu" konseri ise 30 Nisan Perşembe akşamı saat 20.30’da Özay Gönlüm Salonu’nda düzenlenecek. Farklı kültürlerin müzikal miraslarını harmanlayacak olan bu özel gecede, dünya müziğinin seçkin örnekleri ile Anadolu’nun kalbinden süzülen ezgiler aynı sahnede birleşecek. Şehrin sanat dokusuna renk katacak bu etkinliklere tüm Denizlililer davet edildi. Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek konserlere katılmak isteyenler, e-biletlerini https://ebilet.denizli.bel.tr/ adresi üzerinden online olarak temin edebilecek.
Ankara Bakan Göktaş: "Gençlerimizin geleceklerini sağlam adımlarla inşa etmelerini destekleyen bir anlayışla çalışıyoruz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bakanlık olarak gençlerimizin aileleriyle bağlarını kuvvetlendiren ve geleceklerini daha sağlam adımlarla inşa etmelerini destekleyen bir anlayışla çalışıyoruz" dedi. Türk Kızılay tarafından Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi Konferans Salonu’nda ‘Genç Kızılay Akademi Gençlik ve Aile Araştırma Zirvesi’ gerçekleştirildi. Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz da katıldı. Burada konuşan Bakan Göktaş, Genç Kızılay’ın bu zirveyle gençlerin aileye, topluma ve geleceğe dair sözünü, sorumluluğunu ve çözüm üretme gücünü görünür kılan bir çalışmaya imza attığını aktardı. Göktaş, gençlerin aileye değil, yüzeysel ilişkilere uzak olduğunu söyleyerek, "Sağlam aile, sadece aynı evde yaşamakla kalmaz. Birbirini samimiyetle anlamakla kurulur. Araştırma gösteriyor ki gençlerimiz, aile içinde adil sorumluluk paylaşımını önemsiyor. Bu bize, yeni dönemin aile tarifini de veriyor. Gençler sevginin yanında emek istiyor. Hayal kurarken yükün tek kişiye bırakılmadığı bir hayat istiyor. Yine aynı araştırma, gençlerin önemli bir kısmının çocuk sahibi olma konusuna sorumluluklar ve kariyer planları çerçevesinde dikkatle ve bilinçle yaklaştığını ortaya koyuyor" şeklinde konuştu. "Gençlerimizin geleceklerini daha sağlam adımlarla inşa etmelerini destekleyen bir anlayışla çalışıyoruz" Bakanlık olarak gençlerin aileleriyle bağlarını kuvvetlendirecek adımlar attıklarını belirten Göktaş, "Bizlere düşen görev, gençlerimizin hayal ettiği aile hayatını mümkün kılacak; güveni, dayanışmayı ve ortak sorumluluk bilincini güçlendirecek bir iklim oluşturmaktır. Bakanlık olarak gençlerimizin aileleriyle bağlarını kuvvetlendiren ve geleceklerini daha sağlam adımlarla inşa etmelerini destekleyen bir anlayışla çalışıyoruz. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planımız bizlere gençlerimizin hayat kurma süreçlerini kolaylaştıran ve aile yapısının temellerini güçlendiren kapsamlı bir çerçeve sunuyor. Aile odaklı politikalarımızı gençlerimizin ihtiyaçlarını gözeterek sürdürüyoruz. ‘Aile ve Gençlik Fonu’, bu anlayışın somut yansımalarından biridir" diye konuştu. "Sosyal ağ sağlayıcıları ve oyun platformlarına belirli yükümlülükler getirdik" Genç ve dinamik nüfus yapısını korumak için büyük bir hassasiyetle çalıştıklarına da değinen Bakan Göktaş, sözlerine şöyle devam etti: "Biz biliyoruz ki, ülkemizin geleceğine yön verecek en büyük güç; inanan, üreten, sorumluluk alan ve hayalini memleketinin geleceğiyle birlikte kuran gençlerimizdir. Nitekim Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında Nüfus Politikaları Kurulu ile genç ve dinamik nüfus yapımızı koruyacak çalışmaları güçlü bir koordinasyonla yürütüyoruz. Aynı şekilde dijital çağın getirdiği yeni riskler karşısında da ailelerimizi ve gençlerimizi koruyan, güvenli, bilinçli ve sağlıklı bir dijital hayatı önceleyen politikaları hayata geçiriyoruz. İki gün önce TBMM’mizde kabul edilen kanun teklimizle, bu kararlılığımız somut bir adıma dönüştü. Yeni düzenlemeyle 15 yaş altı çocuklarımıza daha güvenli dijital alanlar sunmak amacıyla sosyal ağ sağlayıcıları ve oyun platformlarına belirli yükümlülükler getirdik. Bu düzenleme, uzun soluklu hazırlanan titiz bir çalışmanın ve kurumlarımız arasında sağlanan yakın iş birliğinin bir sonucudur. 2026-2035 dönemini kapsayan ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ ile birlikte aile değerlerimizi yaşatacak politikalarla tarihi bir seferberlik ruhunu hakim kılacağımıza inanıyorum." Türk Kızılay Başkanı Yılmaz ise, amaçlarının dirençli bir toplumun inşası için çalışmak olduğunu ifade etti. Yılmaz, Türk Kızılay olarak yardıma muhtaç herkese yardım götürdüklerini dile getirerek, aşevleri sayısını artırmayı hedeflediklerini anlattı. Yılmaz, "Aile dediğimiz zaman büyükler çokça şeyler söylüyor size. Biz Kızılay olarak istedik ki bunu kendi aranızda konuşun, kendiniz değerlendirin. Kaygılarınızı, sorunlarınızı da kendiniz konuşun. Çözüm önerilerini de kendiniz getirin. Bu sizler için en doğrusu olacaktır. 127 bin kişinin bir araya geldiği, farklı konularda konuştuğu ve akademik çalışmaların yapıldığı, sonrasında da bize bu kadar güzel önerilerle geldiğiniz bu programı biz çok başarılı bulduk" dedi.