SAĞLIK - 04 Ağustos 2025 Pazartesi 11:25

Tekerlekli sandalye ile geldi, annesinin elinden tutup çıktı

A
A
A
Tekerlekli sandalye ile geldi, annesinin elinden tutup çıktı

Serebral palsi (SP) hastası Hasan Emrem, annesi ve doktorlarının çabalarını boşa çıkarmadı. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümünden Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur’dan aldığı iki yıllık tedavi sayesinde bugün rahatça yürüyebiliyor ve kendi ihtiyaçlarının bir kısmını karşılayabiliyor. Hasan Emrem’in annesi Canan Emrem, tedavi sürecinin sonunda oğlundaki ilerlemeye dikkat çekerek, "Bu kadar yol almışken yarıda bırakmayacağım. Hasan tamamen yürüyene kadar devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.


Henüz 6 aylıkken oğlu Hasan Emrem’deki gelişim geriliğini fark eden Canan Erdem, oğluna serebral palsi (SP) teşhisi konulduğu günden beri mücadele veriyor. Beynin; hareket, duruş ve dengeyi sağlayan kısmının hasar alması ya da gelişmemesi durumunda ortaya çıkan SP hastalığı nedeniyle yıllardır oğluna fizik tedavi aldıran Canan Emrem, sonunda oğlunun yürüdüğünü gördü. Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur’dan 2 yıldır fizik tedavi alan 7 yaşındaki Hasan Emrem, bugün annesinin elinden tutarak yürüyebiliyor. Hastaneye tekerlekli sandalyeyle gelen, hiçbir ihtiyacını tek başına karşılayamayan Hasan Emrem’in bugün geldiği noktadan çok mutlu olduğunu belirten annesi Canan Emrem, "Biz buraya geldiğimizde Hasan elimden tutup yürüyemiyordu, emekleyemiyordu. Şu anda emekliyor, yürüyor hatta koşturuyor. Sadece tek elle elimden tutup yürüyebiliyor. Bağımsız bir şekilde ayağa kalkıp 20 adım atabiliyor. Çok güzel ilerledik" sözlerini kaydetti.



"Buradan iyi sonuç bekleyerek geldim"


Hasan Emrem’in 2 yaşından beri fizik tedavi ve rehabilitasyon aldığını dile getiren Canan Emrem, oğlunun geldiği aşamadan memnun olduğunu ancak bu sürecin kolay olmadığını dile getirdi. Çevresinin tavsiyesi üzerine Medicana’yı tercih ettiklerini aktaran Canan Emrem, "Çok zorlandım, çok yoruldum. Evladımla sürekli dışarıdayım, fizik tedaviye gelmediğimiz zaman dışarıda aktif bir şekilde hareket etmesi için uğraşıyorum. Haftada 3 gün fizik tedaviye geliyoruz. Burada bir saat fizik tedavi alıyor. Dışarıda da yürüyüş yapıyoruz, yüzmeye gidiyoruz. Özel eğitimde de bir saat fizik tedavi veriliyor. Yüzme haftada bir gün. Neredeyse her gün fizik tedaviyi destekleyecek bir şey yapıyoruz" diye konuştu.



"Tek başına yürüyene kadar pes etmek yok"


Hasan Emrem’in 6 aylıkken kaslarını kontrol edememesinden kaynaklı bir sorun olduğunu fark ettiğini ve yapılan tetkikler sonucu evladına serebral palsi tanısı konulduğunu aktaran Canan Emrem, "Buraya geldikten sonra Hasan’da yürümenin dışında da ilerlemeler oldu. Örneğin artık kendisi yemeğini yiyebiliyor, saçını tarayabiliyor. Kendi ihtiyaçlarını karşılamaya başladı. 11 yaşındaki kızıma da yetişmeye çalışıyorum. Bazen onu ihmal ediyor olabileceğimin vicdan azabını yaşıyorum. Ancak neyse ki çok olgun bir çocuk. Kardeşinin yürümesini o da çok istiyor. Hasan tamamen yürüyene kadar devam edeceğiz. Bu kadar yol almışken yarıda bırakmak istemiyorum. Bu zamana kadar pes etmedik, şimdi hiçbir şekilde pes etmek yok" mesajını verdi.



Şendur: "Aile ve hekim iş birliği hayati önem taşıyor"


Fizik tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinde hasta için aile ve hekim işbirliğinin önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hasan ilk geldiğinde destekle yürüyebiliyordu, kendi başına yiyemiyordu, tuvaletini tutamıyordu. Diz ayak ve kalçalarında kas gücü kaybı, denge koordinasyonu son derece zayıftı. Destek ve cihazla yürüyordu. Şu anda denge ve koordinasyonu daha iyi; yürümesinde gelişme var. Hafif bir destekle, annesinin elini tutarak yürüyebiliyor. Hasan geldiği günden daha iyi bir durumda. Ancak hayatının her döneminde fizik tedavi alanında gelişiminin desteklenmesi için yapılabilecek şeyler var. İleride belki bir cihazlama ya da cerrahi işlem gerekebilir. Özellikle düzelmeyen bazı bacak ve kol problemlerinde düzeltmeler de yapılabiliyor. Ama asıl amaç, mümkün olduğu kadar yaşamını sürdüreceği konuma getirmeye çalışmaktır. O nedenle biraz daha kendi çabasıyla yürümesini istiyoruz" ifadelerini kullandı.



Adım adım ilerlediler


Fizik tedavi ve rehabilitasyon sürecinin görüldüğü kadar basit olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, "Emek isteyen bir süreç. Rehabilitasyon süreci ilmek ilmek ilerler. Ailenin katılımı olmadan hiçbir şey yapamayız. Hastanın ailesi çok önemli. Rehabilitasyon dışında bir de ev programları veriyoruz. Hastaya ve hasta sahibine ödev veriyoruz. Onları iyi yapanlar da sonuca ulaşıyor" dedi. Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur ayrıca, Hasan’daki anormalliği oldukça erken bir dönemde fark eden anne Canan Emrem’i de takdir etti.



Tekerlekli sandalye ile geldi, annesinin elinden tutup çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde yer alması önemli gündemlerimizden biri" Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanlığı tarafından düzenlenen programa katıldı. Programda konuşan Eroğlu, hekimliği mesleğinin önemine dikkat çekerek, veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde hak ettiği yeri alması gerektiğini dile getirdi. "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması en önemli gündemlerimizdendir" Tüm veteriner hekimlerin Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutladığını dile getiren Eroğlu, Merkez Konseyi ve 72 il ve bölge odasıyla çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, "Attığımız her adımı meslektaşlarımızla istişare ederek atıyoruz. Çünkü bir işe başlarken adını doğru koyarsanız doğru sonuçlara ulaşırsınız. Çalışmalarımızda Tarım ve Orman Bakanlığımız ile sürekli iş birliği içerisindeyiz. Bakanımız İbrahim Yumaklı başta olmak üzere tüm bürokratlara teşekkür ediyorum. Özellikle 41. madde ile ilgili uzun süredir devam eden bir sorunun çözüm aşamasına gelmiş olması bizim için önemlidir. 3 yıldır büyük sorun haline gelmişti. Meslek örgütleri ile kamu birlikte çalıştığında ortaya çıkan mevzuat daha sağlıklı ve isabetli olur. Bu nedenle iş birliği büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır. Bu sağlandığında özlük hakları, maaşlar, fiili hizmet gibi birçok sorun çözüme kavuşacaktır. Sorunlarımızı ancak birlik ve beraberlik içinde çözebiliriz. Bilgiye dayanmayan açıklamalar bilgi kirliliği oluşturur. Bu nedenle meslektaşlarımızın konulara hakim olarak görüş bildirmesi büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre sağlık hizmetleri sınıfında yer almaktadır. Ancak bu durum tek başına yeterli değildir. Hakların tam anlamıyla elde edilebilmesi için ilgili diğer yasal düzenlemelerin de yapılması gerekmektedir. Hazırladığımız kanun teklifleri arasında veteriner hekimlerin tanımının güncellenmesi ve mesleğin kapsamının genişletilmesi de bulunmaktadır" dedi. "Tek sağlık yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekiyor" Veteriner hekimlerin sahipsiz hayvanlar sorununda aktif rol oynaması gerektiğini kaydeden Eroğlu, "Bu alanda belediyelerde yeterli sayıda veteriner hekim istihdam edilmesi gerekmektedir. Türkiye genelinde en az 4 bin veteriner hekimin bu alanda görevlendirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Eğitim konusu da mesleğimizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Veteriner fakültelerinin niteliği artırılmalı, eğitim güçlendirilmelidir. Mezun olan veteriner hekimlerin yeterli donanıma sahip olması sağlanmalıdır. Veteriner hekimlik çevre, hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden tek meslek grubudur. Bu nedenle stratejik bir meslektir. Sağlıklı hayvan, sağlıklı gıda ve sağlıklı insan demektir. Kovid-19 süreci de veteriner hekimliğin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Zoonotik hastalıkların büyük bir kısmı hayvan kaynaklıdır ve bu hastalıklarla mücadelede veteriner hekimler kritik rol oynamaktadır. Bu nedenle ‘tek sağlık’ yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak bu konuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve ilgili kurumlara sunduğumuz raporlarla bu yapının oluşturulmasını talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Bekir Yücel Tanrıkulu da veteriner hekimlerin hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından temel bir rol üstlendiğini söyledi. Meslek mensuplarının bilgi ve deneyimlerinin daha fazla görünür olması gerektiğini belirten Tanrıkulu, özellikle son dönemde hayvancılık konusunda farklı kesimlerin öne çıktığını, ancak meslek uzmanlarının daha aktif ve görünür olması gerektiğini kaydetti. Tanrıkulu, mesleğin temsil gücünün artırılmasının önemli olduğunu ifade ederek, yürütülen mevzuat çalışmalarının kısa sürede sonuçlanmasını temenni etti. Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Kılıç da, Kastamonu’da yaklaşık 280 bin büyükbaş ve 80 bine yakın küçükbaş hayvan varlığı bulunduğunu belirterek, hayvan sağlığının korunması ve buzağı ölümlerinin azaltılması için kurumlar arası iş birliğinin önemli olduğunu dile getirdi. Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise veteriner hekimlerin zorlu şartlarda görev yaptığını, çoğu zaman bu durumun bilinmediğini söyledi. "Veteriner hekimlerine destek veren bir ülke, hayvan sağlığına, gıda güvenliğine ve toplum sağlığına sahip çıkmış demektir" diyen Maşalacı, meslekte yaşanan sorunların doğrudan hayvan sağlığı, gıda güvenliği ve toplum sağlığını etkilediğini belirtti. Programa Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Özgür Kaynar, Kastamonu Ziraat Odası Başkanı Mehmet Butur, Kastamonu Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Bayram Pehlivan, oda yönetimi ve veteriner hekimler katıldı.