ÇEVRE - 22 Nisan 2026 Çarşamba 10:37

Temiz körfez için Gediz vurgusu

A
A
A
Temiz körfez için Gediz vurgusu

İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri, Körfez’de görülen deniz marullarının temizlenmesi için çalışmalarını sürdürürken, bilim insanları sorunun kaynağının kıyıda değil Gediz Havzası’nda başladığını vurguladı. Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Gediz’in suyu çok kirli; Körfez’i de kirletiyor" derken, İZDENİZ-İZSU Körfez Ekoloji Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ergün Taşkın, kalıcı çözümün Gediz Havzası’nda aranması gerektiğini ifade etti.


İzmir Körfezi’nde özellikle İnciraltı ve Bostanlı kıyılarında son günlerde gözlenen deniz marulu oluşumuna karşı İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri sahada çalışmalarını sürdürüyor. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ile İZDENİZ ekipleri koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında, kıyılarda biriken deniz marulları düzenli toplanarak hem çevresel etkiler hem de koku oluşumu azaltılıyor. Deniz marulu oluşumunun yalnızca kıyıda görülen yüzeysel bir mesele olmadığına dikkat çeken uzmanlar, Körfez’e taşınan kirliliğin önemli bir bölümünün Gediz Nehri Havzası’ndan geldiğine işaret ederek, Gediz Nehri’nin su kalitesinin iyileştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Saha çalışmalarında ise Mavişehir-Foça arasında 4 milyon metrekareyi aşan alanın deniz marulu ile kaplandığının tespit edildiğine dikkat çekiliyor.



"Gediz Körfez’i kirletiyor"


İZSU ve Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) her ay Gediz Nehri’nden örnekler alarak raporlar hazırlıyor. Çalışmanın bilimsel koordinasyonunu yürüten Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi emekli öğretim üyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Gediz’in Murat Dağı’ndan başlayarak Kütahya, Uşak, Manisa ve İzmir’den geçerek Ege Denizi’ne ulaştığını hatırlatarak, "Bu süreçte oluşan her türlü atık Gediz’e ulaşıyor ve nehir Körfez’e kadar kirlenmiş şekilde geliyor. Gediz Nehri ve yan dereleri Körfez’i kirleten 33 dereden biri. Kirliliğin parametrelerine baktığımızda tarımsal kaynaklı kirlilik var, sanayi kaynaklı kirlilik var, evsel atıklardan kaynaklanan kirlilik var" dedi. Kurucu, nehrin tarihsel yatağına da dikkat çekerek, 1886’da yapılan müdahaleyle akışın değiştiğini, ancak eski yatağın da hâlen aktif olduğunu ve Ağıldere hattı üzerinden iç Körfez’i beslemeye devam ettiğini ifade etti. Emiralem Boğazı’ndan sonra kirlilik yükünün arttığını belirten Kurucu, "Gediz’in suyu çok kirli; Körfez’i de kirletiyor, sulama yapılan topraklarda çoraklaşmaya neden oluyor" dedi. Kurucu, kirliliğin etkisinin geniş bir alanı kapsadığını vurgulayarak, "Çarpan etkisi var. Bunu engellemek için herkes elini taşın altına koymalı" dedi.



Körfez’e taşınan yük: Gediz Havzası


Deniz marulu oluşumunun yalnızca kıyıda görülen yüzeysel bir mesele olmadığına dikkat çeken İZSU-İZDENİZ İzmir Körfez Ekoloji Danışma Kurulu Üyesi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ergün Taşkın, "Gediz Nehri başta olmak üzere Ağıl Deresi ile diğer dereler ve kanallar, Körfez’e en önemli besin ve kirlilik girdilerini taşımaktadır. Tarımsal, evsel ve endüstriyel kaynaklı yükler bu yollarla taşınarak ötrofikasyonu artırmakta ve deniz marulu çoğalmasını tetiklemektedir" diye konuştu.



Koku ve oksijensizlik tehdidi


Deniz marullarının çürüme sürecinin ciddi riskler barındırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Taşkın, "Deniz marulu hızlı büyür ancak kısa ömürlü olup öldüğünde parçalanır ve çürür. Bu süreçte bakteriyel ayrışma gerçekleşir, ortamdaki oksijen tüketilir. Böylece ortamda çamurlaşma başlar ve bunun sonucunda kötü koku oluşur. Bu durum su kalitesinin ciddi şekilde bozulmasına yol açar. Çürüme sırasında oluşan oksijensizlik yani hipoksi deniz canlıları için ciddi bir risktir. Balıklar ve diğer canlılar ortamı terk edebilir ya da ölebilir" diyerek ekosistem üzerindeki baskıya dikkat çekti.



"Gediz temizlenmeden kalıcı çözüm mümkün değil"


İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından yürütülen toplama çalışmalarının önemine değinen Prof. Dr. Ergün Taşkın, "Kıyılarda toplanması faydalı ancak geçici bir çözümdür. Bu uygulama çürümeyi ve kokuyu azaltır, fakat sorunun kaynağını ortadan kaldırmaz. Sorunun çözümüne ilişkin en kritik başlığın Gediz Havzası. Gediz temizlenmeden kalıcı çözüm bulmak mümkün değildir. Şehirsel, endüstriyel, tarımsal, liman gibi Gediz Havzası’ndan gelen kirlilik de kontrol altına alınmadan bu tür aşırı alg çoğalmalarının önüne geçilemez" diye konuştu.



Temiz körfez için Gediz vurgusu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Başkan Seçer: "Mersin’de 400 bin depremzede kardeşçe ağırlandı" Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, deprem sürecinde Mersin’in sergilediği dayanışma örneğine dikkat çekerek, yaklaşık 400 bin depremzedenin kentte kardeşlik içinde ağırlandığını söyledi. Antakya ve Tüm Doğu Rum Ortodoks Patriği 10. Yuhanna Yazıcı ve beraberindeki heyet, Başkan Vahap Seçer’i ziyaret ederek deprem sürecindeki desteklerinden dolayı teşekkür etti. Heyette; Halep Metropoliti Elias Malouli, Lazkiye Metropoliti Alber Athanasios, Patrik Baş Sekreteri Haddo Allati, Tarsus Episkoposu Bayram Orduluoğlu, Mersin Rum Ortodoks Kilisesi Vakıf Başkanı Münir Yazırlıoğlu ile Kilise Pederi İspir Coşkun Teymur da yer aldı. "400 bin depremzede Mersin’de kardeşçe ağırlandı" Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Seçer, deprem sürecinde yaşanan zorluklara dikkat çekerek, yaklaşık 400 bin depremzedenin Mersin’de dayanışma içinde ağırlandığını söyledi. Seçer, kente gelen vatandaşların kimlik, inanç ya da kökenine bakılmaksızın destek gördüğünü vurguladı. Mersin Büyükşehir Belediyesinin hem deprem bölgesinde hem de kente gelen afetzedeler için yoğun bir çalışma yürüttüğünü belirten Seçer, sivil toplum kuruluşları ve farklı inanç gruplarıyla iş birliği içinde önemli bir dayanışma örneği sergilendiğini ifade etti. "Mersin bir kardeşlik kentidir" Mersin’in çok kültürlü yapısının en büyük zenginlik olduğunu belirten Seçer, kentte huzur, barış ve kardeşlik ortamının korunmasının öncelikleri arasında yer aldığını söyledi. Türkiye’nin laik yapısına vurgu yapan Seçer, tüm inanç gruplarının eşit şekilde devlet güvencesi altında olduğunu hatırlattı. 2019’dan bu yana en büyük hedefinin ’Mersin’de huzuru sağlamak’ olduğunu dile getiren Seçer, kentte yaşayan herkesin güven içinde hayatını sürdürdüğünü ve sürdürmeye devam edeceğini kaydetti. "Mersin bizim için çok önemli" Antakya Patriği 10. Yuhanna Yazıcı ise deprem sürecinde gösterilen destek ve dayanışma için Başkan Seçer’e teşekkür etti. Kilisenin de depremzedelere yönelik yoğun bir çaba içerisinde olduğunu belirten Yazıcı, Mersin Büyükşehir Belediyesinin katkılarının çok kıymetli olduğunu ifade etti. Mersin’in kendileri için önemli bir şehir olduğunu dile getiren Yazıcı, kentteki hizmetler ve Hristiyan cemaatine yönelik desteklerin takdirle karşılandığını söyledi.
Rize Bakan Çiftçi: "Bağımlılık yalnızca bireyleri ilgilendiren bir zafiyet değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir" İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Özellikle gençlerimiz arasında hızla yayılan dijital bağımlılık; sosyal medya, oyun ve kontrolsüz internet kullanımı üzerinden zamanın, dikkatin ve hatta kimliğin aşındığı bir zaman dilimindeyiz. Bağımlılık yalnızca bireyleri ilgilendiren bir zafiyet değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir" dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bir dizi ziyaret ve açılışlara katılmak üzere geldiği Rize’de Valiliği ziyareti sonrasında Rize Sahil Camii’nde cuma namazını kıldı. Bakan Çiftçi, ardından Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç ve Rize Valisi İhsan Selim Baydaş ile birlikte Yeşilay Yaşam Kampüsü’nün açılışına katıldı. Açılışta konuşan Çiftçi, bugün artık cebe taşınan, evin içine kadar giren ekranın oluşturduğu bağımlılığa vurgu yaptı. Bakan Çiftçi, "Özellikle gençlerimiz arasında hızla yayılan dijital bağımlılık; sosyal medya, oyun ve kontrolsüz internet kullanımı üzerinden zamanın, dikkatin ve hatta kimliğin aşındığı bir zaman dilimindeyiz. Bağımlılık yalnızca bireyleri ilgilendiren bir zafiyet değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir. Aileyi etkiler, eğitim hayatını sekteye uğratır, suça zemin hazırlar ve nihayetinde toplumun huzurunu tehdit eder. Yeşilay, yüz yılı aşkın köklü geçmişiyle bu mücadelenin en önemli yapı taşlarından bir tanesidir. Önleme, farkındalık ve rehabilitasyon alanlarında yürüttüğü çalışmalarla sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da örnek gösterilen bir model ve çalışmalar ortaya koymaktadır. Yeşilay Danışmanlık Merkezleri, eğitim programları, gençlik faaliyetleri ve bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz kampüsler, bağımlılıkla mücadelede insan odaklı, bütüncül ve sürdürülebilir bir yaklaşımın neticesidir. Yeşilay yalnızca bağımlılıkla mücadele eden bireyleri değil, onların ailelerine de destek vermekte, rehberlik etmektedir. Bugün Rize’de muhterem Cumhurbaşkanımızın memleketinde açılan bu kampüs de işte bu anlayışın bir tezahürüdür. Burada gençlerimiz bilinçlenecek, destek alacak, sosyal ve kültürel faaliyetlerle güçlenecek ve hayata daha sağlam adımlarla hazırlanacaktır inşallah" diye konuştu. Dijital dünyada artan tehditlere karşı siber devriye "İçişleri Bakanlığı olarak bizler de bağımlılıkla mücadeleyi çok boyutlu bir yaklaşımla ele alıyoruz" diyen Bakan Çiftçi, "Bir yandan güvenlik güçlerimizle uyuşturucu üretimi, ticareti ve dağıtımına karşı kesintisiz operasyonlar yürütürken, zehir tacirlerine de göz açtırmıyoruz. Diğer yandan özellikle gençlerimizi hedef alan risklere karşı önleyici çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Emniyet ve jandarma birimlerimiz aracılığıyla okullarımızda, mahallelerimizde ve üniversitelerimizde bilgilendirme faaliyetleri yürütüyor, ailelerimize rehberlik ediyoruz. Dijital dünyada artan tehditlere karşı siber devriyelerimizle çocuklarımızı ve gençlerimizi korumaya yönelik çalışmalarımızı da her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Ayrıca diğer bakanlıklarımız ve sivil toplum kuruluşlarımızla iş birliği içerisinde rehabilitasyon, sosyal uyum ve yeniden topluma kazandırma süreçlerini de destekliyoruz" ifadelerini kullandı. Bakan Çiftçi, dualarla yapılan açılışın ardından Yeşilay Yaşam Kampüsü’nü gezerek, yetkililerden bilgi aldı.
Ağrı Sağlık Bakanlığı’ndan İran’a ikinci etap insani yardım amaçlı tıbbi malzeme gönderildi Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarafından İran’a 6 tır insani yardım amaçlı tıbbi malzeme ve ilaç gönderilmiştir. Van İl Sağlık Müdürlüğü’nde hazırlanan 107 palet yardım malzemesi Ağrı Doğu Bayazıt Gürbulak Sınır Kapısı’na doğru yola çıktı. İran’a gönderilmek üzere 107 palet ilaç ve tıbbi sarf malzemesi hazırlandı 104 palet 361 kalemden oluşan yaklaşık 1,8 milyon tıbbi sarf malzemesi, 2 palet 78 kalemden oluşan yaklaşık 10 bin ilaç, 1 palet 22 kalemden oluşan 385 soğuk zincir ilaç, İran’a gönderilmek üzere Van İl Sağlık Müdürlüğü’nün deposuna nakledildi. Acil müdahale ve cerrahi işlemler için tıbbi sarf malzemeleri tırlara yüklendi İran’a gönderilen yardım kolilerinde enjektörler, cerrahi maskeler, steril eldivenler, oksijen maskeleri ve koruyucu ekipmanlar başta olmak üzere çok sayıda tıbbi sarf malzemesi yer alıyor. Bu malzemeler, acil müdahale ve cerrahi işlemler başta olmak üzere sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi açısından önem taşıyor. Yardım tırlarında temel ilaçlar ve onkoloji ilaçları da bulunuyor İran’a gönderilen tırlarda tıbbi malzemelerin haricinde, antibiyotikler, ağrı kesiciler ve endokrin ilaçları gibi temel ilaçlar yer alırken; soğuk zincir ilaçlar arasında onkoloji ilaçları da bulunuyor. Sağlık Bakanlığı İran’a ilk etapta 3 tır ilaç, tıbbi cihaz ve sarf malzemesi göndermişti Sağlık Bakanlığı İran’a aynı ay içerisinde ikinci kez insani amaçlı tıbbi malzeme gönderdi. İlk etapta 3 tır (60 palet) tıbbi cihaz, ilaç ve sarf malzemesi İran’a gönderilmiş; röntgen, ultrason, ventilatör ve hasta başı monitör gibi kritik ekipmanlar bölgeye ulaştırıldı.