GÜNDEM - 08 Ocak 2025 Çarşamba 11:48

TikTok akımı 10 yaşındaki çocuğu hayattan kopardı, uzmanı uyardı: "Yasal düzenleme kesinlikle gerekl

A
A
A

İzmir’in Bornova ilçesinde TikTok’taki videoyu izleyip kolonyayla kendisini ateşe vererek hayatını kaybeden Mert Yetiştiren’in ölümünün ardından uzman isim ebeveynlere uyarılarda bulundu. Devlet tarafından bir sosyal medya yasası hazırlanmasının gerekli olduğunu vurgulayan Uzman Aile Danışmanı Ferhat Yılmaz, ebeveynlerin de çocukların sosyal medya kullanımlarını kontrol etmeleri gerektiğinin altını çizdi.

17 Aralık’ta Bornova ilçesi Yıldırım Beyazıt Mahallesi’nde 10 yaşındaki Mert Yetiştiren, TikTok’tan gördüğü kolonya deneyini yaptı. Üzerine kolonya döküp ateşe veren çocuk ağır yaralanırken, tedavi gördüğü hastaneye yaşama tutunamadı ve 16 gün sonra hayatını kaybetti. Mert’in ölümünün ardından sosyal medya kontrolü gündeme gelirken, Uzman Aile Danışmanı Ferhat Yılmaz, konuyla ilişkin ailelere uyarılarda bulundu.

TikTok akımı 10 yaşındaki çocuğu hayattan kopardı, uzmanı uyardı:

“Yasal düzenlemeler kesinlikle gerekiyor”

Çocukların sosyal medya kullanımıyla ilgili yasal düzenlemelerin gerekli olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Çocuklar ekranın var olduğu bir dünyaya doğuyorlar. Haliyle de ekranın var olduğu dünyaya doğdukları için temas ettikleri, gördükleri, duydukları şeyler onlar için normalleşmeye başlıyor. Bu normalleşmeye bağlı olarak da haliyle ulaşılabilirlik çok kolaylaşıyor. Ülkemizdeki TÜİK verilerine baktığımızda çocukların yüzde 83’ü internete ulaşabiliyor ve her üç çocuktan bir tanesi yaşını maalesef ki büyük gösteriyor. Yaklaşık her 20 çocuktan 5 tanesi de zorbalığa, siber zorbalığa maruz kalıyor. Dünya ortalaması yaklaşık 2 saatken ülkemize 2 buçuk saate kadar çıkan sosyal medya kullanımları söz konusu. Ülkemizde 13 yaş ve altına sosyal medya kullanımı yasaklanması gündemde ama dünya 16 yaş ve altına yasaklanması gerektiğini söylüyor. Aslında 13 yaş değil daha büyük yaşlara kadar ebeveynlerin kontrolü lazım. En önemli şey bu. Sosyal medyadaki akımlara baktığımızda orada zararlı bir şeyler var. Çocuk zaten bir suç işlediğinde, yani bir oyun oynadığında birine zarar verdiğinde level atlıyor. Yani oyunda, daha doğrusu zarar vererek diğer alana geçmen gerekiyor. Haliyle de bu, gerçek ya da inandırıcı geldiği için çocuğa doğal gelmeye başlıyor ve normalleşebiliyor. Bu gerçeklikten dolayı da kişi bu tür zararları gerçek hayatta da normalleşir hale getiriyor. Bunun için yasal düzenlemeler kesinlikle gerekiyor” dedi.

TikTok akımı 10 yaşındaki çocuğu hayattan kopardı, uzmanı uyardı:

"Ebeveynler de sosyal medyadan uzak duracak"

Çocukların sosyal medyada geçirdiği vakitlerde ailelerin tutumuyla ilgili de önerilerde bulunan Yılmaz, “Ev içerisinde demokrat bir tutum olması gerekiyor. Çocuğa bir kısıtlama uygulandığında ebeveynler de sosyal medyadan uzak duracak. Mesela çocuk sosyal medyayı bırakıp ödev yaparken, ebeveyn de örneğin mailine bakmayacak. Bir de şunu ayırmamız gerekiyor. Şimdi artık okullarda da ekranla ders işlendiği için orada derslerini öğreniyor. Çocuk eğitici anlamda ekranda istediği kadar süre geçirebilir. Bununla ilgili sıkıntımız yok ama oyun anlamında bir kere yaşına uygun oyunlar seçmek lazım. Ayrıca sosyal medya bir susturucu değildir. Çocuk yemek yesin diye eline telefon verilip ekran açılıyor. Bundan da ailelerin uzak durması gerekir” açıklamasında bulundu.

Ali İhsan Çiftçi - Sinan Yeniçeri

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Akçaabat Belediyesi bölgede bir ilki gerçekleştirdi Trabzon’un Akçaabat ilçe belediyesi tarafından kurulan Şehir Orkestrası, Akçaabat’ın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, ilk konserini yeni hizmete açılan Akçaabat Kültür Merkezi’nde gerçekleştirerek sanatseverlerle buluştu. Bölgede ilk kez bir belediye bünyesinde kurulan şehir orkestrası, Akçaabat’ın kültür ve sanat hayatına önemli bir değer kattı. Şef Selahattin Dudak yönetimindeki orkestra, geniş repertuvarı ve başarılı performansıyla izleyenlere unutulmaz bir akşam yaşattı. Salonu dolduran sanatseverler eserler boyunca büyük bir ilgiyle programı takip ederken, alkışlar gece boyunca hiç susmadı. Programa önceki dönem AK Parti Trabzon Milletvekili Adnan Günnar, Akçaabat Kaymakamı Yusuf Cankatar, Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, belediye meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşu başkanları ve siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda sanatsever katıldı. Konserin ardından değerlendirmede bulunan Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, bu projenin bölge için önemli bir adım olduğunu vurgulayarak "Akçaabat’ımızın kurtuluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında böylesine anlamlı bir organizasyonu gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Belediyemiz bünyesinde kurulan Şehir Orkestramız, bölgede bir ilk olma özelliği taşıyor. Yeni Kültür Merkezimizle birlikte Akçaabat’ımız artık kültür ve sanat etkinliklerinin güçlü bir merkezi haline gelecek. Bu anlamlı gecede emeği geçen orkestramıza, şefimiz Selahattin Dudak’a ve bizleri yalnız bırakmayan tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyorum" dedi. Akçaabat Belediyesi tarafından hizmete sunulan Akçaabat Kültür Merkezi’nin, ilçede düzenlenecek konser, tiyatro, sergi ve diğer sanat etkinliklerinin yeni adresi olması hedeflenirken, Şehir Orkestrası’nın ilk konseriyle başlayan programların önümüzdeki süreçte de artarak devam edeceği belirtildi.
İzmir İzmir Ekonomi ‘Asya’ birinciliği için yarışacak Sürdürülebilir kalkınma ve iklim değişikliğiyle mücadele alanında geliştirdiği bütüncül yaklaşımla dikkat çeken İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), dünyanın en saygın yükseköğretim değerlendirme platformlarından Times Higher Education’ın (THE) düzenlediği Awards Asia’da finale kaldı. ‘Çevresel liderliğe üstün katkı’ kategorisinde Asya kıtasındaki en iyi 8 üniversite arasında yer alan İEÜ, 22 Nisan tarihinde Hong Kong’da gerçekleştirilecek finalde birincilik için yarışacak. İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu, "Bizim için önemli olan, üniversitelerin iklim krizi karşısındaki sorumluluğunu güçlü biçimde ortaya koymak. İzmir’den yükselen vizyonumuzun, Türkiye ve ötesinde karşılık bulmasını istiyoruz" diye konuştu. THE Awards Asia’nın finalistleri, aylar süren kapsamlı bir değerlendirme sürecinin ardından belirlendi. Asya kıtasındaki yüzlerce üniversitenin iklim eylemi ve sürdürülebilir kalkınma odaklı projeleri ile kurumsal vizyonları detaylı biçimde incelendi. İzmir Ekonomi Üniversitesi, sürdürülebilirliği kurumsal stratejiye entegre eden yaklaşımı ve ölçülebilir etki çıktıları ile fark yaratarak finale kalmaya hak kazandı. Akademik dönüşümün öncüsü İEÜ, Türkiye’de sürdürülebilir enerji alanında açılan ilk yüksek lisans programının kurucusu olarak bu alandaki akademik dönüşümün öncülerinden biri oldu. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı (SKA) müfredatına, araştırma faaliyetlerine ve yönetişim yapısına sistematik biçimde uyarlayan İEÜ, Sürdürülebilirlik Ofisi aracılığıyla bu dönüşümü kurumsal zemine taşıdı. Sürdürülebilir Enerji ve İklim Politikaları Araştırma Merkezi (SENLAB) bünyesinde yürütülen çalışmalar sayesinde İEÜ, çok sayıda Horizon Europe projesinde aktif rol aldı ve Ege Bölgesi’nde karbon ayak izini hesaplayan ilk üniversite oldu. "Üniversiteler, dönüşümü yönlendirmeli" İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu, üniversitelerin sürdürülebilirlik alanında yalnızca bilgi üreten değil, aynı zamanda dönüşümü yönlendiren kurumlar olması gerektiğini belirterek, "Üniversitelerin sürdürülebilirlik için ‘yaşayan laboratuvar’ olarak nasıl konumlanabileceğini somut uygulamalarla ortaya koyduk. Eğitimden araştırmaya, yönetişimden kampüs altyapısına kadar bütüncül bir yaklaşım benimsedik. Finalde yer almak önemli bir teyit; ancak bizim için asıl mesele, geliştirdiğimiz modeli kalıcı ve ölçeklenebilir hale getirmek" diye konuştu. "İzmir’i, pilot şehir konumuna taşıdık" Prof. Dr. Biresselioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sürdürülebilirlik, bizim için bir proje başlığı değil; kurumsal kimliğimizin parçası. Akademik programlarımızdan kampüs uygulamalarına kadar tüm alanlarda entegre bir dönüşüm modeli geliştirdik. İzmir’i, iklim-nötr yaşam pratiklerinin test edildiği bir pilot şehir konumuna taşıdık." Güzelbahçe’de inşa edilen yeni kampüs projesinin de çevre dostu özellikleriyle öne çıktığını söyleyen Prof. Dr. Biresselioğlu, temiz enerji teknolojilerinin kullanılacağı, enerji performansı optimize edilmiş binaların yer alacağı kampüste, yerleşke içi ulaşımın da elektrikli araçlarla sağlanmasının planlandığını ifade etti. Prof. Dr. Biresselioğlu, yeni kampüsün, İEÜ’nün sürdürülebilir yaşam yaklaşımını fiziksel altyapı ile destekleyen bir model olarak tasarlandığını aktardı. İzmir’den ‘küresel’ mesaj Prof. Dr. Biresselioğlu, finale kalarak ‘sürdürülebilir kalkınma’ alanında doğru yönde ilerlediklerini gösterdiklerini belirterek, "Bu başarı, attığımız adımların uluslararası ölçekte görünürlük kazandığını gösteriyor. Ancak bizim için asıl önemli olan, üniversitelerin iklim krizi karşısındaki sorumluluğunu güçlü biçimde ortaya koymak. İzmir’den yükselen bu vizyonun Türkiye ve ötesinde karşılık bulmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.