SAĞLIK - 08 Ocak 2026 Perşembe 11:31

Üç haftayı geçen öksürük veremin habercisi olabilir

A
A
A
Üç haftayı geçen öksürük veremin habercisi olabilir

Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü, Halk Sağlığı Doktoru Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, Veremle Savaş Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada üç haftayı geçen öksürüklerin ciddiye alınması gerektiğinin altını çizdi. Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Verem genetik değil, bulaşıcıdır. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre tüberküloz küresel ölçekte hala ciddi bir halk sağlığı sorunu olup, dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri aktif hastalık gelişmemiş olsa da gizli (latent) verem enfeksiyonu taşımaktadır. Bu nedenle verem hastalığını iyi tanımakta fayda var" mesajını verdi.


Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir halk sağlığı sorunu olan verem (tüberküloz), erken tanı ve düzenli tedavi ile tamamen iyileşebilen bir hastalık olmasına rağmen, geç başvuru ve yanlış bilgiler nedeniyle toplum açısından hala risk oluşturuyor. Veremle Savaş Haftası kapsamında hastalığa yönelik farkındalık çalışmalarının önemini vurgulayan Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü, Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, tüberküloz üzerine detaylı bilgi vererek uyarıda bulundu. Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Tüberküloz; etkeni ‘mycobacterium tuberculosis’ olan ve solunum yoluyla bulaşan bir enfeksiyon hastalığıdır. Bu hastalık genetik değildir; yani aileden kalıtsal olarak geçmez. Ancak tedavi edilmediğinde ciddi ve yaşamı tehdit eden sonuçlara neden olabilir. Hasta kişilerin öksürmesi, hapşırması ya da konuşması sırasında ortaya çıkan damlacıklar aracılığıyla havaya yayılır. Bu damlacıkların solunmasıyla sağlıklı bireyler enfekte olabilir. Burada önemli bir noktanın altını çizmek gerekir: Enfekte olan her kişide hastalık gelişmez. Alınan basiller vücutta uyur halde kalabilir ve bağışıklık sisteminin zayıfladığı bir dönemde hastalığa yol açabilir. Hastalık gelişme riskinin en yüksek olduğu dönem, enfeksiyondan sonraki ilk iki yıldır" dedi.



En riskli grup; hasta ile uzun süre aynı ortamı paylaşanlar


Hastalığın bulaşma açısından en riskli grubun, verem hastalığına yakalanmış biriyle uzun süre aynı ortamı paylaşan kişiler olduğunu dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Bunların başında aile bireyleri ve yakın çalışma arkadaşları gelir. Tüberküloz: kaşık, çatal, bardak; giysi, çarşaf gibi eşyalar aracılığıyla bulaşmaz. Ancak mikrop, güneş görmeyen, havalandırması yetersiz ortamlarda havada uzun süre canlı kalabilir. Güneş ışığındaki ultraviyole ışınlar verem mikrobunu kısa sürede etkisiz hale getirir. Bu nedenle kalabalık, kapalı ve havalandırması yetersiz alanlar bulaşma açısından en riskli ortamlardır" diye konuştu. Öte yandan tüberkülozun en sık, toplumun en üretken yaş grubundaki yetişkinleri etkilediğini aktaran Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Ancak tüm yaş grupları risk altındadır. Vakaların ve ölümlerin yüzde 80’inden fazlası düşük ve orta gelirli ülkelerde görülmektedir. DSÖ’nün 2024 yılı verilerine göre; yeni verem vakalarının yüzde 34’ü Güney Doğu Asya Bölgesi’nde, yüzde 27’si Batı Pasifik Bölgesi’nde yüzde 25’i Afrika Bölgesi’nde görülmüştür. Yeni vakaların yaklaşık yüzde 87’si, Tüberküloz yükünün yüksek olduğu 30 ülkede toplanmıştır. Küresel toplamın üçte ikisi; Hindistan (yüzde 25), Endonezya (yüzde 10), Filipinler (yüzde 6.8), Çin (yüzde 6.5), Pakistan (yüzde 6.3), Nijerya (yüzde 4.8), Demokratik Kongo Cumhuriyeti (yüzde 3.9) ve Bangladeş’te (yüzde 3.6) kaydedilmiştir. İlk beş ülke tek başına küresel yükün yüzde 55’ini oluşturmaktadır" sözlerini kaydetti.



Sadece bir halk sağlığı sorunu değil


Tüberkülozun sadece bir halk sağlığı sorunu olmadığını, aynı zamanda ciddi bir sosyal ve ekonomik yüke neden olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Küresel ölçekte, tüberküloz tedavisi gören kişilerin ve ailelerinin yaklaşık yüzde 50’si, hane gelirinin yüzde 20’sini aşan, felaket düzeyinde maliyetlerle karşı karşıya kalmaktadır. Bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde hastalık riski daha yüksektir. DSÖ’nün 2024 yılı verilerine göre yeni Tüberküloz vakalarının: 0.97 milyonu yetersiz beslenme, 0.93 milyonu diyabet, 0.74 milyonu alkol kullanım bozuklukları, 0.70 milyonu sigara, 0.57 milyonu HIV enfeksiyonu ile ilişkilidir. Hastalık en sık akciğerleri tuttuğu için belirtiler çoğunlukla solunum sistemine aittir. 2-3 haftadan uzun süren, tedaviye yanıt vermeyen öksürük, balgam çıkarma, balgamda kan görülmesi, ateş, gece terlemesi, halsizlik, yorgunluk, kilo kaybı, iştahsızlık, nefes darlığı, göğüs ve sırt ağrısı gibi şikayetler hastalığın belirtileri arasında yer almaktadır. Belirtiler genellikle hafif başlar ve yavaş ilerler. Bu nedenle pek çok hasta doktora geç başvurur. Oysa 2-3 haftadan uzun süren öksürük, mutlaka göğüs hastalıkları polikliniğinde ya da verem savaşı dispanserinde değerlendirilmelidir."


Tüberküloz tanısının nasıl konulduğuna ilişkin de detayları paylaşan Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Tüberküloz tanısı, balgamda verem mikrobunun gösterilmesiyle konur. Hastanın yakınmaları ve akciğer filmi bulguları hastalıktan şüphelenmeyi sağlar. Ancak kesin tanı için mikrobiyolojik inceleme şarttır. Balgam ya da diğer örneklerde mikrobun görülmesi, kültürde basil üremesi tanıyı kesinleştirir" açıklamasını yaptı.



En etkili yöntem doğrudan gözetimli tedavi


Tüberküloz tedavisinde ilaçların düzensiz kullanılmasının mikrobun ilaca dirençli olmasına ve de bu durumun tedavi sürecini 18-24 ay kadar uzamasına neden olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, vereme karşı en etkili tedavinin doğrudan gözetimli tedavi olduğunu söyledi. Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Dünya Sağlık Örgütü, her doz ilacın sağlık çalışanı ya da eğitilmiş bir kişi tarafından içirilmesini önermektedir. Türkiye’de bu uygulama başarıyla sürdürülmektedir" dedi. Türkiye’de tüberküloz ilaçlarının Sağlık Bakanlığı tarafından karşılandığını, Verem Savaşı dispanserleri aracılığıyla bu ilaçların ücretsiz verildiğini ve hastalık takibinin de dispanserler aracılığıyla yapıldığını hatırlatan Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Türk Toraks Derneği’nin açıklamalarına göre; özel diyetler, iklim koşulları ya da istirahat, tedavinin temel unsuru değildir. En önemli faktör; ilaçların doğru, düzenli ve yeterli süre kullanılmasıdır. Tüberkülozdan korunmanın en etkili yolu, bulaştırıcı hastaların erken tanı alıp hızla tedaviye başlamasıdır. Uygun tedavi ile 2-3 haftada bulaştırıcılık büyük ölçüde ortadan kalkar. BCG aşısı, erişkinde hastalığı tamamen önlemez ancak özellikle çocuklarda ölümcül ve ağır formlara karşı koruma sağlar. Türkiye’de BCG aşısı, doğumdan sonra ikinci ayını dolduran bebeklere hayatta bir kez uygulanmaktadır" ifadelerini kullandı.


Tüberküloz hastasıyla temaslı olan kişilerin de mutlaka muayene edilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Buna temaslı muayenesi denir. Risk taşıyan ancak hasta olmayan kişilere genellikle 6 ay süreyle koruyucu tedavi uygulanır. Düzenli kullanıldığında hastalık gelişme riskini yüzde 90’a varan oranda azaltır. Özellikle çocuklar için hayati önemdedir" açıklamasını yaptı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli basınının onur günü Ege Gazeteciler Federasyonunun bu yıl ilk kez hayata geçirdiği Ege’nin En’leri Ödül Töreninde, Denizli’de mesleki yaşamlarında 40 yılı geride bırakan emektar beş gazeteciye ‘Meslek Onur Ödülü’ takdim edildi. Ege Gazeteciler Federasyonu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü etkinlikleri kapsamında Ege illerinde gazetecilik mesleğinde 40 yıl üzerinde görev yapan basın mensuplarına "Meslek Onur Ödülü" verdi. Muğla Valisi İdris Akbıyık, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Denizli Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Ali Marım ve Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan’ın da katıldığı ödül töreni, Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirildi. Tören, Ege Bölgesi’nin farklı kentlerinden gelen kamu yöneticileri, yerel yöneticiler, iş dünyası temsilcileri, sporcular ve deneyimli gazetecileri aynı çatı altında buluşturdu. Farklı alanlardaki başarılı isimlerin onurlandırıldığı Ege’nin En’leri Ödül Töreninde, gazetecilik mesleğini 40 yılın üzerinde sürdüren ve halen aktif olarak görev yapan emektarların yaşadığı mutluluk ‘Meslek Onur Ödülü’ ile taçlandırıldı. Denizli’de meslekte 46. yılına giren Engin Ünal, 45 yıldır basın sektörünün farklı alanlarında çalışan Mesut Güler, DGC eski Başkanı Muhammet Karaçay, Mustafa Kaya ve Cengiz Akhisar ödüllerini protokol üyelerinin elinden aldı. Yaşadığı mutluluğu ifade eden gazeteci Mesut Güler, "Gazetecilik mesleğinde 45 yılı doldurduk. Bu meslekte beni yetiştiren duayen gazeteci ağabeyim Erol Özbal’a çok teşekkür ediyorum. Bu mesleğin yapmadığım bölümü kalmadı. Beni onur ödülüne layık gören Ege Gazeteciler Federasyonu yönetimine çok teşekkür ederim" dedi.