SAĞLIK - 27 Şubat 2026 Cuma 11:06

Yaren’e dayısı, anneye de ağabeyi can oldu

A
A
A
Yaren’e dayısı, anneye de ağabeyi can oldu

İzmir’de böbrek yetmezliği tedavisi gören 12 yaşındaki Yaren Kara, Acıbadem Kent Hastanesi’nde dayısından nakledilen böbrekle sağlığına kavuştu. Küçük kızın annesinin de yıllar önce aynı hastanede diğer ağabeyinden aldığı böbrekle hayata tutunduğu ortaya çıktı.


Yaren Kara (12), dört yıl önce böbrek yetmezliğine yol açan nefronoftizis tanısı alarak zorlu bir tedavi sürecine girdi. Yaşadığı ciddi protein kaybı ve yükselen kreatinin değerleri sonucunda hastalığı son dönem böbrek yetmezliğine evrilen küçük kız için diyaliz veya böbrek nakli seçenekleri değerlendirildi. Hastalığı ilerleyen küçük kıza, dedesinin kan grubu uyuşmazlığı nedeniyle donör olamaması üzerine dayısı Burhan Ayhan (45) gönüllü oldu. Gerekli tetkiklerin ardından Yaren Kara, Acıbadem Kent Hastanesinde Uzm. Dr. Işık Özgü ve Prof. Dr. Ahmet Keskinoğlu’nun yer aldığı bir ekibin gerçekleştirdiği ameliyatla dayısından alınan böbrekle yeni bir hayata adım attı. Yaren’in 2013 yılında dünyaya gelmesinden yıllar önce anne Songül Kara (40) da aynı hastanede diğer ağabeyi Ağıt Ayhan’dan (51) nakledilen böbrekle sağlığına kavuştu.



Başarılı nakil süreci


Hastanın böbrek işlevlerinin iyiye gittiğini belirten Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Keskinoğlu, "Yaren, geçirdiği tubülüs hastalığına bağlı olarak son dönem böbrek yetmezliği aşamasına ulaşmıştı. Bu süreçte öncelikle ciddi boyutta protein kaybı yaşanmış, ardından kreatinin düzeylerinin yükselmesiyle hastalık, son dönem böbrek yetmezliğine evrilmişti. Tedavi aşamasında böbrek nakli veya diyaliz olmak üzere iki seçenek değerlendirildi. Canlı donör bulunması üzerine, hastamıza dayısından böbrek nakli gerçekleştirildi. Operasyon oldukça başarılı geçmiş olup halihazırda hastamızın böbrek işlevleri son derece iyi seyretmekte." ifadelerini kullandı.



Genetik faktörler


Benzer nakil ihtiyaçlarının aile fertlerinde görülebileceğine dikkat çeken Acıbadem Kent Hastanesi Böbrek Nakli Programı Sorumlusu Uzm. Dr. Işık Özgü, "Pediatrik hastamızın annesi de yıllar önce kurumumuzda böbrek nakli ameliyatı geçirdi. Bazı hastalıkların genetik geçişli olması nedeniyle, zaman içerisinde diğer aile fertlerinde de benzer nakil ihtiyaçları doğabilmektedir. Bugüne dek her iki hastamızın da tedavi süreçleri son derece olumlu ilerlemiştir ve bu durumun aynı şekilde devam etmesini temenni etmekteyiz. Hastamızın dayısından gerçekleştirilen böbrek nakli sonrasında, hem alıcının hem de vericinin genel sağlık durumları gayet iyidir ve herhangi bir komplikasyon bulunmamaktadır" şeklinde konuştu.



Anne ve kızı aynı kaderi yaşadı


Kızıyla aynı süreçlerden geçtiğini anlatan anne Songül Kara, "Kızımın tedavi süreci dört yıl önce başlamış olup, bir anne olarak psikolojik etkilerini göz önünde bulundurarak durumu kendisiyle yeni paylaştım. Farklı sağlık kuruluşlarındaki tedavi süreçlerimizin ardından bu hastaneye başvurduk ve nakil işlemimiz burada gerçekleştirildi. Yıllar önce büyük ağabeyimden bana yapılan böbrek nakli de bu kurumda yapılmıştı. Bugün ise küçük ağabeyim, kızıma donör oldu. Organ naklinde kan grubu uyumu büyük önem taşıdığından ve ağabeyimin kan grubu uyumlu olup gönüllü olması sebebiyle nakil ondan gerçekleştirildi. Babam da donör olmak istemesine rağmen kan grubu uyuşmazlığı nedeniyle bu mümkün olmadı. Büyük ağabeyimin bana, küçük ağabeyimin ise kızıma böbrek vermesinin değeri paha biçilemezdir. Donörler operasyon sonrasında hızla normal hayatlarına dönmektedir. Verici olmanın sağlık açısından kalıcı bir olumsuzluğu bulunmamaktadır, yalnızca cerrahi bir müdahale geçirilmektedir. Aile bağları kuvvetli olsa dahi organ bağışı konusunda çekimser kalan bireyler olabilmektedir. Ancak gönüllülük esasına dayanan bu fedakarlığın, herkes tarafından benimsenmesi gerektiğine inanıyorum. Yaren’i uzun bir iyileşme süreci beklemektedir fakat zamanla sağlığına tam anlamıyla kavuşacaktır." dedi.



Yeniden hayata tutundu


Ameliyat sonrası hızla toparlandığını dile getiren Yaren Kara, "Mevcut sağlık durumum oldukça iyi. Nakil ameliyatımın gerçekleştiği ilk gece ve takip eden gün bir miktar ağrım oldu. Damar yolu gibi tıbbi müdahalelere bağlı ağrılardan ziyade, dikişlerimde ve karın bölgemde dönemsel ağrılar hissettim. Ancak şu anki süreçte ayağa kalkıp yürümeye başladım. Kendi başıma hareket edebilsem de herhangi bir risk almamak adına genellikle annemin refakatinde bulunuyorum. Bana bu imkanı sağlayan dayıma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum, minnetimi kelimelerle ifade etmem oldukça güç. Organ bağışı konusunda ise şunları belirtmek isterim. Aile içinde kan grubu uyan fakat donör olmak istemeyen bireyler olabiliyor. Oysaki bağış yapan kişiler ameliyat sonrasında normal yaşamlarına sorunsuz bir şekilde devam edebilmektedir. Organ bağışı tamamen gönüllülük esasına dayansa da bir hayata dokunabilmek adına herkesin bu konuda daha duyarlı olması gerektiğini düşünüyorum" açıklamasında bulundu.



Böbreği


Yıllar önce kardeşi Songül Kara’ya böbreğini veren Ağıt Ayhan (51), "Aile olarak bu hastalıkla ilk kez yıllar önce karşılaştık ve bir ağabeyimi bu rahatsızlık nedeniyle kaybettik. O dönemde organ nakli günümüzdeki kadar gelişmemişti ve toplumda böbrek bağışına dair ciddi ön yargılar bulunmaktaydı. Yaptığım araştırmalar sonucunda organ bağışının, tam olarak kan vermek kadar basit olmasa da korkulacak bir süreç olmadığını gördüm. Gönüllü olarak yapıldığında donör için hiçbir sorun teşkil etmediği gibi, alıcının da tedaviye çok daha hızlı ve olumlu yanıt vermesini sağlamaktadır. Kendi ameliyat sürecimde doktorum hastanede üç gün kalmam gerektiğini belirttiğinde, ailemin geçimini sağlayan kişi olduğumu ve dördüncü gün işime dönmek zorunda olduğumu ifade ettim. Ağır fiziksel aktivitelerden kaçınmam şartıyla bu duruma onay verildi. Gerekli tüm organizasyonlar titizlikle yapılarak kız kardeşimin taburcu işlemleri bir hafta içinde tamamlandı. Hastanenin o dönemdeki hassas protokolleri gereği içeriye refakatçi dahi kabul edilmemişti, süreç son derece profesyonelce yönetildi. Şimdi ise diğer kardeşim Burhan’ın yeğenime böbrek vermesiyle, ailemizde nakil olan kişi sayısı üçe yükseldi. Organ bağışından çekinmeyiniz. Bir insanın hayatını kurtarmanın verdiği mutluluk ve huzur, her türlü tereddüdün ötesindedir" diye ekledi.



Yaren’e dayısı, anneye de ağabeyi can oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Bayburt’ta kar sürprizi: Kış yeniden yüzünü gösterdi Bayburt’ta sabah saatlerinde başlayan ve öğleye doğru etkisini artıran kar yağışı, kentin yüksek noktalarını yeniden beyaza bürüdü. Öğleden sonra karla birlikte etkili olan yağmur nedeniyle kent merkezinde kar örtüsü oluşmadı. Gece saatlerinde başlayan kar yağışının ardından dağlık alanlar beyaz örtüyle kaplanırken, vatandaşlar Bayburt’ta bahar aylarında da kış şartlarının sürdüğünü söyledi. Baharı beklerken yeniden kar yağışıyla güne başlayan vatandaşlar yazın bir türlü gelmediğini belirtti. Cuma Atamer isimli vatandaş, kar yağışının sabah saatlerinde etkisini daha net gösterdiğini belirterek "Gece kalktık, her yer bembeyazdı. Köyden Bayburt’a geldik, Bayburt da aynı. Nisan ayında donuyoruz" dedi. 60 yaşındaki Hüseyin Köse, 20 Nisan’da böyle bir kar yağışını ilk kez gördüğünü ifade ederek, "Ben 60 yaşındayım, ilk defa 20 Nisan’da böyle kar yağdığını gördüm. İnşallah yaz gelir. Bayburt’un havası hiç değişmiyor, alıştık artık. Bayburt’un yazı 19 Mayıs’tan sonra gelir" diye konuştu. Kışın yeniden Bayburt’a geldiğini söyleyen Yakup Aktürk isimli vatandaş ise, "Göründüğü üzere Bayburt’a kış geri döndü. Bu sene zaten yazı beklemiyoruz. Vatana, millete hayırlı olsun" ifadelerini kullandı. Öte yandan Meteoroloji 12. Bölge Müdürlüğünün 5 günlük hava tahminine göre Bayburt’ta hafta içinde sağanak yağmur etkili olacak. Kentte hava sıcaklığının gece saatlerinde 0 dereceye kadar düşmesi, gündüz ise 16 dereceye kadar yükselmesi bekleniyor.
Rize Rize’nin parlayan yıldızı Handüzü Yaylası’nda ince elenip sık dokunuyor Rize’nin hatta Doğu Karadeniz Bölgesi’nin son dönemlerde özellikle kış sporlarıyla parlayan yıldızı olan Handüzü Yaylası’nda gerçekleşecek yatırımlar için planlamalar ince elenip sık dokunuyor. Son yıllarda kar kalitesi, karın kalma uzunluğu gibi kış sporlarıyla ilgilenen vatandaşların dikkatini çeken unsurlar nedeniyle en parlak dönemini yaşayan Handüzü Yaylası için vatandaşları tedirgin eden bazı konular da ortaya çıkmaya başladı. Birçok yaylada doğanın tahribatı söz konusu olduğu için Rize’nin Güneysu ilçesine bağlı Handüzü Yaylası’nda da ilçe merkezine olduğu gibi il merkezine de yakın olduğu için, ulaşımın rahat olması nedeniyle vatandaşlar ve sporcular bu tahribatın oluşabileceğinden endişe ediyor. Vatandaşların bu endişelerinin kendilerinin de endişesi olduğuna dikkat çeken Güneysu Kaymakamı Eyüp Gürdal ve Güneysu Belediye Başkanı Rıfat Özer, bu durumun oluşmaması için ince eleyip sık dokuduklarını ifade ediyor. "Çok acele etmeden, yavaş yavaş, sistematik olarak ilerleniyor" Handüzü Yaylası için 5 yıl önce planlanan bir master plan olduğunu ve o plana göre dikkatli ve yavaş yavaş ilerlediklerini dile getiren Güneysu Kaymakamı Eyüp Gürdal "Şehrimizin ve ülkemizin her noktasının kendine ayrı bir güzelliği, kendine ayrı bir tarihi ve geçmişi var. Handüzü özelinde ilçemizde, kaymakamlığımız, belediye başkanlığımız, il valiliğimiz çok koordineli bir şekilde çalışmalar ve planlamalar zaten yapmış. Burada hatta şu çok da güzel olmuş bence; çok acele etmeden, yavaş yavaş ilerlenmiş, sistematik olarak ilerleniyor. Çok güzel bir master planı çıkartılmış oraya yönelik. Ve bu master planının çerçevesinde, daha doğrusu perspektifinde de şu an biz ilerliyoruz. Bizim şu an orada ulaşıma dair bazı eksikliklerimiz var. Bizler bunu ilçemizde belediye başkanımıza ve diğer arkadaşlarımıza beraber, ilimizdeki valiliğimizin de koordinesinde ve ilgili bakanlıklarla da gerekli görüşmeleri yaparak ulaşım ağını genişleteceğiz" dedi. "Öncesinden gerçekleştirilen bir planlama süreci var" Gelecekte ’keşke yapmasaydık’ denileceğini düşündükleri her türlü yatırım, yapılaşma veya yaylanın doğallığına zarar verecek unsurlardan bugünden hesaplanarak uzak durduklarını ifade eden Kaymakam Gürdal, "Uzun vadede biz geriye dönüp baktığımızda; ’keşke biz buranın dokusuna zarar vermeseydik, keşke burayı daha planlı yapsaydık’ hatasına veya keşkesine düşmemek için bunu yavaş yavaş ilerletiyoruz. Bu demek değildir ki burada bir plan yok, bu planlama 5 yıl öncesinden gerçekleştirilen bir planlama süreci var. Biz inanıyoruz ki Handüzü’nün bölgesinin tamamında hem çok güzel konaklama noktalarının olduğu ki biz bunu da sıradan bir şekilde yapmak istemiyoruz. Sıradandan kastım biraz üzerinde durarak ilçemize her anlamda bir katma değer, hatta ilimize katma değer oluşturacak şekilde bir planlama içerisindeyiz" ifadelerini kullandı. "Daha önce yapılan hataların aynısını tekrar tekrar etmesin, yinelemesin" Handüzü Yaylası’nda yeterli konaklamanın sağlanması için 4 farklı nokta belirlendiğini dile getiren Güneysu Belediye Başkanı Rıfat Özer ise, "Handüzü’nde yaptığımız master planı çalışmaları doğrultusunda biz esas olarak şu konuyu aldık; burası daha önce yapılan hataların aynısını tekrar tekrar etmesin, yinelemesin. Onun için biz orada dört tane farklı konaklama noktası belirledik ve bölgemiz çok geniş. Ama bu ilk etapta dört konaklama hemen hayata geçer mi, hemen ihtiyacı olur mu? Onu tabii zaman gösterecek, tahsisler çıktığı zaman göreceğiz. Ama şu anda halihazırda üç tane ciddi yatırımcımız tahsislerin açılmasını bekliyor ve tahsisler çıktığı zaman hemen yatırımcılarımız olacak. İnşallah da bu yaz tahsise hazır olacağı söylendi Kültür Bakanlığı tarafından. Ama Güneysu merkez anlamında konaklama kapasitemiz şu anda yeterli değil. Bununla alakalı bizim belirlediğimiz bir-iki nokta var. Turizm konusunda, konaklama konusunda yatırım yapmayı düşünenler varsa eğer, biz bunlara yardımcı olacağız. Zaten amacımız bunu belediye olarak değil, vatandaşa sunup; araziyi ’biz burada böyle bir konaklama düşünüyoruz, bunun içinde bunlar bunlar olacak’ diye duyuruya çıkacağız. Talipliler de gelip bu tür yatırımı yapabilirler burada" dedi. Handüzü Yaylası için bin 500 yatak kapasitesi öngördüklerini dile getiren Özer, "Güneysu’nun tabii Rize’ye çok yakın olmasının da burada bir artısı var. Yani Güneysu da dokuz kilometre mesafede. Şu anda yeterli, yazları yeterli değil, ki yazın ciddi bir yoğunluk oluyor. Ama mevcut şu anki altyapıyla konaklamada bir sıkıntımız olmuyor, gelen talepleri karşılıyoruz. Ama Handüzü devreye girdikten sonra konaklamalar, hareketlilik başladıktan sonra yeterli olur mu? Handüzü’nde yeterli olacağını düşünüyoruz çünkü orada şu anda planladığımız kadarıyla bin 500 civarında bir yatak kapasitesi olacak" ifadelerini kullandı. "Doğada bir karmaşa, kargaşa olmayacak" Doğu Karadeniz’in turizm cennetlerinden olan Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Ayder Yaylası ve Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Uzungöl’ün aksine yaylacıların turizmden etkilenmeyeceği bir master planla ilerlediklerini kaydeden Özer "Ayder ve Uzungöl’deki bir yapı düşünmüyoruz. Bizim burada master planla çalışırken en önemli konumuz; orada yaylayı kullanan insanlar, orada doğaya, işte keçici vesaire yetiştiricilik yapan insanlar bundan etkilenmeyecek. Yine kendi mera faaliyetlerini, hayvancılık faaliyetlerini hiç etkilenmeden yürütecekler. Doğada bir karmaşa, kargaşa olmayacak, aynı sakinliği ve doğallığını koruyarak biz orada insan seslerinden daha çok doğanın sesini insanlar gitsin dinlesin orada istiyoruz. Uzungöl gibi, Ayder gibi bir planlamamız yok" şeklinde konuştu.
Antalya Kepez’de 12 yıl sonra er meydanı kuruldu: 984 pehlivan kıyasıya mücadele etti Kepez Belediyesi tarafından 12 yıl aradan sonra düzenlenen 10. Yağlı Pehlivan Güreşleri, 984 pehlivanın katılımıyla tamamlandı. Farklı yaş gruplarına göre düzenlenen kategorilerde hem genç yetenekler hem de tecrübeli başpehlivanlar mücadele etti. Kepez Belediyesi’nin 10. Yağlı Pehlivan Güreşleri, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Toplam 984 pehlivanın mücadele ettiği organizasyonda baş kategorisinde 63 güreşçi kıyasıya yarıştı. Finalde Balıkesir’den Enes Doğan başpehlivanlığı kazanırken, Ali Gürbüz sakatlık yaşadığı final müsabakasını ikinci tamamladı. Erkan Taş ve Yusuf Can Zeybek ise üçüncülüğü paylaştı. Farklı yaş ve kilo gruplarında yapılan müsabakalarda miniklerden başa kadar birçok kategoride heyecanlı karşılaşmalar yaşandı. Organizasyonda en yüksek katılım 138 pehlivanla küçük orta küçük boy kategorisinde gerçekleşirken, deste küçük boy 102 sporcu ile ikinci sırada yer aldı. En fazla katılım küçük orta küçük boyda Minik 1kategorisinde 56, Minik 2 kategorisinde 52, Teşvik 1’de 63, Teşvik 2’de 41 pehlivan mücadele ederken; Ayak boyunda 87, Tozkoparan’da 64 sporcu kol bağladı. Deste küçük boy 102, deste orta boy 91, deste büyük boy 72 katılımcıyla dikkat çekti. En yoğun katılımın yaşandığı küçük orta küçük boy kategorisinde 138 pehlivan yer alırken, küçük orta büyük boyda 51, büyük orta boyda 50 sporcu mücadele etti. Başaltı kategorisinde 54, baş boyunda ise 63 pehlivan er meydanına çıktı. Organizasyonda en fazla katılımın küçük orta küçük boy kategorisinde gerçekleşmesi, bu boyda rekabetin ne denli yüksek olduğunu ortaya koyarken, deste küçük boy da katılım sayısıyla öne çıkan ikinci kategori oldu. Yağlı güreşlerin her kategorisinde yaş gruplarına uygun olarak mücadele eden pehlivanlar, ata sporunun tüm zenginliğini ve geleneğini bir kez daha gözler önüne serdi. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, 10. Yağlı Pehlivan Güreşlerine katılan tüm pehlivanlara ve yoğun ilgi gösteren Antalyalılara teşekkür etti. Başkan Kocagöz, "Ata sporumuz yağlı güreşin 12 yıl aradan sonra yeniden Kepez’de böylesine güçlü bir katılımla yapılmış olması bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. Er meydanında mücadele eden her bir pehlivanımız, bu kültürün yaşatılmasına katkı sunmuştur. Sporcularımızın ortaya koyduğu mücadele, centilmenlik ve azim takdire şayandır. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum" dedi.
Samsun Samsunspor taraftar gruplarından açıklama Samsunspor taraftar grupları, Trabzonspor ile son oynanan karşılaşmada rakip takım otobüsünün taşlanmasının ardından 3 polis memurunun açığa alınması olayından dolayı polisler ve ailelerine karşı mahcubiyet duyduklarını belirterek, açıklama yayımladı. Taraftar grupları tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Samsunspor’umuzun, Trabzonspor ile oynadığı son maçın ardından, rakip takım otobüsüne taş atılması olayını tasvip etmediğimizi ifade etmiştik. Bizleri en az bu konu kadar üzen olay ise olay yerinde görev yapan 3 polis memurumuzun açığa alınmasıdır. Bu sonuç, yaşanan olayı bizler için ağır bir vebal haline getirmiştir. Vatanın birliği için canını dişine takan, emniyet ve asayişi sağlamak için yeri geldiğinde şehit ve gazi olmaktan kaçınmayan polislerimiz, ne yazık ki bu olayın en büyük mağduru olmuştur. Açığa alınan polislerimize ve ailelerine karşı duyduğumuz mahcubiyetin tarifi yok. Gençlerimizin bu konudan ders çıkarması gerektiğine inanıyoruz. 3-5 saniyelik bir öfke kontrolsüzlüğünün nelere mal olabileceğinin görülmesini istiyoruz. Sonunu düşünmeden atılacak her adımın, telafisi mümkün olmayan hatalara dönüşeceğini unutmamamız gerektiğini, bu olay bir kez daha göstermiştir" ifadeleri kullanıldı. Taraftarları sakin olmaya davet eden açıklamada ayrıca, "Bu düşüncelerle İçişleri Bakanımıza, Samsun Valimize ve Samsun İl Emniyet Müdürümüze çağrıda bulunuyoruz; açığa alınan polislerimizin göreve iade edilmesini istiyoruz. Bu münferit olayda yaralanan kimse yoksa da sonucu bizleri vicdanen yaralamıştır. Gereğinin yapılmasını talep ediyoruz" denildi.
Gümüşhane Gümüşhane’de dağdan kopan dev kayalar ahıra düştü, 3 ev boşaltıldı Gümüşhane merkeze bağlı Aşağı Alıçlı köyünde dağ yamacından kopan kayalar ahıra düştü, 3 ev tedbir amaçlı boşaltıldı. Aşağı Alıçlı köyünde dün gece saatlerinde dağ yamacından kopan kayalar bir ahırın üzerine düştü. İçerisinde büyükbaş hayvanların bulunduğu ahırda büyük hasar meydana gelirken, evlerinin metrelerce yakınına düşen kayalar nedeniyle panik yaşayan ahır sahipleri 5 büyükbaşı bulundukları yerden çıkararak başka bir ahıra nakletti. İhbar üzerine olay yerine AFAD ve jandarma ekipleri sevk edildi. Köy yolu kaya parçaları nedeniyle trafiğe kapanırken, sabah saatlerinde bölgeye gelen İl Özel İdaresi ekipleri iş makineleriyle kayaları kırarak yolu ulaşıma açmak için çalışma başlattı. Köy sakinleri, tehlike yaşanan alan için uzun süredir yetkililere başvurduklarını belirterek heyelan riskinin devam ettiğini ve korku içinde yaşadıklarını ifade etti. Riskli bölgede bulunan 3 müstakil ev ise tedbir amacıyla boşaltıldı. "Hayvanlarımız az kalsın telef oluyordu" Düşen dev kayalar nedeniyle ahırlarının büyük zarar gördüğünü söyleyen Necmettin Murathan, "Akşam bir ses duyduk gece saat 12’ydi dinamit atıldı zannettim. Sonra baktık ki kayalar dama düşmüş. 5 tane büyükbaş hayvanımız vardı içeride bir tanesi az kalsın telef oluyordu. Biz son anda yetişip ineklerden bir tanesini kurtardık. Damın duvarı yıkıldı, taşlar hep içeriye girdi. Köyün yolu da kesildi, yukarıda yine tehlike arz eden kayalar var. Tehlike hala devam ediyor. Dün AFAD geldi, jandarma ekipleri geldi baktılar, sabah olsun gerekeni yaparız dediler. Şimdi ise İl Özel İdaresi’ne ait makineler burada çalışıyor. Çalışmalar esnasında taşlar gelmeye devam ediyor. Ne yapacağımızı biz de bilmiyoruz. Gereken ne ise yapılsın. Burası köye ulaşım sağlayan bir yol o esnada araba geçiyor olsaydı hayati tehlike arz edebilirdi. Biz durduğumuz yerde altından geçmeye korkuyoruz ne dama ne eve gidebiliyoruz, tehlikeli durumdayız. Ne yapacağımızı bilmiyoruz şaştık kaldık" dedi. Yetkililerden çözüm beklediklerini söyleyen Neriman Murathan da, "Bizim burada can güvenliğimiz yok. Evimizde de yok, burada çocuklarım da oynuyor, hayvanlarımız da var, burası ana yol. Biz buraya devletten çözüm bekliyoruz" diye konuştu. "Ahıra girdiğimizde kayalar düşmeye devam ediyordu" Hayvanları zor da olsa ahırdan çıkardıklarını belirten Sefa Murathan, "Biz bu ahırın sahibiyiz. Biz bu noktayı yıllardır şikayet ediyoruz. O anda biz içeride olabilirdik, hayatımızı kaybedebilirdik. Dün gece saatlerinde gürültüye kalktık ve kayaların düştüğünü gördük. Biz bu noktaya çözüm bekliyoruz. Dün gece dama girdiğimizde hayvanların ayaklarında hep taşlar vardı, biz içeri girdiğimizde taşlar gelmeye devam ediyordu. Ahırın kapısını açtığımızda hayvanlar kaçışmaya başladı, onları yakalayıp başka bir ahıra götürdük. Oradan bir araba veya vatandaş da geçebilirdi" ifadelerini kullandı.