- 29 Ağustos 2021 Pazar 10:20

Annesinin gözyaşlarına dayanamadı, iki buçuk ayda 20 kilo verdi

A
A
A
Annesinin gözyaşlarına dayanamadı, iki buçuk ayda 20 kilo verdi

Kahramanmaraş’ta 18 yaşındaki genç kız, annesinin gözyaşlarına dayanamayarak iki buçuk ayda 20 kilo verdi.

Kahramanmaraş’ta 18 yaşındaki genç kız, annesinin gözyaşlarına dayanamayarak iki buçuk ayda 20 kilo verdi.


Kahramanmaraş’ta annesi Fatma Bodur ile yaşayan Dilan Akçadağ’ın kiloları nedeniyle hayatı zorlaşmaya başladı. Oturma ve oturduğu yerden kalkma gibi sorunları artan 18 yaşındaki Akçadağ, annesinin kendisini çoğu kez uyarmasına rağmen yemeği azaltmadı. Akçadağ, bir gün annesinin kendisinin kiloları nedeniyle ağladığını görünce marketten aldığı abur cubur poşetlerini bırakarak zayıflayacağı sözünü verdi. Spor salonunda yoğun tempo ile çalışmaya başlayan Dilan Akçadağ, iki buçuk ayda 20 kilo vererek 106 kilodan 86 kiloya düştü. Hedefinin 70 kilo olduğunu söyleyen Dilan Akçadağ, “Gün geçtikte kilo almaya başladım ve depresyonda olan bir genç kız gibi umursamıyordum. Bana sadece yemekler motivasyon veriyordu. Arkadaş çevrem de yememi isterdi. Sanki yemekler değer veriyormuş gibi hissediyordum. Annemin ağlaması beni bitirdi ve aldığı kıyafeti kilolarımdan dolayı giyememiştim. Sonra annem bana ağlayıp konuşunca, elimdeki abur cubur poşetlerinin hepsini anneme verdim. Sonra Müjgan hocam ile tanıştım. Annem için zayıfladım ve benim iyiliğimi isteyen tek kişi o imiş” dedi.


Gözyaşlarıyla sevincini dile getiren anne Fatma Bolat ise, “Kızımın kilo problemi vardı ve giderek kilo almaya devam ediyordu. Uyarıyordum sürekli söylüyordum, ‘Sen bir genç kızsın, güzel olman lazım ve geleceğin var’ diye. Okuyup öğretmen olmasını istiyordum. Ne kadar uyarsam da çok fazla dinlemiyordu. Geceleri çekirdek ve abur cubur seslerine uyanıyordum. Zor oturup, zor kalkıyordu. Oturdum karşısına hüngür hüngür ağladım ve ’Kızım dedim sadece ben varım hayatında’. Zordu ve o akşamda zaten öyle bir karar aldı. Hocamız ile tanıştık. Sonra bana kocaman poşetlerle geldi ve bana söz verdi. Bir daha yemeyeceğini söyledi” dedi.


Spor salonu eğitmeni Müjgan Paçacı, “Dilan’da diğer öğrencilerim gibi umutsuzdu, ben yapabilir miyim sorusu vardı kafasında. Annesinin gözyaşları beni de etkilemişti ve annesi için zayıflamıştı. 2 buçuk ayda 20 kilogram zayıfladı” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.