GENEL - 14 Aralık 2022 Çarşamba 11:34

Apartman sakinlerine ‘haciz’ şoku: "Parasını ödediğimiz dairelere haciz geldi"

A
A
A
Apartman sakinlerine ‘haciz’ şoku: "Parasını ödediğimiz dairelere haciz geldi"

Kahramanmaraş’ta müstakil evlerini özel bir müteahhitlik şirketine vererek yeniden yaptıran vatandaşlar, apartmana gelen hacizle şok oldular.

Kahramanmaraş’ta müstakil evlerini özel bir müteahhitlik şirketine vererek yeniden yaptıran vatandaşlar, apartmana gelen hacizle şok oldular. Apartman sakinleri, tapuları elinde bulunduran müteahhitlik şirketinin sahibine açılan haciz işlemi nedeniyle evlerinden çıkma tehlikesi ile karşı karşıya kaldıklarını söyledi.


Edinilen bilgilere göre, merkez Onikişubat ilçesinde bulunan Karamanlı Mahallesi’nde 6 adet müstakil ev 2013 yılında kentsel dönüşüm kapsamında özel bir müteahhitlik şirketi tarafından yıkılarak, 2014 yılında yerine 9 katlı Rana Apartmanı inşa edildi. 2015 yılında yavaş yavaş evlerine yerleşen ev sahiplerinin iddialarına göre, tapuları halen özel müteahhitlik şirketinde bulunan evlerine haciz geldi. Mağdurlar, firma sahibinin şahsına açılan haciz işleminin ardından parasını ödeyerek yerleştikleri evlerinden çıkma tehlikesi ile karşı karşıya kaldıklarını ifade etti.



"Evlerin kentsel dönüşüm olduğu için hacze verilmeyeceğini söyledi"


Kahramanmaraş İcra Dairesi’nin 2017 yılı 10459 esaslı ‘Taşınmazın Açık Arttırma İlanı’ ile şok olan mağdurlar, karşılarında muhatap kişiyi bulamadıklarını söyledi. Mağdur olduklarını ifade eden Mehmet Nergiz, “Burası 2014’te müteahhitle anlaşılıp verilmiş 6 tane ev yıkılmıştır. 2015 yılında yıkılan evlerimizin yerlerine bu binalar yapılmıştır. Kaba inşaat sonrası bize teslim edildi. Apartmanda oturanların hepsi borçla, harçla kendi imkanlarıyla evlerinin içini yaptırmıştır. Müteahhidin yanına her gittiğimizde bizi bazı vaatlerle kandırdı. Evlerin kentsel dönüşüm olduğu için hacze verilmeyeceğini söyledi. Biz 6 aydır avukatla uğraşıyoruz. Avukatla sonuç alamıyoruz. Burada mağdur durumdayız. 17 daireye haciz gelmiş. Bu borç müteahhidin borcu. Kendi borçlarımı ödeyemezken, evimin içini borçla yaptırıp, kendi iş yerimin iflasına yol açtım. Evlerimiz hacizden dolayı satışa çıktı. Her ay ödediğim borcun makbuzunu imzalı olarak aldım. Borcum yok. Müteahhit kendi evinde huzurla yaşarken, biz kendi evlerimizde mağdur olduk. Borcunu ödediğim eve nasıl haciz gelir? Burası için en kısa zamanda gereğinin yapılmasını istiyorum” dedi.



"Neden bu borcu biz yüklenelim"


Uzun yıllardır oturduğu müstakil evi müteahhide verdiğini söyleyen Münevver Kafalıgönlü ise, “Ben bu evi hiç borç yapmadan aldım, müteahhide hiç borcum yok. İçini bile kendi imkanlarımızla yaptırdık. Evi tamamlayabilmek için eşya bile almadım. Ev icralık oldu, bu evi icradan alamam. Bu evden başka da gidecek yerim yok. Müteahhit, bu borcu ödesin. Neden bu borcu biz yüklenelim” diye konuştu.


Yaşadıkları olumsuz durum karşısında muhatap bulamadıklarını aktaran Bahar Nergiz de şunları söyledi:


“Biz bu ev için gerekli parayı verdik. Avukata vekalet verdik, bize müjdeli haber vereceğini söyledi. Ancak, şu anda müteahhidin avukatlığını yapıyor. Biz zor durumdayız, evsiz kaldık. Bizim hiçbir borcumuz yok. Müteahhit parayı alırken bizle muhatap oldu, şimdi de muhatap olması gerekir. Müteahhit; ’Evlerini alabilirlerse, alsınlar’ diyormuş.”



"Evlerimiz haciz nedeniyle satılıyor"


Uzun yıllardır biriktirdiği paraları bu evin yapımında harcadığını ifade eden bir diğer ev sahibi Yakup Başpınar, şöyle konuştu:


“Biz müteahhitten 2014 yılında evimizi aldık, parasını ödedik, bitirdik. Parasını ödediğimiz halde evimizin içini yapmadı. Evin içini yaptırdık. Faturaları avukata sunduk. Dava açtık, avukat davayı kaybettiğimizi söyledi. Evlerimiz haciz nedeniyle satılıyor. Parasını ödediğimiz halde, evlerimizi tekrar parasını ödeyip almak zorunda kalıyoruz. Hacizden evimizi alamazsak, dışarıda kalacağız. Belki de çadır kurmak zorunda kalacağız. Her şeyim, bütün mal varlığım bu evim. 13 yaşımdan bu yana çalışarak bu evi aldım.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Bayburt’ta huzurevi sakinlerine akılcı ilaç kullanımı anlatıldı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Eczane Hizmetleri Bölümü tarafından Memnune Evsen Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi sakinlerine yönelik akılcı ilaç kullanımı semineri düzenlendi. Eczane Teknisyenleri ve Teknikerleri Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinlikler zincirinin son programında, yaşlı bireylerde doğru ilaç kullanımının önemi anlatıldı. Seminerde, Eczane Hizmetleri Bölümü öğretim elemanı Dr. Öğr. Üyesi Ömer Özten, huzurevi sakinlerine polifarmasi olarak bilinen çoklu ilaç kullanımı, ilaç etkileşimleri ve yanlış doz uygulamalarına ilişkin bilgi verdi. Yaşlı bireylerde birden fazla ilacın aynı anda kullanılmasının çeşitli riskler oluşturabileceğine dikkat çeken Özten, reçete dışı ilaç kullanımının sağlık açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Akılcı ilaç kullanımında doğru ilaç, doğru doz, doğru zaman ve doğru uygulama ilkelerinin esas olduğunu vurgulayan Özten, ilaçların hekim ve eczacı danışmanlığında kullanılması gerektiğini söyledi. Seminerde ayrıca ilaçların saklama şartları, kullanım talimatlarına uyulması ve ilaç saatlerinin düzenli takip edilmesi konularında da bilgilendirme yapıldı. Programı ilgiyle takip eden huzurevi sakinleri, merak ettikleri konulara ilişkin sorularını yöneltti. Etkinlikleri düzenleyen komiteye danışmanlık yapan Eczane Hizmetleri Bölüm Başkanı Ümit Karakaş ise programlarda görev alan öğrencileri tebrik etti. Karakaş, "Öğrencilerimizi yalnızca diploma vererek mezun etmiyor, onları topluma en faydalı olacak şekilde hem akademik hem de sosyal yönden hazırlamaya gayret ediyoruz" dedi.
Bayburt Demirden makete: Pandemide edindiği hobisini huzurevinde 6 yıldır sürdürüyor Bayburt Memnune Evsen Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi sakinlerinden 74 yaşındaki Bülent Alemdar, pandemi döneminde tanıştığı el sanatlarıyla takı tasarımı, filografi ve maket alanında çalışmalar yapıyor. El emeği ürünler hazırlayan Alemdar, 6 yıldır üretmeyi sürdürüyor. Uzun yıllar demircilik yapan Bülent Alemdar, huzurevine gelmeden önce 56 yıl demire şekil verdiğini, geçirdiği kaza sonucu boynunun kırılması nedeniyle gönül verdiği yarım asrı aşkın mesleğini bırakmak zorunda kaldığını söyledi. Pandemi döneminde huzurevinde uygulanan kısıtlamalar nedeniyle odasında uzun süre vakit geçirmek zorunda kaldığını belirten Alemdar, dışarı çıkamadıkları süreçte kütüphaneden aldığı kitaplarla zaman geçirdiğini ifade etti. Kibritten gemiyle başladı, maketlere yöneldi Bayburt huzurevinin tadilata girmesi üzerine Erzincan’ın Kemah ilçesindeki huzurevine geçtiklerini ifade eden Alemdar, burada açılan el işi kursuyla yeni bir uğraş edindiğini dile getirdi. Alemdar, "Huzurevine gelmeden evvel demirle uğraşıyordum, demirciydim. 56 sene demircilik yaptım. Sonra bir kaza geçirdim, merdivenden düştüm, boynum kırıldı. Sonra huzurevine geldim. Can sıkıntısından, tavan izlemekten bunaldım. Pandemi döneminde dışarı çıkış yoktu, hatta odadan çıkış bile yoktu, karantinadaydık" dedi. Kemah’taki huzurevinde açılan atölyeye merak edip gittiğini anlatan Alemdar, yıllar önce askerde kibritten gemi yaptığını kurs hocasına söylediğini belirterek, "Hocama 50 sene önce askerde kibritten gemi yaptığımı söyledim. ‘Ne lazım?’ diye sordu. Karton ve tutkal lazım dedim. Malzemeler masanın üzerindeydi, hemen başladık. Yapacağım gemi maketinin modelini kartondan çıkardım. Kibrit ve kibrit kutularıyla gemiyi yaptık" diye konuştu. "Bu kurs benim için ilaç oldu" İlk çalışmasının ardından farklı maketler de yapmaya başladığını belirten Alemdar, "Hoca bana, ‘Bülent amca ev yapabilir misin?’ dedi, bir resim gösterdi. Tamam dedim, evi yaptım. Sonra cami resmi gösterdi, camiyi yaptık derken artık atölyeden çıkamaz olduk. Bu kurs benim için ilaç oldu" ifadelerini kullandı. "Elim tuttuğu müddetçe durmak yok" Erzincan’dan Bayburt’a döndükten sonra da öğrendiği el sanatlarını bırakmadığını söyleyen Alemdar, filografiyle Türk bayrakları yaptığını, takı tasarımı ve maket çalışmalarına devam ettiğini kaydetti. Üretmenin kendisine güç verdiğini dile getiren Alemdar, "Maket için uygun takımım olsa yapamayacağım bir şey yok. Elim tuttuğu müddetçe durmak yok" dedi.