POLİTİKA - 01 Kasım 2025 Cumartesi 14:14

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Deprem bölgesinde 2 bin 591 ceza davası açıldı"

A
A
A
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Deprem bölgesinde 2 bin 591 ceza davası açıldı"

Kahramanmaraş’ta düzenlenen Deprem Bölgesi Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç,11 ilde 2 bin 591 ceza davası, 64 bin 663 hukuk davası ve 116 bin 696 idari dava açıldığını söyledi.


6 Şubat depremlerinden etkilenen ve 11 ili kapsayan, ’Deprem Bölgesi Değerlendirme Toplantısı’ düzenlendi. Toplantıda konuşan Adalet Bakanı Tunç, "Şu anda devam eden soruşturmaların yargılama aşamasına büyük ölçüde geçildi. Şu an ilk derece yargılamalar daha çok yoğun. Artık istinafa da intikal etmeye başladı. Sonrasında Yargıtay’ın huzuruna da gelecek. Tabi burada uygulama birliği çok önemli. Çok sayıda farklı mahkemelerimiz var. 11 vilayetimizde farklı mahkemelerden farklı kararlar çıktığında bu da adalete olan güveni sarsacaktır. Bu nedenle bir görüş birliğine varılmış olması ve uygulamada özellikle temyiz aşamasına varacağı kadar geçecek sürede ve temyizle birlikte zaten karar oluştuğunda bu süreç içerisinde mağduriyetlerin olmaması bakımından bir değerlendirme toplantısına ihtiyaç olduğu kararına varmıştık. Bu kapsamda da bunun Kahramanmaraş’ta yapılmasını ve gelinen 2,5 yıllık süreci değerlendirmek istedik" dedi.



"2 bin 591 ceza davası açıldı"


Konuşmasını sürdüren Bakan Tunç, "Bu kapsamda, 2 bin 380 kişi hakkında 11 vilayetimizde depremle ilgili ceza soruşturması açılmıştı. Şu anda 148 tutuklu, 60 hüküm özlü, 208 kişi tutuklu durumda. Halihazırda 837 soruşturma var. 2 bin 591 ceza davası açılmış durumda. Davalar devam ediyor. 986 kişi hakkında da adli kontrol kararı verilmişti. Bir yandan cezaevi yargılamaları sürerken diğer yandan da idari yargı ile ilgili süreçler de aksamadan devam ediyor. İdari yargı ile ilgili şu ana kadar bölgede 116 bin 696 dava açıldı. 83 bin 321 davada ilk derecede karar verildi. 26 bin 493’ü istinafa intikal etti. 19 bin 592’si bölge idare mahkemesinde istinafta karara bağlandı. 40 bin 270 derdest dosya bulunuyor idari yargıda. Ağır hasar tespiti ve yıkım kararlarına karşı 43 bin 365 dava açıldı. 39 bin 769 karar verildi. Yani yüzde 92’si karara bağlandı. İptal kararı verilen 18 bin 151 bina var. Bu da yaklaşık 150 bin bağımsız bölümün yıkımdan kurtulduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı.



’Hukuk davalarıyla ilgili 64 bin 663 dosya açıldı’


Hukuk davalarıyla ilgili de rakamları da paylaşan Bakan Tunç, "Bugüne kadar 64 bin 663 dava açıldı. 57 bin 574 ilk derece davası, 7 bin 711 istinafta, 2 bin 491’i karara bağlandı, 5 bin 520’si de bölge adliye mahkemesinde devam ediyor. Toplam derdest dosya sayısı 12 bin 609 hukuk davaları bakımından. Bu süreçleri hızlandırmak için de Hakimler ve Savcılar Kurulu ve Adalet Bakanlığı olarak bölgede yeni mahkemelerin kurulması gerekiyordu. Bu konuda da hem bakanlık olarak hem de HSK olarak elimizi çabuk tuttuk. 153 yeni mahkeme ilk etapta kurulmasını sağladık. Sonrasında 654 adli, 28 idari olmak üzere toplam 682 ilk derece mahkemesinin bölgede kurulmasını sağladık. Bunların büyük bir bölümü de faaliyete geçti" diye konuştu.



’Farklı bilirkişi raporları farklı sonuçlara yol açabiliyor’


Bakan Tunç, bilirkişi raporları arasında farklılıklar bulunduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:


"Yargı mensuplarımızdan gelen öneriler var. Özellikle ceza soruşturmalarından, bilirkişi raporlarından kaynaklanan farklılıklar var. Çünkü bu dosyalar farklı illerde farklı üniversitelere gittiler. Üniversitelerimizin verdiği raporlar arasında farklı görüşler olduğunu da görüyoruz. Bu farklı görüşler yargılama neticesinde farklı sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle birliği sağlamak ve hakkaniyetli, adaletli bir sonuca ulaşmak gerekir. Konu çok boyutlu. Yarım asır önce yapılan binalar, deprem yönetmelikleri, eski mevzuatlar var. Bu karmaşık yapıda adaletli bir yargılama çok önemli."



’Uygulama birliği adaletin sağlanması için çok önemli’


Sözlerini sürdüren Tunç, "Yargılanan, özellikle bu depremde kusuru olanlar elbette adalet önünde hesap verecek. Ancak yargılama sürecinin adil ve hakkaniyetli olması çok önemli. Mağduriyetlere neden olmadan hakkaniyeti, adil bir sonuca vararak ceza soruşturmalarında en sağlıklı kararlara ulaşmak hedefimiz. Bu kararların istinaf ve Yargıtay denetiminde ictihat birliği oluşturacağını düşünüyoruz. Buradan çıkan sonuçlar çok önemli. Uygulama sorunlarıyla ilgili dile getireceğiniz hususlar çok değerli olacak. Bunlar masaya yatırılacak. Mevzuat veya kanundan kaynaklanan sıkıntılar varsa, bunların kanun teklifi taslakları hazırlanarak milletvekillerimize arz edilecek" şeklinde konuştu.


Toplantıya Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanı sıra milletvekilleri, depremin merkezi Kahramanmaraş’ın yanı sıra Diyarbakır, Elazığ, Adana, Osmaniye, Adıyaman, Malatya, Şanlıurfa, Hatay, Gaziantep ve Kilis’ten yargı mensupları, kaymakamlar, hakimler ve savcılar katıldı.



Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Deprem bölgesinde 2 bin 591 ceza davası açıldı"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Uzmanından Ramazan’da ağız ve diş sağlığı önerileri: "Ara yüz temizliği, diş fırçalama çok önemli" - "İftar sonrasında tüketilen rafine şekerler ve yüksek şekerli karbonhidratlar diş sağlığı açısından birazcık tehlikeli" Ramazan Ayı’nda ağız ve diş sağlığına ilişkin tavsiyelerde bulunan Dt. Eda Tınaş, "Uzun süreli açlık ve susuzluk sebebiyle tükürük azaldığı için hastalarda ağız kuruluğu meydana gelmekte. Tükürük azalmasına bağlı olarak diş eti enfeksiyonları, çürük miktarının artması ve inflamasyon görülebilmekte. Ramazan Ayı’nda iftar sonrasında tüketilen rafine şekerler ve yüksek şekerli karbonhidratlar diş sağlığı açısından birazcık tehlikeli. Ara yüz temizliği, diş fırçalama çok çok etkili ve önemlidir" şeklinde konuştu. Ramazan Ayı’nda beslenme düzeninin değişmesi ve uzun açlığın ağız ve diş sağlığını etkileyebildiğini aktaran uzmanlar, tavsiyelerde bulundu. Dr. Cinik Diş Kliniği’nden Dt. Eda Tınaş, ağız kokusuna karşı iftar ve sahur sonrası ağız ve diş bakımlarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. "Tükürük azaldığı için hastalarda ağız kuruluğu meydana gelmekte" Vatandaşlara önerilerde bulunan Dt. Eda Tınaş, "Uzun süreli açlık ve susuzluk sebebiyle tükürük azaldığı için hastalarda ağız kuruluğu meydana gelmekte. Kuruluk sebepli ağız içi PH’ı değişmekte ve mekanik temizlik azalmakta. Bu sebeple hastalarımızda dil yüzeyinin temizliği çok çok önemlidir. Hastalarımızın tükürük azalmasına bağlı olarak diş eti enfeksiyonları, çürük miktarının artması ve inflamasyon görülebilmekte. Ağız kokusu aslında multifaktöriyel bir sebeptir. Keton cisimlerinin veya anaerop bakterilerin aktivitesinin artması sebebiyle ağız kuruluğu ve kokusu meydana gelmektedir. Bu noktada dil yüzeyinin temizlenmesi oldukça önemlidir. Ramazan Ayı’nda iftar sonrasında tüketilen rafine şekerler ve yüksek şekerli karbonhidratlar diş sağlığı açısından birazcık tehlikeli. Asitli yiyeceklerin tüketimi sonrasında hastalarımızdan minimum yarım saat sonra dişlerini fırçalamasını istiyoruz. Ağız bakımı iyi olmayan hastalarda periodontitis( diş eti hastalığı) veya gingivitis dediğimiz rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Ağız kuruluğu, tükürüğün azalması sebebiyle hastalarımız yeterli, etkin bir mekanik temizlik de yapamamakta. Bu noktada ara yüz temizliği, diş fırçalama çok çok etkili ve önemlidir" şeklinde konuştu. "Ara yüz temizliği ve diş ipi kullanımı, fırçalamak önemli" Ramazan Ayı’nda ağız ve diş tedavilerin ilişkin konuşan Dt. Tınaş, "Hastalarımızın konforu ve sistemik durumlar sebebiyle tedaviler iftar sonrasına belki ertelenebilir. Tabi ki acil olan durumlar için anında tedavi yapılabilir. Çürük oluşumu aslında zaman, konak direnci ve tükürük yapısı birçok faktöre bağlıdır. Hastalarımız çok fazla şekerli, asitli gıdalar tükettiği zaman tabi ki bu risk artmaktadır. Ara yüz temizliği ve diş ipi kullanımı, diş fırçalamak önemli. Kibarca dil yüzeyinin de temizlenmesi etkili, ortalama diş fırçalama süresi 2 dakika kadar olmalı, çok fazla bastırarak sert fırçalamak da yanlış. Çok fazla yumuşak, etkin temizlemekten uzak durmak da yanlış orta derece diyebileceğimiz şekilde, diş etine zarar vermeden diş etinden dişe doğru fırçalayabilir. 6 ay ya da yılda bir diş hekimi kontrolü mutlaka öneriyoruz. Diş kanması aslında hastanın periodontol olarak bir problemi olduğunu gösterir. Diş eti sağlığı aslında diş sağlığı kadar önemli bir durumdur. Düzenli diş hekimi kontrolü sayesinde bu durum kontrol altına alınabilir. İftardan sonra biraz daha protein ağırlıklı rafine şekerlerden uzak şekilde beslenebilirler" dedi.
Antalya ANTGİAD iftarında "İnsanın Fabrika Ayarları" konuşuldu Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD), geleneksel iftar yemeğinde iş dünyasını, akademiyi ve sivil toplumu aynı sofrada buluşturdu. Ramazan ayının manevi atmosferinde gerçekleşen buluşmada insan, toplum ve değerler ekseninde güçlü mesajlar verildi. ANTGİAD tarafından düzenlenen geleneksel iftar yemeği, yoğun katılımla bir otelde gerçekleşti. Programın açılışında konuşan ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş, Ramazan ayının yalnızca bir ibadet dönemi değil, insanın kendisiyle yeniden bağ kurduğu, sakinleştiği ve iç muhasebe yaptığı özel bir zaman dilimi olduğuna vurgu yaptı. Yavaş, "İnsani duygularımız kaybolmuyor; sessizleşiyor, bastırılıyor ve görünmez hale geliyor. Çünkü çağımızda hız var ama derinlik yok, gürültü var ama anlam yok" dedi. "Toplum birbirine karşı etiketler oluşturuyor " Toplumsal kutuplaşmaya dikkat çeken Yavaş, bu tablonun kendiliğinden oluşmadığını vurgulayarak, "Bugün kutuplaşma; tahammülsüzlük ve empati yoksunluğu ile beslenen bir iklimdir. İnsanlar artık fikirleriyle değil, etiketleriyle tanımlanıyor. Toplum birbirini kucaklamak yerine, birbirine karşı zıt kutuplar oluşturuyor" dedi. Kutuplaşmanın kısa vadede bazı aktörlere alan açsa da uzun vadede toplumsal zarar ürettiğini belirten Yavaş, "Kutuplaşma sorunları çözmez, sadece erteler. Ve ertelenen her sorun, büyüyerek geri döner" ifadelerine yer verdi. "Dil bozulursa, düşünce de daralır" Dilin toplum üzerindeki belirleyici etkisine değinen Yavaş, kelimelerin anlam kaybının düşünce dünyasını da daralttığını ifade etti. Yavaş, "Toplumlar önce kelimelerle ayrışır. Eleştiri ‘tehdit’, farklılık ‘tehlike’ olarak görülmeye başlandığında, insanlar düşüncelerinden değil kelimelerden korkar hale gelir. Dili kim yönetiyorsa, zihni de o yönetir" dedi. "Sorun kaynak yetersizliği değil, paylaşım eksikliği" Dünyadaki çatışmaların temel nedenlerine de değinen Yavaş, kaynakların yeterli olmasına rağmen süregelen kavgaların insani eksikliklerden beslendiğini vurgulayarak, "Dünyada hepimize yetecek kadar hava, su ve gıda var. Sorun kaynak yetersizliği değil; insani yetersizliktir. Paylaşma eksik, vicdan eksik, anlam eksik" şeklinde konuştu. "Vicdan yoksa, en güçlü sistemler bile çöker" Vicdan kavramına da vurgu yapan Yavaş, şu değerlendirmeyi yaptı: "Vicdan; insanın içindeki en sessiz ama en güçlü pusuladır. Yasa yokken de doğruyu gösterir, kamera yokken bile yanlışı durdurur." Sevginin ise toplumları ayakta tutan en güçlü bağ olduğuna dikkat çeken Yavaş, Ramazan ayının bu anlamda önemli bir vicdan ve sevgi hatırlatması sunduğunu ifade etti. ATGİAD Başkanı Ercan Yavaş, konuşmasının finalinde "Fabrika ayarlarımıza dönersek iyi insan oluruz" dedi. "İnsan bozulmadı, sadece unuttu" Programa konuk olan Prof. Dr. Sinan Canan, "İnsanın Fabrika Ayarları" başlıklı konuşmasında insan doğasının temel özelliklerine, günümüz yaşam tarzının zihin ve duygu dünyası üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Canan, insanın doğuştan getirdiği biyolojik ve psikolojik donanımın günümüz yaşam biçimiyle çoğu zaman çeliştiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "İnsan doğası gereği merhametli, öğrenmeye açık ve anlam arayan bir varlıktır. Ancak içinde yaşadığımız sistem, bizi bu özelliklerden uzaklaştıracak biçimde çalışıyor. Hızlı, tepkisel ve yüzeysel bir hayata alışıyoruz. Sürekli tetikte olan bir beyin, derin düşünemez. Sürekli kıyas yapan bir zihin, şükredemez. Sürekli yarış halinde olan bir insan da merhametini kolayca kaybedebilir." "İnsan, özünde kötü değildir" İnsanın özünde kötü olmadığını, ancak çevresel şartların ve öğrenilmiş davranış kalıplarının bireyi dönüştürdüğünü belirten Canan, şu değerlendirmeyi yaptı: "Her insan dünyaya masum ve potansiyel dolu gelir. Kötülük doğuştan gelmez; öğrenilir." "Fabrika ayarlarına dönmek" ifadesinin bir nostalji çağrısı değil, bilinçli bir farkındalık süreci olduğunu dile getiren Canan, "Fabrika ayarlarına dönmek demek, insanın kendi doğasını yeniden tanıması demektir. Kendi zihninin nasıl çalıştığını bilmek, duygularını fark etmek ve reflekslerini sorgulamak demektir" dedi. ANTGİAD üyelerine özel imzalı kitap Program sonunda Prof. Dr. Sinan Canan, "İnsanın Fabrika Ayarları" adlı kitabını ANTGİAD üyeleri için imzalayarak armağan etti. Bu esnada üyelerle sohbet eden Canan, yoğun ilgi gördü.
Adana Dağlı: "Adana gençliğini Türkiye Yüzyılı’na hazırlıyoruz" AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı, kentteki gençlik ve spor alanındaki yatırımlara değinerek, "4 milyar 260 milyon TL’yi aşkın dev yatırım hamlesi, Adana’mızın yarınlarına duyduğumuz inancın en somut göstergesidir" dedi. AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı, Adana genelinde gençlik ve spor alanında hayata geçirilen yatırımlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Adana’nın dört bir yanında tamamlanan, devam eden ve ihale aşamasında bulunan toplam 14 projenin şehrin gençlik ve spor altyapısını güçlendirdiğini belirten Dağlı, projelerin toplam yatırım bedelinin 4 milyar 260 milyon TL’yi aşkın olduğunu vurguladı. Tamamlanan projeler arasında Adana Olimpik Kapalı Yüzme Havuzu ikmal yapımı, Sarıçam Salonlu Gençlik Merkezi ve Pozantı Yarı Olimpik Yüzme Havuzu gibi önemli tesislerin yer aldığını ifade eden Dağlı, bu yatırımlar sayesinde gençlerin modern ve donanımlı alanlara kavuştuğunu söyledi. Devam eden projeler kapsamında Sarıçam’da öğrenci yurtları, ilçelerde sentetik saha dönüşümleri ve yeni spor alanlarının yapımı sürerken; ihale aşamasındaki gençlik merkezleri ve spor salonlarıyla birlikte Adana’nın spor altyapısının daha da güçleneceğini belirtti. Başkan Dağlı açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Gençliğe yapılan yatırım, Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırımdır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken, güçlü şehirler ve donanımlı bir gençlik hedefiyle çalışıyoruz. Adana gençliğini Türkiye Yüzyılı’na hazırlıyoruz. 4 milyar 260 milyon TL’yi aşkın dev yatırım hamlesi, Adana’mızın yarınlarına duyduğumuz inancın en somut göstergesidir." Dağlı, yatırımların planlı ve disiplinli bir kamu yönetimi anlayışıyla yürütüldüğünü, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanıldığını belirtti.