SAĞLIK - 10 Mayıs 2025 Cumartesi 09:44

Nadir görülen hastalıktan başarılı operasyonla kurtuldu

A
A
A
Nadir görülen hastalıktan başarılı operasyonla kurtuldu

Kalp yetmezliği ve ani ölüme neden olabilen doğuştan gelen ’Alcapa’ hastası , Kahramanmaraş’ta yapılan başarılı operasyonla sağlığına kavuştu. Hastalığın nadir görüldüğünü belirten Doç. Dr. Erdinç Eroğlu, "Kalbimizdeki ana damarımızın ağır damarından değil de akciğer atar damarından çıktığı bir hastalık. Ameliyat olmasaydı yakın zamanda kalp yetmezliği gelişip daha kötü senaryolar olabilirdi, riskli ameliyatımızı yaptık, şu an için her şey yolunda" dedi.


Mersin’in Silifke ilçesinde yaşayan 37 yaşındaki Mücahit Şimşek, kalbindeki rahatsızlığından dolayı, yaptığı araştırmalarda Kahramanmaraş’taki HG Hospital Hastanesinde görevli Kalp ve Damar Cerrahisi Doç. Dr. Erdinç Eroğlu’na ulaştı. Şimşek’in hastanede yapılan tetkikleri sonucunda, 300 binde bir görülen ’sol koroner arter ve dallarının pulmoner arterden çıkan bir kalp hastalığı olarak bilinen Alcapa olduğu belirlendi. Bunun üzerine riskli olduğu belirtilen ameliyatı Doç. Dr. Erdinç Eroğlu ve ekibi yaptı. Şimşek, başarılı geçen ameliyat ile sağlığına kavuştu.



"Ameliyat olmasaydı yakın zamanda daha kötü senaryolar olabilirdi"


Hastanın durumu ile ilgili bilgi veren Dr. Eroğlu, "Oldukça nadir görülen Alcapa Sendromu dediğimiz bir hastalık. Toplumda 300 binde 1 görülen, çok nadir görülen bir hastalık. Ve ameliyatı da oldukça riskli ve zor olan bir ameliyattı. Sağ olsun kendisi Mersin’den bize ulaştı. HG Hospital’a geldi. Ameliyatı burada olmak istediğini söyledi. Biz de bu ameliyatı gerçekleştirdik. Bu ameliyat oldukça nadir yapılan ve hastalığımızda çok nadir görülen bir hastalık. Kalbimizdeki ana damarımızın ağır damarından değil de akciğer atar damarından çıktığı bir hastalık. Ve hastada bunların çoğu bebeklik çağında kaybediliyor. Mücahit Bey çok şanslı bu yaşa kadar gelmiş ama eğer ameliyatı olmasaydı yakın zamanda kalp yetmezliği gelişip daha kötü senaryolar olabilirdi. Çok şükür biz o durumu ortadan kaldırdık. Riskli ameliyatımızı yaptık. Şu an için her şey yolunda. Kendisini Mersin’e yolcu edeceğiz" dedi.



"Biz hastanın kendi damarını olması gereken yere getirdik"


Hayalinin artık yurt dışından gelen hastaları tedavi etmek olduğunu da ifade eden Dr. Eroğlu, "Aslında benim hayalim yurt dışından da hasta gelmesi. İnşallah ileride onları da alacağız. Mücahit ile başladık. Yakında Antalya’dan da bir hasta gelecek. İnşallah onu da ameliyat yapacağız. Gerçekten de şehrimizde böyle güzel bir hastane olması oldukça gurur verici. Bölgeye hizmet etmek çok mutlu edici. İnşallah bu şekilde devam edip hizmetlerimizi sürdüreceğiz. Şimdi doğuştan olan bir hastalık bu ve çok nadir bu yaşlara gelir bu hastalar. Genelde bebeklik çağında eğer ameliyatı olmazsa hastaları kaybederiz. Ama Mücahit Bey’in durumu çok şanslı. Çünkü diğer sağ koroner damarı yani kalp damarı çok gelişmiş ve diğer damarları töler etmiş. Ama bu hastalar tedavi olmayınca kalp yetmezliği gelişip çok hızlı bir şekilde kötüleşip hayatlarını kaybediyorlar. Biz hastanın kendi damarını olması gereken yere getirdik. Oraya tekrar baypasını yaptık. Çok da güzel bir ameliyat oldu. Ondan sonra inşallah kalbi daha sağlıklı olacak. Normal hayatını sürdürüp devam edecek inşallah" diye konuştu.



"Mutluyum, sevinçliyim"


Hastalığı öğrendiğinde araştırmalara başladığını anlatan Mücahit Şimşek ise "Nasıl yaptırabilirim derken Erdinç hocamla sosyal medya aracılığıyla tanıştım. İletişime geçtim kendisiyle. ’Ben bu ameliyatı yaparım, daha önce de yaptım’ dedi. Ve kendisiyle iletişime geçtik. Sonra buraya geldik. Tekrardan görüştük kendisiyle. Ameliyata aldı, başarılı oldu. Mutluyum, sevinçliyim. Çok çok teşekkür ederim. Çok başarılılar. Bize çok iyi baktılar burada" ifadelerini kullandı.



Nadir görülen hastalıktan başarılı operasyonla kurtuldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Yemek yardımı düzenlemesinde lokantalar ve küçük işletmeler için eşitlik çağrısı İstanbul Ticaret Odası (İTO) 17. Restoran ve Yiyecek İçecek Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Ebru Koralı, yemek yardımı uygulamasına ilişkin gündemde yer alan düzenlemelerin sektörde rekabet dengelerini etkileyebileceğini belirtti. Koralı, aynı yemek hizmeti için farklı prim uygulamalarının oluşmasının restoran ve lokanta işletmeleri açısından önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesinde yapılması planlanan değişiklik kapsamında, işyerinde yemek verilmesi dışındaki durumlarda çalışanlara sağlanan yemek yardımının günlük 300 TL’ye kadar olan kısmının SGK priminden istisna tutulması, bu tutarı aşan kısmın ise prime tabi olması öngörülüyor. Restoran ve lokantalarda tüketilen yemeklere getirilen bu prim sınırlamasının hem işverenler hem de yeme-içme sektörü açısından ekonomik etkiler doğurabileceği ifade ediliyor. Konuyu değerlendiren Ebru Koralı, yemek yardımının çalışanların iş günü içinde beslenme ihtiyacını karşılamak amacıyla oluşturulmuş önemli bir sosyal hak olduğunu belirterek uygulamanın amacına uygun şekilde korunması gerektiğini vurguladı. "Uygulama farklılığı sektörü doğrudan etkiler" Koralı, yemek hizmetinin hangi işletme tarafından sağlandığına bağlı olarak farklı prim uygulamalarının ortaya çıkabildiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: "İşyerine tabldot veya catering hizmeti verilmesi ile çalışanların restoran veya lokantalarda yemek yemesi arasında farklı prim uygulamaları oluşabiliyor. Oysa verilen hizmetin özü aynıdır; çalışan yine yemek tüketmektedir. Hizmetin temin edildiği işletme türüne göre farklı prim yükü ortaya çıkması sektörde rekabet eşitsizliği oluşturabilir. Restoran ve lokanta işletmeleri şehir ekonomisinin ve istihdamın önemli bir parçasıdır. Uygulama farklılığı işveren tercihlerinde değişime yol açarsa bu durum doğrudan restoran cirolarına ve sektördeki istihdama yansıyabilir. Özellikle öğle servisine odaklı çalışan binlerce işletme ve yaklaşık 200 bin çalışan bu sürecin etkisini doğrudan hissedebilir." "Yemek yardımı kayıtlı ekonomiyi de destekler" Restoran ve lokantalarda yapılan yemek harcamalarının doğrudan kayıt altına alındığını ifade eden Koralı, bu sistemin gıda sektöründen lojistiğe kadar uzanan geniş bir ekonomik zinciri desteklediğini belirtti. Koralı, "Yemek yardımının gerçekten yemek amacıyla kullanıldığı sistemler hem çalışanların sosyal hakkını korur hem de sektörün sürdürülebilirliğine katkı sağlar. Aynı zamanda harcamaların kayıtlı ekonomiye dahil olmasına destek olur." "Amaç çalışanı desteklemek ve sektörel dengeyi korumak olmalı" Koralı, yapılacak düzenlemelerde çalışanların sosyal haklarının korunmasının temel öncelik olması gerektiğini vurgulayarak, yemek yardımına ilişkin uygulamaların sektörler arasında eşit rekabet koşullarını gözeten bir çerçevede ele alınmasının sektör açısından daha sağlıklı sonuçlar doğuracağını ifade etti.
İstanbul TÜSİAD eski Başkanı Orhan Turan ve YİK Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras’ın yargılandığı davada karar Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) eski Başkanı Orhan Turan ile Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras’ın yargılandığı davada karar açıklandı. Sanıkların ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçundan 1 yıl 3 ay 18 gün hapisle cezalandırılmalarına hükmedildi. Verilen cezada hükmün açıklanması geri bırakıldı. Turan ve Mehmet Ömer Arif Aras’ın 2 ayrı suçtan 5’er yıl 6’şar aya kadar hapis talebiyle yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. İstanbul 28.Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuksuz sanıklar Orhan Turan ve Mehmet Ömer Arif Aras ile avukatları hazır bulundu. Duruşmada savunma yapan Aras, "Huzurdaki yargılama konusu beyanlarım incelendiğinde suçlamaya konu bir durum olmadığı anlaşılabilir. 20 dakikalık konuşmam bağlamından koparılmıştır. Konuşma bütünüyle incelendiğinde ekonomik kalkınmaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır ve tamamen iyi niyetlidir. Konuşmam güncel meselelere isim kullanmadan değinmektedir. Buradan suç üretilmeye çalışılması anlamsızdır. 72 yıllık yaşamımda hiç mahkemeye çıkmamış bir kişi olarak, ülkenin kalkınması için yapılmış konuşmanın suç gibi gösterilmesini kabul etmiyorum" dedi. Sanık Turan da savunmasında suçlamaları kabul etmedi. Sanıkların ve avukatlarının savunmasının ardından kararını açıklayan mahkeme Mehmet Ömer Arif Aras ve Orhan Turan hakkında ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçundan beraat kararı verdi. Sanıkların ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçundan ise 1 yıl 3 ay 18 gün hapisle cezalandırılmalarına hükmedildi. Verilen cezada hükmün açıklanması geri bırakıldı. Olayın geçmişi Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) eski Başkanı Orhan Turan ve Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras’a yönelik yürütülen soruşturma tamamlanmış, hazırlanan iddianamede şüphelilerin içeriğini bilmedikleri siyasi, hukuki, adli ve idari olaylar ile ilgili değerlendirmede bulunmak suretiyle ülke genelinde hukuki güvenliğin olmadığını, vatandaşların Türkiye Cumhuriyeti Devletine yönelik güven probleminin olduğunu, bu sebeple huzursuzluğun bulunduğunu, tutuklama iş ve işlemlerinin hukuksuz olduğunu, kayyum atama iş ve işlemleri ile gözaltı tutuklama gibi hukuki tedbirlerin toplumda güveni sarstığını beyan ederek telkin ve yönlendirici mahiyetteki yanıltıcı ve dezenfermasyon içerikli bilgileri yaydıkları aktarılmıştı. Şüphelilerin konuşmalarını ekonomi alanında bulunduğu konum ve kariyerleri ile birçok üyesi bulunan derneğin başkanlık makamında bulunmalarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle gerçekleştirdiklerinin aktarıldığı iddianamede, şüpheliler Mehmet Ömer Arif Aras ve Orhan Turan’ın zincirleme şekilde ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak’ suçundan 1 yıl 10 aydan 5 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. Öte yandan şüpheliler hakkında ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçundan dosyanın ayrı olarak devam ettiği öğrenilmiş, bu suçtan hazırlanan iddianamede ise şüpheliler Mehmet Ömer Arif Aras ve Orhan Turan’ın zincirleme şekilde ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ 50 günden az olmamak üzere adli para cezasına çarptırılması talep edilmişti. 2 iddianame ise irtibatlı olduğu gerekçesiyle birleştirilmişti.
Tokat Bakan Memişoğlu açıkladı: Sağlıkta bilim adamlarına SGK destekli araştırma dönemi Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu TÜSEB ile SGK iş birliği kapsamında yürütülecek bilimsel araştırmalarda hasta maliyetlerinin SGK tarafından karşılanacağını belirterek, "Yeni tedavi yöntemleri, ilaçlar ve sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine güçlü finansal destek sağlanacak" dedi. Bir dizi program için Tokat’a gelen Bakan Memişoğlu valilik ziyareti sonrası açıklamalarda bulundu. Sigarayı bırakma çağrısı yaptı Memişoğlu yaptığı açıklamada, "Ben toplumumuza özellikle sağlıklı yaşamlarıyla ilgili, sağlıklı kalmalarıyla ilgili çaba harcamalarını, bağımlılıklardan uzak kalmalarını özellikle istirham ediyorum. Biliyorsunuz bu hafta Yeşilay Haftası. Yeşilay; sigara bağımlılığından madde bağımlılığına kadar her türlü mücadelede toplumumuzun yanında, bizlerin yanında. Toplumumuz da bu konudaki bağımlılıklardan uzak kalmak için sağlıkçılarla beraber inşallah, özellikle Ramazan ayı gibi mübarek ayda, irademizi güçlendirdiğimiz ayda hazır fırsat var; bu ayda kötü alışkanlıklarımızdan, özellikle sigaradan kurtulmanın en güzel zamanlarını yaşayacaklar. Bizlere başvururlarsa Sağlıklı Hayat Merkezlerine, hastanelere, sigara bırakma polikliniklerine, beraber bu illetten onları kurtaracağımıza söz veriyorum" dedi. Bilim adamlarına maliyet desteği geliyor Bakan Memişoğlu konuşmasının devamında bilimsel araştırmalara SGK desteği sağlanacağını söyleyerek, "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ile beraber Sosyal Güvenlik Kurumu’nun çabasıyla, özellikle Türkiye’de yeni bir şey söyleyecek bilim insanlarının yapacakları çalışmalarda, bilimsel araştırmalarda dünyaya ve sağlığa katkı verilecek çalışmalarla ilgili, bu çalışmalarda hastalarımızın maliyetlerini Sosyal Güvenlik Kurumu karşılayacak. Bu özellikle ’üreten sağlık’ mottomuzdaki Türkiye’deki yeni şeylerin söylenmesiyle ilgili gerçekten iyi bir finansal kaynak olacak. Özellikle bilim insanlarımızın, araştırmacılarımızın bu konudaki desteğiyle çok iyi şeyler söyleyeceğine, dünyaya yeni tedavi yöntemleri, yeni ilaçlar, yeni cihazlar kazandıracağına eminim. Bu konuda üretmeye, üreteni desteklemeye devam edeceğiz. Türkiye; koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeliyle Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’nı yaşayacak ve dünyada nasıl sağlık hizmetinde örnek olmuşsa, sağlığın teknolojisinde de biliminde de örnek ülke haline gelecek" ifadelerini kullandı.