GENEL - 17 Nisan 2019 Çarşamba 11:18

“KBUİHA” drone kategorisinde birinci oldu

A
A
A
“KBUİHA” drone kategorisinde birinci oldu

Karabük Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü öğrencileri, İstanbul Teknik Üniversitesinde düzenlenen Robot Olimpiyatların’da “KBUİHA” ile drone kategorisinde birinci oldu.

Karabük Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü öğrencileri, İstanbul Teknik Üniversitesinde düzenlenen Robot Olimpiyatların’da “KBUİHA” ile drone kategorisinde birinci oldu.


İstanbul Teknik Üniversitesinde 11 - 13 Nisan tarihleri arasında 13’üncüsü düzenlenen Robot Olimpiyatları’na (ITURO’19) katılan Karabük Üniversitesi İnsansız Hava Araçları Kulübü, toplamda 665 robotun katıldığı ve Otonom İnsansız Hava Araçları kategorisinde 32 robotun yarıştığı olimpiyatta birincilik elde etti.


32 takım arasından görüntü işleyerek çizgi izleyen tek takım olan KBUİHA, yerde işaretli çizgiyi 4 rotorlu hava aracı ile otonom olarak takip etmeyi başararak birinci oldu. Yarışmada takımı, ekip üyeleri Uğur Kurt ve Furkan Karakale temsil etti.


Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Refik Polat, İnsansız Hava Araçları Kulübü Danışmanı Teknoloji Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Batıkan Erdem Demir, Kulüp Başkanı Barış Kaycı ve kulüp üyelerini makamında kabul etti. Rektör Polat, yarışmadan birincilikle dönen öğrencileri kutlayarak hediye takdiminde bulundu.


Her yıl Türkiye’nin dört bir yanından binlerce öğrenciyi ağırlayan İTÜ Robot Olimpiyatları, robotik alanında çalışma yapan öğrencileri, akademisyenleri ve endüstri temsilcilerini bir araya getiriyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Küresel panik yersiz, bireysel korunma şart" Dünya gündemine oturan MV Hondius keşif gemisindeki hantavirüs vakaları, pandemilerin gölgesindeki kamuoyunda yeni bir endişe dalgasına neden oldu. Konuyu akademik bir perspektifle değerlendiren İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel virüsün yayılım dinamiklerini ve bulaşma risklerini mercek altına alarak kritik değerlendirmelerde bulundu. Pandemilerin ardından dünya, yeni bir virüs haberiyle bir kez daha tetikte. Arjantin’den ayrılan MV Hondius adlı keşif gemisinde görülen hantavirüs vakaları, İsviçre’den ABD’ye uzanan geniş bir temaslı takibini beraberinde getirdi. İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, merak edilen tüm soruları yanıtladı. "Bu virüs yeni bir düşman değil" Süreci değerlendiren Dr. Aylin Dağ Güzel, öncelikle hantavirüsün tarihsel arka planına dikkat çekerek, "Hantavirüsler aslında tıp dünyası için yeni değil. Biz bu grubu, Bunyaviridae ailesine mensup, zarflı RNA virüsleri olarak 1978 yılından beri yakından tanıyoruz. Temel olarak kemirgenler ve böcekçiller aracılığıyla yayılım gösteren bu virüslerin bugün tanımlanmış en az 40 türü bulunuyor. Her virüs tipi, kendine özgü bir kemirgen türüyle konakçılık ilişkisi kurar. Yani aslında doğada uzun yıllardır var olan zoonotik bir etkenden bahsediyoruz" dedi. "Andes virüsünü diğerlerinden ayıran kritik fark" MV Hondius gemisindeki vakaların neden bu kadar ses getirdiğine açıklık getiren Güzel, "Andes" türünün altını çizerek, "Şu an dünya gündemini meşgul eden asıl mesele, Arjantin’e özgü olan Andes Hantavirüsü (ANDV). Bu türü diğerlerinden ayıran çok kritik, hatta benzersiz bir nokta var: Andes virüsü, dünyada insandan insana bulaşabildiği belgelenmiş tek Hantavirüs türüdür. Gemiyle bağlantılı 8 vakanın 6’sının kesinleşmesi ve 3 kayıbın olması, virüsün vücut sıvılarında (kan, tükürük, idrar) tespit edilebilmesi endişeleri artırdı. Ancak literatürdeki veriler ve Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel raporları, bu karşılaştığımız MV Hondius gemisindeki vakaların insandan insana bulaşma sonucu olmadığı, hastalığın geçişinin bu yolla son derece nadir gerçekleştiğini gösteriyor. Şu an için yaygın ve süregelen bir pandemi riskinden bahsetmek doğru olmaz; ancak temaslı takibi ve izolasyon hayati önemdedir" diye konuştu. "İki farklı coğrafya, iki farklı hastalık" Hastalığın seyrine ve coğrafi dağılımına dair detaylı bilgi veren Dr. Güzel, "Hantavirüs dediğimizde tek bir hastalıktan bahsetmiyoruz. Amerika kıtasında Sin Nombre ve Andes gibi virüsler, ağır akciğer tutulumu ve yüksek ölüm oranıyla seyreden Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu’na (HCPS) yol açıyor. Bizim de içinde bulunduğumuz Avrupa ve Asya coğrafyasında ise Puumala ve Dobrava gibi virüsler; ateş, kanama ve akut böbrek yetmezliği ile karakterize olan Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) tablosuna neden oluyor" dedi. Türkiye için risk analizi ve korunma yolları Türkiye’deki durumu da değerlendiren Dr. Güzel, vatandaşlara yönelik şu uyarılarda bulundu: "Türkiye’de hantavirüslerin yaban hayatındaki kemiricilerdeki varlığı, ilk kez 2004 yılında yayınlanmış bir saha çalışmasında bildirilmiştir. Zonguldak-Bartın’da 2009’da da ilk vaka rapor edilmiştir. Ancak Türkiye’deki vakalar genellikle Avrupa tipi (Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş -HFRS) olup, ölüm oranları Amerika kıtasına kıyasla oldukça düşüktür. Genellikle kırsal alanlarda, atıl bırakılmış depolarda veya kemirgenlerin yoğun olduğu bölgelerde, virüslü atıkların solunmasıyla ortaya çıkan sporadik vakalar görüyoruz. Vatandaşlarımıza en büyük uyarım; kapalı, uzun süre kullanılmayan depo ve bodrum gibi alanlara girmeden önce mutlaka ortamı havalandırmalarıdır. Temizlik yaparken kuru süpürmeden kaçınılmalı, virüsün havaya karışmasını önlemek için ortam dezenfektanla ıslatılmalıdır. Riskli alanlarda maske (mümkünse N-95), koruyucu gözlük ve eldiven kullanımı bir seçenek değil, zorunluluktur." "Erken tanı hayat kurtarır" Hastalığın başlangıçta griple (influenza) çok kolay karıştırılabileceğini belirten Güzel, son olarak tedavi süreçlerine ilişkin şöyle dedi: "İlk evrede yüksek ateş, halsizlik ve şiddetli kas ağrıları görülür. Eğer kişi son dönemde kemirgenlerin bulunduğu bir ortamda bulunduysa ve bu belirtilere nefes darlığı veya böbrek ağrısı ekleniyorsa, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Şu an için onaylanmış bir aşımız ya da virüse özgü spesifik bir ilacımız yok. Ancak erken tanı sonrası sağlanan yoğun bakım desteği ve sıvı dengesinin korunması, hayatta kalma şansını en üst seviyeye çıkarıyor. Özetle; 12 Mayıs 2026 itibarıyla küresel bir panik havasına gerek yok, ancak bireysel korunma ve profesyonel izlem bugün her zamankinden daha önemli."
Trabzon Akçaabat’ta GastroFest rüzgarı Trabzon’un Akçaabat ilçesinde bu yıl ikincisi düzenlenen Akçaabat GastroFest Sahil Park’ta gerçekleştirilen açılış programıyla kapılarını ziyaretçilere açtı. Karadeniz’in köklü mutfak kültürünü, yöresel üretim değerlerini ve gastronomi turizmini ön plana çıkaran festivalin açılışına Akçaabat Kaymakamı Yusuf Cankatar, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Faruk Kanca, Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, jüri üyeleri, yarışmacılar, şefler ve vatandaşlar katıldı. Festival alanında kurulan yöresel ürün stantları, gastronomi atölyeleri, şef sunumları ve kültürel etkinlikler ziyaretçilerden büyük ilgi görürken; Akçaabat’ın köklü mutfak kültürü bir kez daha ön plana çıktı. Festivalin açılış konuşmasını gerçekleştiren Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, Akçaabat’ın sahip olduğu gastronomik değerlerin yalnızca yöresel yemeklerden ibaret olmadığını, aynı zamanda şehrin kültürel hafızasını taşıyan önemli bir miras olduğunu ifade etti. Başkan Ekim "Akçaabatımız doğal güzellikleriyle, kültürüyle, sanatıyla olduğu kadar güçlü mutfak kültürüyle de Karadeniz’in önemli şehirlerinden biridir. Yüzyıllardır aynı sofralarda yoğrulan lezzetlerimiz bugün bizlere sadece bir tat değil aynı zamanda bir kimlik sunmaktadır. Akçaabat Köftemizden un helvamıza, kuymaktan ekşi tarhanamıza kadar her ürünümüz bu toprakların emeğini, bereketini ve kültürünü taşımaktadır" dedi. Coğrafi işaret çalışmalarına da değinen Başkan Ekim, "Akçaabat Köftesi ve Akçaabat Un Helvası’nın coğrafi işaretleri alınmıştır. Bunun yanında Akçaabat Ekşi Tarhanası, Akçaabat Güz Fasulyesi, Akçaabat Haşlaması, Akçaabat Kabaklı Mısır Ekmeği ve Akçaabat Sülfanı için de coğrafi işaret başvurularımız yapılmış olup süreçler devam etmektedir. Çünkü biz biliyoruz ki coğrafi işaret yalnızca bir belge değildir; o ürünün hikâyesini, emeğini, geçmişini ve geleceğini koruyan çok önemli bir değerdir" diye konuştu. Kuymak show "Kuymak Adam" olarak bilinen Serhat Kasap tarafından canlı kuymak yapımı ve ikram programı festival alanında büyük ilgi gördü. Vatandaşlar dev kazanlarda hazırlanan kuymağın tadına bakarken festival alanında renkli görüntüler oluştu. Festival kapsamında şefler tarafından gerçekleştirilen uygulamalı sunumlarda Karadeniz mutfağının yöresel lezzetleri ve modern sunum teknikleri vatandaşlarla paylaşıldı. Festivalin ilk gününde düzenlenen Genç Şefler Yarışması da ziyaretçiler tarafından ilgiyle takip edildi. Akçaabat GastroFest, 16 Mayıs Cumartesi günü de Akçaabat Sahil Park’ta lezzet ve kültür dolu etkinliklerle devam edecek. Festivalin ikinci gününde de workshoplar, gastronomi söyleşileri, yöresel lezzet sunumları, sahne etkinlikleri ve çeşitli yarışmalar vatandaşlarla buluşacak.
Bursa Nilüfer’de "Engelsiz Yaşam Sağlık ve Spor" semineri Nilüfer Belediyesi, Engelliler Haftası çerçevesinde düzenlenen "Engelsiz Yaşam Sağlık ve Spor" seminerinde, engelli bireylerin toplumsal yaşama katılımı ve kalitesinin artırılması konuşuldu. Nilüfer Belediyesi’nin Engelliler Haftası etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen "Engelsiz Yaşam Sağlık ve Spor" semineri, Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirildi. Seminere katılan uzmanlar; rehabilitasyondan ağız sağlığına, spordan toplumsal katılıma kadar pek çok başlıkta bilgi paylaştı. Bursa Uludağ Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Öğretim Görevlisi Dr. Sevda Demir Türe, rehabilitasyon sürecinin sadece hastane ile sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çekti. Kişiye egzersiz eğitimi vermeyi amaçladıklarını belirten Türe, "Engelli bireylerimiz evde egzersizlerini yapmadığında kazanımları geri kaybediyor. O yüzden biz bunu aşılamaya çalışıyoruz. Eğitimi verip evde devam etmelerini istiyoruz. Engelli bireylerin takipte olmaları çok önemli" dedi. Özel ihtiyaçlı bireylerde sıklıkla ihmal edilen koruyucu diş hekimliği konusuna değinen Uzman Diş Hekimi İsra Ezgi Yalçın, "Hareket kısıtlılığı varsa şarjlı diş fırçaları; yutkunma güçlüğü varsa macunsuz kuru fırçalama; fırçalamada güçlük varsa ise at nalı şeklinde diş fırçaları tercih edilebilir" diye konuştu. Bursa Uludağ Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nimet Haşıl Korkmaz ise konuya bütüncül yaklaşılması gerektiğini söyledi. Önce bedeni güçlendirme, arkasından özgüveni artırma ve topluma katılım geldiğini vurgulayan Korkmaz, "Sporu sadece bir yarışma, müsabaka olarak değil, hayatta kalma şekli olarak ifade etmek gerekiyor. Spor yapın, hayatta kalın diyorum" dedi.
Bursa TBMM Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş: "Dünyanın yeni ekonomik mimariye ihtiyacı var" Bursa Uludağ Üniversitesi ’Küresel Adalet Arayışı’ konferansına katılan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, küresel adalet arayışının insanlığın ortak meselesi olduğunu belirterek, ekonomik ve siyasal alandaki adaletsizliklerin dünyayı büyük bir çıkmaza sürüklediğini söyledi. Kurtulmuş, özellikle gelir dağılımındaki uçurumun, savaş ekonomisinin ve uluslararası kurumların işlevsiz hâle gelmesinin insanlık için ciddi tehdit oluşturduğunu ifade etti. Bursa Uludağ Üniversitesi’nde öğrencilerle bir araya gelen TBMM Başkanı Kurtulmuş, ekonomik ve siyasal alandaki adaletsizliklerden bahsetti. Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde salonu dolduran öğrencilere seslenen Kurtulmuş, her dönemde insanlığın ortak arayışlarından birisinin adalet olduğunu belirterek "Her dönemde, her devirde adalet arayışı, haksızlıkların, tutarsızlıkların, çift standartların, zulümlerin, baskıların var olmasına inat, mahşeri vicdan tarafından ortak bir duygu olarak gelişmiş, geliştirilmiş ve zaten bu sayede de insan onuru korunarak bugüne kadar gelebilmiştir. İçinden geçtiğimiz dönem fevkalade zor bir süreçtir. Her şeyin altüst olduğu, yıkılıp neredeyse yeniden yapılmaya başladığı bir dönemin içerisinden geçiyoruz. Dolayısıyla bu süreçte insanlık alemi olarak ihtiyacımız olan en önemli meselenin adalet olduğunun farkında olarak, adalet arayışını küresel bir hâle getirmek ve buna da öncülük etmek Türkiye olarak, Türkiye’nin aydınları olarak, Türkiye’nin insaf ve vicdan sahibi insanları olarak hepimizin ortak vazifesi olmalıdır" dedi. "Nükleer silahlardan daha gaddar bir ekonomik silaha dönüştürüldüğünü görüyoruz" Konuşmasında ekonomik adaletsizliklere dikkat çeken Kurtulmuş, gelir dağılımındaki uçurumun giderek büyüdüğünü söyledi. Küresel iklim krizleri, kuraklık ve açlık gibi sorunların yoksulluğu daha da derinleştirdiğini ifade eden Kurtulmuş, dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesiminin toplam servetin yüzde 50’sine sahip olduğunu belirtti. Böylesine bir eşitsizliği hiçbir dönemde görmediklerini belirten Kurtulmuş, "Firavunlar dönemlerinde bile böyle bir eşitsizlik olmadı. Dolayısıyla bu insanlığın kaldırabileceği bir mesele değildir. Sekiz milyarlık dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 10’u mutlak yoksulluk içinde yaşamaktadır. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sırasında piyasalarda yaşanan dalgalanmaları hepimiz görüyoruz. Hürmüz Boğazı ile ilgili söylenen iki çift lafın acaba vahşi kapitalizmin elinde ne büyük bir araca dönüştürüldüğü, korktuğumuz nükleer silahlardan daha gaddar bir ekonomik silaha dönüştürüldüğünü maalesef çok ciddi bir şekilde görüyoruz" diye konuştu. Birleşmiş Milletler’in işlevsiz kaldığını ifade eden Kurtulmuş, "Dünyanın neresinde hangi savaşı önlemiş, hangi mazlumun elinden tutmuş, hangi garibin hakkını alabilmiştir? Gazze’de yaşananlar, insanlık tarihinin en ağır sınavlarından biridir. Böyle bir dünyada Birleşmiş Milletler’in ne önemi vardır, ne fonksiyonu vardır" dedi. Lamine Yamal’ın FC Barcelona’nın şampiyonluk kutlamalarında Filistin bayrağı taşımasına değinen Kurtulmuş, "Mazlumların yanında olduğunu ilan etmesi insanlık için bir şeref meselesidir. Lamine Yamal’ı ve arkadaşlarını tebrik ediyorum. Baskıyı kurun. İstediğiniz gücünüz olsun. Durdurun bakalım Lamine Yamal’ı. Çocuğun sözleşmesini iptal edebilirsiniz. Siyonist lobi baskı yaparak büyük kulüplerde oynamasına engel olabilir. Ama zaten bunu göze alarak Filistin bayrağını sallayan Lamine Yamal daha şimdiden insanlığın gelmiş geçmiş en büyük futbolcusudur. En iyi oyuncusudur. Lamine Yamal’ın arkasındayız. O Filistin halkıyla dayanışmanın onurudur, gözbebeğidir. Hadi önleyin bakalım insanlığın vicdanını. Hadi önleyin, hadi önleyin bakalım hakkın ve hakikatin birleştiği ortak hakikat arayışını, adalet arayışını" diye konuştu. "Biz her zaman mazlumun yanında olduk" ’Biz millet olarak Allah’ın izniyle her zaman mazlumun yanında olduk’ diyen Kurtulmuş konuşmasını şöyle sürdürdü; "Her zaman zalimin karşısında durduk. Hiçbir zaman Allah’tan başka hiçbir gücün karşısında eğilmedik, hiçbir kimseye eyvallah etmedik. En zor zamanlarımızda bile büyük mücadeleler içerisinde bağımsızlığımızı kazandık. İşte bunun örneği Bursa’dır. Velhasıl biz hiçbir zaman emperyalizmin önünde eğilmediğimiz gibi, hiçbir zamanda güçlülerin boyunduruğu altında olan milletlere duyarsız kalmadık. Dolayısıyla bundan sonra da ilmi anlamda, entelektüel anlamda, siyasi anlamda küresel adalet arayışının merkezine Allah’ın izniyle Türkiye olacaktır. Bildiğiniz gibi beylikler döneminde Osmanlı en büyük, en güçlü beylik değildi. Şurada, Oylat’ın üstünden Domaniç Yaylası’na kadar uzanan orada, hani Kuruluş Ertuğrul dizileri var ya, aynen öyle. Beş yüz tane kıldan çadırı olan bir obaydı. Şehir devleti bile değildi. Kıl çadırlardan müteşekkil küçük bir obaydı. Niye Osmanlı Cihan Devleti oldu da diğerleri olmadı? Diğerlerinin hepsi birbirleriyle uğraşırken, birbirlerini azledip birbirleri üzerinde hakimiyet kurmaya gayret ederken, Osmanlı inanın ki bunların hiçbirisiyle uğraşmadı. Gözünü Rumeli’ye dikti. Gözünü Avrupa’ya dikti. Şimdi Türkiye olarak da bizim öyle bir noktada olduğumuzu hiç abartısız söylüyorum. Osmanlı cihan devletinin Domaniç’teki, Oylat’taki durumu neyse Türkiye olarak da bugünkü vaziyetimiz odur." "Türkiye küresel adalet arayışının öncüsü oldu" Kurtulmuş, "Türkiye’nin en çok mesafe aldığı alan bana sorarsanız arkada yazılı olandır. Türkiye küresel adalet arayışının öncüsü oldu. Allah’ın izniyle bu sesi yükseltmeye devam edecek ve bütün insanlığa ortak çözümleri sunacak bir büyük gelişmenin öncülüğünü yapacaktır. Allah yardımcımız olsun. Sözümüzün her geçen gün daha da kuvvetlendiğini, Türkiye’nin gücünün her geçen gün daha da etkili bir hale geldiğini görüyor, bundan iftihar ediyoruz" diye konuştu. Konuşma sonrası protokol ve salonu dolduran öğrenciler hatıra fotoğrafı çekindi.
Bursa Yenişehir’de tarımda dijital dönüşüm Yenişehir tarımında dijitalleşme dönemini başlatacak olan ve Avrupa Birliği’nden 464 bin Euro fon desteği alan "İklime Dirençli ve Sürdürülebilir Tarım: Yenişehir’de Yenilikçi ve Kooperatifçi Çözümler" projesinin lansmanı gerçekleştirildi. Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, Yenişehir’in tarımda dijital dönüşüm sürecine öncülük edeceğini belirterek, "Yenişehir artık sadece bereketli topraklarıyla değil, teknolojiyle desteklenen üretim modeliyle de örnek bir tarım kenti olacak" dedi. Yenişehir Belediyesi, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde ilçenin tarımsal geleceğini kökten değiştirecek vizyoner bir projenin lansmanını gerçekleştirdi. Lansmana AK Parti Bursa İl Başkan Vekili Cem Kürşat Hasanoğlu, Özyeğin Üniversitesi’nden akademisyen ve öğrenciler, AK Parti İlçe Başkan Vekili Kamil Aydoğdu, Ziraat Odası Başkanı Sadi Aktaş, Muhtarlar Derneği Başkanı İsmail Yüksel, muhtarlar ve çok sayıda üretici katılım sağladı. Programda konuşan Başkan Ercan Özel, Yenişehir’in tarım potansiyeline dikkat çekti. İlçe nüfusunun büyük bölümünün geçimini tarım ve hayvancılıkla sağladığını ifade eden Başkan Özel, "Yenişehir bir tarım kentidir. Biz de bu bilinçle üreticimizin yanında olmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Başkan Özel, Yenişehir Belediyesi’nin tarıma yönelik çalışmalarının hem akademik çevrelerde hem de uluslararası platformlarda ilgi gördüğünü belirterek, Özyeğin Üniversitesi ile kurulan iş birliğinin de bu çalışmalar sayesinde başladığını söyledi. 464 bin Euro’luk dev proje Avrupa Birliği ve Türkiye iş birliğiyle hazırlanan, Özyeğin Üniversitesi’nin bilimsel desteğiyle yürütülecek projenin toplam bütçesinin 464 bin Euro olduğunu açıklayan Başkan Ercan Özel, projenin Yenişehir tarımı için tarihi bir dönüşüm anlamı taşıdığını vurguladı. "İklime Dirençli ve Sürdürülebilir Tarım: Yenişehir’de Yenilikçi ve Kooperatifçi Çözümler" projesi çerçevesinde tarımda dijitalleşme sürecinin başladığını ifade eden Özel, kurulacak Yeşil ve Dijital Tarımsal Dönüşüm Koordinasyon Merkezi ile çiftçilerin teknoloji ve bilimle buluşturulacağını söyledi. "Çiftçimiz tarlasını telefonundan takip edebilecek" Proje çerçevesinde kurulacak dijital sistemlerle üreticilerin anlık verilerle üretim yapabileceğini belirten Başkan Özel, "Toprağın nem durumu anlık takip edilecek. Don riski, hastalık riski ve zararlı tehditleri önceden görülebilecek. Çiftçimiz ne zaman sulama yapacağını, ne kadar gübre kullanacağını telefonundan öğrenebilecek. Böylece daha az maliyetle, daha doğru ve verimli üretim mümkün olacak" dedi. "Maliyetler düşecek verim artacak" Projeyle birlikte; gübre ve ilaç kullanımının azaltılması, su kaynaklarının daha verimli kullanılması, tarımsal maliyetlerin düşürülmesi ve verimin artırılmasının hedeflendiğini belirten Başkan Özel, "Toprağı korumak geleceği korumaktır. Çiftçiyi korumak ise ülkenin yarınını korumaktır. Biz günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir anlayışla çalışıyoruz. Bugün attığımız bu adımın yarın Türkiye’ye örnek gösterilecek bir başarı hikâyesine dönüşeceğine inanıyorum" diye konuştu. Başkan Özel, projede emeği geçen belediye çalışanlarına, Özyeğin Üniversitesi’ne, kooperatiflere, teknik ekiplere ve üreticilere teşekkür ederek konuşmasını tamamladı. Başkan Özel ve ekibine akademik teşekkür Özyeğin Üniversitesi Proje Koordinatörü Orkun Doğan da Yenişehir’in yalnızca verimli topraklarıyla değil; bilinçli üreticileri, güçlü kooperatifleri ve üreticinin her zaman yanında duran başta Yenişehir Belediyesi ve Belediye Başkanı Ercan Özel olmak üzere tüm tarım paydaşlarıyla Marmara Bölgesi’nin örnek tarım merkezlerinden biri olduğunu ifade etti. Bu projenin Türkiye genelinde 718 proje arasından hibe almaya hak kazandığını vurgulayan Doğan, bu başarının en önemli nedenlerinden birinin Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel ve ekibinin tarımı sahiplenen yaklaşımı, üreticinin yanında duran güçlü iradesi olduğunu söyleyerek başta Belediye Başkanı Ercan Özel olmak üzere tüm ekibe teşekkür etti. Yerelde koordinasyon ve hizmet noktasında belediyenin büyük bir sorumluluk üstlendiğini ifade eden Doğan, Yenişehir Belediyesi’nin bu sorumluluğu başarıyla yerine getirdiğini söyleyerek, "Önümüzde zorlu ama heyecan verici bir süreç var. Yenişehir’de yeni bir hikâye yazmaya hazırız" dedi ve programın gerçekleşmesinde emeği geçenlere ve katılım sağlayan tüm protokole teşekkürlerini sundu.