ASAYİŞ - 17 Haziran 2015 Çarşamba 20:31

Ermenek Maden Faciası Davasında İlk Duruşma Sona Erdi

A
A
A
Ermenek Maden Faciası Davasında İlk Duruşma Sona Erdi

Karaman’ın Ermenek ilçesinde 18 maden işçisinin ölümüyle sonuçlanan maden faciası davasında, üç gündür devam eden ilk duruşma tamamlandı. Duruşmada son olarak sanık avukatları savunmalarını yaptı, dava ileri bir tarihe ertelendi.
Ermenek Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen maden faciası davasında sanık avukatları savunmalarını yaptı. Mahkemede ilk olarak söz alan tutuklu sanıklardan Ermenek Cenne Linyit Kömürü İşletmesi Müdürü ve hissedarı Abdullah Özbey’in amcasının oğlu olan avukatı Abdullah Özbey, bu işletmenin 1-2 yıllık değil 50 yıllık bir işletme olduğunu belirterek, “Bu süreçte 44 kişi hayatını kaybetmiş. Sakın yanlış anlaşılmasın, madenciliğin bir refleksi vardır, madenin giriş ve çıkışında herkesin bir sorumluluğu vardır, yer altı her an çalışmaktadır. Bu süreci bilmek gerekiyor. Görülmekte olan bu davada sanıkların menfaat birliği yoktur, menfaat çatışması vardır. Sanıklar birbirinin hasmı durumundadır. Müştekiler de bu durumdan zarar gören taraftır. Bu olayı bizce aydınlatacak olan sanıklar ya da müştekilerin ifadeleri midir, yoksa belgeler midir? Bu davanın aydınlatılmasında davanın asli unsurunun hazır olmadığı bir duruşma düşünülemez. Şu anda fiili durum bilirkişi raporuna göre düzenlenmiştir. Bunların hepsi bir kural hatasıdır, mızrak çuvala sığmamaktadır. Bu bilirkişiler üzerinde nasıl baskı yapıldığını şahitlerle dinletmek istiyoruz. Bilirkişiler anayasayı çiğnemişlerdir. Aralarında bir tane hukukçu bulunmamaktadır. Başkasının kusur ve ihmalinden dolayı müvekkilim 7 aydır tutuklu bulunmaktadır. Müvekkilim bu davada sanık bile olmaması gerekirken, hem sanık sandalyesinde oturuyor, hem tutuklu durumda bulunuyor. Bu sahada daha önce meydana gelen 30 davada ruhsat sahibi hiçbir şekilde yargılanmamıştır. Dünyadaki hesap kolaydır ama mahşeri vicdan galip gelecektir” dedi.
Sanık Abdullah Özbey’in diğer avukatı Tevfik Buğdaycı da, “Bilirkişiler madeni hiç görmeden, aşağı inmeden rapor veriyor. Bence görevi kötüye kullanma suçu işlediler. Türkiye’de hukukun en büyük sorunu bilirkişilerin bilirkişi olmamasıdır. Bilirkişi raporu sahtedir. Bilirkişi raporunda tüm haritalarda Abdullah Özbey’in imzası var diyor. Gördün mü haritaları? Görmedin. Ermenek Cumhuriyet Savcılığı’nda bilirkişi hakkında suç duyurumuz var. Telefon kayıtları incelenirse nasıl bir baskı altında olduklarını göreceğiz. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti. Anayasa ne diyor, herkes kanun önünde eşit ama müvekkilim yargılanıyor eşitlik falan yok. MİGEM’ciler yargılanıyor mu? Hayır. Neden? Bakanlık izin vermiyor. Anayasa falan yok. İnsanlar eşit falan değil” şeklinde konuştu.
AVUKATI ABDULLAH ÖZBEY’İN TAHLİYESİNİ İSTEDİ
Abdullah Özbey’in bir diğer avukatı Gülay Özşahin de, “Müvekkilim kusursuzdur. Bütün Türkiye’nin gözü burada. Olası bir tahliye kararında biz basına ne açıklayacağımızı bilmiyoruz. Müvekkilimin geliriyle dalga geçiliyor. Müvekkilimin kazandığı para diğer şirketlerden. Müvekkilimin beraatını istiyoruz. Ayrıca bugün tahliyesini istiyoruz. Müvekkilim ne ile suçlandığını bile bilmemektedir, nasıl savunacağını da bilmemektedir” dedi.
Ermenek Cenne Linyit Kömürü İşletmesi’nin teknik nezaretçisi Ali Kurt’un avukatı Süheyla Şahin de, “Eski imalat haritası müvekkilimde bulunmamaktadır. Müvekkilimden topograf veya jeoloji uzmanının yaptığını yapmasını beklememek lazım. Unvanında teknik ismi geçtiği için suçlu ve sorumlu bulunmuştur. Müvekkilim teknik nezaretçi sıfatıyla görevini layıkıyla yerine getirmiştir. Sürekli defterlerde eklemeler var, kalemler değiştirilmiş denildi. Bu adam sahtekar olsa yanında tek kalem taşır tüm notlarını onunla yazardı. Madene indiğinde sorunlar düzelmişse üzerini çiziyordu. 1 gün önce gelseydi müvekkilim de ölmüş olacaktı. Müvekkilim iyi oluşturulmuş bir senaryo içine oturtulmaya çalışılıyor, bu şekilde suçlanıyor. Adalet adına üzücü bir durumdur. Oradaki teknik ve jeolojik çalışmaların hiçbirisi teknik nezaretçinin görevi değildir. Jeoloji mühendisinin yapacağı işi teknik nezaretçi yapmaz. Müvekkilim MİGEM’e verilen projeler doğrultusunda çalışmıştır. Eksiklik görseydi zaten gidermek için görevini yapardı. Sanki herkes doğruyu söylüyor da teknik nezaretçi yalan söylüyor gibi bir hava var. Bunların hiçbirisi kabul edilemez. Tamam benim müvekkilim kusurlu, peki diğer uzmanlar nerede? Şu an benim müvekkilimin ailesinin gözleri yaşlı, çocuğu babam sahtekar mı diye bana soruyor. Biz yüce Türk adaletine güvenmekteyiz. Müvekkilimin üzerine atılı suçlamalarda bir kastı yok. İleride beraat edecek olması kuvvetle muhtemeldir. Müvekkilimin tutuksuz yargılanmasını talep ediyorum” diye konuştu.
SAFFET UYAR’IN AVUKATI ŞEREF HAN: "SAFFET UYAR, MAHKEMEDEN TAHLİYE DEĞİL SADECE ADALET TALEP EDİYOR"
Daha sonra Has Şekerler Madencilik Şirketi’nin sahibi Saffet Uyar’ın avukatı Şeref Han savunma yaptı. Av. Han, “Müvekkilim ölen 18 kişiyi evlatları olarak görüyor. Benim müvekkilim onur ve gurur sahibi bir insan. Onunla görüştüğümde, bana, ‘yarın ne olacak’ dedi. Sana ‘sondaj makinesi ve MİGEM’den maden ocağına ait planları istememen’ konusunda suçlanıyorsun, bunları anlatıp senin tahliyeni talep edeceğiz dedim. Sondaj makinesi olsa kaza olmayacaktı gibi bir imaj var, bunu değiştirmek lazım. Başyukarıdaki genişlik, sondaj 1,5-2 metre. Sondaj makinesi en az 3 metre. Başyukarılarda makinenin yukarı doğru kullanılması mümkün değil. Saffet Uyar bugün mahkemenizden tahliye talep etmiyor efendim, sadece adalet talep ediyor. Bu kazanın gerçek sorumluları bu mahkemeye çıkmadı bile. Saffet baba bana soruyor, ‘benim oğullarım niye öldü, bunun açığa çıkmasını sağla’ diyor bana. Meslektaşlarıma katılıyorum madencinin fıtratında yoksa ölüm, hakimler ve savcılar bulabilecek mi gerçek suçluları. Bugün tahliye talep etmememizin sebebi bu feryadın tüm Türkiye’den duyulmasını istememizdir” diye konuştu.
Avukatların savunmalarını tamamlamasının ardından söz alan savcı, “Mağdurların davaya katılma taleplerinin kabulüne, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtasıyla tüm sanıkların dinlenmesinin müzekkere yazılmasına, yeni bir bilirkişi raporunun diğer ifadelerden sonra alınması gerektiği için şimdilik reddine, Naci Özsoy için zorla getirtilmesine, bir kısım müşteki vekillerinin Yavuz Özsoy hariç tutuklama taleplerinin reddine, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, Yavuz Özsoy hakkında tutuklama talebiyle yakalama kararının çıkartılması mütalaa olunur” dedi.
Savcının mütalaasının ardından mahkeme heyeti yarım saat ara verdi.
Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Abdullah Özbey, Saffet Uyar ve Ali Kurt’un tutukluluk hallerinin devamına, alınan beyanlar ve toplanan deliller nedeniyle kuvvetli suç şüphesini artıran Has Şekerler Madencilik Şirketi’nin daimi nezaretçisi maden mühendisi Yavuz Özsoy’un tutuklanmasına, diğer sanıkların tutuksuzluk hallerinin devamına, Naci Özsoy hakkında mahkemeye zorla getirilmesine karar verdi. Tutuklu sanık sayısının 4’e çıktığı dava, 7 Temmuz 2015 tarihine ertelendi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa "Şampiyon Melekler"in adı Nilüfer’de yaşayacak Nilüfer Belediyesi, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden KKTC’li "Şampiyon Melekler"in adını Beşevler Cimnastik Salonu’nda ölümsüzleştirdi. Duygu dolu anlara sahne olan törende, şampiyonların anısının Nilüferli çocukların umutlarında ve başarılarında yaşayacağı vurgulandı. 6 Şubat 2023 depremlerinde Adıyaman’daki İsias Otel enkazında hayatını kaybeden Gazimağusa Türk Maarif Koleji Voleybol Takımının anısı, Nilüfer’de sporla yaşamaya devam edecek. Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen anlamlı bir törenle, Beşevler Cimnastik Salonu’nun adı "Beşevler Şampiyon Melekler Cimnastik Salonu" olarak değiştirildi. Duygu dolu anların yaşandığı isim verme törenine; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay, Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or, RUMELİSİAD Başkanı Murat Evke, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı. "Yarım kalan hayalleri bizim için sorumluluktur" Törenin açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 6 Şubat’ın acısının ilk günkü gibi taze olduğunu vurguladı. Başkan Şadi Özdemir, "Adıyaman’da yıkılan binalardan biri olan İsias Otel’in altında çoğu çocuk 35 canımızı yitirdik. Onlar birer şampiyon ve melekti. Nilüfer bir spor kentidir. Bizim en büyük gururumuz, ahlaklı ve sporu yaşam biçimi haline getirmiş gençler yetiştirmektir. Tıpkı Şampiyon Melekler gibi. Onların yarım kalan hayalleri artık bizim için bir sorumluluk. O güzel çocukların adını, yine çocukların sporla büyüyeceği bu salonda yaşatmak istedik. Onların hayalleri buraya gelen her çocuğun hayalinde büyüyecek" dedi. Başkan Şadi Özdemir ayrıca, bu fikrin oluşmasına vesile olan RUMELİSİAD’a teşekkürlerini iletti. "Çocuklarımızın umutlarında olacaklar" CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk de, Kıbrıs Türkleriyle olan kardeşlik bağına dikkat çekti. Salonun, Nilüfer’in yanı sıra farklı şehirlerden ve uluslararası turnuvalardan gelen sporcuların da Şampiyon Melekler’in hikâyesinin öğreneceği bir mekan olması dileğinde bulunan Öztürk, "Onlar her zaman kalplerimizde ve çocuklarımızın umutlarında olacak" diye konuştu. Deprem haberini alır almaz Adıyaman’a gittiklerini ve oradaki dayanışmayı asla unutamadıklarını belirten Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay ise, zor günlerde her zaman Türkiye’nin desteğini gördüklerini söyleyerek, Nilüfer Belediyesi’ne gösterdiği bu vefa örneği için teşekkür etti. Sürecin mimarlarından RUMELİSİAD Başkanı Murat Evke de, Kıbrıs’ta düzenlenen bir ekonomi zirvesinde paylaştıkları bu düşüncenin bugün hayata geçmesinden duydukları gururu dile getirdi. "Şampiyonlar asla ölmez" Törende Şampiyon Meleklerin aileleri adına konuşan Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, duygu yüklü bir konuşma yaptı. Çocuklarının voleybola ve ülkelerini temsil etmeye tutkuyla bağlı olduğunu belirten Karakaya, "Spor salonları sadece müsabaka yeri değil; dostluğun, dayanışmanın, emeğin ve hayallerin büyüdüğü alanlardır. Çocuklarımızın isimlerinin böyle bir yerde yaşayacak olması bize tarifsiz bir gurur veriyor. Bizler adalet mücadelemizi sürdürürken, onların adlarını sporda ve umut dolu projelerde yaşatmaya devam edeceğiz. Çünkü şampiyonlar asla ölmez" dedi. Konuşmaların ardından Şampiyon Melekler anısına hazırlanan özel bir video gösterimi gerçekleştirildi. Tören, katılımcıların salon girişinde hazırlanan anı duvarına kırmızı karanfiller bırakmasıyla sona erdi.
Aksaray Su kuyusundaki temizlik faciasında ölen 3 kişi son yolculuğuna uğurlandı Aksaray’da temizlik için indiği su kuyusundan çıkmayan şahsın arkasından inen 2 kardeşi ve 1 kuzeni de oksijen yetersizliği nedeniyle fenalaştı. Kuyuya inerek hayatını kaybeden 2’si kardeş 1’i kuzen 3 kişi bugün köy mezarlığında son yolculuğuna uğurlandı. Olay, dün saat 16.30 sıralarında Aksaray’ın merkeze bağlı Koçpınar köyünde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, müstakil evlerinin bahçesinde tarım arazilerini sulamak için kullandıkları yaklaşık 19 metre derinliğindeki su kuyusuna inen Mehmet Yeşildal (30) bir süre sonra çıkmayınca kardeşleri Recep Yeşildal (45), İsmail Yeşildal (50) ile kuzeni Murat Yeşildal (28) da kuyuya indi. Kuyudaki oksijen yetersizliği nedeniyle 2 kardeş ve 1 kuzen de kuyudan çıkamadı. Diğer aile fertleri durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine jandarma, sağlık, itfaiye, Ulusal Medikal Kurtarma (UMKE) ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen kurtarma ekipleri, oksijen maskeleri takarak kuyuya indi. Kuyuda bulunan İsmail Yeşildal yaralı olarak kurtarılırken, kardeşleri Recep ve Mehmet Yeşildal ile kuzeni Murat Yeşildal’ın hayatını kaybettiği belirlendi. Jandarma Olay Yeri İnceleme ekipleri olay yerinde inceleme yaptı. "Mehmet’in arkasından ilk ben indim, 112’yi arayın diye bağırdım" Olayda hayatını kaybeden 2’si kardeş 1’i kuzen 3 kişi bugün köy meydanında kılınan cenaze namazının ardından köy mezarlığında dualarla son yolculuğuna uğurlandı. Kuyuya inip yaralı olarak kurtarılan ve hastaneye kaldırılan İsmail Yeşildal tedavisinin ardından köy meydanındaki cenaze namazına katıldı. Burada basın mensuplarının sorularını cevaplayan Yeşildal, "Mehmet dinamoyu kontrol etmeye girmişti. O an aşağıda sendeledi. Sendeleyince ben aşağıya indim. Normalde Mehmet’in arkasından ben indim. Murat ve Recep de inmiş ama onların indiğinden benim hiç haberim olmadı. Mehmet’i düzelttim, kaldırdım sonra 112’yi arayın diye bağırdım. Ondan sonrasını hatırlamıyorum. Ben indiğimde aşağıda bir kişi, Mehmet vardı, o da canlıydı. Bu kuyuyu bahçe sulamak için kullanıyorduk. Her sene temizliyorduk. Bu sene böyle dengesizlik oldu. Koku falan yoktu, sadece oksijen yetersizdi. Başka koku falan yoktu. Beni de AFAD çıkarmış. Normalde Mehmet’in arkasından ilk inen benim. Yelek giydirmeye çalıştıklarını hatırlıyorum ama bulanık hepsi. Benim indiğimde 1 metre falan su vardı. Ondan sonra dolmuş" dedi.
Bilecik İl Müdürü Bozkurt: "Bilecik’imizin ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımına yönelik çalışmalarımızın kararlılıkla sürdüreceğiz" İl Kültür ve Turizm Müdürü Kürşat Bozkurt, dünya gastronomisinde Türk mutfağının asırlık tariflerle, zengin kültür senteziyle, geçmişten günümüze ulaşan yemek kültürü ile önemli bir yere sahip olduğunu söyleyerek, "Bilecik’imizi ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımına yönelik çalışmalarımızın kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. İl Kültür Ve Turizm Müdürü Kürşat Bozkurt, 21-27 Mayıs tarihlerinde kutlanan Türk Mutfağı Haftası ile ilgili kutlama mesajı yayımladı. Bozkurt mesajında, "Böylesine önemli ve zengin Türk Mutfağının dünyaya tanıtılması noktasında Kültür ve Turizm Bakanlığımız yönetiminde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Sayın Emine Erdoğan’ın himayelerinde, 21-27 Mayıs tarihleri ülkemizde Türk Mutfağı Haftası olarak kutlanmaya başlanmıştır. Kültürümüzün bir parçası olan lezzetlerimizin, zengin mutfağımızın tanıtılması ve dünyaya duyurulması noktasında çok önemli olduğunu düşündüğümüz bu haftada 81 ilimizde ülkemizin dört bir yanında binlerce çeşit yöresel yemek kültürümüz ve tatlarımız görücüye çıkıyor. Tatlısından tuzlusuna, çorbasından unlu mamullere, etli yemeklerinden salatasına kadar birçok çeşit ürün ulusal ve uluslararası platformda hem tanıtılacak hem de tadım fırsatı sunulacak" dedi. İl Müdürü Bozkurt açıklamasının devamında, "Bilecik, zengin bir yemek ve gastronomi çeşitliliğine sahiptir. İlimizde her ilçemizin ayrı tatları ön plana çıkmaktadır. Türk mutfağı; sağlıklı, doğal ve köklü yapısıyla dünya mutfakları arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. İlimizde gerçekleştirilen bu programda yerel üreticilerimizin ve kültürel değerlerimizin görünürlüğünü artırmış, halkımızın yoğun ilgisiyle karşılanmıştır. Emeği geçen başta kaymakamlarımıza, belediye başkanlarımıza, tüm kurum ve kuruluşlarımıza, katkı sağlayan paydaşlarımıza ve kıymetli hemşerilerimize teşekkür ederim. Bilecik’imizi ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımına yönelik çalışmalarımızın kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi.
Kayseri Uluslararası Türkoloji Zirvesi’ne üst düzey katılım Talas Belediyesi, Türk dünyasının ortak kültürel mirasını geleceğe taşımayı hedefleyen önemli bir uluslararası organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Heyeti Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin son Başbakanı Binali Yıldırım’ın himayelerinde gerçekleştirilecek ’Uluslararası Türkoloji Zirvesi’, 20-22 Mayıs 2026 tarihleri arasında Talas’ta düzenlenecek. Türk dili, ortak alfabe çalışmaları, kültürel birliktelik ve Türk dünyasının gelecek vizyonunun ele alınacağı zirveye; başta TDT Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım olmak üzere Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs, KKTC Aksakalı Oktay Öksüzoğlu, Türk Dünyası Belediyeler Birliği Başkanı ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ile Türk Devletleri Teşkilatı’na üye ülkelerin TÜRKSOY nezdindeki temsilcileri ve çok sayıda üst düzey diplomatın katılması bekleniyor. Türkiye başta olmak üzere Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Macaristan’dan bakan yardımcıları, akademisyenleri, kültür insanlarını, bilim adamlarını ve sanatçıları bir araya getirecek zirve, Türk dünyasının kültürel hafızasına önemli katkılar sunacak. Talas Belediyesi tarafından geçen yıl düzenlenen Türk Dünyası Yazar ve Şair Buluşmalarıyla kültürel birlikteliğe güçlü katkılar sağlanırken, Uluslararası Türkoloji Zirvesi ile bu çalışmalar daha geniş ve uluslararası bir boyuta taşınmış olacak. Özellikle 1-4 Kasım 2025 tarihleri arasında Talas’ta gerçekleştirilen Türk Dünyası Yazar ve Şairleri Buluşması programı, Türk coğrafyasından gelen fikir ve edebiyat insanlarını aynı çatı altında buluşturarak büyük yankı uyandırmıştı. Zirve çerçevesinde Türkçe Sokağı gezisi, Ortak Alfabe Anıtı’nın açılışı, akademik oturumlar ve ’Türk Dünyasında Ortak Dil ve Kültürel Gelecek’ konulu panel gerçekleştirilecek. Programlarda Türk devletleri arasındaki kültürel iş birliği, ortak alfabe süreci ve kültürel entegrasyon konuları masaya yatırılacak. Türk dünyası müzik ve halk dansları gösterisi Zirvenin kültürel ayağında ise Talas Türk Dünyası Müzik ve Halk Dansları Topluluğu sahne alacak. 20 Mayıs Çarşamba saat 20.00’de Kayseri Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek gösteride Türk dünyasının farklı coğrafyalarına ait ezgiler ve halk dansları vatandaşlarla buluşacak. Programda ortak kültürün müzik ve folklor yoluyla sahneye taşınması hedefleniyor.