ASAYİŞ - 07 Temmuz 2015 Salı 15:34

Ermenek Maden Faciası Davasına Devam Ediliyor

A
A
A
Ermenek Maden Faciası Davasına Devam Ediliyor

Karaman’ın Ermenek ilçesinde, 28 Ekim 2014 tarihinde 18 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasıyla ilgili açılan davanın ikinci duruşması görülüyor. Duruşma öncesi Ermenek Adliyesi çevresinde polis ekipleri güvenlik önlemleri aldı.
Ermenek Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın ikinci duruşmasına, tutuklu sanıklar Has Şekerler Madencilik Şirketinin sahibi Saffet Uyar, Ermenek Cenne Linyit Kömürü İşletmesi Müdürü ve hissedarı Abdullah Özbey, aynı şirketin teknik nezaretçisi Ali Kurt ile tutuksuz sanıklar Naci Özsoy, Mehmet Zeybek, Şerafettin Zeybek ve Mustafa Ayan, hayatını kaybeden madencilerin aileleri, taraf avukatları katıldı.
15 Haziran 2015 tarihinde yapılan ilk duruşmada tutuksuz yargılanırken hakkında tutuklama kararı verilen Has Şekerler Madencilik Şirketinin daimi nezaretçisi maden mühendisi Yavuz Özsoy’un duruşmaya katılmadığı görüldü. Duruşmada söz alan sanık avukatlarından biri, tutuksuz yargılanan sanıkların hepsinin savunmasını tek bir avukatın yapmasını talep etti. Ara karar veren mahkeme heyeti bunu kabul etmedi. Daha sonra sanıkların çapraz sorgusuna geçildi. Duruşmada tutuksuz sanıklardan başka illerde olanların SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) ile ifadeleri alınırken, SEGBİS ile ilk olarak İstanbul Adliyesinden Ermenek Cenne Linyit Kömürü İşletmesi eski yetkilisi Hüseyin Hüsnü Özbey ifade vermeye başladı. Yaşlı olan ve doktor ile hemşire kontrolünde duruşmaya katılan Hüseyin Hüsnü Özbey’in konuşmasının hoparlörden anlaşılamaması üzerine avukatı konuşmalarını aktardı. Özbey, “42 senedir Cenne’nin yöneticisi bendim sonra Abdullah Özbey’e devrettim” dedi. Bunun üzerine hakim, “Defter ve haritalar nerede” diye sordu. Özbey, “Ben haritaları ve defterleri Cemile’ye verdim, demek ki bakmamışlar. Cemile benden haritaları aldı, götürdü” diye karşılık verdi.
Tutuksuz sanıklardan Naci Özsoy da savunma yaptı. Özsoy’a hakim, “Borç defterinde başkalarının yerine imza attığın ve evrakta sahtecilik yaptığın iddia ediliyor ne diyorsun” sorusunu yöneltti. “Özür dilerim, ayaklarım titriyor” diyen ve sendeleyen Naci Özsoy da, “Kazadan ben yaralı kurtuldum. Herhangi bir art niyet taşımadım imza atarken. Sayın savcıya da inkar etmedim, aynı şekilde söyledim. Kazadan kurtulduğum için ne yaptığımı bilmiyordum, imzaladım. Ben yakıp yok edebilirdim bu evrakları ama yapmadım” şeklinde konuştu.
Duruşmada, tutuksuz sanıklardan Ahmet Dağdeviren’in Mersin’den ifadesinin alınması için SEGBİS ile bağlantı kuruldu. Dağdeviren, ifadesinde, “Savcılıktaki ifadelerimin hepsi doğrudur” dedi. Mahkeme başkanının, “Eski imalata gelindiğini nereden biliyordun, harita var mıydı elinde” sorusu üzerine, “Elimde harita yoktu. Başyukarı çıkarken az bir su gelmiş, onu yazmışlar deftere. Eski imalat haritası falan yoktu elimde” şeklinde konuştu. Mahkeme başkanının, “Eski bir imalata rastlandığını biliyorsun, şirkete uyarıda bulundun mu, eski imalat haritasını alalım diye” sorusu üzerine Dağdeviren, “Benim yetkim yoktu” dedi.
Avukatın, “Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) size sondaj makinesi uyarısında bulundu mu” sorusuna Dağdeviren, “Hayır” cevabını verdi.
18 MADENCİ HAYATINI KAYBETTİ
28 Ekim 2014 tarihinde Ermenek ilçesinin Pamuklu köyünde bulunan Has Şekerler Madencilik Şirketi’ne ait linyit ocağında eski ocakta biriken suyun basması sonucu 18 işçi mahsur kalmış, 38 gün devam eden kurtarma çalışmalarında değişik zamanlarda 18 işçinin cansız bedenine ulaşılmıştı. Soruşturmayı yürüten Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı 166 sayfalık iddianameyle Ermenek Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı. İddianamede yer alan tutuklu sanıklar Has Şekerler Madencilik Şirketinin sahibi Saffet Uyar, Ermenek Cenne Linyit Kömürü İşletmesi Müdürü ve hissedarı Abdullah Özbey, aynı şirketin teknik nezaretçisi Ali Kurt ile geçen duruşmada hakkında tutuklama kararı verilen Has Şekerler Madencilik Şirketinin daimi nezaretçisi maden mühendisi Yavuz Özsoy ile 10 tutuksuz sanık, “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor. Barut biriminde görevli işçi Naci Özsoy, “Yetkisi olmadığı halde belgelere imza atmak”, puantör Mustafa Ayan da “Faciayı bildirme yükümlülüğünü ihlal” suçlamasıyla yargılanıyor.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Oltu Cağ kebabı TasteAtlas listesinde Türkiye ikincisi oldu Erzurum’un coğrafi işaretli lezzeti Oltu cağ kebabı, gastronomi dünyasının en popüler platformlarından biri olan TasteAtlas’ın "Dünyanın En İyi 100 Türk Yemeği" listesinde ikinci sırada yer aldı. Kalamar tavanın ardından ikinci sıraya yerleşen Oltu cağ kebabı, Türkiye’nin en iyi et yemekleri arasında da zirvede gösterildi. Dünyaca ünlü gastronomi platformu TasteAtlas, 2026 yılı için hazırladığı "Dünyanın En İyi 100 Türk Yemeği" listesini yayımladı. Türk mutfağının dünya çapındaki lezzetlerini sıralayan listede, Erzurum’un tescilli ürünü Oltu cağ kebabı ikinci sırada kendine yer buldu. Oltu ilçesiyle özdeşleşen ve coğrafi işaret tesciline sahip olan cağ kebabı, yatay şekilde pişirilmesiyle diğer kebap çeşitlerinden ayrılıyor. Özellikle kuzu etinin omuz ve but kısımlarından hazırlanan kebap, odun ateşinde ağır ağır pişirilerek servis ediliyor. İnce dilimler halinde kesilen etler, cağ şişleriyle sıcak şekilde sunuluyor. "Cağ kebabının ikinci sırada yer alması gurur verici" Erzurum’da işletmecilik yapan Cabbar Erdoğan, cağ kebabının Türkiye genelinde ikinci sırada yer almasının gurur verici olduğunu belirterek, "Cağ Kebap tabii ki şu an Türkiye genelinde ikinci sıraya yerleşmiş. Biz bunu birinci olması için elimizden gelen bütün gayretlerle birinci sıraya yerleştirmeyi planlıyoruz. Cağ Kebap’ı biliyorsunuz kuzudan yapılıyor. Kuzumun belli bölgelerinden yapılıyor. Özellikle bunu sinirleri alınarak. Bir gün önceden salamura yapıp, odun ateşinde ocağımızda pişirip misafirlerimize ikram ediyoruz. Erzurum’da gastronomi de tabii ki çok iyi durumda. Cağ kebabı ile olsun, kadayıf dolması ile olsun, paça çorbası ile olsun. Diğer tabii birçok sayacağımız lor dolması, bunların birçok ürünümüz var. Bu şekilde ilerliyoruz inşallah. Günlük tüketimimiz 250-300 kilo civarında. Tabii bu zaman zaman mevsimsel olarak artıyor, düşüyor da. Ama ortalama 250-300 civarı diyebiliriz. Yerel müşterimiz de var. Ama yurt dışından olsun, Türkiye genelinden olsun her yerden müşterimiz geliyor" diye konuştu. "Dedemi cağ kebap yemeden göndermedim" Ailesiyle birlikte cağ kebabı yemeye gelen Bilal Asaf Yılmaz ise, "Buraya ailemle geldim. Dedem, annem, babam, ben geldik. Cağ kebap çok güzel. Dedem Marmara Bölgesi’ne gidecek. Ona cağ kebap yedirmeden göndermedim" dedi. "Torunum ‘Cağ kebabı yedirmeden göndermem’ dedi" Torununun isteğiyle cağ kebabı yemeye geldiğini ifade eden Tekin Gülcü de, "Aslen Erzurumluyum. Ama Bilecik Bozüyük’te ikamet etmekteyim. Buraya akraba ziyaretine geldik. Torunum ‘Burada sana Erzurum’un yöresel cağ kebabını yedirmeden göndermem! dedi. Onun isteğiyle buraya geldik. Erzurum cağ kebabı bizim için olmazsa olmazlarımızdandır. Çok güzel. Yani damak tadımız, ne yersek yiyelim damak tadımızı cağ kebabından başkası tutmuyor. Kuzu etinden özel yapılır. Yapanlara, emeği geçenlere, becerenlere teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
Denizli Denizli’nin asırlık mirası Dolapçı güvercinleri güzellikleriyle büyüledi Denizli’nin asırlık mirası Dolapçı güvercinleri, 2026 Irk Güzelliği Yarışması’nda podyuma çıktı. Safkan özellikleri, renk simetrileri ve estetik duruşlarıyla yarışan güvercinler, kültürel mirasın yaşatılmasına yönelik önemli bir buluşmada bir araya geldi. Tarihi 1254 yılına dayanan Akhan Kervansarayının girişindeki taş oymalara motif olmuş, Denizli’nin asırlık kültürel mirası "Dolapçı" güvercinleri, bugün düzenlenen görkemli bir organizasyonla podyuma çıktı. Gökyüzündeki dolap adı verilen dönüşleriyle bilinen ve genetik saflığıyla dünyanın pek çok soylu güvercin ırkına kaynaklık eden Dolapçı ırkı, bu yılki Irk Güzelliği Yarışması’nda yine büyük bir heyecana sahne oldu. Tarihi ve genetik kökleri koruma bilinciyle hareket eden Denizlili yetiştiriciler, dostluk ve kardeşlik ortamında gerçekleşen yarışmada, yöremize has bu nadide ırkın en kusursuz örneklerini sergilediler. Avrupa ırklarının atası Denizli’de boy gösterdi Dolapçı güvercini, yalnızca fiziki güzelliğiyle değil, dünya güvercin literatüründeki tarihi misyonuyla da dikkat çekiyor. Yarışmada sergilenen güvercinlerde aranan "Enseli", "Altınbaş" ve "Şeberi" gibi çok özel renk desenleri, bugün Balkanlar’da ve Avrupa’nın çeşitli bölgelerin yerli fonetiğe uyarlanarak (örneğin "Enseliya", "Altanbash") hala kullanılmaktadır. Sırp yazar Bora Vasiç’in eserlerinde de bahsettiği üzere; bugün Avrupa’da "Yüksek Uçucu" veya "Makaracı" olarak bilinen dünyaca ünlü ırkların atalarının Anadolu’dan gittiğinin en büyük canlı delili, yarışmada podyuma çıkan bu kuşlardır. 8 uzman hakemden sıkı denetim Dr. Hayri Ün, Numan Bilgihan, İbrahim Demir, Ahmet Mıhçılar, Şükrü Akay, Zafer Özçelik, Eren Tavşan ve İskender Damgacı’dan oluşan uzman hakem heyeti, yarışmaya katılan kuşları büyük bir titizlikle değerlendirdi.Bir güvercinin "Safkan Dolapçı" kabul edilebilmesi için çok katı standartlar uygulandı. Özellikle kuyruk üstü yağ bezesinin olmaması, kuyruk telek sayısının tam 14-16 arasında olması, paça tüylerinin bulunmaması ve göz renklerinin kırmızıya dönük olmaması gibi ırkı diğer benzerlerinden ayıran en kesin çizgiler dikkate alındı. Ayrıca vücut iriliği, bel genişliği, bacak formu, kanat-kuyruk oranı, baş yapısı, renk simetrisi ve genel duruş özellikleri notlandırıldı. Tüy eksiği (yoluk, makaslı) olan veya sağlık durumu elverişli olmayan kuşlar yarışmaya dahil edilmedi. Üç farklı renk grubunda kıyasıya mücadele Dişiler ve erkekler kategorilerinde ayrı ayrı podyuma çıkan Dolapçılar; Düzler (beyaz, siyah, kırmızı, mor, sarı, gök, gümüş), Parçalılar (yamalı, enseli, yangap, şeberi, cihanyelli) ve Çil renkliler (karaçil, gökçil, morçil, gümüşçil, altınbaş) olmak üzere üç ana grupta yarıştı. Özellikle boyun, ense ve omuz aralarındaki renklerin simetrisi (muska yamalı, kara enseli vb.) görsel bir şölen sundu. Titiz değerlendirmeler sonucunda 2026 yılı Dolapçı Irk Güzelliği Yarışmasında dereceye giren usta yetiştiriciler ve güvercinler ödüllendirildi. Organizasyon komitesi adına konuşan Dr. Hayri Ün, "Yarışmaya katılan tüm katılımcılara genetik mirasa sahip çıkma konusundaki hassasiyetlerinden ötürü özel olarak teşekkür etti. Akhan Kervansarayı’nın taş duvarlarından bugünün gökyüzüne süzülen bu tarihi mirasın, doğru ellerde ve bilimsel kriterler ışığında korunmaya devam edeceği bir kez daha kanıtlanmış oldu. Tüm yetiştiricilerimizin emeklerine sağlık" dedi.
Aydın Kurban alışverişinde ‘küpe’ uyarısı Aydın Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri, Kurban Bayramı öncesinde hayvan hastalıklarının önlenmesi amacıyla yol denetimlerini artırdı. Yetkililer, vatandaşlara küpesiz ve pasaportsuz kurbanlık almamaları uyarısında bulunarak, hayvan bilgilerinin ’Tarım Cebimde’ uygulamasından sorgulanabileceğini hatırlattı. Aydın’da Kurban Bayramı öncesinde hayvan hareketliliğinin artmasıyla birlikte denetimler sıklaştırıldı. Aydın Tarım ve Orman İl Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda, İl ve İlçe Müdürlükleri Hayvan Sağlığı personelleri güvenlik güçleriyle birlikte yol kontrol uygulamalarını aralıksız sürdürüyor. Yetkililer tarafından yapılan açıklamada, bulaşıcı hayvan hastalıklarının önlenmesi ve kontrollü hayvan hareketlerinin sağlanması amacıyla özellikle geçici kurban satış yerleri ile hayvan pazarlarında oluşabilecek yoğunluk dikkate alınarak denetimlerin artırıldığı belirtildi. Ekiplerin, hayvan ve hayvansal ürün nakli yapan araçları titizlikle kontrol ettiği ifade edildi. Denetimlerde, iller arası hayvan nakillerinde veteriner sağlık raporu, il içi sığır ve manda nakillerinde pasaport, koyun ve keçiler için ise nakil belgesi ya da beyannamesi bulundurulmasının zorunlu olduğu hatırlatıldı. Vatandaşlar uyarıldı Vatandaşlara da uyarılarda bulunan yetkililer, kurbanlıkların yalnızca izin verilen satış noktalarından alınması gerektiğini belirterek, küpesiz ve pasaportsuz hayvanların satın alınmaması çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca vatandaşların ’Tarım Cebimde’ uygulaması üzerinden küpe numarasıyla hayvan bilgilerini sorgulayabileceği kaydedildi. Yetkililer, küpesiz ve belgesiz hayvan alım-satımının hem salgın hastalık riskini artırabileceğini hem de cezai yaptırımlara neden olabileceğini vurguladı.