YEREL HABERLER - 31 Ekim 2016 Pazartesi 18:06

Konuk: “Havza bazlı düzelecek”

A
A
A
Konuk: “Havza bazlı düzelecek”

TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Karaman Milletvekili Recep Konuk, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 2017 yılında uygulamaya başlayacağı "Türkiye Milli Tarım Destekleme Modeli" kapsamındaki havza bazlı ürün destekleriyle ilgili yayınlanan ürün listelerinin yeniden gözden geçirilerek revize edilmesi için girişimde bulunduklarını söyledi.
Komisyon Başkanı Recep Konuk, havza bazlı desteklerle ilgili çalışmalara komisyon olarak destek verdiklerini ancak listelerin Bakanlık bürokrasisi tarafından hazırlandığını, yapılan bürokratik maddi hataların düzeltilmesi için de ilgili Bakan, Müsteşar ve Bakan Yardımcılarıyla görüştüklerini ifade etti. Başkan Konuk, Türkiye genelini kapsayan bu denli kapsamlı bir üretim planlaması çalışmasının ülkemizde ilk defa yapıldığını sistemin ana hatlarıyla doğru olduğunu ancak planlamanın detay uygulamaları ve yöresel özellikler ile ihtiyaçların planlamaya yansıtılması konusunda envanter oluşturma ve analiz anlamında yaşanan sıkıntılar nedeniyle maddi hatalar olduğunu yetkililerinde kabul ettiğini belirtti. Konuk, planlamanın detay uygulamaları konusunda birçok bölgeden, il ve ilçeden itirazlar geldiğini, bürokrasinin Karaman gibi Konya’da da yereldeki detaylara yeterince hakim olamaması sebebiyle ürün gurubu destekleri ve havza planlamasında düzeltilebilir hatalarla karşılaştıklarını söyledi. Dane mısır uygulamasını örnek gösteren Başkan Konuk, “Konya’nın bazı yerlerine verilmeyen dane mısır desteği Ermenek’e verilmiş ise bunda açık maddi hata var demektir. Bu hataların olmaması için gerekli uyarıları baştan yapmamıza rağmen maalesef sakınılan göze çöp batarmış misali bu hatalar karşımıza çıkmıştır. Ancak hiç birisi düzeltilmeyecek hata değildir ve liste daha yayınlanır yayınlamaz, Konya’nın, Karaman’ın uygulamadan etkilenmemesi için biz Karaman’ın Konya’nın sesi olduk ve en ufak detayına kadar yapılması gerekenleri bir kez daha tek tek, kelime kelime, metrekare metrekare not ettirdik” dedi.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından çalışmaları yürütülen, "Türkiye Milli Tarım Destekleme Modeli" kapsamında tarımsal üretimin planlama çerçevesinde yapılması, toprakların boşa ekilmemesi, üretilen ürünlerin elde kalmaması ve arz talep dengesizliğinin yaşanmaması için geliştirilen ve 2017 yılından itibaren uygulanmaya başlanacak havza bazlı desteklere ilişkin Türkiye genelinde 19 ürün bazında belirlenen 941 tarım havzası ve havza bazında desteklenecek ürünlerin dağılımına ilişkin listeler geçtiğimiz günlerde belirlenerek yayınlanmıştı. Yayınlanan listelere ilişkin bürokratik maddi hataların yapılmış olabileceğini ifade eden TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Karaman Milletvekili Recep Konuk, yapılan bu hataların yeniden gözden geçirilerek revize edilmesi ve düzeltilmesi için girişimde bulunduklarını belirtti. Modelin amacının birim alandan çiftçinin daha çok gelir elde etmesi olduğunu hatırlatan Başkan Konuk, “Eğer planlama sonucunda bir tane çiftçimiz bile bir dönüm arazisinden önceki ektiği ürüne göre daha az gelir elde edeceği bir ürün ekmesine sebep olacak sonuçla karşı karşıya kalmışsa bu açık bir maddi hatadır ve zaten modelin amacı ile uyuşmadığı için yok hükmündedir ve mutlaka düzeltilmelidir, düzeltilecektir” dedi. Türkiye’nin, 7 coğrafi bölgesi, 81 ili, 34 binin üzerinde köyü ile 4 mevsimi aynı anda yaşayan farklı iklim özelliklerine sahip, aynı il, ilçe hatta köy içinde bile farklı ürün guruplarını üretebilecek arazi ve sulama imkânlarına sahip tarımsal üretim ve altyapı çeşitliliği hem zengin hem de kendi içinde zorlukları olan bir tarımsal altyapıya sahip olduğunu hatırlatan TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Karaman Milletvekili Recep Konuk, “Bu ilk uygulamada 941 havza belirlenmiş. Bu ilk planlamadan ders çıkararak eminim ki Bakanlığımız bu havza sayısını yeniden gözden geçirecek hatta havza içi farklılıklara da çözüm bulacaktır. Sonuçta Türkiye, bütün toprakları aynı iklim özelliklerine sahip, aynı arazi yapısına sahip bazı ülkelere benzemiyor. Tıpkı Karaman’ın Türkiye’de pek çok vilayete benzemediği gibi. Karaman tarımsal üretim açısından homojen bir il değil. Mesela Bir Çorum’da, Ankara’da Eskişehir’de hatta Trakya’da Havza Bazlı üretim planlaması yaparken işiniz daha kolay. Ancak Karaman’da ova ile dağlık araziyi aynı kaba koymak mümkün değil. Karasal iklimin yaşandığı yerler ile geçiş ikliminde üretim yapan araziyi de aynı kaba koymak mümkün değil. Yani bazı illerde 3-5 havza belirleyerek yapılan işi Karaman’da daha çok havza tanımlayarak ancak yapabilirsiniz. Havza Bazlı Desteklerle ilgili çalışmalara komisyon olarak biz de katkı ve destek verdik. Hem uygulama aşamasında problem yaşanmaması için modelin geneliyle ilgili görüşlerimizi bildirdik hem de kendi illerimiz başta olmak üzere önemli tarımsal üretim merkezleriyle ilgili öneri ve taleplerimizi ilettik. Bakanlık bürokrasisi bizim görüşlerimiz ve kendi ellerindeki verileri mecz ederek bir planlama yaptı. Bu kadar kapsamlı bir planlamanın hatasız olması mümkün değildi ve nitekim bu planlamada da düzeltilebilir sınırlı sayıda maddi hata oldu. Yapılan maddi hataların düzeltilmesi için de ilgili Bakan, Müsteşar ve Bakan Yardımcılarıyla görüştük. Türkiye genelini kapsayan bu denli kapsamlı bir üretim planlaması çalışması ülkemizde ilk defa yapılıyor.Sistem amaç ve hedef olarak doğrudur.Ancak planlamanın detay uygulamaları ve yöresel özellikler ile ihtiyaçların planlamaya yansıtılması konusunda envanter oluşturma ve analiz anlamında yaşanan sıkıntılar nedeniyle maddi hatalar olduğunu Komisyon olarak tespit ettik ve hem şahsi olarak hem de Komisyon olarak gerekli girişimlerde bulunduk. Planlamanın detay uygulamaları konusunda birçok bölgeden, il ve ilçeden itirazlar var. Bunların içinde haklı itirazlar da var, model yeni bir uygulama olduğu için sırf itiraz olsun diye itirazlar da var. Karaman’ın itiraz ettiği hususlar var mı, var. Karaman’da uygulanacak ürün desteklemesinde sınırlı sayıda düzeltilebilir maddi hata yapılmış mı yapılmış. Tıpkı Konya’nın bazı ilçelerinde de olduğu gibi. Konya’nın bazı yerlerine verilmeyen dane mısır desteği Ermenek’e verilmiş ise bunda açık maddi hata var demektir. Bu hataların olmaması için gerekli uyarıları baştan yapmamıza rağmen maalesef sakınılan göze çöp batarmış misali bu hatalar karşımıza çıkmıştır. Ancak hiç birisi düzeltilmeyecek hata değildir ve liste daha yayınlanır yayınlamaz, Konya’nın, Karaman’ın uygulamadan etkilenmemesi için biz Karaman’ın Konya’nın sesi olduk ve en ufak detayına kadar yapılması gerekenleri bir kez daha tek tek, kelime kelime, metrekare metrekare not ettirdik. Buna rağmen hatada ısrar olursa kasıt arayacağımızı da ilgili bürokratlara söyledik. Sadece bu örnek bile maddi bir hata olduğunun göstergesidir. Ermenek’te danelik mısır ekilebilecek arazi olmadığını da, Konya sınırları içinde olup da destekleme verilmeyen bazı yerlerde danelik mısırın veriminde problem olmadığını da biliyoruz. Bu maddi hatanın düzeltilmesinden daha tabii bir sonuç olmaz. Nitekim bu konuda ve benzer konularda Karaman ve Konya tarımının röntgenini çekmiş biri olarak bütün detayları tek tek gözden geçirdik ve bölgenin gerçekleriyle planlamada yazılanları örtüştürmek için girişimlerimizi yaptık. Bu model kapsamlı, yeni ve detayları da en az geneli kadar önemli bir model. Ormana baktığımız kadar ağaçlara da tek tek bakılması gereken bir model. Ormanın tasavvuru doğru yapıldı ancak ağaç seçiminde küçük hatalar yapıldığı anlaşıldı. Şimdi sıra o düzeltilebilir hataları düzeltmekte. Karaman uygulamadan etkilendi mi etkilendi. Ancak hata sadece Karaman’da yapılmadı. Konya’da da oldu, başka yerlerde de oldu. Türkiye’nin her tarafı için bu model geçerli ve pek çok bölgeden listeye yönelik talep ve itirazlar var. Bize ulaşan talep ve itirazlara bakınca belki de farklı coğrafi ve iklimsel özelliklere sahip olmasına rağmen Karaman’ın, havza bazlı modelde birkaç ürün ve birkaç ilçe ve köy dışında en az maddi hata ile karşılaşan il olduğunu söyleyebilirim. Yani aynı il sınırı içinde hem dağlık araziye hem ovaya sahip, hem karasal iklimde, hem geçiş ikliminde yer alan üretim sahalarına, sulanabilen araziler kadar sulanamayan arazilere de sahip Karaman gibi bir ilde tek tek tarla bazlı analiz yapmadıktan sonra hatasız bir planlama çıkarmak imkansızdır. Ancak bu mazeret mi? Değil elbette. Gerekirse Ankara tek tek tarlalara bakacak ve hatasız iş çıkaracak. Bürokrasinin vazifesi bu. İnsanın olduğu yerde hata olacak, Allah düzeltilmeyecek hataya düşürmesin. Biz niyete bakarız. Niyet iyi mi? Onda şüphe yok. İş yapmazsanız zaten hata da olmaz. İş yaparken hata da olur, sonuçta düzeltilir. Biz iş yapan bir hükümetiz. Millet daha çok kazansın diye risk alan bir hükümetiz. Böyle gelmiş böyle gider demeyen, gidişatı değiştirmek, çiftçinin tarlasından tapanından, bağından bahçesinden daha çok kazanabilmesi için projeler geliştiren bir kadroyuz. Derdimiz böyle gelmiş ama bundan sonra böyle gitmesin. Çiftçi dekardan daha çok verim alsın çiftçi kazancına kazanç katsın. Bu modelin gayesi çiftçiyi zorlamak değil, çiftçinin zorlukları aşmasını kolaylaştırmaktır” dedi.
“Yarını kurtarmak günü kurtarmaktan daha önemli”
Karaman’ın tarımdaki en büyük probleminin su olduğunu ifade eden TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Karaman Milletvekili Recep Konuk, “Sulama konusunda Ayrancı Barajı’ndaki sulama projesiyle ilgili çalışmalar devam ediyor. Yine göletlerle ilgili çalışmalar da devam ediyor ve bunları yakından takip ediyoruz. İnşallah önümüzdeki günlerde bu çalışmaların bir kısmını ihale edeceğiz, tamamlananları da devreye alarak açacağız. Bu ilin milletvekili olarak benim vazifem bugünün meselelerine çare bulmak kadar Karaman’ın geleceğini de kurtaracak işler yapmak, o işlerin yapılması için gayret göstermektir. Ben ısrarla şunu söylüyorum, bizim ırmaklarımız, nehirlerimiz denizleri sulamaya devam etmesin, denizdeki tuzlu suları tatlı sularla sulamak yerine o tatlı sularla Karaman’ın, Konya’nın, Niğde’nin, Aksaray’ın, tüm Türkiye’nin topraklarını sulayalım. Karaman’ın topraklarına daha çok su getirelim ki Karaman çiftçisi ne ekerse eksin çok kazansın. Bunun için ne yapmamız lazım havza dışı su kaynağı bulmamız lazım. Biz de o kaynaklardan Karaman’a su getirmek için hem de biran önce getirmek için çalışıyoruz. Daha öncede bahsettim Karaman, Konya ve Aksaray’ı da kapsayan ve ısrarla üzerinde durduğumuz ve takipçisi olduğumuz özellikle Ermenek Çayının, Manavgat Suyunun, Karasu’nun bölgeyle buluşması bizim Karaman tarımı için birinci önceliğimizdir. Bugün havza bazlı desteklerde yapılan maddi anlamdaki hatayı bir şekilde düzeltiriz bunda sorun yok ama bu pansuman Karaman tarımının hastalığını gerçek anlamda tedavi etmez, eğer topraklarımızı su ile buluşturabilirsek pansuman tedbirlere hacet kalmaz. Bununla ilgili önemli bir projeyi de yürütüyoruz. Mavi Tünel ile ilgili de gelecek olan su yaklaşık 414 milyon metreküp. Bu suyun 200 milyon metreküpü Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından kullanılacak. Bize daha çok su lazım mı? Lazım. İşte yeni başlatılan projelerle 730 milyon metreküp suyu Karaman, Konya, Aksaray’ı da kapsayan Konya Ovasıyla buluşturduğumuz zaman tarım üretiminin de emniyetinin sağlanacağı ciddi bir rahatlama olacaktır. Bizler yarını kurtarmanın günü kurtarmaktan daha önemli olduğunu düşünüyor ve bu yönde gayret sarf ediyoruz. İnşallah Anadolu’nun o kuruyan çoraklaşan topraklarının suyla buluştuğu günleri Aşuk’un Maşuk’a kavuşması gibi hep birlikte yaşarız” dedi.
“Elma için tek çare ihracat”
Elma üreticilerinin sorunlarına da değinen TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Karaman Milletvekili Recep Konuk, “Karaman elma üretiminde önemli bir konuma sahip. Ben seçildiğimden bu güne benim gündemimden elma hiç çıkmadı. Elma çiçek açmadan, biz elma ile ilgili her kapıyı açtık, çare kapısı aralamaya çalıştık.Türkiye’nin dünyadaki elma üretim payı yaklaşık yüzde 4, Amerika’nın ise yüzde 5. Amerika dünya pazarlarının yüzde 13’üne sahip, biz yüzde 4 üretmemize rağmen dünya pazarının yüzde yarımlarındayız. Neredeyse Amerika’nın ürettiği kadar elma üretmemize rağmen Amerika’nın yirmi altıda bir pazarına sahibiz. Eğer elmayı ihraç edemezsek, elmayı daha çok üreterek elmanın sorununu çözemeyiz. Bunun yanında elmanın işlenmesi de önemli bir konu. Elmayı işleyerek elma suyunun ihracatını da sağlamamız gerekiyor. Gerek işlenmiş, gerekse taze elmanın ihracatı sağlanmadığı sürece mevcut anlayışla şuan Türkiye’de üretim bakımından 2’nci sırada olan ve yeni dikilen ağaçlarla önümüzdeki günlerde 1’inci sıraya yükselmesi muhtemel Karaman’da elma sorununu çözemeyiz. Elma için tek çare ihracat. Konuyu hem Başbakanımıza, hem de Bakanımıza yazılı ve yüz yüze anlattık. Başlangıç olarak elmanın ihracatının destelenmesi ile ilgili navlun desteği konusunda mutabakat oluştuve bununla ilgili deolumlu bir sonucu inşallah kısa sürede alacağımızı ümit ediyoruz” şeklinde konuştu.
“Çiftçimiz yarı fiyatına mazot kullanacak”
Tarım alanında yapılan düzenlemeler ve çalışmaları görmezden gelmek yerine eksiklikleri saymanın çözüm olmadığını, bunun yerine çözüme katkı sağlamanın daha önemli olduğunu belirten Başkan Recep Konuk, yapılan çalışmalarda emeği geçenlere teşekkür edilmesi gerektiğini vurguladı. TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Karaman Milletvekili Recep Konuk, “Gübrede, yemde KDV’nin kalkmasına rağmen fiyatlara yansıtılmadığı konusunda eleştiriler alıyoruz. AK Parti kaldırana kadar üreticinin temel girdisi olan gübrede, yemde KDV var mıydı, vardı. Bizim de ısrarımız oldu ve gübre ile yemde uygulanan KDV kaldırıldı. KDV kalktı ama fiyatlara yansımadı diyenlere şunu söylemek istiyorum; Eğer gübrede, yemde KDV kalkmasaydı bugünkü fiyatların üzerinde yüzde 18 daha fiyat farkı olurdu. Hükümetimizin çiftçiye yaptığı destekler gübre ve yemde KDV düzenlemesiyle de sınırlı kalmadı. Tek tek detay saymayacağım. Başbakanımız geçtiğimiz günlerde açıkladı. İnşallah önümüzdeki yıl üretilen ürün için kullanılan mazotun yarısını hükümetimiz bütçeden karşılayacak. Çiftçimiz yarı fiyatına mazot kullanmış olacak. Biz Anadolu’nun üretim potansiyeliniharekete geçirmek için kararlı bir partiyiz. Tarlada üretenin imkanlar ölçüsünde işini kolaylaştırmakta kararlı bir hükümete sahibiz. Başka ülkeler tarımı nasıl destekliyorsa o destekleri uygulayarak üreticimizi küresel rekabette yalnız bırakmama kararlılığındayız. Bizbütün bu konuların takipçisiyiz ve işin içindeyiz. Önümüzdeki günlerde inşallah daha hayırlı neticeler almaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Çorum’da "gelenekten geleceğe tarih sofrası" projesi hayata geçiyor Anadolu Profesyonel Şefler Birliği (ANPOŞEF), gastronomi kültürünü genç kuşaklara aktarmayı hedefleyen sosyal sorumluluk projesi kapsamında kadim şehir Çorum’da önemli bir etkinliğe imza attı Anpoşef Food Editor Şef Hüseyin Şipal öncülüğünde; Şef Cansu Tekin, Şef Mehtap Poyraz ve Şef Bilge Örnek’in katılımıyla gerçekleştirilen "Gelenekten Geleceğe Tarih Sofrası" başlıklı sosyal sorumluluk projesi, 8 bin yıllık geçmişe sahip ve yaklaşık 5 bin yıl boyunca birçok uygarlığa merkez olmuş Çorum’un köklü mutfak kültürünü geleceğe taşımayı amaçlıyor. İlk yemek reçetelerinin kil tabletlere yazıldığı kadim coğrafyanın önemli merkezlerinden biri olarak gösterilen Çorum’da düzenlenen etkinlik kapsamında usta şefler, genç şef adaylarıyla bir araya geldiler. Program, Bahçelievler Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirildi. Osmanlı saray mutfağı temasıyla düzenlenen etkinlikte panel, söyleşi, kariyer planlaması ve atölye eğitimleri yer aldı. Usta şefler, gastronomi eğitimi alan öğrencilere mesleki deneyimlerini aktarırken uygulamalı eğitimlerle genç şef adaylarının bilgi ve becerilerini geliştirmelerine katkı sundular. Etkinliğin sonunda ayrıca, Anadolu mutfak kültürünün korunması, geleneksel lezzetlerin yaşatılması ve gençlerin gastronomi alanında kariyer planlamalarına destek olunması hedeflendiği belirtildi. Okul müdürü Mine Çetin’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikte Çorum İl Milli Eğitim Müdürü Cemil Çağlar hazır bulunarak şeflerin öğrencilerle birlikte hazırladıkları yemekleri tattılar. Çorumlu Şef Mehtap Poyraz’ın girişimleri ile gerçekleştirilen programda gastronomi eğitimi alan öğrencilere mesleki deneyimlerini aktarmasının ardından milli değerlerimiz olarak ele aldığı gastronomi kültürü ve yaptıkları etkinlikle ilgili açıklamada bulunan Şef Hüseyin Şipal, "Ben Anpoşef’in başkanıyım. Anpoşef yani açılımı; Anadolu Profesyonel Şefler Birliği. Anpoşef sosyal sorumluluk projeleriyle Türkiye’nin yurt içinde ve yurt dışında mutfak, gastronomi, mutfak sanatları, tarihi yemeklerimiz, unutulmaya yüz tutmuş yemeklerimiz, Osmanlı saray mutfağı yemeklerimizi alıp başka başka coğrafyalara tanıtan, tanıştıran bir yapı ve tattıran bir yapı. Bununla, bu yapıyla birlikte Türkiye’nin birçok ilinden şeflerimizle Anadolu’yu karış karış geziyoruz. İllerdeki teknik, mesleki Anadolu liselerindeki aşçılık bölümündeki kız çocuklarımıza el veriyoruz. Onlara bu mesleğin önemini anlatıyoruz. Ekonomik anlamda güçlü olmalarını, meslek sahibi olmalarını ama bu giden yolda ve serüvende, süreçte onların ecdat ve ata mutfağını da bilmelerini. Yani biz bunun toplumsal hafıza, kültürel miras olduğunu çocuklara anlatmaya çalışıyoruz. Ve menülerinizde, kombinasyonlarınızda ne olursunuz unutulmaya yüz tutmuş lezzetlerimizden, Osmanlı saray mutfağından, geleneksel Türk mutfağından gözde yemeklerimizi günlük hayatlarınıza katın, menülerinize katın. Bundan sonraki çalışacağınız hayatta ola ki işletmelerde şefler, ustalar olursanız, bizim şefler olursanız lütfen oralarda bu ürünleri uygulayın. Evlerinizde, misafirlerinize yapın; annelerinize, nenelerinize bu yemeklerin kaybolmaması için paylaşımlarda bulunun diyen bir grup insanız, ustayız. Bu yemek kültürümüz, milli değerlerimiz arasında yer alıp gelecek kuşaklara yansıtılması gerekir. Toplumsal miras, kültürel hafıza diyoruz biz buna. Yani o bizim hafızamızın var olması ve bin yıllarca başka coğrafyalara, başka insan topluluklarına aktarılması için çaba sarf ediyoruz. Ve bu çabanın içinde biz bugün neredeyiz? 8 bin yıllık kültüre sahip birçok uygarlığa, ilk kil tabletlere yemek reçetelerinin yazıldığı, ilk buğday tanesinin una dönüştüğü, ilk beş-altı-yedi çeşit ekmeğin yapıldığı, ilk insanların, ilk bütün 8 milyarlık bir toplumda insanların ilk yediği ekmeğin çıktığı topraklar üzerindeyiz bugün. Çorum’dayız. Dünyanın merkezi onun için deniliyor zannedersem. Geldik, bilgi becerimizi paylaştık, el verdik, birlikte yemekler yapıyoruz." dedi. Program sonrasında, hazırlanan plaketler şeflere Milli Eğitim Müdürü Cemil Çağlar ve Okul Müdürü Mine Çetin tarafından takdim edildi.
Denizli Denizli’de arama kurtarmaya yeni bir soluk Denizli’de afet ve acil durumlara müdahale kapasitesini artırmak amacıyla, İHAKUT Havacılık ve Spor Kulübü ile AFAD Denizli İl Müdürlüğü arasında iş birliği protokolü imzalandı. AFAD Denizli İl Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirilen imza törenine; AFAD Denizli İl Müdürü Yıldız Tosun, İHAKUT Kulüp Başkanı Zafer Yılmaz, İHAKUT Denizli İl Sorumlusu Bilal Elmas ve kulüp üyeleri katıldı. İmzalanan protokol çerçevesinde, afet durumlarında arama, havadan tarama, tespit ve koordineli çalışma süreçlerine yönelik önemli adımlar atıldı. Protokol çerçevesince afet ve acil durum süreçlerinde teknolojinin, özellikle insansız hava araçlarının etkin kullanımı, kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve sahadaki operasyonel kabiliyetin artırılması hedefleniyor. Protokolün ardından açıklamalarda bulunan AFAD Denizli İl Müdürü Yıldız Tosun; "İmzalanan protokolle, insansız hava araçlarının (İHA) arama ve kurtarma faaliyetlerinde etkin, hızlı ve koordineli bir şekilde kullanılması ,özellikle afet ve acil durumlarda geniş alanların kısa sürede taranabilmesi, kayıp şahısların tespitinde yüksek doğruluk oranı sağlanması ve riskli bölgelere insan gücü sevk edilmeden önce ön keşif yapılabilmesi, İHA teknolojilerinin arama kurtarma süreçlerine entegrasyonu, saha ekipleriyle koordinasyonun artırılması, veri paylaşımı ve anlık görüntü aktarımının operasyon süreçlerine katkı sağlaması hedeflenmektedir. Ayrıca, ilgili alanlarda teknik bilgi paylaşımının artırılması, kurumsal kapasitenin geliştirilmesi ve gönüllülük faaliyetlerinin desteklenmesi de iş birliğinin öncelikli başlıkları arasında yer almaktadır. Gerçekleştirilen bu iş birliğinin, afet ve acil durumlara müdahale kapasitesine katkı sunması ve kurumlar arası koordinasyonu güçlendirmesi beklenmektedir." dedi. Dron Sevdalılarına Çağrı Protokolün ardından açıklamalarda bulunan İHAKUT Kulüp Başkanı Zafer Yılmaz, Denizli’de güçlü bir yapılanma oluşturduklarını vurgulayarak; "İHAKUT Denizli ekibi olarak AFAD ile protokolümüzü yaptık. Denizli’de 25-30 kişilik çok sağlam bir ekibimiz oldu. İlk saha tecrübelerini de birkaç gün önce yaşadılar ve bir arama kurtarma operasyonunda Aydın ekibine desteğe gittiler. İHAKUT Denizli tam anlamıyla çalışır bir vaziyette yoluna devam ediyor. İlgi ve desteklerinden dolayı İl Müdürümüz Yıldız Hanım’a teşekkür ediyoruz. Denizli’nin merkezinde çok yoğun bir yapılanmamız var. Çevre ilçelerdeki arkadaşlarımız, dron sevdalıları il sorumlumuza ulaşarak ekibe dahil olabilirler. Bu durum bize ulaşım ve hız anlamında çok büyük bir avantaj sağlıyor. Tüm ilçelerdeki dron gönüllülerini bekliyoruz" ifadelerini kullandı.