- 09 Ağustos 2020 Pazar 09:55

Pandemi sürecinde evde sıkılan liseli genç, su motorundan ’buggy’ araba yaptı

A
A
A
Pandemi sürecinde evde sıkılan liseli genç, su motorundan ’buggy’ araba yaptı

Karaman’ın Ermenek ilçesinde 18 yaşındaki lise öğrencisi, pandemi sürecinde evde sıkılınca çıkma ve hurda parçalar kullanarak 3 ay gibi bir sürede su motorundan ’buggy’ araba yaptı.

Karaman’ın Ermenek ilçesinde 18 yaşındaki lise öğrencisi, pandemi sürecinde evde sıkılınca çıkma ve hurda parçalar kullanarak 3 ay gibi bir sürede su motorundan ’buggy’ araba yaptı.


Ermenek ilçesinde yaşayan lise öğrencisi Mehmet Emre Baran, korona virüs (Covid-19) salgını nedeniyle okullar kapanınca boş kalan zamanını değerlendirmek istedi. Bunun için ’buggy’ adı verilen araba yapmak isteyen Mehmet Emre Baran, maliyeti düşük tutmak için çıkma ve hurda malzemeler toplamaya başladı. 3 aylık bir süre de arabasını yapmayı başaran liseli genç, deneme sürüşlerini de trafiğe kapalı alanda yaparak aracını hazır hale getirdi.


Mehmet Emre Baran, lise ikinci sınıftan bu yana bir şeyler yapmak istediğini belirterek, "Kendime kolay bir şeyler arıyordum. Daha sonra kendime araç yapmak istedim. Büyük bir araçtı, maliyeti çok fazlaydı ama sonra dedim ki basit bir şeyler yapayım dedim. Bir yerlerden görüp esinlendim. Sonra ben de yapayım dedim ve yapmaya çalıştım. Sonra bu buggyi yaptık. Parçaları genelde motosiklet tamircilerinden olabildiğince çıkma almaya çalıştım. Hurdalardan yapmaya çalıştım. Olabildiğince maliyeti az tutmaya çalıştım. Bazı parçaları Ankara’dan geldi, bazıları Konya’dan geldi. Bunu yapmak için kaynak yapmayı öğrendim. Çalıştım ve oldu. Yaklaşık maliyet ise 2 bin 500 lirayı buldu. Aracın motoru halk arasında su motoru olarak biliniyor. Go-kartlarda, çapa makinelerinde, birçok yerde bu motor kullanılıyor. Tabii ki ideallerim var. Hedeflerim ve hayallerim ulaşmak için bir çabam olması gerekiyor. Bu buggy projesi de bu çabalardan bir tanesi. İlerideki hayallerim Türkiye’de bir üretici olmak bunun için böyle şeylerle uğraşıyorum’’ dedi.



“Ailesi olarak her zaman destek veriyoruz, başarılı olmasını istiyoruz”


Oğlunun küçük yaşlardan itibaren motorlu araçlara ilgisinin olduğunu söyleyen anne Sevim Baran (38) ise "Emre bebekliğinden itibaren meraklı bir çocuktu. Aynı zamanda sempatik, sevimli ama kendi arabalarıyla uğraşırken de ayrı bir zevk alıyordu. O mutluluğu dışarıya yansıyordu. Motorlara da çok ilgisi vardı. Babası ile motora binmekten çok zevk alıyordu. Çarpışan arabalara bindiğimiz zaman, geziye gittiğimizde o kadar mutlu oluyordu ki, biz annesi babası olarak utanıyorduk oradaki kişiler çocuğun ilgisine bakıp yanına alıyordu. Keyif alıyordu o arabayı sürmekten. İlkokul çağında da robotik kodlama ya merak sardı, yine okulda ve hocalarının da dikkatini çekmişti bu durum. Bu konuda kendini geliştirmişti. Arabayı da Covid süreci başlayınca, Konya’da Anadolu Lisesinde okumaktaydı. Lise son sınıf öğrencisi. Eve geldiği zaman bir müddet ders çalışınca aralarda sıkılmaya başladı. Daha önceden planladığı bir şeydi bu. ’Anne ben buggy arabası yapacağım, destek olur musun’ dedi. Biz her zaman ailesi olarak destek vermişimdir ve başarılı olmasını isterim. Tamam dedim. Hani kendi imkanları ile harçlıklarıyla başta bu işe. Biz de biraz destekledik. Hatta Emre’nin akıllı telefonu yoktur onun yerine ben bu arabayı yapacağım. Bana o yönde yardımcı olur musunuz diye söyledi. Biz de seve seve dedik. O süreçte yaptı boş zamanlarında. Pandemi olunca dışarıya da çıkamadı çocuklar. Bu süreçte şimdi de bunu geliştirdi ve daha sonrasında da geliştirmesini istiyorum. İnşallah Emre makine mühendisi olmayı hedefliyor. Biz de bunu istiyoruz. Makine mühendisi olduğunda da kendi ismini verebileceği bir araba, bir motor olur üretmesini kendisi istiyor, biz de bunu destekliyoruz İnşallah bu durum olur’’ dedi.


Yaptığı aracı üniversite yıllarında daha kapsamlı olarak geliştireceğini söyleyen Mehmet Emre Baran, YGS’de aldığı puanın, makine mühendisliği bölümüne yettiğini belirterek, tercih sonucunu merakla beklediğini kaydetti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ‘Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi’ ile akaryakıt istasyonlarında sıfır atık uygulamaları yaygınlaştırılacak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile OPET arasında imzalanan ‘Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi’ ile akaryakıt istasyonlarının çevre bilincinin güçlendiği ve topluma yayıldığı merkezlere dönüştürülmesi hedefleniyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile OPET arasında ‘Sıfır Atık ile Doğaya Saygı Duy Projesi’ kapsamında Sıfır Atık İş Birliği Protokolü imzalandı. Protokolü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı adına Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan, OPET adına ise Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk imzaladı. Protokol kapsamında akaryakıt istasyonlarının yalnızca hizmet sunulan alanlar olmaktan çıkarılması, çevre bilincinin güçlendiği ve topluma yayıldığı merkezlere dönüştürülmesi hedefleniyor. Proje çerçevesinde sıfır atık ilkeleri doğrultusunda sürdürülebilir seyahat kültürüne dikkat çekmek amacıyla ‘Sıfır Atık Yolculuğu Kısa Film Yarışması’ düzenlenmesi planlanıyor. Akaryakıt tesislerinde sıfır atık uygulamalarının yaygınlaştırılması, atıkların kaynağında ayrı toplanması ve geri kazanım süreçlerinin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında ayrıca sosyal sorumluluk faaliyetleriyle toplumsal farkındalığın artırılması hedefleniyor. Türkiye’nin yedi bölgesinden seçilecek 7 ilde karayolu kenarlarındaki ceplerde çevre temizliği etkinlikleri düzenlenmesi, toplanan atıklarla ‘Sıfır Atık Yolu’ ve ‘Sıfır Atık Duvarı’ gibi konsept uygulamaların hayata geçirilmesi planlanıyor. "90 milyon atığı geri kazanmasaydık bunları bir yere depolama yapacaktık" İstanbul’un iki yıllık su tüketimine eş değer bir su tasarrufu sağladıklarını belirten Çevre Yönetimi Genel Müdürü Turan, "Akaryakıt tasarrufu olarak baktığımızda yine ülkemizdeki kayıtlı motorlu taşıtların dağıtım şirketi olarak OPET’in uzmanlık alanına giriyor. Bir yıldaki tükettiği akaryakıta eş değer akaryakıtı tasarruf etmiş olduk. Doğa ve çevreyle ilgili istatistik şöyle: 90 milyon atığı geri kazanmasaydık bunları bir yere depolama yapacaktık. Düzenli depolama alanına ihtiyacımız olacaktı. 55 bin futbol sahasına eş değer bir alan söz konusu. Alt alta baktığımızda aslında küçük bir hareket, ki buna biz sıfır atık diyoruz" diye konuştu. "Petrol ve türevli ürünlerinde biz ülke olarak dışa bağımlıyız" Petrol ve türevi ürünlerde Türkiye’nin dışa bağımlı olduğunu hatırlatan Turan, "Son bir ayda yaşanan bölgesel savaşta da gördük ki en ufak bir kriz anında özellikle petrole bağımlı ülkelerin ekonomik dengeleri sarsılıyor. Dolayısıyla küçük bir hareket ama çok kıymetli ve önemli bir hareket. Bu çerçevede bizler insanoğlu olarak sanki doğanın, tabiatın sahibiymiş gibi, onun efendisiymiş gibi bir davranış biçimine giriyoruz ama değiliz. Biz aslında bu doğanın bir parçasıyız" şeklinde konuştu. "Havayı kirletiyoruz, suyu kirletiyoruz, toprağı kirletiyoruz" OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk ise, gelecek nesillere sağlıklı bir dünya bırakılması gerektiğini belirterek, "Her birimiz birey olarak üzerimize düşen görevleri tam yapıyor muyuz? Yaptığımızı zannediyoruz. Yeteri kadar duyarlı mıyız? Duyarlı olduğumuzu zannediyoruz. Evet duyarsız olanlar, bilinçsiz olanlar var ama en bilinçli olanlarımız, en duyarlı olanlarımızın dahi hatalarıyla çevremizi kirletiyoruz. Hepimiz kirletiyoruz. Havayı kirletiyoruz, suyu kirletiyoruz, toprağı kirletiyoruz. Bize ait olmayan, çocuklarımıza ait olan bir dünyayı çocuklarımıza sağlıklı bir şekilde bırakamıyoruz. Oysa bunu bırakamamak bizim için bir suç, bir utanç olmalı. Çocuklarımızın geleceğini düşünmek, dünyamızın geleceğini düşünmek öncelikli görevlerimiz arasında olmalı" dedi.