ÇEVRE - 27 Kasım 2025 Perşembe 12:35

Kars Barajı, göçmen kuşların yeni mekan

A
A
A
Kars Barajı, göçmen kuşların yeni mekan

Türkiye’nin önemli sulak alanlarından biri haline gelen Kars Baraj Gölü, göçmen kuşların vazgeçilmez geçiş ve dinlenme noktası oldu.


Özellikle kış öncesi ve bahar aylarında yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapan baraj, bölgenin ’yeni Kuş Cenneti’ olarak anılmaya başlandı. Baraj gölündeki yüzlerce kuş çeşidi böyle görüntülendi.



"Kuruyan göllerin yerini aldı"


Daha önceki yıllarda bölgenin önemli kuş gözlem alanlarından olan ancak yaşanan kuraklık nedeniyle suyu çekilen Kuyucuk Gölü’nü terk eden yaban hayatı, yeni rotasını Kars Baraj Gölü’ne çevirdi. Yeterli su seviyesi ve sunduğu besin imkanları sayesinde Kars Barajı, yüzlerce su kuşu için adeta bir sığınak haline geldi.


Baraj Gölü, başta Pelikanlar olmak üzere, Karabatak, Yeşilbaş Ördek, Su Çulluğu, Martı ve Angıt gibi çok sayıda göçmen kuş türünü ağırlıyor. Kuşlar, burada uzun göç yolculukları öncesinde hem besin depoluyor hem de güvenli bir ortamda dinlenme fırsatı buluyor. Kars Barajı, artık sadece enerji ve sulama amaçlı değil, aynı zamanda bölgenin eşsiz biyoçeşitliliğini koruyan dev bir yaşam alanı olarak da büyük önem taşıyor.


Kars Barajı’nda göç öncesinde dinlenen yüzlerce kuş çeşidi drone ile havadan görüntülendi. Baraj gölünde dinlenen ve karınlarını doyuran kuşlar daha sonra sıcak yerlere göç etmeye devam ediyor.


(IÇ-NK)

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Yaş çay için 35+3 TL fiyat talebi Trabzon’un Of Ziraat Odası Başkanı Berkant Saral, artan maliyetler karşısında üreticinin ayakta kalabilmesi için fiyat ve desteklemenin ayrı ayrı açıklanmasını istedi. Saral, "Çay fiyatına en az 35 TL taban fiyat ve 3 TL destekleme verilmelidir" dedi. Of Ziraat Odası Başkanı Berkant Saral, yaklaşan sezon öncesinde üreticilerin beklentilerini paylaşarak, artan maliyetler karşısında çay üretiminin sürdürülebilirliğinin tehlikeye girdiğini ifade etti. Saral, kilogram başına 35 TL taban fiyat ve buna ek olarak 3 TL destekleme verilmesi gerektiğini belirterek, üreticinin eline geçecek toplam rakamın en az 38 TL olması gerektiğini dile getirdi. Destekleme ödemesi çiftçiyi rahatlatıyor Saral, çaya verilen desteklemenin halk arasında "artı para" olarak bilindiğini hatırlatarak, bu ödemenin zamanlamasının da büyük önem taşıdığını ifade etti. Destekleme ödemelerinin her yıl gübre alım dönemine denk geldiğini belirten Saral, bu sayede üreticinin ekonomik olarak bir nebze nefes aldığını söyledi. Desteklemenin özellikle gübre temininde çiftçinin elini rahatlattığını belirten Saral, kredi kartı borçları ve diğer gider kalemleri üzerindeki baskının bu ödemelerle hafiflediğini dile getirdi. Bu sistemin devam etmesinin üretici açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Saral, gübre fiyatları başta olmak üzere işçilik giderleri, hasat ekipmanları ve nakliye masraflarındaki yükselişin üreticiyi ekonomik olarak zorladığını ifade etti. Çayın bölge için tek geçim kaynağı olduğuna dikkat çeken Saral, mevcut ekonomik şartlarla üretimin sürdürülebilirliğinin risk altına girdiğini belirtti. Desteklemenin taban fiyata dahil edilmesi sorun oluşturuyor Desteklemenin taban fiyat içine dahil edilerek açıklanmasının geçmişte çeşitli sorunlara yol açtığını söyleyen Saral, "Bu uygulama özel sektör alımlarında kayıt dışılığı artırıyor. Ürünlerin tamamının borsalara tescil edilmemesine neden oluyor. Kamuda stopaj kaybı oluşturuyor. Gerçek rekoltenin tespit edilmesi zorlaşıyor. Arz-talep dengesini bozuyor. Gelecek yıllar için sağlıklı planlama yapılmasını engelliyor" diye konuştu. Çiftçilerin talepleri takip ediliyor Bölgedeki ziraat odalarının üreticilerin sesi olmaya devam ettiğini belirten Saral, taleplerin ilgili bakanlık nezdinde iletildiğini ve sürecin yakından takip edildiğini ifade etti. Saral, "Bakanlık nezdinde, temsiliyet ve yetki noktasında bütün dinamiklerle bölge Ziraat Odaları Başkanlıkları olarak çiftçilerimizin taleplerini kıymetli yetkililerimize ilettik ve takibini sürdürmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
İstanbul TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Dünyanın yeni bir yola, yeni bir anlayışa ve yeni bir çıkışa ihtiyacı vardır" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Fevkalade zor, fevkalade türbülanslı bir dönemden geçiyoruz. Yerkürenin hemen her yerinde her ülkeyi, her milleti kapsayan çok derin gerilimleri yaşıyoruz. Dünyanın yeni bir yola, yeni bir anlayışa ve yeni bir çıkışa ihtiyacı vardır. Bunun için temelinde hakkaniyet ve adalet olan, temelinde insan onuruna saygı olan ve bütün insanları da yaradılışta eşit olarak gören bir anlayışı büyütmek, beslemek ve çoğaltmak durumundayız. Bu anlayış olmadan dünyanın hangi kurumu olursa olsun, o kurumların işleyişi mutlaka eksik ve faydasız olacaktır" dedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu kapanış oturumunda konuştu. Kurtulmuş, "Bir hafta süren oturumlar, görüşmeler, müzakereler sonunda bugün nihai olarak son oturumu birlikte icra ettik. Günler boyunca uzun konuşmalar yapıldı, uzun toplantılar yapıldı. Bu konuşmalar içerisinde yapılan her bir tartışmanın son derece önemli olduğunu, dünya barışını sağlamak konusunda fevkalade yararlı olduğunu ve özellikle parlamenter diplomasiye güç vermek bakımında da son derece anlamlı olduğunu düşüyorum. Bütün bu konuşmaların özetini ise bir noktada toparlamak mümkündür. Fevkalade zor, fevkalade türbülanslı bir dönemden geçiyoruz. Yerkürenin hemen her yerinde her ülkeyi, her milleti kapsayan çok derin gerilimleri yaşıyoruz. Çatışmaların, iç çatışmaların, vekalet savaşlarının, ticaret savaşlarının olduğu dünyada bu anlamda gerilimlerin ve çatışmaların hemen hemen dünyanın her yerine yayıldığı bir dönemden geçiyoruz. Ayrıca yaşanmış olan olumsuzların doğal bir sonucu olarak fakirliğin, kıtlığın, yoksulluğun dünyanın birçok bölgesi için neredeyse sıradan bir hal aldığını görüyoruz. Aynı şekilde bu olayların hepsinin ortak vektörü olarak ortaya çıkan fevkalade ciddi bir göçmen meselesi ve uluslararası yer değiştirmelerin olduğuna şahit oluyoruz. Ülkeler arasında gerilimlerin yanı sıra ülkelerin içinde de toplumsal gerilimin önemli bir fay hattı olarak ortaya çıktığına şahit oluyoruz" dedi. "Dünyanın yeni bir yola, yeni bir anlayışa ve yeni bir çıkışa ihtiyacı vardır" Dünyanın yeni bir yola, yeni bir anlayışa ihtiyacı olduğunu belirten Kurtulmuş, "Aynı şekilde insanlık tarihinin hiç yaşamadığı kadar ağır bir çevre krizine, iklim krizine ve çevrenin tarumar edilmesine şahit oluyoruz. Sabaha kadar sayabileceğimiz birçok olumsuzlukları yaşıyoruz. Bu olumsuzlukların doğal afetler dışında hemen tamamı insan eliyle oluşturulmuş felaketlerdir. Dolayısıyla insanlığın şöyle bir sarsılıp kendine gelmesi, kendi eliyle oluşturduğu bu felaketleri, insani soykırımdan tutun göçe kadar, açlıktan tutun savaşa kadar bu insani felaketleri çözmek için yine insanoğlunun devreye girmesinin şart olduğu açıktır. Bu problemleri oluşturan insandır, ortaya koyan insandır. Çözümde insanoğlunun zihninde, insanoğlunun gönlünde olmalıdır. Bunun için diyorum ki bütün bu çalışmalarımızın, bütün uluslararası kuruluşların, bütün toplanmalarımızın, müzakerelerimizin bir tek odak noktası vardır; bu dünya böyle gitmez. Dünyanın yeni bir yola, yeni bir anlayışa ve yeni bir çıkışa ihtiyacı vardır. Bunun için temelinde hakkaniyet ve adalet olan, temelinde insan onuruna saygı olan ve bütün insanları da yaradılışta eşit olarak gören bir anlayışı büyütmek, beslemek ve çoğaltmak durumundayız. Bu anlayış olmadan dünyanın hangi kurumu olursa olsun, o kurumların işleyişi mutlaka eksik ve faydasız olacaktır. Onun için diyorum ki amacımız yeni bir yol, yeni bir anlayış, yeni bir istikamet tayin edecek sözleri geliştirmek, çoğaltmak olmalıdır" şeklinde konuştu. 8 milyar insanın ortak anlayışı, ortak faydası ve ortak geleceğinin hakkı, hukuku, adaleti esas alan bir yolda ilerlemekten geçtiğini ifade eden Kurtulmuş, "Dünyanın yeni bir küresel mimariye ihtiyacı olduğu açıktır. Hem siyasal alanda hem de ekonomik alanda yeni bir küresel mimariyi, bu parlamentolar arası uluslararası kurumlarda bir araya gelişimiz vasıtasıyla inşallah gerçekleştireceğiz. Sözün kıymeti her şeyden daha yukarıdadır. Sözün en güzelini, en iyisini söylemek ve bütün insanların hayrına olan sözün etrafında birleşmek durumundayız. Bu da dünyada sadece sesi çok çıkan hakimlerin çizdiği, üstünlerin, galiplerin çizdiği yoldan gitmek değil, 8 milyar insanın ortak anlayışı, ortak faydası ve ortak geleceği için hakkı, hukuku, adaleti esas alan bir yolda ilerlemekten geçmektedir. Bu ve benzer bütün toplantıların bu amaca hizmet ettiği müddetçe konuştuğumuz ve çözüm aradığımız insani meselelerin çözümü için bize yol göstereceğini, yol bulmamıza yardımcı olacağını düşüyorum. İstanbul’daki bu toplantıda da görüşlerini açıkça dile getiren bütün parlamenter arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Bu toplantı IPU bünyesinde uzun zamandır bulunamayan bir konsensüs ortaya koymuştur. İstanbul Deklarasyonu’nun konsensüsle çıkmış olması her türlü taktirin üstündedir ve bu konuda görüşlerini ifade eden bütün deklarasyona teşekkürlerimizi ifade ediyorum. Acil gündem maddesinin de konsensüsle çıkmış olması, bu toplantının başarısını gösteren önemli bir sonuçtur. Bu çabanız, bu desteğiniz dolayısıyla hepinize ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.