ÇEVRE - 08 Şubat 2026 Pazar 08:26

Kars’ta kayağını kapan Sarıkamış’a koştu

A
A
A
Kars’ta kayağını kapan Sarıkamış’a koştu

Kars’ta kayağını kapan Sarıkamış’a koştu. Sarıkamış Kayak Merkezi’ndeki yoğunluk böyle görüntülendi.


Doğu Anadolu’nun en önemli kış turizm merkezlerinden birisi olan Sarıkamış’ta, hafta sonu tatilini fırsat bilen vatandaşlar pistlere akın etti. Dünyada sadece Alpler ile Sarıkamış’ta bulunan "kristal kar" yapısı ve Sarıçam ormanları arasındaki eşsiz doğasıyla bilinen Sarıkamış Kayak Merkezi, Türkiye’nin dört bir yanından ve çevre illerden gelen kayak severleri ağırlıyor. Hava sıcaklığının kayak için uygun seviyelerde seyrettiği merkezde, yerli ve yabancı turistler karın tadını doyasıya çıkardı.


Sarıkamış’ta otellerinin doluluk oranının yüzde 80’in üzerinde olduğun olduğunu belirten bir otelin Genel Müdürü Mehmet Saraçoğlu, "Evet Sarıkamış Kayak Merkezi bu sezon gerçekten hak ettiği güzelliği, hak ettiği doluluğu yaşıyor. Otellerimizin tamamına yakını yüzde 80’in üzerinde doluluk oranına ulaştı. Her zaman söylüyoruz. Bizim kristal karımız var, Sarıçam ormanımız var. Bu sene misafirlerimizi yurt dışını tercih etmeyip, sadece Sarıkamış’ı tercih ettiler" dedi.



"Pistlerde renkli görüntüler"


Sabahın erken saatlerinden itibaren kayak takımlarını ve kızaklarını alan vatandaşlar, telesiyejlerin yolunu tuttu. Telesiyejlerle zirveye çıkan vatandaşlar, sarıçam ağaçlarının arasından aşağı süzüldü. Profesyonel kayakçıların yanı sıra çocukların ve acemi kayakçıların heyecanı ise renkli görüntülere sahne oldu. Bazı vatandaşlar kayak yapmayı tercih ederken, bazıları ise kızakla kayarak eğlenceli anlar yaşadı.



"Doluluk oranı memnun ediyor"


Oteller bölgesindeki doluluk oranlarının yüzde 80’in üzerine çıktığı öğrenilirken, 2026 sezonunun oldukça verimli geçiyor. Modern telesiyej sistemleri ve her seviyeye uygun 9 farklı pistiyle hizmet veren merkezde, güvenli kayak için Jandarma Arama Kurtarma (JAK) timleri de hazır bulunuyor.



Kars’ta kayağını kapan Sarıkamış’a koştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Isparta Isparta Belediyesi, pazar alanı çatılarına GES kuruyor Isparta Belediyesi tarafından Davraz Mahallesi Kapalı Pazar Alanının çatısına 1.2 MW’lik güneş enerjisi santrali (GES) kuruluyor. Çalışmaları yerinde inceleyen Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, belediyenin güneş enerji santrallerinden yıllık 250 milyon lira gelir elde ettiğini, bunun da şehrin geleceğine önemli bir yatırım olduğunu vurguladı. Isparta Belediyesi, yenilebilir enerji alanında geleceğin yatırımı olarak görülen Güneş Enerjisi Santrallerine (GES) büyük yatırımlar yapmaya devam ediyor. Senirce ovasının tepelerindeki atıl arazilere güneş enerjisi santrallerinin kurulmasının ardından belediyenin hizmet binaları, tesisleri ve mahallelere kazandırdığı kapalı pazar alanlarının çatılarına da güneş enerjisi santralleri kuruluyor. Böylelikle güneşten elektrik üretilerek, önemli bir gelir elde ediliyor. Isparta Belediyesi, Senirce ovalarının tepelerinin yanı sıra ISBAŞ Bimsblok Fabrikası, Mehmet Tönge Kapalı Pazar Alanı, Akkent Kapalı Pazar Alanı, Binbirevler Kapalı Pazar Alanı, Bezirgan Sufrası, Emre Spor Kompleksi, Kirazlıtepe, Kirazlıdere Sosyal Tesisleri ve Park ve Bahçeler Müdürlüğü hizmet binasının çatısına güneş enerjisi santralleri kurulmuştu. Şimdi de Davraz Mahallesi Kapalı Pazar Alanının çatısına 1.2 MW’lik GES kuruluyor. Böylelikle Isparta Belediyesi’nin güneşten elektrik üretimi 20 MW’ye çıkıyor. Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Davraz Kapalı Pazar Alanının çatısında devam eden GES çalışmalarını yerinde inceledi, yüklenici firma yetkililerinden bilgi aldı. Başkan Başdeğirmen: "20 MW gücüne ulaşıyoruz" İncelemelerinin ardından açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, 2022 yılının şubat ayında yoğun kar yağışında Davraz Kapalı Pazar Alanının çöktüğünü ve pazar alanını yeniden yaptıklarını dile getirdi. Kapalı Pazar Alanının çatısını GES için uygun yaptıklarını belirten Başkan Başdeğirmen, "Isparta Belediyemizin önemli yatırımlarından birisi olan güneş enerjisi santrallerinde artışlar devam ediyor. Geçtiğimiz yıla kadar 16 MW GES’i tamamlamıştık. Daha sonra Kirazlıdere Sosyal Tesislerinde, Mehmet Tönge, Akkent ve Binbirevler Kapalı Pazar Alanlarında, Bezirgan Sufrası çatısında kurduğumuz GES’i şimdi de Davraz Kapalı Pazar Alanı üzerinde 1.2 MW olarak yapıyoruz. Böylelikle 20 MW gücüne ulaşmaktayız. Isparta’mıza önemli kazançlar sağlamaya çalışıyoruz. Bu yatırımın sadece maliyeti var. Bunun parasını amorti ettikten sonra en az 45 yıl sadece bakımları yapılarak, Rabbimiz güneşi verdiği sürece belediyemize gelir getirecektir. Yıllık 250 milyon lira civarında güneş enerjisi santrallerinden karşılıksız, masrafsız gelirimiz var. Otogar çatısına da 1.3 MW GES kuracağız. Orası da bittikten sonra 21 MW GES’i olan bir belediye olacağız. Bu bizim için çok değerli. İl belediyeleri arasında baktığınızda böyle bir gücü bulmak mümkün değil. Çok şükür ki bu bize nasip oldu ve şehrimize güneş enerjisi santrallerini kazandırdık. Isparta, Türkiye’de güneşi en dik konumdan alan illerden bir tanesi ve en verimli şekle sahip. Bunun da istifadesini belediye olarak Isparta’mıza kazandırıyoruz. Buradan gelen gelirler de çocuklarımıza ve geleceğimize çok güzel yatırım olarak geri dönüyor. Davraz ve otogarın çatısı için ihaleyi alan firma yetkilileriyle beraberiz. Kendilerine emeklerinden dolayı teşekkür ederim. Çok hızlı ve son teknolojik ürünlerle çalışıyorlar. Emeği geçenlere ve firma yetkililerimize çok teşekkür ediyorum" ifadelerinde bulundu.
Bursa İnegöl’ün en özel başkanı Bursa’nın İnegöl ilçesi Belediyesinin "+1 Başkanı" down sendromlu Can Ahmet Haymana, belediye personelinin gözdesi oldu. 3 yıldır görev alan Haymana, belediye müdürlüklerinin yanı sıra esnafları da denetliyor. Bursa’nın İnegöl ilçesinde down sendromlu 29 yaşındaki Can Ahmet Haymana, 3 yıl önce belediyenin sosyal sorumluluk projesi kapsamında Belediye Başkanı Alper Taban’ın makamının yanında oluşturulan "Başkan +1" ofisinde görevler üstleniyor. Hafta içi her gün takım elbisesini giyip belediyeye gelerek sorumluluk ve misyon üstlenen Haymana, toplantılara katılmasının yanı sıra esnafları da denetliyor. Belediye personeline moral veren Haymana, personeller tarafından çok seviliyor. Can Ahmet Haymana, "Belediye Başkanımız Alper Taban’ı çok seviyorum, o da beni seviyor. Herkese hizmet için çalışıyoruz. İnegöl Belediyesinde 3 yıldır çalışıyorum." dedi. Belediye Başkanı Alper Taban ise, "Can Ahmet İnegöl Belediyesi personelimiz kendisi, sağ olsun İnegöl belediye başkanı olmayla ilgili talebini bizlere iletmişti. Bize sağ olsun ailesiyle görüştük, o görüşme neticesinde de İnegöl Belediyesi’ne her gün düzenli olarak gelmesini sağladık. Tüm ekip arkadaşlarımızla uyumlu çalışıyor, ahenkli çalışıyor. Kendisi tabi özellikle ilk geldiği zamanda bizde merak içindeydik. Acaba bir uyum olacak mı ya da bizim bir faydamız olacak mı? Ya da onda bir gelişme olacak mı gibi. Birbirimizi gözlemledik ve bugün itibarıyla çok mutluyum yaklaşık 3 yıl oldu. Çok projeler yapıyoruz tabi ama bu bizim için en anlamlısı oldu diyebilirim. Her gün düzenli bir şekilde takım elbisesini giyiyor, hazırlığını yapıyor. Belediyemize geliyor, arkadaşlarımızla gördükleriyle selamlaşıyor. Yani bizden bir farkı yok ve günün sonunda bize de ciddi anlamda bir görev insanı olduğunu hissettirdi. İşte ne görev verilirse yerine getiriyor. İlk önce tabi onu biraz daha özel kalem gibi değerlendirmiştik kurumumuzda sonrasında da artı bir başkan olarak görevlendirmiş olduk. Sağ olsun o da bunun hakkını vererek o bilinçle, o gayretle çalışmaya devam ediyor. Can Ahmet’i çok seviyoruz, çok değer veriyoruz. Bizim kıymetlimiz. İnşallah o kendisi istediği sürece bu ilişkiyi karşılıklı götüreceğiz." ifadelerini kullandı.
Kocaeli Görme engellilerin şehirdeki zorlu mücadelesi saniye saniye görüntülendi Kocaeli’de görme engelli bireyler, aldıkları teorik eğitimi şehir yaşamının karmaşasında uygulamalı olarak test etti. Otobüse binişte düşme tehlikesi yaşayan, yaya geçidinde çalan kornalarla irkilen, zaman zaman yön bulmakta zorlanan ve kaldırımda ağaç diplerine takılan kursiyerlerin, teknolojinin ve duyarlı vatandaşların desteğiyle engelleri aşma çabası saniye saniye kaydedildi. Beyaz bastonuyla uygulamalı eğitime katılan bir kursiyer ise yaşadıklarını, "Kristal bir vazodan alınıp, hayat denilen o verimli toprağa; çamuruyla, tozuyla birlikte atıldık" sözleriyle anlattı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Gonca Engelsiz Yaşam Merkezi kursiyerleri, yüzde 90 görme engelli eğitmenleri Sinan Avcı (27) eşliğinde, ilk kez şehir merkezinde gerçekleştirilen uygulamalı beyaz baston eğitimine katıldı. Yaya geçitleri, toplu taşıma araçları ve alışveriş merkezlerini kapsayan çalışmada, görme engellilerin günlük hayatta karşılaştığı "öngörülemez" engeller yerinde tespit edildi. Kursiyer düşme tehlikesi yaşadı Saha çalışması sırasında İhlas Haber Ajansı (İHA) kamerasına yansıyan görüntülerde, şehir yaşamının görme engelli bireyler için zaman zaman zorlu bir "engel parkuruna" dönüştüğü anlar yer aldı. Kaldırımlarda standart dışı konumlandırılan tabelalar ve ağaç dipleri beyaz bastonlara takılarak yürüyüş güvenliğini tehlikeye atarken, otobüse biniş sırasında araç ile kaldırım arasındaki kot farkı nedeniyle bir kursiyer düşme tehlikesi yaşadı. Buna karşın, doğru uygulamaların hayatı nasıl kolaylaştırdığı da görüldü. Yaya geçitlerindeki sesli ikaz sistemleri ve AVM girişlerindeki hissedilebilir yüzeyler sayesinde güvenli hareket alanı bulan görme engelli bireyler, alışveriş esnasında yapay zeka destekli sesli betimleme uygulamaları ve mağaza personelinin duyarlı yaklaşımıyla, teknolojinin ve insan faktörünün sağladığı konforu deneyimledi. "Bir öğrencim bana ’Korna çaldıklarında geçmeli miyiz hocam?’ diye sormuştu" Eğitmen Sinan Avcı, uygulamalı eğitimin ardından yaptığı açıklamada, sesli sinyalizasyon sistemlerinin önemine değinerek, sürücülerin kararsız davranışlarının görme engelliler için risk oluşturduğunu belirtti. Avcı, "Karşıdan karşıya geçerken sesli ışıklar sayesinde daha rahat hareket edebiliyoruz ancak sürücüler çoğu zaman dikkat etmeyebiliyor. Dikkat etseler bile yanıltıcı davranışlar sergileyebiliyorlar. Örneğin yol kenarında beklerken karşıdan karşıya geçmeye hazırlanıyorum, araç duruyor ama korna çalabiliyor. Bu, görme engelli birey için kafa karıştırıcı olabiliyor. Bir öğrencim bana ’Korna çaldıklarında geçmeli miyiz hocam?’ diye sormuştu. Ben de ’Aracın motor sesinden durduğunu anladıysanız ve kendinizi güvende hissediyorsanız geçebilirsiniz’ demiştim. Bu noktada iletişim çok önemli. Doğru iletişim, doğru aksiyon demektir" dedi. "İyi niyetli davranışlar bazen yanlış yönlendirmelere neden oluyor" Vatandaşların yardım etme isteğinin bazen yanlış yönlendirmelere yol açtığına işaret eden Avcı, toplumsal bilinç vurgusu yaparak, "En çok zorlandığımız konulardan biri de yardım meselesi. İnsanlar iyi niyetle yardım etmek istiyor ama bazen bu yanlış yönlendirmelere neden olabiliyor. Yardımın doğru yolu iletişimden geçer. ’Merhaba, size yardımcı olabilir miyim?’ demek yeterli. İnsanlarımız bu konuda daha bilinçli oldukça her şey daha kolay olacak" diye konuştu. Uygulamalı eğitime ilişkin ise Avcı, "Bugün yaşananların karşılıklı olarak faydalı olduğunu düşünüyorum. Farklı bakış açıları ortaya çıktı. Bu temaslar sürdükçe daha bağımsız bireyler olarak hayatın içinde yer almak mümkün olacak. Erişilebilir ve eşit bir dünya için mücadelemize devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu. "Kristal bir vazodan hayatın tozuna toprağına karıştık" Merkezde aldıkları teorik eğitimi sokağa taşımanın kendileri için ufuk açıcı olduğunu belirten kursiyer Berat Özekli ise yaşadıkları deneyimi şöyle anlattı: "Gonca Engelsiz Yaşam Kompleksi’nde beyaz baston eğitimi alıyorduk. Duvar takibi, baston hareketleri gibi çalışmalar yapıyorduk. Ancak bugün bir değişiklik oldu ve çok da güzel oldu. Hayatın tam içinde, dışarıda bir eğitim gerçekleştirdik. Işıklardan karşıdan karşıya geçtik, otobüslere bindik, AVM’ye gittik, alışveriş yaptık ve hayatla doğrudan temas ettik. Yani Kristal bir vazodan alınıp, hayat denilen o verimli toprağa; çamuruyla, tozuyla birlikte atılmış olduk. Bu bizim için çok iyi ve öğretici bir deneyim oldu." "Nereden araba çıkacak bilmiyoruz, nereden insan çıkacak bilmiyoruz, nasıl geçileceğini bilmiyoruz" Şehirlerdeki düzensizliğin görme engelliler için büyük bir stres kaynağı olduğunu da vurgulayan Özekli, "Bu süreçte günlük hayatta yaşadığımız zorluklarla da birebir temas ettik. Arabaların kaldırımlara park etmesi, öngörülemezlik en büyük sorunlarımızdan biri. Bir görme engelli için hayatın asgari düzeyde bile olsa öngörülebilir olması gerekir ancak bugün sokaklarda böyle bir durum söz konusu değil. Nereden araba çıkacak bilmiyoruz, nereden insan çıkacak bilmiyoruz, nasıl geçileceğini bilmiyoruz. Bunu her gün, her an yeniden analiz etmek zorundayız. Bu da bir görme engelli için oldukça yıpratıcı bir durum. Öngörülebilirlik noktasında olumlu örnekler de var. Sesli anonslu trafik ışıkları bizim için oldukça faydalı ancak bu sistemlerin her yerde olması gerekiyor ki görme engelliler hayatın her alanında aktif olabilsin" ifadelerini kullandı.
Çanakkale Karabiga’da Yakamoz Otel sıfır maliyetle yenilendi Karabiga Belediyesi’ne ait Yakamoz Otel ve Restoran’da, yeni kiracı tarafından gerçekleştirilen kapsamlı tadilat çalışmaları tamamlandı. Yenilenen tesisi Belediye Başkanı Ahmet Elbi, belediye meclis üyeleriyle birlikte yerinde inceleyerek son durumu değerlendirdi. 1987 yılında Karabiga’da hizmete açılan ve yaklaşık 30 yıl boyunca aynı kiracı tarafından işletilen Yakamoz Otel, Başkan Elbi’nin ikinci döneminde yeniden ihale edilerek yeni müstecir tarafından yenilendi. Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi, meclis üyeleriyle birlikte tadilatı tamamlanan Yakamoz Otel’in dönüşüm hikayesini yerinde inceledi. Ziyaret sırasında yapılan açıklamalar, projenin sadece bir inşaat başarısı değil, aynı zamanda bir finansal başarı olduğunu ortaya koydu. Hem belediye kasası korundu hem gelir arttı Yeni kiracı tarafından gerçekleştirilen yatırımla birlikte Yakamoz Otel ve Restoran’ın, Karabiga turizmine önemli katkı sunacak nitelikli bir tesis haline geldiğini ifade eden Başkan Elbi, bu modelin kamu kaynağını koruyan, gelir artıran ve hizmet kalitesini yükselten örnek bir belediyecilik anlayışı olduğuna dikkat çekti. Başkan Elbi, "Bizim anlayışımızda belediyecilik, kamu malına sahip çıkmak, doğru kararlarla şehrin kazancını artırmak ve hizmeti kalıcı hale getirmektir. Bugün Yakamoz Otel’de bunun somut bir örneğini görüyoruz" dedi. Tadilat masrafı işletmeciden, modern tesis Karabiga’dan Otelin kapsamlı tadilat masrafları tamamen tesisi kiralayan yeni işletmeci tarafından karşılandı. Karabiga Belediyesi’nin cebinden bir kuruş çıkmadığını belirten Başkan Elbi, "Belediyemizin bütçesini korumuş olduk. Tadilat için gereken milyonlarca liralık kaynak belediyede kaldı. Düşük kira bedeli yerine, güncel ve yüksek bir gelir modeliyle belediye kasasına giren para miktarı artırıldı. 30 yıllık eski yapı, belediyenin parası yerine müstecir yatırımıyla bölgenin en modern tesisleerinden biri haline geldi" açıklamasında bulundu. "Karabiga kazandı" Başkan Elbi, inceleme sonrası yaptığı değerlendirmede, "Bu sadece bir otel yenileme projesi değil, Karabiga’nın kaynaklarını en akılcı şekilde kullanma vizyonumuzun bir sonucudur. Cebimizden para çıkmadığı gibi, beldemize değer katan, geliri yüksek bir tesis kazandırdık. Ne kadar doğru bir hamle yaptığımız bugün ortaya çıkan muazzam tabloyla tescillenmiş oldu" dedi. Yenilenen Yakamoz Otel ve Restoran’ın, hem Karabiga’nın sosyal yaşamına hem de bölge turizmine canlılık kazandırması bekleniyor.
Kastamonu Hobi olarak başladı, siparişler ülke geneline yayıldı: Selçuklu ve Osmanlı motifli ürünlere yoğun talep Kastamonu’da yaşayan iki çocuk annesi, yıllar önce hobi olarak başladığı ahşap oyma sanatını mesleğe dönüştürdü. El emeği göz nuruyla hazırladığı Selçuklu ve Osmanlı motifli ürünleri Türkiye’nin farklı şehirlerine göndererek aile bütçesine katkı sağlıyor. Kastamonu’da yaşayan 45 yaşındaki iki çocuk annesi Çile Öztürk, 2012 yılında hobi olarak başladığı ahşap oyma sanatını yıllar içinde geliştirerek mesleğe dönüştürdü. Kendisine ait atölyede çalışan Öztürk, hazırladığı ahşap ürünlerde Selçuklu ve Osmanlı motiflerini kullanıyor. Her eserin sabır, emek ve ince işçilikle ortaya çıktığını belirten Öztürk, "Ahşap oyma ruhun elle birlikte çalışmasıdır. El becerisi ister ama en çok da sabır ister. Ahşap oyma insana sabrı öğretir. Her kesik ustalığın izini taşır. Ahşap; sabır ve el becerisinin dansıdır, ağaçtan gelen ilham elde hayat bulur" dedi. Üretim sürecinde en büyük desteği eşinden aldığını belirten Öztürk, oymalı kapı, masa, sehpa ve sandık gibi pek çok ürünü birlikte hazırladıklarını ifade etti. Türkiye’nin dört bir yanına ürün gönderdiklerini anlatan Öztürk, "Eşim kapıların diğer kısımlarını yaparken ben de oymalarını yapıyorum. Mobilyaların oymalarını da yine ben yapıyorum. Bu şekilde birlikte çalışıyoruz" diye konuştu. Başlangıçta yaptığı iş nedeniyle olumsuz tepkiler aldığını söyleyen Çile Öztürk, zamanla bu bakış açısının değiştiğini belirtti. Öztürk, "İlk zamanlarda zor olduğunu söyleyenler vardı. Şimdi ise yaptığım iş nedeniyle takdir görüyorum, teşekkür alıyorum. Bu da beni çok mutlu ediyor" dedi. Ahşap oymaya olan ilgisinin katıldığı fuarlarla arttığını anlatan Öztürk, "Evde yaptığım küçük sandıkları ahşap fuarında sergilemiştim. Çok ilgi gördü ve neredeyse hepsini sattım. O günden sonra bu iş benim için bir meslek oldu. Severek ve isteyerek yaptığım bir iş haline geldi" şeklinde konuştu. Kadınlara da çağrıda bulunan Öztürk, ev hanımlarının kendilerini geliştirmesi gerektiğini belirterek, "Ev hanımlarımıza diyorum ki denesinler, kendilerini geliştirsinler. Kadın isterse başaramayacağı hiçbir iş yoktur. Ahşap oyma benim için bir terapi gibi. Ömrüm yettiği sürece bu sanatı yapmaya devam edeceğim" ifadelerini kullandı.