ÇEVRE - 09 Eylül 2020 Çarşamba 11:00

(Özel) Dünyanın en derin dördüncü mağarasında adrenalin, korku, heyecan aynı anda yaşanıyor

A
A
A
(Özel) Dünyanın en derin dördüncü mağarasında adrenalin, korku, heyecan aynı anda yaşanıyor

Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesi Küre Dağları Milli Parkı içerisinde 858 metre uzunluğu, 250 metre derinliği ile dünyanın en derin 4’üncü mağarası olan Ilgarini’nde korku, adrenalin ve heyecan aynı anda yaşanıyor.

Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesi Küre Dağları Milli Parkı içerisinde 858 metre uzunluğu, 250 metre derinliği ile dünyanın en derin 4’üncü mağarası olan Ilgarini’nde korku, adrenalin ve heyecan aynı anda yaşanıyor. Turizme açılan mağara ziyaretçilerini bekliyor.


Doğa ve tabiat turizmi açısından zengin alanları ile alternatif turizm arayanların yeni gözdesi haline gelen Kastamonu’da Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda faaliyet gösteren Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı’nın (KUZKA) koordinasyonunda yürütülen çalışmayla yeni kamp alanları belirlenerek, trekking rotaları oluşturuluyor. Bu kapsamda KUZKA tarafından Bölgeye davet edilen İstanbul Doğa Sporları Kulübüne bağlı 12 sporcu, Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde dünyanın en derin 4’üncü mağarası Ilgarini’ye yürüyüş gerçekleştirerek trekking rotaları oluşturdu. 2,5 kilometre uzunluğunda zorlu parkuru yürüyen İstanbul Doğa Sporları Kulübü Derneği üyeleri mağarayı gezerek keşif yaptı.



“Mağaradan çok etkilendik, adeta nefesimiz kesildi”


Küre Dağları Milli Parkı içerisinde bulunan Ilgarini Mağarası’nın çalışmalar kapsamında incelenmesinin büyük önem taşıdığını söyleyen İstanbul Doğa Sporları Kulübü Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Şahin, “Ilgarini Mağarası’nın 200 metre yatay, 250 metre de aşağıya doğru bir derinliği var. İki ana galerisi bulunuyor. İçeride şapelleri gördük, aşağıya doğru tarihi bir yoldan indik. Burasını tarihi bir merdiven olarak söyleyebilirim. Buradan çok etkilendik. İnsan kemikleri burada halen açıkta duruyor. İki tane şapel veya bina şeklinde bir yapı vardı. Ilgarini Mağarası herkesin görmesi gereken bir yer. Kesinlikle çok bakir kalmış burası. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı’na ve Küre Dağları Milli Parkı Müdürlüğü’ne biz böyle bir inceleme fırsatı verdikleri için teşekkür ediyoruz. Buraya ulaşım sağlanmış, bir patika yol yapılmış. Buraya çok rahat bir şekilde yürüyerek geldik. Burasını herkese tavsiye ediyoruz, mutlaka herkesin gelip görmesi gereken değerlerimizden bir tanesi” dedi.



“Patika yolu yürüyerek rahat bir şekilde mağaraya ulaştık”


Ilgarini Mağarasını görmek için patika yoldan yürüdüklerini belirten Şahin, “Ilgarini Mağarası’ndan önce iki tane daha mağara var. Bir tanesi Mantar Mağarası, diğeri de Ejder Çukuru. Yaklaşık 1-1,5 saat bir yürümeyle buraya ulaştık. Yol güzel, biraz rampa ama yürünebilir. Küre Dağları Milli Parkı Müdürlüğü, bu yol güzergâhında güzel hizmetlerde bulunmuş. Buraya yürüme yolu yapmış. Rahat bir şekilde buraya ulaştık” diye konuştu.



“Bakir ve yeni keşfedilmiş Ilgarini’nin mutlaka gezilmesi gerekir”


Ilgarini Mağarası’nın bakir ve yeni keşfedildiğine dikkati çeken Şahin, “Ilgarini Mağarası çok bakir kalmış, zaten yeni keşfedilmiş bir yer. Keşif süresi çok uzun değil. Burası mutlaka görülmesi gereken yerlerden bir tanesi” şeklinde konuştu.



“Anadolu’da Hıristiyanlığın yasaklandığı dönemde bu mağarada ibadetin yapıldığı görülüyor”


Ilgarini Mağarası’nın içerisinde çeşitli kalıntıların görülebildiğini söyleyen İstanbul Doğa Sporları Kulübü Derneği Başkanı Şahin, şöyle konuştu: “Tahminen buraların bir manastır olduğunu düşünüyoruz. Genç Bizans döneminde Anadolu’da Hıristiyanlığın yasak olduğu bir dönemde halk, bu tür mağaralarda ibadetlerini gerçekleştiriyordu. Bu manastırlardan bir tanesi de Ilgarini Mağarası’nda bulunuyor. Ama maalesef bu manastırın bir kısmı yok olmuş durumda sadece kalıntıları kalmış.”


Ayrıca mağara içerisinde şapel kalıntılarının da olduğunu söyleyen Şahin, şunları kaydetti: “İki katlı şapel kalıntısı mağarada mevcut. Şapelde yapılan işçilik rahatlıkla görülebiliyor. Kayaların arasında hiçbir belirginlik yok. Hatlar tamamen kaybolmuş, inanılmaz derecede güzel bir işçiliği şapellerde görebiliyoruz.”



“Ilgarini mağarasında çok farklı duygular yaşadım”


Mağarada fibula, buderus gibi insan kemiklerinin görüldüğünü belirten İstanbul Doğa Sporları Kulübü Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Karataş ise, “Mağarada mezarlar var. Umarım buralar korunur. Çünkü Türkiye’nin turizm açısından çok önem teşkil eden yerlerden bir tanesi burası. Ilgarini Mağarası’na olan yolculuğumuz çok güzel geçti. Gerçekten güzel bir patika yol yapılmış. Yapanlara ve emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Burası çok yüksek bir mağara, mistik olarak çok etkileyici bir yer. Burada insan farklı duygular yaşıyor. Bu duyguları herkesin tatmasını tavsiye ederim. Ülkemizin güzelliklerinden bir parçası oluyor burası da. Umarım burasını herkes gelip görür. Buralarda güzel duygular yaşar” diye konuştu.



“Bir yandan korkarak, bir yandan heyecanlanarak mağarayı gezdim”


Bir yandan korktuğunu, bir yandan heyecanlandığını ve bir yandan da adrenalin artarak Ilgarini Mağarası’nı gezdiğini anlatan Karataş, şunları söyledi: “Ilgarini Mağarası’nda yine mağaralara özel tektonik oluşumlar vardı. Sarkıtlar vardı, likitler vardı ama bunun dışında çok çok etkileyici, eski tarihlerde yapıldığını anladığımız yol vardı. Tamamen taş işçiliğiyle yapılmış, eğimi azaltılarak yapılmış muhteşem bir yol vardı. Bu yoldan inip yolun sonundaki şapele ulaşmak benim için muhteşemdi, etkileyiciydi. Bir yandan korkarak, bir yandan heyecanlanarak, diğer yandan da adrenalin artarak yaşadığımız bir deneyimdi. Bu deneyimi hayatım boyunca unutmayacağım.”



“Bu mağaranın ülkemiz tarihine ve kültürüne kazandırılması gerekiyor”


Ilgarini Mağarası’nda çok fazla taş işçiliğinin olduğunu aktaran Karataş, “Bu eski tarihte yapılan taş yolundan yaklaşık 300-400 metre aşağıya doğru derine indik. Yol boyunca mezarlıklar vardı, bir şekilde bu mezarlıklardaki cesetler dışarı çıkmıştı. Kemikler vardı, yapılar vardı yine muhteşem taş işçiliği olan, tam taşın işlenerek düz bir halde işlenerek yapılan yerler vardı. Bunların ne amaçla kullanıldığını bilmiyorum ama eminim tarihçilerimiz, profesörlerimiz, üniversitelerimiz buradaki gizemi çözeceklerdir ve dünya tarihine ve kültür tarihimize katacaklardır” dedi.



“Ilgarini, dünyanın en derin 4’üncü mağarası olarak gösteriyor”


Ilgarini Mağarası’na ulaşım için zorlu parkurda trekking ve doğa sporları için gelen turistlerin kolayca ulaşmaları sağlamak amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kayalara 9 bin 500 adet vida çakıldı. Ahşap malzemenin sabitlenmesi için 350 kilogram çivi kullanıldı. 2,5 kilometrelik zorlu parkur boyunca geçilmesi zor bölümlere 385 merdiven ve 440 metrekare ahşap platform ile 450 metre uzunluğunda korkuluklar yerleştirildi.


2,5 kilometrelik yürüyüş yolunun sonunda denizden yüksekliği bin 250 metre olan Ilgarini Mağarası’nın giriş ağız genişliği 22 metre, yüksekliği ise 30 metre, içeriye doğru 858 metre uzunluğundaki 250 metre derinliği ile Dünyanın 4’üncü büyük mağarası olarak gösterilen Ilgarini Mağarası’nın 220 milyon yılda oluştuğu tahmin ediliyor.


Ilgarini Mağarası’nın ikiye ayrılan girişinde sağ taraf Avize Salon ismi ile anılmaktadır. Bu bölümde bir su sarnıcı, sarkıtlar ve odalar bulunmaktadır. 250 metre derinliğe kadar giden sol tarafta ise M.Ö. 2000 yılına ait insan yaşantısına dair izlere rastlanmaktadır. Ilgarini mağarasını her yıl 2 binden fazla trekking tutkunları ile turistler ziyaret ediyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli’nin gastronomi yol haritası 162 yöresel lezzeti markalaştıracak Denizli’de hazırlanan ‘Denizli Gastronomi Turizmi Yol Haritası’, kentin 162 yöresel lezzetini koruyarak tanıtmayı ve uluslararası ölçekte markalaştırmayı hedefliyor. Proje, festivallerden dijital uygulamalara kadar geniş bir dönüşüm planı sunuyor. Denizli’nin zengin mutfak kültürü, kapsamlı bir gastronomi turizmi yol haritası ile yeniden şekilleniyor. Prof. Dr. Serkan Bertan öncülüğünde yapılan araştırmada, kentin coğrafi yapısı, iklimi, tarımsal üretimi ve kültürel yaşamının etkisiyle oluşmuş toplam 162 yöresel lezzet tespit edildi. Bu çalışma, Denizli mutfağının yalnızca yerel değil, ulusal ve uluslararası ölçekte tanıtılması için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Araştırmaya göre Denizli mutfağında doğal ve mevsiminde yetişen ürünler öne çıkarken, yufka kullanımı yaygın bir tercih olarak dikkat çekiyor. Sabah kahvaltılarının oldukça zengin ve doyurucu olduğu kentte, akşam yemeklerinde ise sindirimi kolay hafif yemekler tercih ediliyor. Bu özellikler, Denizli mutfağını özgün kılan temel unsurlar arasında yer alıyor. Hazırlanan gastronomi turizmi yol haritası, kentin mutfak kültürünü markalaştırmayı hedefleyen çok yönlü bir plan içeriyor. Bu kapsamda öncelikle Denizli gastronomi haritasının basılı olarak ücretsiz dağıtılması ve ilçe bazlı tanıtımların yapılması planlanıyor. "MiniaGastroDenizli" projesi ile kentin mutfak değerlerinin minyatür konseptte sergilenmesi hedeflenirken, leblebi, kiraz çiçeği ve tarhana gibi ürünler için tematik festivaller düzenlenmesi öngörülüyor. Yöresel lezzetler yolu Dijitalleşme de yol haritasının önemli ayaklarından biri olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ destekli sistemler ve karekodlu bilgilendirme panoları sayesinde ziyaretçilere interaktif bir gastronomi deneyimi sunulması planlanıyor. Ayrıca "Yöresel Lezzetler Yolu" oluşturularak Karahöyük Ekmeği, Denizli Tandır Kebabı, Tavas Baklavası ve Kaşık Helva gibi ürünlerin belirli rotalar üzerinden tanıtılması hedefleniyor. Coğrafi işaretli ürünlerin ön plana çıkarılması da planın önemli başlıkları arasında yer alıyor. Babadağ Kekik Balı, Honaz Kirazı, Kale Biberi ve Denizli Leblebisi gibi ürünler için Avrupa Birliği nezdinde tescil başvurularının yapılması planlanırken, yerel üreticilerin desteklenmesi ve ürünlerin doğrudan tüketiciye ulaştırılması amaçlanıyor. Gastronomi turizminin sahaya yansıması için belirlenen özel rota ise dikkat çekiyor. Cankurtaran’dan başlayıp Tavas’a kadar uzanan gastronomi yolunda; yöresel pazarlar, kültür evleri, kadın kooperatifleri ve gastronomi müzeleri yer alacak. Bu güzergâhta ziyaretçilere hem lezzet deneyimi hem de kültürel etkileşim imkânı sunulacak. Ayrıca Elmalı ve Kızılcabölük köylerinin "gastronomi köyü" ilan edilmesi planlanıyor. Gastronomi Müzesi Denizli’de kurulması planlanan gastronomi müzesi ise projenin en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu merkezde yöresel yemekler, kadın kooperatifleri tarafından hazırlanarak ziyaretçilere sunulacak, aynı zamanda atölye çalışmaları ve uygulamalı eğitimler düzenlenecek. Unutulmaya yüz tutmuş tariflerin yeniden canlandırılması ve mutfak kültürünün gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Kent merkezinde ise gastronomi odaklı dönüşüm planları bulunuyor. Peynirciler Çarşısı’nın kültür deneyim merkezine dönüştürülmesi, Kaleiçi Çarşısı’nın yeniden düzenlenmesi ve Bayramyeri çevresinde gastronomi sokağı oluşturulması planlanıyor. Ayrıca restoranlarda yöresel yemeklerin menülere eklenmesi ve tadım menülerinin oluşturulması teşvik edilecek. Tarım ve turizmi buluşturmayı amaçlayan agro turizm uygulamaları da yol haritasında yer alıyor. Hasat festivalleri, "kendin topla" modeli ve çiftçi-turist buluşmaları ile ziyaretçilere doğrudan üretim sürecine katılma imkânı sunulacak. Bu sayede hem kırsal kalkınma desteklenecek hem de turizm çeşitliliği artırılacak. Denizli Gastronomi Turizmi Yol Haritası, yalnızca bir tanıtım projesi olmanın ötesinde, sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen kapsamlı bir vizyon sunuyor. Yerel değerlerin korunarak dünya çapında tanıtılması hedeflenirken, Denizli’nin gastronomi turizminde güçlü bir marka haline gelmesi amaçlanıyor.
İzmir Folkart’tan Karşıyaka Spor Kulübü’ne destekler sürüyor Karşıyaka Spor Kulübü Başkanı Aygün Cicibaş, basketbol şubesinin son dönemde yaşadığı ekonomik sıkıntılar sürecinde sağladığı 5 milyon TL’lik destek nedeniyle Folkart’a teşekkür ziyaretinde bulundu. Basketbol Süper Ligi’nde kümede kalma mücadelesi veren Karşıyaka, son dönemde yaşadığı ekonomik sıkıntıları aşmakta zorlanırken, kentin önde gelen markalarından Folkart’tan önemli bir destek geldi. Geçtiğimiz hafta sezonun en kritik karşılaşmalarından biri olan Bahçeşehir Koleji deplasmanı öncesinde Folkart, kulübe 5 milyon TL’lik finansal katkı sağlayarak gerekli ödemelerin yapılmasına yardımcı oldu. Ayrıca bu önemli maçın kazanılması halinde 30 bin dolarlık galibiyet primi açıkladı. Karşıyaka, zorlu deplasmandan galibiyetle dönerek ligde kalma yolunda kritik bir adım atarken, Folkart’tan gelen destek de moral kaynağı oldu. Folkart bununla da yetinmeyerek, sezonun kalan bölümündeki galibiyetler için de prim sözü verirken, ligde kalma hedefinin gerçekleşmesi halinde 100 bin dolarlık ek başarı ödülü vereceğini açıkladı. "Folkart ailesine teşekkür ediyoruz" Bu desteklerin ardından Karşıyaka Spor Kulübü Başkanı Aygün Cicibaş da Folkart’a bir ziyaret gerçekleştirdi. Sağlanan katkılara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cicibaş, kulübün içinde bulunduğu süreçte bu tür desteklerin büyük önem taşıdığını ifade etti. Cicibaş, "Folkart’ın kıymetli desteği sayesinde sporcularımıza yapılması gereken ödemeler maç öncesinde ivedilikle yerine getirilmiştir. Sağlanan bu katkı, takımımızın moral ve motivasyonuna önemli ölçüde yansımış, sahada elde edilen galibiyetin en değerli unsurlarından biri olmuştur. Zor günlerimizde yanımızda olan Folkart ailesine, Karşıyaka camiası ve taraftarlarımız adına içten teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunuyoruz" diyerek sözlerini noktaladı.
Zonguldak BEUN Judo Takımı Türkiye Şampiyonası’na damga vurdu Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Judo Takımı, Ünilig Türkiye Şampiyonası’nda 2 altın ve 3 bronz madalya kazanarak büyük başarı elde etti. Takım olarak da Türkiye üçüncüsü oldu. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), üniversite sporlarındaki yükselişini judoda elde ettiği çok sayıda dereceyle taçlandırdı. Ünilig Judo Türkiye Şampiyonası’nda Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinden Hatice Vandemir ve Ahmet Burak Çuhadar Türkiye şampiyonu olurken; Burak İsmail Şengür, Yunus Emre Aktaş ve Fuad İsayev Türkiye üçüncülüğü elde etti. BEUN Judo Takımı ise takım müsabakalarında Türkiye üçüncüsü olarak önemli bir başarıya imza attı. 36 Üniversiteden 172 Sporcu Tatamide Mücadele Etti Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu tarafından, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Ünilig Judo Türkiye Şampiyonası, 18-19 Nisan 2026 tarihlerinde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Organizasyonda 36 üniversiteden 100 erkek ve 72 kadın olmak üzere toplam 172 sporcu tatamiye çıkarak kıyasıya mücadele etti. Yüksek rekabet düzeyine sahne olan şampiyonada BEUN’lu sporcular; disiplinli hazırlıkları, teknik üstünlükleri ve mücadeleci ruhlarıyla dikkat çekti. Spor Bilimleri Fakültesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü öğrencileri; Hatice Vandemir ve Ahmet Burak Çuhadar altın madalyaya uzanırken; Burak İsmail Şengür, Yunus Emre Aktaş ve Fuad İsayev sergiledikleri başarılı performansla bronz madalyanın sahibi oldu. Takım müsabakalarında elde edilen Türkiye üçüncülüğü ile birlikte BEUN, organizasyonu çok sayıda dereceyle tamamladı. Elde edilen bu başarılar, üniversitenin bireysel ve takım sporlarındaki istikrarlı yükselişinin güçlü bir göstergesi oldu. Rektör Özölçer: "Öğrencilerimizin Bu Başarıları, Üniversitemizin Spor Kültürünün Güçlü Bir Yansımasıdır" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan BEUN Rektörü İsmail Hakkı Özölçer, elde edilen bu anlamlı başarıların üniversite adına büyük bir mutluluk vesilesi olduğunu belirterek şu ifadeleri dile getirdi: "Üniversitemizi böylesine önemli bir organizasyonda Türkiye şampiyonluğu ve üçüncülük dereceleriyle temsil eden kıymetli öğrencilerimiz Hatice Vandemir, Ahmet Burak Çuhadar, Burak İsmail Şengür, Yunus Emre Aktaş ve Fuad İsayev’i yürekten tebrik ediyorum. Ayrıca takım müsabakalarında Türkiye üçüncüsü olan Judo Takımımızı da gönülden kutluyorum. Bu başarılar; disiplinli çalışmanın, azmin ve kararlılığın en güzel tezahürüdür. Öğrencilerimizin ortaya koyduğu mücadele, bizlere büyük bir gurur yaşatmıştır. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak öğrencilerimizin sadece akademik alanda değil, sportif ve sosyal alanlarda da en iyi şekilde yetişmeleri için tüm imkânlarımızı seferber etmeye devam ediyoruz. Elde edilen bu kıymetli derecelerin, üniversitemizin spor alanındaki vizyonunu daha ileriye taşıyacağına ve gelecekte daha büyük başarıların habercisi olacağına inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle; genç sporcularımızı her daim destekleyen başta Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Dr. Osman Aşkın Bak ve Bakanlığımız olmak üzere bizlerin ve sevgili öğrencilerimizin her daim yanında olan Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar ile değerli Yükseköğretim Kurulu ailesine şükranlarımı arz ediyorum. Bununla birlikte Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı ve Bayburt Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Mutlu Türkmen Hocamıza, ‘Ünilig Judo Türkiye Şampiyonası’nın başarıyla düzenlenmesine sunduğu kıymetli katkılar ve üniversite sporlarının gelişimine yönelik değerli çalışmaları dolayısıyla teşekkürlerimi sunuyorum. Şampiyonaya ev sahipliği yaparak verdiği kıymetli katkılardan dolayı Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Mehmet Gavgalı Hocama ve Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi ailesine teşekkür ediyorum. Değerli öğrencilerimizi müsabakaya en iyi şekilde hazırlayan Spor Bilimleri Fakültemizin kıymetli akademisyenlerine ve antrenörlerine de en kalbî duygularımla teşekkür ediyor; başarılarının devamını diliyorum. Üniversitemizi başarıyla temsil eden kıymetli öğrencilerimizi en içten duygularımla tebrik ediyor, yükseköğrenim hayatlarında ve spor kariyerlerinde kendilerine üstün muvaffakiyetler diliyorum."
Afyon Eber Gölü yapay zeka destekli sualtı aracıyla izlenecek Afyonkarahisar Gençlik Merkezleri bünyesinde faaliyet gösteren Genç 2030 Atölyesi, üniversite öğrencilerinin geliştirdiği proje ile TEKNOFEST sürecine dahil oldu. Gençlerin geliştirdiği projeyle sualtı aracı Eber Gölü’nde yürütülecek olup sualtı bitki örtüsünün (makrofitlerin) dağılımı, yoğunluğu ve zamansal değişimi yapay zeka destekli sistemler aracılığıyla analiz edilecek. TÜBİTAK Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması çerçevesinde yapılan başvuru, değerlendirme sonucunda kabul edilerek ikinci aşama olan uygulama, rapor ve analiz sürecine geçti. Proje çerçevesinde geliştirilen insansız sualtı aracı, iklim değişikliğinin etkisi altındaki sığ göl ekosistemlerinin incelenmesi amacıyla kullanılacak. Çalışmalar, Eber Gölü’nde yürütülecek olup sualtı bitki örtüsünün (makrofitlerin) dağılımı, yoğunluğu ve zamansal değişimi yapay zeka destekli sistemler aracılığıyla analiz edilecek. Geliştirilen otonom sistem, sualtından elde edilen görüntüleri derin öğrenme algoritmaları ile işleyerek ekosistemdeki değişimleri tespit edecek. Proje, hızlı veri toplama ve analiz imkânı sunmasının yanı sıra düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir izleme modeli oluşturmayı amaçlıyor. Elde edilecek verilerin iklim değişikliği parametreleri ile birlikte değerlendirilmesiyle, gölde meydana gelebilecek ekolojik değişimlere yönelik erken uyarı mekanizmalarının geliştirilmesi hedefleniyor.