EKONOMİ - 27 Ocak 2025 Pazartesi 18:42

Taşköprü sarımsağı toprakla buluştu

A
A
A
Taşköprü sarımsağı toprakla buluştu

Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde bölge halkının "beyaz altın" olarak nitelendirdiği Taşköprü sarımsağının dikim sezonu başladı.


Taşköprü ilçesinde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi ve kar yağışının yaşanmamasından dolayı sarımsak dikimi erken başladı. Çetmi köyünde 30 yılı aşkın süredir sarımsak üreticiliği yapan Şahin Akdağ, “Taşköprü’ye bağlı Çetmi köyünde sarımsak üreticisiyiz. Sarımsaklarımızın bu mevsimde hava şartlarına, iklim şartlarına uygun olarak dikimini yapmak üzereyiz. Allah nasip ederse hemmuz ayının 10-15’i arası da hasat dönemiıs tamamlayacağız. Bu önümüzdeki dönem sulama işlemleri ve çapa işlemleri gerçekleştireceğiz. Sarımsakları işçilerimizle beraber el dikimi yaparak daha yüksek verim almayı hedefliyoruz. 2025 yılı sarımsak dikim sezonu tüm üreticilerimize hayırlı olsun” dedi.


30 yıldır ilçede günlükçü başkanlığı yapan Aliye Güllü, ”2025 yılı sarımsak sezonu bugün itibarıyla başladı. Hava şartlarından dolayı sarımsak dikim sezonu biraz erken başladı. En kaliteli dikim el ile olan dikim. Makine ile dikim yapan üreticilerimiz de var ama genel itibarıyla verimli olduğunu düşündükleri için üreticilerimiz el ile dikim yapmayı daha çok tercih ediyor. Tüm üreticilerimize bereketli bir sezon diliyorum” dedi.


Taşköprü Tarım ve Orman İlçe Müdürü Mehmet İpek, “Kastamonu Taşköprü’de 2025 yılı sarımsak üretimi rekolte beklentisinin 25 bin dönüm arazide 30 bin ton olmasını hedefleniyoruz. Taşköprülü üreticilerin sarımsak üretimi Türkiye’nin sarımsak ihtiyacının yüzde 20’sini tek başına karşılıyor. Taşköprü’de 4 bin aile geçimini sarımsak üretimi yaparak karşılıyor” dedi.



Taşköprü sarımsağı toprakla buluştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ‘Geometriden Hikmete’ sergisi Fatih’te kapılarını açtı Fatih Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Geometriden Hikmete’ adlı küfi yazı sergisi sanatseverlerin katılımıyla açıldı. Sergide konuşan Prof. Dr. Şahin Uçar, "İslam medeniyeti eseriyle karşılaşan herkesin gözüne ilk çarpan şey küfi yazı oluyordu. Küfi, kutsal kelamın yazıyla sembolize edilmiş hâli olduğu için bir nevi mukaddesat olarak kabul edilmiştir. Tıpkı Herakleitos’un ‘logos’ anlayışında olduğu gibi ya da Hristiyanların Hz. İsa için ‘Kelimetullah’ demesi gibi. Biz de Kur’an-ı Kerim’i, Cebrail vasıtasıyla iletilmiş Allah kelamı olarak görüyoruz. Bu bakımdan küfi, kutsal kelamın vücut bulmuş ve yazıyla sembolleştirilmiş halidir" dedi. Dün akşam saatlerinde Nusret Çolpan Sanat Galerisi’nde düzenlenen ‘Geometriden Hikmete’ adlı küfi yazı sergisinde, Prof. Dr. Şahin Uçar’ın hazırladığı eserler ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Geometrik desenler ve renkli motiflerle hazırlanan küfi yazı eserleri büyük ilgi gördü. Açılışa Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, sanatçı ve davetliler katıldı. Fatih Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte, geleneksel sanatların önemine dikkat çekildi. Sergiyi gezen ziyaretçiler eserleri incelerken, Geometriden Hikmete sergisi, sanatseverlerden yoğun ilgi gördü. Sergi 15 Haziran tarihine kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak. "İslam şahsiyetini, kimliğini, hürriyetini ortaya koyan eser oldu küfi" İlk eserini Seyyid Bey’in atölyesinde "Nokta-i Kurra" deseniyle yaptığını söyleyen Prof. Dr. Şahin Uçar, "Seyyid Bey’in de çok hoşuna gitmişti, arşivinde bir kopyası vardır. Onu, 1970 yılında Peyami Safa’nın sanat ve edebiyat kitaplarının kapağına bastılar. Daha sonra 1973’te Aydın Bolak için meşhur besmeleyi yazdım. Arkadaşlar, burada onun hikayesini de konuşun. O besmele sayesinde beni üniversiteye paleografya ve epigrafi uzmanı olarak tayin ettiler. Yani o eserin böyle bir fazileti de vardır. Paleografya ve epigrafi uzmanıyken, burada göreceğiniz Fatiha’yı yazdım. Şimdi o Fatiha’nın ya da benim yazdığım diğer kufilerin bir farkı var. Bazı hattat arkadaşlar bu işi anlamıyorlar. Küfi yazıyı basit bir grafik eser zannediyorlar. Aslında küfi, mukaddes kelamın vücut bulmuş hâlidir. Çünkü küfi ile sadece Kur’an yazılırdı. Altı asır boyunca yalnızca küfi yazı kullanıldı. Çünkü diğer hat çeşitleri henüz ortaya çıkmamıştı. Abbasilerin son dönemlerinde diğer hatlar ancak teşekkül etmeye başladı. Bu altı asır boyunca insanlar binalara ya ‘Allah’, ya ‘Muhammed’ ya da bir ayet yazıyordu. Hatta elbiselerin üzerine bile yazılmıştır. Küfi, İslam şahsiyetini, kimliğini ve hürriyetini ortaya koyan bir eser olmuştur. İslam’ın en parlak devirleri boyunca da küfi kullanılmaya devam etti. Çünkü diğer yazı türleri henüz ortaya çıkmamıştı. İslam medeniyeti denildiğinde her yerde göze çarpan unsur küfi oluyordu; elbiselerden kıyafetlere, günlük eşyalardan binalara, kubbelere ve minarelere kadar her yere yazılıyordu. Bu nedenle bir İslam medeniyeti eseriyle karşılaşan herkesin gözüne ilk çarpan şey küfi yazı oluyordu. Küfi, kutsal kelamın yazıyla sembolize edilmiş hali olduğu için bir nevi mukaddesat olarak kabul edilmiştir. Tıpkı Herakleitos’un ‘logos’ anlayışında olduğu gibi ya da Hristiyanların Hz. İsa için ‘Kelimetullah’ demesi gibi. Biz de Kur’an-ı Kerim’i, Cebrail vasıtasıyla iletilmiş Allah kelamı olarak görüyoruz. Bu bakımdan küfi, kutsal kelamın vücut bulmuş ve yazıyla sembolleştirilmiş halidir" dedi. "O da bu tarihe kayıt düşen insanlardan bir tanesi" Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, "Hocamızı tebrik ediyorum. Sayıları gittikçe azalan hocalarımızdan birkaçı şu an burada yer alıyor. Beşir Hocam da anlattı. O da bu tarihe kayıt düşen insanlardan bir tanesi işte. İskender Hocam burada. O da bu tarihe kayıt düşen insanlardan bir tanesi. Süpü Hocam burada. Bunların her birisi gelecekte isimleri, boşlukları hissedilecek olan insanlardır. Bugün bu vesileyle hocamızı tebrik ediyorum. Burayı eserleriyle ve kendisi de gelerek şereflendirdiği için kendisine teşekkür ediyorum. Serginin hazırlanmasında emeği geçen çalışma arkadaşlarıma ve teşrifleriyle bizleri onurlandıran siz kıymetli misafirlerimize teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.