GENEL - 12 Kasım 2018 Pazartesi 10:10

Endokrinoloji Uzmanları Ve Diyetisyenler Memorıal’da Buluştu

A
A
A
Endokrinoloji Uzmanları Ve Diyetisyenler Memorıal’da Buluştu

Kayseri’deki diyetisyenler ve endokrin doktorları Memorial Hastanesi tarafından düzenlenen seminerde buluştu.

Kayseri’deki diyetisyenler ve endokrin doktorları Memorial Hastanesi tarafından düzenlenen seminerde buluştu. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Selim Kurtoğlu ile Erişkin Endokrinoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Fatih Tanrıverdi, diyabet ve obezite hakkında önemli bilgiler verdi.


Memorial Kayseri Hastanesi ile Türkiye Diyetisyenler Derneği Kayseri Şubesi tarafından düzenlenen seminerde diyabet ve obeziteanlatıldı. Seminerde konuşan Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, çocukluk çağı obezitesi erişkin dönemde bir dizi probleme neden olduğunu söyledi. Obezitenin tüm dünyada önemli bir sorun olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kurtoğlu, “Her şeyden önce aileler bu sorunun yanıtını ararken, çocuklarını diğer çocuklarla kıyaslama yaparak bulmaktadır. Diğer çocuklarla kıyaslama yaparak çocuğun zayıf olduğu düşüncesine ulaşmak doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü zayıf olduğu düşünülen çoğu çocuğun gelişimin normal olduğu belirlenmektedir. Çocuk büyümesinin temeli anne karnında başlamaktadır. Büyümenin izlenmesi ve değerlendirilmesi ergenlik döneminin bitimine kadar devam etmektedir. Anne karnındaki dönem ile ergenlik bitimine kadar devam eden süreç, çocukların gelişimi açısından hayati önem taşımaktadır. Çocukların büyümesi belirli aralıklarla kesinlikleizlenmeli, gelişim geriliği olan çocuklar için uygun diyet programları uygulanmalıdır” dedi.


Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, şu bilgileri verdi:


“Çocuklardaki obezite tedavisinde başarılı olabilmek için bazı kurallardan taviz vermemek gerekir. Hergün kahvaltı yapılmalı, öğle yemeği evde yenmeli veya okula götürülmeli (okul kantinlerinden almak yerine), bol su veya az yağlı süt içmeli, meyve suyu ve şekerli içeceklerden kaçınılmalı, gıdalar özellikle seçilmeli (sandviç ve pişmiş et gibi düşük yağlılar),cips, kavrulmuş gıdalar ve aşırı peynir yedirilmemelidir. Günde 2 meyve, 5 porsiyon sebze yemeli, okula yürüyerek gidip gelmeli, günde en az 60 dakika egzersiz yapmalı, hangi fiziksel aktiviteden hoşlandığı çocuğa sorulmalı, aile ile birlikte yapması sağlanmalı, arkadaşları ile aktivite yapması konusunda çocuk motive edilmeli, çocuğun yemesi konusunda ebeveynler baskı yapmamalıdır.”


Prof. Dr. Fatih Tanrıverdi ise yapılan araştırmalarda ülkemizde her7 kişiden 1’i diyabetli,5 kişiden 1’i ise diyabet veya prediyabet (gizli şeker) hastası olduğunu vurgulayarak, “Endokrin sistemi iç salgı bezlerinin oluşturduğu bir sistemdir.Diyabet, vücutta pankreas bezinin az veya hiç çalışmaması(Tip 1 Diyabet) veya insülinin etkisiz olması (insülin direnci Tip 2 Diyabet)sonucunda kan şekerinin yüksekliği ile seyreden bir hastalıktır. Tip 2 diyabet yakın geçmişe kadar 40 yaş üzeri erişkinlerde görülürken, çocuklar ve genç erişkinlerde obezitenin artmasıyla ne yazık ki çok erken yaşlarda görülmeye başlanmıştır. Toplumdaki erişkin diyabet hastalarının %90’ında Tip 2 diyabet görülmektedir” dedi.


Diyabet tedavisinin kişiye özel olarak planlanması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tanrıverdi, “Diyabet zamanla organ hasarına neden olmaktadır. Diyabet sonucunda kalp hastalıkları, periferik damar hastalığı,inme, diyabetik ayak ile gözde retinopati ve katarakt, böbreklerde renal hastalıklar, sinir sisteminde periferiknöropati ortaya çıkabilmektedir. Tip 1 diyabet tedavisinde tabletlerin rolü yoktur ve sadece insülin kullanılır. Tip 2 diyabette ise tabletler(oral antidiyabetik ilaçlar) kullanılabilmekte veya bazı hastalarda tedaviye insülin ile başlanıp hastanın şeker seviyesi düzene girince kesilebilmektedir.Ayrıca son yıllarda dünyada ve ülkemizde kilolu diyabet hastalarına hem şekeri düzenleyen hem de kilo verdiren iştah kesen enjeksiyon tedavileri (GLP-1 analogları) kullanılmaya başlanmıştır” şeklinde konuştu. Seminer sonunda Prof. Dr. Tanrıverdi ve Prof. Dr. Kurtoğlu, diyetisyenlerin sorularını yanıtladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Çocuklarda bahar aylarında görülen alerjik nezlenin 10 belirtisi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Aşkın Güra Bayık, çocuklarda alerjik nezle ve tedavisi hakkında bilgi verdi. Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Aşkın Güra Bayık, çocuklarda alerjik nezle ve tedavisi hakkında bilgi verdi. Bahar aylarının çocuklar için zor geçebileceğine dikkat çeken Bayık, “Bahar aylarında burun akıntı veya tıkanıklığı (rinit) nedeni ile doktora başvuran çocukların yaklaşık yarısı alerjik rinittir. Allerjik rinit ya yıl boyu sürer ya da mevsimsel gelişir. Mevsimsel alerjik rinitte genellikle çiçek açmayan ve polenleri rüzgar ile saçılan bitkiler etkendir” dedi. Alerjik nezlenin sıklıkla bahar aylarında, özellikle bitkilerdeki tozlaşma döneminin başlamasıyla, üst solunum yollarını etkilediğini ifade eden Bayık, kaşıntılı ve sulu burun akıntısı, hapşırma krizleri, burunda yanma, gözlerde kızarıklık ve yanma, gözlerde kaşıntı ve sulanma, hırıltılı solunum, horlama, geçici koku kaybı, genizde, damakta kaşıntı ve kulaklarda tıkanma gibi belirtiler olabileceğini söyledi. “Alerjik nezleye astım eşlik edebilir” Alerjik nezleye astım eşlik edebileceğini kaydeden Bayık, “Evlerde bulunan çiçek ve bitkilerin polenlere karşı duyarlı olan çocukları çok fazla etkilemezken; açık havada, yeşillik alanlarda, ormanda, kırda görülen bitkilerin alerjik nezle şikayetlerinin artmasına neden olabilir. Alerjik nezleye polenlerin yanı sıra; evdeki toz, hayvan tüyleri, tütün dumanı gibi alerjenler de yol açabilmektedir. Alerjik nezlesi olan çocuklarda astım da görülmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle aileler çocukta öksürük ve hırıltı belirtilerine karşı dikkatli olmalıdır. Çocukluk yaşlarında ilk belirtilerini veren hastalığın, kişinin tüm hayatı boyunca birlikte yaşamayı öğrenmesi gereken bir durum haline gelebilir” ifadelerini kullandı. “Alerjiye neyin neden olduğunu bulmak önemli” Bayık, çocukta alerjik nezleden şüphelenildiği durumlarda ise aile alerjiye neden olan etkenleri fark edebileceği gibi alerjiye neden olan maddeyi tespit etmek için cilt veya kan testlerine ihtiyaç da duyulabileceğini kaydetti. Bayık, “Testlerin sonucunda, çocuğun belli bir alerjene karşı duyarlı olduğu tespit edildiği takdirde, bu alerjiye yönelik tedaviye başlanabilir” dedi. “İlaç tedavisinin yetersiz kaldığı yerde aşı fayda sağlıyor” “Alerjik nezle tedavisinin ilk adımı alerjiye neden olan alerjenlerden kaçınmaktır” diyen Uz. Dr. Aşkın Güra Bayık, şunları kaydetti: “Eğer çocuktaki alerjik nezle polenlere karşı gelişiyorsa, tozlaşmanın sıkça görüldüğü aylarda, çocuğu yeşil alanlardan mümkün olduğunca uzak tutmak gerekebilir ya da tedavi altında yeşil alanlarda bulunması sağlanmalıdır. Çevresel korunma yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda, ilaç tedavisi etkili bir yöntem olacaktır. Bu ilaçlar sadece belirtilerin görüldüğü günlerde kullanıldıklarında bile, çocuğun şikayetlerini gidermeye yardımcı olabilir. İlaç tedavisi de yetersiz kaldığında çocuklarda aşı tedavisi, “immünoterapi” uygulanmaktadır. Çocuğun duyarlı olduğu alerjenlerin artan dozlarda çocuğa verilmesiyle bağışıklık sistemini düzenlemeyi amaçlayan aşı tedavisi, bir süre sonra vücudun bu alerjenleri doğal karşılayabilmesini sağlamaktadır.”
Denizli Denizli’den Mersin’e cenazeye giden aile Konya’da kaza yaptı: 1’i ağır 4 yaralı Denizli’den Mersin’deki yakınlarının cenazesine katılmak üzere yola çıkan aile, Konya’nın Ereğli ilçesinde kaza yaptı. Lastiği patlatan otomobilin defalarca takla atması sonucu 1’si ağır 4 kişi yaralandı. Kaza, Adana-Konya karayolu üzeri Bulgurluk mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; Denizli’den Mersin’de yaşayan yakınlarının cenazesine katılmak üzere yola çıkan Medeni A. idaresindeki 20 BKD 02 plakalı otomobil, Konya’nın Ereğli ilesine ulaştığında ön lastiğinin patlaması sonucu savrulmaya başladı. Sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle kontrolden çıkarak taklalar atan otomobil, yol kenarındaki bahçeye devrilerek durabildi. Kazada otomobil sürücüsü Medeni A. ile araçta yolcu olarak bulunan Veli A. ve Refik A. ile B.Ö. isimli çocuk yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık, itfaiye, polis ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yaralılar sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından ambulanslarla Ereğli Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Defalarca takla atması sonucu metal yığınına dönen otomobil, çekici yardımıyla takla attığı bahçeden çıkartıldı. Kazada ağır yaralanan Refik A., Konya’da yapılan ilk tedavisinin ardından ambulansla Denizli Pamukkale Üniversitesi Hastanesine sevk edildi. Yaralı Veli A.’nın boyun, omuz, bel ve göğüs kemiklerinde kırıklar bulunduğu, diğer yaralıların ise durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Kazayla ilgili başlatılan soruşturmanın devam ettiği ifade edildi.
Tokat Tokat’ta kene istilası: “Her yerde kene var. Bu sene tutmadı ama tutmayacak diye bir kural yok” Sıcak havaların etkili olduğu Tokat’ta kene popülasyonu köylüler tarafından cep telefonuyla kaydedildi. Bu sene diğer yıllara göre kene popülasyonunda artış yaşandığını belirten köy sakinleri yetkililere çağrıda bulundu. Tokat il merkezine 18 kilometre uzaklıkta bulunan Güzeldere köyünde kene popülasyonu köylüler tarafından cep telefonuyla kaydedildi. Bu sene diğer yıllara göre kene popülasyonunda artış yaşandığını belirten köy sakinleri yetkililere çağrıda bulundu. Kış aylarında kar yağmaması ve göçebe kuşların köye gelmesiyle birlikte kene sayısının arttığını dile getiren köylüler, köylerinin bir an önce ilaçlanması gerektiğini vurguladı. Güzeldere köyünde yaşayan Cemil Kaya, daha önce kendisinin 2 defa kene tarafından ısırıldığını söyledi. Kaya, “Kar yağmadı, yağmur yağmadı, leylekler de geri geldi. Şu anda her tarafta kene var. Kendimizi korumaya çalışıyoruz ama ne kadar koruyacağız. Tarlaya da gidiyoruz, dağa da çıkıyoruz. Kene bu yıl her yerde var. Köyün ilaçlanmasını istiyoruz. Devlete çağrımız. Dönsün dönsün ilaçlasınlar. 2 yıl boyunca beni peş peşe 2 defa kene tuttu. Pazar ilçesindeki hastanede aldırarak kan tahlili verdik. Şükür sıkıntı çıkmadı. Bu sene henüz tutmadı ama tutmayacak diye de bir kural yok. Her yerde kene var” şeklinde konuştu. Köy sakinleri sıcak havaların etkisiyle sayısında artış gösteren kene nedeniyle köylerinin ilaçlanmasını istiyor.