GENEL - 24 Mayıs 2023 Çarşamba 12:17

"Allah, Yalçın başkanımızın yokluğunu vermesin"

A
A
A
"Allah, Yalçın başkanımızın yokluğunu vermesin"

Talas Belediyesinin Elbistan’da 20 gün gibi kısa bir sürede inşa ettiği bin 500 kişilik Talas Kent Yaşam Alanı’nda konaklayan Elbistanlı depremzedeler, yapılan hizmetler ve sunulan imkânlardan duydukları memnuniyeti dile getirdi.

Talas Belediyesinin Elbistan’da 20 gün gibi kısa bir sürede inşa ettiği bin 500 kişilik Talas Kent Yaşam Alanı’nda konaklayan Elbistanlı depremzedeler, yapılan hizmetler ve sunulan imkânlardan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Başkan Yalçın’a dualar eden depremzedeler, birçok imkâna Başkan Yalçın sayesinde kavuştuklarını ifade etti.


Depremin meydana geldiği andan itibaren hızla harekete geçerek 10 ayrı deprem bölgesinde arama kurtarma, yardım ve lojistik destek çalışmaları gerçekleştiren Talas Belediyesinin Elbistan’da kurduğu 300 konteynerden oluşan Talas Kent Yaşam Alanındaki hizmet misafirlerinden tam not aldı. Afetzedeler ofisten dükkana, sosyal mekandan eğitime, mescidden duş ve lavaboya kadar birçok donatının bulunduğu yaşam alanından yararlanıyor. Yaşam alanında konaklayan Pala Dayı olarak bilinen Halit Güleç, 6 Şubat depremlerinde iki evladını kaybettiğini belirterek, “Talas Belediye Başkanımıza teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Allah onun yokluğunu vermesin. O olmasa bu hizmetler buraya olmazdı. Çok memnunuz. Kendisine ekiplerine çok teşekkür ediyorum. Allah devletimize zeval vermesin” dedi. Rıfat Karpınar isimli afetzede; “Talas Yaşam Kenti buraya yapanların, emeği geçenlerin hepsinin ecdadına rahmet olsun. Teşekkür ediyoruz. Çok sağ olsunlar. Biz depremzedeler olarak çok perişan bir durumdaydık. Bu ilgi alakayı gösterdiklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Belediyemizden, valilerimizden, kaymakamlarımızdan, hükümetimizden Allah razı olsun. Her şeyi yapıyorlar daha ne isteyelim” ifadelerini kullandı. Depremden etkilenen Murtaza Döner adlı yaşlı amca, “Kaybımız var. Evimiz de canlarımız gitti ama buna şükür. Evvela Allah sonra devletimiz başımızdan eksik olmasın. Devletimiz var olsun. Birlik, beraberlik olursa her şey geçer” şeklinde konuştu. Her ihtiyaçlarının karşılandığını dile getiren Yurdagül Bor isimli depremzede, “Biz memnunuz, Allah da kedilerinden razı olsun. Bizi hiçbir şeye daraltmadılar. Yiyecek de giyecek de maddi, manevi her şeyi fazla fazla alıyoruz da veriyorlar da. Rahmet olsun. Allah Cumhurbaşkanımızı da yardım edenleri de başımızdan eksik ekmesin. Biz en dar gündeydik. Çadırda kalıyorduk. Bizi bir anda hemen konteyner kente yerleştirdiler. İşleri güçleri rast gelsin” diye konuştu. Depremde iki evinin yıkıldığını anlatan Hacıkız Özdemir isimli yaşlı teyze ise şunları söyledi: “Ben de memnunum. Allah devletimize zarar ziyan vermesin. İnşallah evlerimiz de yapılır. Çok iyiyim. İki evimiz yıkıldı ama çok şükür çocuklarımıza zarar gelmedi. Canımız sağ olsun. Allah’tan gelene ne diyelim.”


Depremin ardından bebeğinin yoğun bakımda kaldığını belirten afetzede Derya Bor da şöyle konuştu: “İlk başta çadırda kalıyorduk. Talas Belediyemiz sağ olsun bize hemen konteyner tahsis etti. Şu an konteynerde kalıyoruz. Verilen hizmetlerden çok memnunuz. Çok teşekkür ediyoruz.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Çine Ovası’nda balya mesaisi başladı Aydın’ın Çine ilçesinde hububat hasadıyla birlikte tarlalarda yoğun mesai başlarken, üreticiler kurutulan buğdayları balyalayarak kaba yem olarak hazırlıyor. Üretici Taner İçöz, bu yıl yağışların verimi artırdığını belirterek sezondan umutlu olduklarını söyledi. Türkiye’nin önemli tarım kentlerinden olan Aydın’da hububat hasadıyla birlikte tarlalarda da kaba yem olarak bilinen ’balya’ mesaisi başladı. Çine ilçesi Kahraman Mahallesi Muhtarı ve üretici Taner İçöz, geçen yıl kuraklık nedeniyle zor günler geçiren çiftçilerin bu yıl yağışların iyi gitmesiyle umutlandığını söyledi. Sabahın erken saatlerinde tarlalara giren üreticiler, biçilen otları balyalama makineleri ile işleyerek hayvanların tüketebileceği kaba yem haline getiriyor. Hasat sezonunun başlamasıyla birlikte ovada yoğun mesai yaşanırken, çiftçiler bir yandan verimli sezonun sevincini yaşarken diğer yandan artan maliyetlerle mücadele ediyor. Çine Ovası’nda arpa, buğday ve yonca hasadının sürdüğünü belirten İçöz, üreticilerin biçim, toplama ve balyalama işlemleriyle yoğun şekilde çalıştığını ifade etti. Hasat edilen ürünlerin yaklaşık bir hafta bekletildikten sonra toplandığını, ardından balyalama sürecine geçildiğini kaydeden İçöz, makinacılık ve balyacılık işlerinin zorluğuna dikkat çekti. "Ümidimiz yüksek verimde yüksek parayı almak" Tarım sektöründe en büyük sorunlardan birinin işçi bulmak olduğunu söyleyen İçöz, "Arazilerimizde hasat dönemindeyiz. Arpa, buğday paketleme işle uğraşıyoruz. Sezonun tam üstündeyiz. Yonca paketleri oldu. Şimdi arpa ve buğdaydayız. Önce bunları biçiyoruz. 7-8 gün bekledikten sonra toplamaya geçiyoruz. Toplamadan sonra balyalama işine geçiyoruz. Makinecilik işi zor, balyacılık işi zor. İşçi bulmakta zorlanıyoruz. İşçi bulamıyoruz. Oradan bir sorunumuz var ama bu sene en azından yağışlar güzel gitti. Onun bir güzelliği var. Ürünlerimiz çok güzel. Bunun arkasında mısır ekeceğiz. Bu yerlerimize. Süt mısır ekiliyor bölgelerimizde. Bir de kuru mısır ekiyoruz. Domates eken yerler var. Bunlarla uğraşıyoruz. Şimdi bunlar kalktıktan sonra yerden arazilerimize giriş yapacağız. En azından su sorunumuz yok. Allah’a şükür olsun. En azından o bizi sevindiriyor şu anda. Fiyatlar belli değil. Bir belirsizlik var. Şu an yaptığımızı kaç paraya satacağımızı bilmiyoruz yani. Gübre ve mazot çok yüksek olduğu için işçi maliyeti yüksek. Bunun için de biz şu anda fiyat belirleyemiyoruz. Geçen sene biz çiftçiler olarak kurak bir yıl geçirdik. Para kazanmadık. Onun için bu sene ümitliyiz biraz daha. Geçen sene 36-37 lira civarındaydı. Bu sene 70-75 TL’lerde mazot alıyoruz. En azından ümidimiz kuru mısır da olsun silajlık mısır da olsun yüksek verimde yüksek parayı almak. Çünkü geçen sene bütün çiftçilerimiz zarar da etmedi, kâr da etmedi. Çok düşük paralara gitti işleri. Geçen sene balya fiyatları bizim arazide 150 liraydı. Şu anda 250-300 lira düşünüyoruz bir balya otun. Eskiden arpa vardı, şimdi buğdaya geçti. Fiğ yulaf var. Çeşit çok hayvanlar için ama insanların alım gücü düşük. Biz 300 lira düşünüyoruz şu anda ama daha verilmiş bir fiyat yok. Balyalarda artık buğday yapıyoruz. Arpa ekiyorduk eskiden biz tarlalarımıza, arpayı biçerdik, onu hasat yapardık. Şimdi bu sene komple ovada, arazide buğday ve yulaf ekiliyor. Bunlar daha iyi. Hayvana daha iyi yaradığı için çiftçilerimiz ona yöneldi şimdi" dedi.