EKONOMİ - 25 Şubat 2026 Çarşamba 12:20

Başkan Gülsoy : "Küresel ekonomide kurallar değişiyor, riskler derinleşiyor"

A
A
A
Başkan Gülsoy : "Küresel ekonomide kurallar değişiyor, riskler derinleşiyor"

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı gerçekleştirildi. Küresel ekonomide ’eski dünya’ düzeninin sona erdiğini ve yeni bir dönemin başladığını belirten KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, "Enflasyonu düşürürken üretimin çarklarını yavaşlatmamalıyız. Marmara’nın sanayi yükünü hafifletecek Mega Endüstri Bölgeleri ile Kayseri’yi dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline getirmeye kararlıyız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; üretmeye mecburuz" dedi.


Kayseri Ticaret Odası (KTO) Şubat Ayı olağan meclis toplantısı M. Rifat Hisarcıklıoğlu Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Meclis Başkanı Cengiz Hakan Arslan başkanlığında gerçekleştirilen Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı’na KTO Başkanı Ömer Gülsoy, KTO Yönetim Kurulu Üyeleri, meclis ve komite üyeleri, Meclis Başkanlık Divan üyeleri ile Basın mensupları katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından toplantıda Şubat ayında gerçekleştirilen faaliyetler ele alındı. Görüşülen gündem maddeleri oy birliği kabul edildi.


Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunmak üzere kürsüye gelen Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, konuşmasına Cumhuriyet tarihimizin en büyük felaketi olan 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlere değinerek başladı. Depremin üzerinden zaman geçse de acısının taze olduğunu vurgulayan Gülsoy, şu ifadeleri kullandı:


"Depremin kalplerimizde bıraktığı o derin sızı hiç dinmedi. Bu büyük yıkımda yitirdiğimiz canlarımızı rahmetle anıyor, kederli ailelerine bir kez daha sabırlar diliyorum. Yüce Rabbim ülkemizi her türlü afetten korusun, milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın."


"Eski dünya bitti, yeni kurallar yazılıyor"


Küresel ekonomideki dönüşüme dikkat çeken Gülsoy, "Dünya ekonomisi artık bildiğimiz o güvenli limanlardan hızla uzaklaşıyor. Ticaretin baskı altına alındığı, kaynak rekabetinin sertleştiği ve bölgesel dengelerin kökten sarsıldığı "yeni ve oldukça zorlu" bir dönemin tam ortasındayız. Eski ezberler artık bozuldu; yerini belirsizliğe ve stratejik hamlelere bıraktı. Dünya Bankası ve Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 raporlarının da fısıldadığı gibi; artık ’eski dünya’ bitti. Yapay zeka artık sadece bir yazılım değil, ekonominin ve ulusal güvenliğin yeni cephesidir. Küresel su krizi ve iklim şokları ise artık sadece çevrecilerin değil, sanayicinin doğrudan ’ekonomik iflas’ riskidir. Bu dönüşümün yakıtı olan Kritik Mineraller ve Enerji Güvenliği üzerindeki kavga ise dünyayı çok kutuplu, sert bir rekabet alanına çeviriyor. Dünya artık Ticaret Korumacılığına yöneliyor. Serbest ticaretin yerini gümrük duvarları alıyor. Bu tablo bize şunu söylüyor. Kaynaklarımızı daha verimli kullanmak, dijitalleşmeyi sadece konuşmakla kalmayıp hayatın içine sokmak ve dayanıklılığımızı artırmak mecburiyetindeyiz. Türkiye olarak bu dönüşümün sadece izleyicisi değil, oyun kurucularından biri olma iradesini hep birlikte göstermeliyiz. Özellikle "Sınırda Karbon Düzenlemesi" gibi başlıkları sadece bürokratik bir engel olarak görmeyelim. Eğer süreci doğru yönetebilirsek, bu yeşil dönüşümü bir "rekabet avantajına" çevirebilir ve dünya pazarlarında rakiplerimizin önüne geçebiliriz" dedi.


"Gümrük Birliği güncellenmeli, vize duvarı yıkılmalı"


Avrupa Birliği ile olan ilişkilerin bel kemiğini, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Vize Serbestisinin oluşturduğuna vurgu yapan Gülsoy, "Bugün Türk iş dünyasının küresel rekabet gücü önündeki en haksız engel vize sorunudur. Bu sadece bir seyahat özgürlüğü meselesi değil; ticaretin akışını bozan teknik bir engeldir. AB ile müzakere sürecinin yeniden canlanmasını memnuniyetle karşılıyor ancak artık laf değil, somut adımlar beklediğimizi buradan bir kez daha ilan ediyoruz" diye konuştu.


"Marmara’nın yükünü Anadolu omuzlayacak"


2019 yılından bu yana savundukları "Orta Anadolu Üretim Havzası" projesinin hayata geçmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Gülsoy, şunları söyledi:


"Sanayinin Marmara’ya sıkışıp kalması büyük bir riskti. 16 Ocak’ta yürürlüğe giren "Mega Endüstri Bölgeleri Master Planı", tam da bizim yıllardır hayalini kurduğumuz o havza modelinin ta kendisidir. Marmara’nın deprem yükünü hafifletecek bu planla; Kayseri, Aksaray, Konya, Niğde ve Yozgat gibi illerimiz Türkiye’nin yeni ekonomik kalbi oluyor. Tam 59 bin hektarlık bir alandan bahsediyoruz; bu, mevcut OSB’lerimizin 16 katı büyüklüğünde devasa bir yatırım sahasıdır! Bu proje ile 1960’lardan bu yana devam eden iç göç inşallah duracak, Anadolu’nun evlatları kendi topraklarında iş sahibi olacaktır. Bu devrim niteliğindeki adımı hayata geçiren başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mehmet Fatih Kacır’a şahsım ve şehrim adına şükranlarımı sunuyorum."


"Enflasyonu düşürürken üretimin çarklarını yavaşlatmamalıyız"


Ekonomi yönetiminin enflasyon hedeflerini desteklediklerini ancak üretimin aksatılmaması gerektiğini vurgulayan Gülsoy, "Merkez Bankası’nın yüzde 16’lık yıl sonu hedefini korumasını kararlılık göstergesi olarak görüyoruz. Ancak şu hassas dengenin altını çizmek zorundayım: Enflasyonu düşürürken üretimin çarklarını yavaşlatmamalıyız. Fiyat istikrarı ile üretim sürdürülebilirliği arasındaki o ince çizgiyi korumak zorundayız. BDDK’nın kredi kartı kısıtlamalarını anlıyoruz ancak bunun küçük işletmeler ve iç talep üzerindeki baskısı dikkatle izlenmelidir" ifadelerini kullandı.


Sanayiciye 100 milyar TL’lik can suyu


Üreticinin enflasyon ve enerji maliyetleriyle savaş verdiğini hatırlatan Başkan Gülsoy, yeni açıklanan finansman paketine dair, "100 Milyar TL’lik dev finansman paketi ve işletme başına 50 milyon TL limitli imkan, tam da ihtiyacımız olan ’can suyu’dur. Açıklanan uygun şartlı kredi paketi, aynı zamanda hükümetin iş dünyasının sesine kulak verdiğinin önemli bir göstergesidir. Kayseri iş dünyası olarak, sürdürülebilir büyüme ve istihdam kapasitemizi artıracak bu kıymetli adım için Sayın Cumhurbaşkanımıza ve ekonomi yönetimimize teşekkürlerimizi sunuyoruz. Amacımız sadece günü kurtarmak değil, geleceğin üretim ekosistemini inşa etmektir" dedi.


Gülsoy’dan Atatürk’ün vizyonuna vurgu: "Üretmeye mecburuz"


Türkiye’nin yaşadığı zorlu süreçlere rağmen umutsuzluğa yer olmadığını vurgulayan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, Kayseri iş dünyasının ‘karamsarlık’ yerine ‘çalışma’ odaklı vizyonunu hatırlattı. Ülke ekonomisine duyulan güveni dile getiren Gülsoy, "Ülkemiz krizlerden, pandemiden ve asrın felaketi depremlerden geçti; hala da sınanmaya devam ediyoruz. Fakat biz meseleye hiçbir zaman karamsarlık penceresinden bakmadık. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; ’Üretmeye mecburuz’ Kayseri iş dünyası olarak, ülkemizin ekonomik gücünü artırmak için ortak akılla, durmadan ve yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu.


Konuşmasının sonunda oda faaliyetlerine yer veren Gülsoy, "Bizim amacımız Kayseri’nin adını her platformda en yukarıya taşımak ve üyelerimizin ticaretine değer katmaktır" ifadelerini kullandı.



Başkan Gülsoy : "Küresel ekonomide kurallar değişiyor, riskler derinleşiyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli Lisesinin eski öğrencileri 154 yıllık okul için seferberlik başlattı Denizli’nin 154 yıllık köklü eğitim çınarı Denizli Lisesi, kapsamlı bir yenilenme ve güçlendirme projesiyle eski görkemli günlerine dönmeye hazırlanıyor. Kocamektepliler Vakfı, Denizli İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle kampüs binalarının depreme karşı güçlendirilmesi ve okulun uluslararası standartlara taşınması için seferberlik başlattı. Osmanlı arşivlerinde yapılan son araştırmalara göre tarihi 1871 yılına dayanan Koca Mektep, eğitim hayatına Rüştiye Mektebi olarak başladı. Süreç içinde Liva İdadisi, Sanat İdadisi ve Sultani Mektebi adlarını alan kurum, 1932 yılında Denizli Lisesi ismini aldı. Okul, 1926-1927 yıllarında Vali Mithat Kalabalık’ın destekleriyle Türkiye’de ilk kez kız ve erkek öğrencilerin birlikte eğitim gördüğü "Muhtelit (Karma) Eğitim" modeline geçilen okullardan biri oldu. 4 Şubat 1931 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk tarafından ziyaret edilen Denizli Lisesi; İsmet İnönü, Celal Bayar ve Cevdet Sunay gibi Cumhurbaşkanlarını da ağırladı. Okul ayrıca dünyaca ünlü fizikçi Hüseyin Yılmaz ve tıp alanında önemli çalışmalara imza atan Rıdvan Ege gibi isimleri yetiştirdi. Zamanla yıpranan kampüste, iki yıl önce güvenlik gerekçesiyle "Eski Bina" dışındaki yapılarda eğitime ara verildi. Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından başlatılan zemin etütleri ve statik röleve çalışmalarına ek olarak vakıf, dört aşamalı yeniden yapılanma planını devreye aldı. Buna göre; Eski Bina için 3R (Yenile, Yeniden Kullan, Koru) prensibi doğrultusunda restorasyon projeleri hazırlanacak. Yeni lise binasında, deprem kuvvetini minimize eden "Sismik İzolasyon" teknolojisi uygulanacak. Japonya Ryukyus Üniversitesi’nden akademik ekiplerin de yapı güvenliği çalışmalarına destek verdiği projede, 2006 yılında yıkılan pansiyon binası 216 öğrenci kapasiteli olarak yeniden inşa edilecek, Atatürk Ortaokulu ve spor salonu modernize edilecek. Toplam maliyetin mefruşat hariç yaklaşık 4,4 milyon dolar olması öngörülürken, finansmanda devlet yükünün hafifletilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda 30 bin mezunun desteğiyle kitlesel fonlama modeli uygulanacak, sponsorluk anlaşmaları yapılacak ve sosyal etkinliklerle kaynak oluşturulacak. Projenin nihai hedefi ise Denizli Lisesi’ni Galatasaray Lisesi, İstanbul Erkek Lisesi ve Kabataş Erkek Lisesi seviyesine taşımak olduğu belirtildi. Bu doğrultuda International Baccalaureate (IB) programına geçiş, Almanca, Fransızca ve Japonca eğitim veren şubelerin açılması ve sınıf mevcutlarının 24 kişiye düşürülmesi planlanıyor. Atatürk’ün "Yokları sayanlar hiçbir mücadeleden galip çıkamazlar" sözünden ilham aldıklarını belirten vakıf yetkilileri, tüm mezunları ve Denizli kamuoyunu projeye destek olmaya davet etti.
Karabük Karabük’ten 4 ülkeye sağlık yazılımı ihracı Karabük Üniversitesi (KBÜ) Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren İnfomed Yazılım Bilgisayar Medikal İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından geliştirilen sağlık bilişimi yazılımları, Türkiye’nin yanı sıra 4 farklı ülkede 18 hastanede aktif olarak kullanılıyor. Karabük Teknokent bünyesinde 2022 yılında faaliyete başlayan firma, sağlık bilişimi alanında uçtan uca dijital çözümler geliştiriyor. Sağlık Bakanlığı standartlarına uygun ve akredite yazılımlarıyla öne çıkan şirket; laboratuvar, hastane ve radyoloji bilgi yönetim sistemleri başta olmak üzere sağlık sektörüne yönelik çeşitli yazılımlar üretiyor. Firmanın CEO’su ve AR-GE Müdürü Serdar Balaban yaptığı açıklamada, kuruluşlarından bu yana ağırlıklı olarak Sağlık Bakanlığına yönelik projeler geliştirdiklerini söyledi. Laboratuvar Bilgi Yönetim Sistemleri (LBYS), Hastane Bilgi Yönetim Sistemleri (HBYS), Radyoloji Bilgi Yönetim Sistemleri (RBYS) ve PACS yazılımları ile geniş bir kullanıcı ağına ulaştıklarını belirten Balaban, laboratuvar bilgi yönetim sistemlerinin Irak ve Kuzey Irak’taki hastanelerin büyük bölümünde aktif olarak kullanıldığını ifade etti. Balaban, söz konusu yazılımların Türkiye genelinde yaklaşık 30 sağlık kurumunda uygulandığını aktararak, Ortak Sağlık Güvenlik Birimlerine (OSGB) yönelik geliştirilen otomasyon yazılımının ise Türkiye’de faaliyet gösteren yaklaşık 800 OSGB firması tarafından kullanıldığını kaydetti. Radyoloji bilgi yönetim sistemi ve PACS yazılımlarının Sağlık Bakanlığı tarafından akredite edildiğine dikkati çeken Balaban, "Türkiye’de yaklaşık 200 kurum PACS yazılımımızı kullanıyor. Bunun yanı sıra 4 farklı ülkede 18 hastanede yazılımlarımız aktif olarak hizmet veriyor" dedi. Karabük Teknokent’te yer alma sürecine de değinen Balaban, akademik yönlendirmeyle Teknokent’e dahil olduklarını belirterek, teknokentin sunduğu desteklerin firmaya önemli katkılar sağladığını dile getirdi. Bugüne kadar 3 AR-GE projesini tamamladıklarını, 2 AR-GE projesinin ise devam ettiğini bildiren Balaban, saha tecrübesine dayalı geliştirilen algoritmaların sektörde karşılık bulduğunu vurguladı. Balaban, Irak’ın ihtiyaçlarına yönelik bir ERP yazılımı üzerinde çalıştıklarını belirterek, yazılımın Karabük Teknokent’te geliştirilerek yurt dışına ihraç edilmesinin hedeflendiğini sözlerine ekledi.
Denizli Halk oyunlarında sahne okulların Halk Oyunları Okul Sporları İl Şampiyonası, 01 Mart 2026 Pazar günü saat 13.30’da Vali Recep Yazıcıoğlu Spor Salonu’nda seremoni ile başlayacak. Uzun süredir bu güne hazırlanan 9 ekibin performanslarını sergileyeceği yarışmalara tüm vatandaşlar davetli. Denizli Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü organizasyonunda 01 Mart 2026 Pazar günü saat 13.30’da başlayacak Halk Oyunları şöleninde okullar sırayla sahne alacak. Gümüşler’de bulunan Vali Recep Yazıcıoğlu Spor Salonunda yapılacak yarışmalara düzenli ve düzenlemesiz dal kategorilerinde 9 ekipten 220 sporcu katılacak. Yarışmanın yapılacağı spor salonunda hazırlıklar tüm hızıyla devam ediyor. Katılımcı ekipler, yarışmadan bir gün önce prova için salonda yerini alacak. Performanslar; uyum, koreografi ve sahne hakimiyeti gibi kriterler doğrultusunda halk oyunları milli hakemlerinden oluşan jüri tarafından değerlendirilecek ve dereceye giren takımlar belirlenecek. Sahne alacak ekiplerin yanı sıra sporcu aileleriyle birlikte yaklaşık 1.500 kişinin tribünlerde yer alması bekleniyor. Erdoğan’dan halk oyunları şölenine davet Kültürel değerlerin yaşatılması açısından halk oyunlarının önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Denizli Gençlik ve Spor İl Müdürü Süleyman Erdoğan, organizasyonun sadece bir yarışma değil aynı zamanda kültürel bir buluşma olduğunu ifade etti. Gençlerin aylar süren emeklerinin sahneye yansıyacağını vurgulayan Erdoğan, tüm Denizli halkını sporcuların heyecanına ortak olmaya davet etti.
Zonguldak BEUN’dan sürdürülebilir geleceğe akademik yatırım Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik alanında uzman yetiştirecek yeni bir programı hayata geçiriyor. Bu kapsamda, Fen Bilimleri Enstitüsü bünyesinde "İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Ana Bilim Dalı Tezli Yüksek Lisans Programı"nın açılmasına Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından onay verildi. Yükseköğretim Kurulunun 18 Şubat 2026 tarihli Yürütme Kurulu Toplantısı’nda alınan karar doğrultusunda hayata geçirilen yeni program; iklim kriziyle mücadele, sürdürülebilir kalkınma politikaları ve çevre odaklı bilimsel çalışmalar alanında nitelikli uzmanlar yetiştirmeyi hedefliyor. Tüm dünyada etkisini her geçen gün daha fazla hissettiren iklim değişikliği, çevresel sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm süreçlerine akademik düzeyde katkı sunmayı amaçlayan program; disiplinler arası yaklaşımı, güçlü akademik kadrosu ve çağın gerekliliklerine uygun müfredatıyla dikkat çekiyor. BEUN, bu adımıyla hem bölgesel kalkınmaya hem de Türkiye’nin sürdürülebilir gelecek hedeflerine önemli bir katkı sunmayı amaçlıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, üniversitenin vizyoner yaklaşımına vurgu yaparak şu ifadeleri dile getirdi: "Üniversitemiz, bugünü şekillendirirken yarının dünyasını da inşa etme sorumluluğuyla hareket eden güçlü bir vizyonla yol almaktadır. Yükseköğretim Kurulumuz tarafından onaylanan bu yeni tezli yüksek lisans programı hem Üniversitemiz hem bölgemiz hem de ülkemiz için önemli bir kazanımdır. İklim değişikliğiyle mücadele, çevresel sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm odaklı çalışmalar, geleceğin dünyasını şekillendirecek en temel ve stratejik alanlar arasında yer almaktadır. Biz de sürdürülebilir geleceğin inşasında önemli akademik ve toplumsal çalışmalarımızla bu dönüşüm sürecine katkı sağlamaktan ve öğrencilerimize çağın gerekliliklerine uygun yetkinlikler kazandıracak programlar sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu yeni program ile çevre dostu teknolojilere hâkim, sürdürülebilir kalkınmayı önceleyen ve bilimsel üretimi toplumsal faydaya dönüştürebilen uzmanlar yetiştirmeyi hedefliyoruz. Üniversitemizin kalite odaklı eğitim anlayışı doğrultusunda sürdürülebilirlik ekseninde kurgulanan ve çağın çevresel, toplumsal ve ekonomik gerekliliklerine uygun olarak yapılandırılan programlarımız sayesinde mezunlarımız; ulusal ve uluslararası alanda sürdürülebilir dönüşüme katkı sunan, alanında yetkin bireyler olacaklarını ümit ediyorum. Bu anlamlı akademik adımın hayata geçirilmesinde katkı ve desteklerini esirgemeyen Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar başta olmak üzere Yükseköğretim Kurulumuzun kıymetli üyelerine teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca programın hazırlık ve onay sürecinde büyük bir özveriyle çalışan tüm akademik ve idari personelimize teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki bu program; sürdürülebilirlik vizyonumuzu daha da güçlendirecek, Üniversitemizin bilimsel üretim kapasitesine değer katacak ve şehrimizden başlayarak ülkemizin yeşil dönüşüm hedeflerine önemli katkılar sağlayacaktır. Üniversitemize, Zonguldak’ımıza ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum."