EĞİTİM - 17 Mart 2026 Salı 11:40

Hacılar’da 16 sınıflı yeni lise kuruluyor

A
A
A
Hacılar’da 16 sınıflı yeni lise kuruluyor

Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan, Kayseri’nin Hacılar ilçesi Yukarı Mahalle’de yapımına başlanacak olan 16 sınıflı Hatice-Ali Baktır Kız İmam Hatip Lisesi için önemli bir adımın daha atıldığını belirterek, yapım iş birliği protokolünün Kayseri Valisi Gökmen Çiçek riyasetinde imzalandığını duyurdu.


Kayseri Valiliği Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen protokol imza törenine; Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan, İl Millî Eğitim Müdür Vekili Şemun Akman ile hayırsever iş insanı Hacı Ali Baktır ve ailesi katıldı. Törende konuşan Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan, ilçenin eğitim altyapısını güçlendirecek bu yatırımın Hacılar adına son derece kıymetli olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:


"İmzalayacağımız bu protokolle birlikte ilçemizde Yukarı Güney olarak bilinen bölgede, daha önce Millî Eğitimimize tahsis edilen alanda önemli bir eğitim yatırımını daha hayata geçiriyoruz. Mülkiyetin büyük bölümü hazinemize, küçük bir bölümü ise belediyemize ait olan bu alanda gerekli imar işlemlerini tamamladık. İnşallah yaklaşık 10 dönüme yakın bir alanda yapılacak 16 sınıflı Hatice-Ali Baktır Kız İmam Hatip Lisemizi ilçemize kazandırmış olacağız."


Başkan Özdoğan, Hacılar’da eğitime yapılan her yatırımın geleceğe yapılan yatırım anlamı taşıdığını belirterek, hayırsever Baktır Ailesi’ne teşekkür etti. Başkan Özdoğan, "Hacı Ali ağabeyimiz sağ olsun, daha önce Şükrü Baktır Anadolu İmam Hatip Lisemizin hem temel atma sürecinde hem de tesliminde bahsettiği liseyi ilçemize kazandırmış olacak. Şimdi de Hatice-Ali Baktır Kız İmam Hatip Lisemizi ilçemize kazandırıyor. Bu vesileyle kendisine, kıymetli eşine, ailesine ve tüm Baktır Ailesi’ne gönülden teşekkür ediyorum. Ayrıca bu protokolün hazırlanma aşamasına gelinceye kadar emek veren Millî Eğitim camiamıza, belediyemiz personeline, valiliğimiz bünyesindeki tüm çalışma arkadaşlarımıza da ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İlçemize hayırlı, uğurlu olsun" dedi.


Kayseri Valisi Gökmen Çiçek de yaptığı konuşmada, Baktır Ailesi’nin Kayseri’de birçok hayır işine öncülük ettiğini belirterek, eğitime verilen bu anlamlı desteğin büyük takdir topladığını ifade etti. Vali Çiçek, Hacılar’da ihtiyaç duyulan 16 sınıflı kız imam hatip lisesinin yapımının önemli bir boşluğu dolduracağını vurguladı.


Hayırsever iş insanı Hacı Ali Baktır ise konuşmasında, yapılacak okulun ailece alınmış ortak bir kararın sonucu olduğunu belirterek, eğitime katkı sunmaktan büyük memnuniyet duyduklarını söyledi. Baktır, kız öğrencilerin en iyi imkânlarla eğitim almasının kendileri için büyük önem taşıdığını ifade etti.


İmzalanan protokolle birlikte, Hacılar’da yapımı gerçekleştirilecek olan 16 sınıflı Hatice-Ali Baktır Kız İmam Hatip Lisesi’nin yapım süreci resmen başlamış oldu. Yeni okulun tamamlanmasıyla birlikte ilçenin eğitim altyapısına önemli bir katkı sağlanması hedefleniyor.



Hacılar’da 16 sınıflı yeni lise kuruluyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Hayvancılara kritik uyarı: Kuzu ve buzağı bakımında ilk saatler hayati önemde Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, hayvancılık işletmelerinde verimliliğin artırılması, sürü sağlığının korunması ve yavru kayıplarının en aza indirilmesi amacıyla yetiştiricilere yönelik önemli uyarılarda bulundu. Yetkililer, kuzular ve buzağıların doğumdan itibaren uygun bakım, besleme ve sağlık uygulamalarıyla yetiştirilmesinin hem hayvan sağlığı hem de işletme verimliliği açısından belirleyici olduğunu vurguladı. Doğum sonrası ilk saatlerin kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekilerek, hayvanların ağız ve burunlarının temizlenmesi, göbek kordonunun uygun şekilde kesilip dezenfekte edilmesi ve sıcak, kuru ve cereyansız bir ortamda tutulmasının yaşamsal önem taşıdığı belirtildi. Yavrunun kısa sürede ayağa kalkarak annesini emmesi ve gerekli durumlarda desteklenmesi gerektiği aktarıldı. Doğum ağırlığı, doğum tipi, annenin yaşı ve beslenmesi, cinsiyet ve mevsim gibi faktörlerin hayatta kalma şansını etkilediği bildirildi. Ağız sütü (kolostrum) uygulamasının bağışıklık sistemini güçlendirmede vazgeçilmez olduğuna işaret edildi. Buzağı ve kuzuların doğum sonrası ilk 2 saat içinde ağız sütü almasının zorunlu olduğu, ilk 24 saatte canlı ağırlığının yaklaşık yüzde 10’u kadar verilmesi gerektiği kaydedildi. Fazla doğum yapmış sağlıklı annelerden kolostrum sağılarak uygun şekilde saklanabileceği ve gerektiğinde yavrulara vücut ısısında verilmesi gerektiği hatırlatıldı. Beslenme sürecinde ise buzağıların ve kuzuların ilk haftalarda anne sütü ile beslenmesi, sonraki haftalarda süt ikame yemleri veya başlangıç yemleri ile desteklenmesi önerildi. Temiz ve taze içme suyunun sürekli sağlanması, yem kaplarının ve barınak ortamının düzenli temizlenmesi gerektiği vurgulandı. Ayrıca, yavrular doğum ağırlığının en az 3–4 katına ulaşmadan sütten kesilmemeli. Barınak koşullarının temiz, kuru ve iyi havalandırılmış olması, altlıkların düzenli değiştirilmesi ve aşırı kalabalıktan kaçınılmasının hastalık riskini azalttığı ifade edildi. Sağlık kontrollerinde iştah, hareketlilik ve dışkı durumunun takip edilmesi, ishal, halsizlik, öksürük veya solunum güçlüğü gibi belirtilerde vakit kaybetmeden veteriner hekime başvurulması gerektiği bildirildi. Aşılama programlarının bölgesel riskler ve veteriner hekim önerilerine göre uygulanması gerektiği kaydedildi. Enterotoksemi, şap, koyun-keçi vebası (PPR), koyun çiçeği ve buzağılarda septisemi gibi hastalıklara karşı aşıların uygun yaşlarda yapılması gerektiği belirtildi. İç ve dış parazitlere karşı düzenli koruyucu uygulamaların önemine dikkat çekildi. Yetkililer, tüm bakım ve sağlık uygulamalarının düzenli kayıt altına alınmasının sürü yönetimi ve hastalıkların erken teşhisi açısından kritik olduğunu vurguladı. Ayrıca, buzağı ve kuzu gibi tüm yavruların doğumdan itibaren en geç sırasıyla 6 ve 12 aylık yaşa kadar kimliklendirilmesi gerektiği hatırlatıldı.
Sakarya 12 metrekarelik dükkandan dünyaya açılan kapı İstanbul’daki hayatını bırakarak 2,5 yıl önce Sakarya’nın Akyazı ilçesine yerleşen 30 yaşındaki sanatçı Gülfidan Soyuğur, 12 metrekarelik küçük atölyesinde dev eserlere imza atıyor. Bir zamanlar dokunmaya bile korktuğu metal malzemeyi estetik figürlere dönüştüren Soyuğur’un eserleri, Türkiye’nin yanı sıra Kıbrıs ve Almanya gibi ülkelerde sergileniyor. Hayallerinin peşinden koşmak isteyen heykel sanatçısı Gülfidan Soyuğur, 2,5 yıl önce doğup büyüdüğü şehri bırakıp Sakarya’nın Akyazı ilçesine taşındı. Burada 12 metrekarelik bir atölyede hayallerini gerçekleştiren Soyuğur, yaptığı metal heykeller ile dikkat çekiyor. Soyuğur’un yaptığı eserler, Türkiye’nin çeşitli illerinde satın alınıp sergileniyor. Buna ek olarak yurt dışında da sergilenen heykelleri olduğunu belirten Soyuğur, üniversitenin ilk dönemlerinde heykel sanatından korktuğunu ancak sonrasında korkularının üzerine giderek bu tür sanat eserleri ortaya çıkarttığını dile getirdi. "Korkularımın üzerine gitmek istediğim için metali seçtim" Üniversite yıllarında metalden çekindiğini ancak bu korkusunun üzerine gitmeye karar verdiğini belirten Gülfidan Soyuğur, "Üniversitede bize tüm bölümleri gösteriyorlar; metal, ahşap, mermer gibi. Metal benim ilk zamanlarda çok korktuğum ve asla yanından bile geçemediğim bir gruptu ama sonrasında korkularımın üzerine gitmek istediğim için metali seçtim. Metale şekil verip zorlukların üstesinden gelmek açıkçası ilgimi çekti. Metalin en güzel kısmı hataları her zaman kabul etmesi. İstediğiniz yerden kesip biçip tekrar devam edebiliyorsunuz. Mermerdeki gibi bütünden parçaya değil, parçadan bütüne gidiyoruz metal heykellerde" dedi. "İlk yaptığım heykelimden ödül almıştım" Sanat hayatındaki ilk başarısını hiç unutamadığını dile getiren Soyuğur, "İlk heykelimi yaptığımda o heykelden ödül almıştım. Ahşap bir heykeldi. Benim için çok kıymetliydi. İlk defa yaptığım bir heykel, ilk defa ödül aldım, ilk defa sergilendi ve ilk defa da satıldı. Tüm ilklerin bir arada olduğu bir durumdu. Ben bunun haberini sergiye giderken İstanbul’da İETT otobüsünde almıştım ve herkesin içinde hüngür hüngür ağlamıştım. Bu durum kendime ’yapabilirim, bu işi yapabiliyorsun’ düşüncelerinin mesajıydı" diye konuştu. "12 metrekare atölyede 3 metre heykel üretiyorum" Atölyesinin fiziksel imkanlarına rağmen büyük işler başardığını anlatan genç sanatçı, "Ben burada 12 metrekare atölyede 3 metre heykel üretiyorum. Atölyemin tavan yüksekliği 3 metre. En son ürettiğim heykel tavanım ile birebirdi. Alaçatı’da 3 metre boyutunda bir heykelim var. Tasarım kısmı ile üretim kısmı toplam 6 ay sürmüştü. 12 metrekare atölyemden çıkan heykellerin hepsi Türkiye’de hatta Kıbrıs’ta, Almanya’da sergileniyorlar ve birilerinin evindeler. Bu benim için çok gurur verici bir şey" şeklinde konuştu. "2 bin dolara yaptığım heykel de vardı, 12 bin dolara yaptığım heykel de vardı" Eserlerinin üretim süreci ve fiyatları hakkında bilgi veren Soyuğur, "Tasarımı yaptıktan sonra çizime geçiyorum, sonrasında VR gözlük ile üç boyutlu modelleme yaptıktan sonra atölyeye gelip oluşturmaya başlıyorum. Heykellerimin hepsi bir sanat eseri ve bir taneler. Seri üretilen ya da birer kopyası olan eserler değiller. Bu yüzden istediğiniz ürüne göre fiyatları değişiyor. 2 bin dolara yaptığım heykel de vardı, 12 bin dolara yaptığım heykel de vardı. Fiyat aralığı boyutuna, malzemesine göre değişiyor" ifadelerini kullandı. "Kadın ne isterse yapabilir. Sadece istemesi ve kendine inanması gerekiyor" Gelecek hedeflerinden, insanların tepkilerinden ve kadınların hayallerinin peşinden gitmesini istediğini belirten Soyuğur, "İnsanlar ilk gördüklerinde ne olduğunu anlayamıyorlar. Bir kadının kaynak yapması, metale o formu vermesi insanların hoşuna gidiyor. Hayallerimden birisi, kamyonun arkasını atölyeye çevirip sanat ile iç içe olamayan köy çocuklarını sanat ile buluşturup onlarla etkinlikler yapmak. İki buçuk sene önce hiç bilmediğim bir yere geldim. Tek istediğim atölye kurmak ve hayallerimi gerçekleştirmekti. Bunu burada başardım. Kadın ne isterse yapabilir. Sadece istemesi ve kendine inanması gerekiyor" dedi.
Erzurum Kızılay Kadın’dan anlamlı iftar: Yetimler unutulmadı Erzurum Kızılay Kadın Kolları tarafından düzenlenen Anne Eli İftar Buluşmaları programında, yetim çocuklar ve aileleri bir araya geldi. Ramazan ayının birlik ve paylaşma ruhunu yansıtan programda çocuklar için yüz boyama etkinliği düzenlenirken, bayram öncesi çeşitli hediyeler de takdim edildi. Sıcak ve samimi bir atmosferde gerçekleşen program, hem çocukların yüzünü güldürdü hem de gönüllere dokundu. "Yetimler bizim emanetimizdir" Programda konuşan Kızılay Kadın Kolları Başkanı Esra Kaplan, yetim çocuklara sahip çıkmanın toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Bugün burada sadece bir iftar sofrasını paylaşmadık; aynı zamanda sevgimizi, şefkatimizi ve dayanışmamızı paylaştık. Yetimlerimiz bizlere emanettir. Onların yüzündeki bir tebessüm, bizim için en büyük mutluluktur. Kızılay Kadın Kolları olarak her zaman onların yanında olmaya devam edeceğiz." "Dayanışma kültürümüzün en güzel örneği" Türk Kızılay Erzurum Şube Başkanı Hüseyin Bekmez ise konuşmasında Ramazan ayının manevi atmosferine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: "Ramazan ayı, paylaşmanın ve yardımlaşmanın en yoğun yaşandığı zaman dilimidir. Bugün burada kurulan bu gönül sofrası, milletimizin köklü dayanışma kültürünün en güzel örneklerinden biridir. Çocuklarımızın mutluluğu her şeyden kıymetlidir. Türk Kızılay olarak her zaman ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya devam edeceğiz." Program, çocukların neşeli anları ve hatıra fotoğrafları ile sona erdi.
Niğde Sağlıklı Hayat Merkezlerinde ücretsiz fizyoterapi desteği Niğde Sağlıklı Hayat Merkezleri, her yaştan vatandaşa ücretsiz fiziksel aktivite danışmanlığı hizmeti sunmaya devam ediyor. Niğde Sağlıklı Hayat Merkezleri bünyesinde yürütülen hizmet kapsamında, bireylerin ihtiyaçlarına uygun egzersiz programları hazırlanarak sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırılıyor. Merkezde sunulan fizyoterapi danışmanlığı hizmeti yalnızca sağlıklı bireylerle sınırlı kalmıyor. Klinik rahatsızlığı bulunan kişiler, fazla kilosu olan bireyler, engelli vatandaşlar ve günlük yaşam kalitesini artırmak isteyenler bu hizmetten faydalanabiliyor. Uzmanlarca hazırlanan kişiye özel programlarla bireylerin hem fiziksel hem de genel sağlık durumlarının iyileştirilmesi hedefleniyor. Sağlıklı Hayat Merkezlerinde görev yapan Fizyoterapist Ahmet Furkan Arık, verilen hizmetlerin kapsamına ilişkin yaptığı açıklamada, "Fiziksel aktivite danışmanlığı kapsamında bireylerin yaşına ve sağlık durumuna göre egzersiz planları oluşturulurken, düzenli takiplerle sürecin etkinliğini arttırıyoruz. Ayrıca engelli bireylere yönelik özel çalışmalar da yürütüyoruz. Bu kapsamda hem engelli vatandaşlara hem de yakınlarına yönelik bilgilendirme ve eğitimler verilerek, yeni teknolojilerin ve yardımcı uygulamaların doğru kullanımı konusunda da destek sağlıyoruz. Bu hizmetten herkes faydalanabiliyor. Klinik rahatsızlığı olan kişiler, fazla kilolu bireyler ve engelli vatandaşlar başta olmak üzere geniş bir kitleye hitap ediyoruz. Ayrıca engelli bireylerin yakınlarına yeni teknolojileri tanıtarak eğitimler veriyoruz" dedi.