SAĞLIK - 24 Ağustos 2025 Pazar 14:22

Kalp sağlığında rutin kontroller hayati önem taşıyor

A
A
A
Kalp sağlığında rutin kontroller hayati önem taşıyor

Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, kalp damar hastalıklarının dünyadaki ölümlerin sebeplerinin en başında olduğunu söyleyerek, "Kalp sağlığımızı korumak adına belli kontrolleri yapmamız gerekiyor" dedi.


Kalp sağlığında genetik faktörün önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Kalp damar hastalıkları hepimizin bildiği gibi tüm dünyada bir numaralı ölüm sebebidir. Ülkemize de yaklaşık 200-250 bin insanımızı kalp ve dolaşım sistemine bağlı hastalıklardan maalesef kaybetmekteyiz. Tabii tüm hastalıklarda olduğu gibi aslında hasta olduktan sonra değil de hasta olmadan da bir şeyler yapmamız gerekiyor. Yani hastalığı daha başından engellememiz gerekiyor. Kalp hastalıklarında da bu oldukça önemli. Çünkü bizim kardiyovasküler risk faktörleri dediğimiz riskleri azalttığımızda, kalp krizi geçirme ve kalp hastalığına yakalanma riskimizi neredeyse yüzde 50’ye yakın azaltıyoruz. Bir örnek vermek gerekirse; örneğin sigarayı bıraktığımızda ilk 1-2 yıl içerisinde sigaraya bağlı kalp krizini neredeyse yüzde 50 oranında azaltmış oluyoruz. Örneğin bu yüksek oranları hiçbir İlaçla biz başaramadık. Tabii kalp hastalıklarında bir takım risk faktörleri var. Yani kimler kalp hastalığına yakalanıyor diye baktığımızda; özellikle 40 yaşından sonra kalp hastalığının arttığını görüyoruz ama son zamanlarda pandemi ile birlikte bu 40 yaşının da daha aşağılara indiğini yani 30 yaşlarından itibaren kalp krizlerinin de arttığını görmekteyiz. Doğal olarak da yani yaşlandıkça da kalp hastalığı riskimiz artıyor. Bir diğer önemli nedeni de genetik. Eğer ailemizde annemizde 65 yaşın altında, babamızda 55 yaşın altında eğer kalp krizi geçiren varsa bu bizde aslında genetik olarak kalp krizine yakalanma ya da kalp hastaneye yakalanma riskimizi arttırıyor. Özellikle hele hele kırklı yaşlarda babasında ya da annesinde kalp krizi geçiren insanlarımız varsa bunların özellikle dikkat etmelerini öneriyoruz. Yine özellikle hipertansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, obezite, hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme ve stresi de dahil ettiğimizde ciddi manada bu tür hastaların kalp hastalığına yakalandığını görüyoruz ve bu saydığım risk faktörlerini gerçekten de azalttığımızda ya da kontrol ettiğimizde gerçekten de kalp sağlığımızı korumuş oluyoruz. Hatta hastalığa Belki de hiç yakalanmayacağız diyebiliriz" dedi.


Prof. Dr. Seyfeli, özellikle dengeli beslenmenin ve egzersizin kalp sağlığına faydalı olacağını söyleyerek, "Özellikle ben yine de kalp hastalığında sağlıklı beslenmenin, dengeli ve düzenli beslenmenin ve egzersizin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü bunlar gerçekten yapması kolay hatta bazen de bedava işler diye düşünüyorum ben. Özellikle egzersizi vurgulamak istiyorum. Tabii biz genelde hastalarımıza mümkünse haftanın her günü en az 30 dakika, mümkünse 45 dakika veya 1 saate kadar da bu uzatılabilir düzenli egzersiz yapmalarını, eğer her gün yapamıyorsa haftanın en azından yarısından fazlasını şayet bunu da yapamıyorlarsa yani yoğun çalışan insanlarımız olabiliyor tabii ki o zaman da hafta sonu cumartesi-pazar bu 5 gün yapamadıkları egzersizleri toplayıp bile yapsalar aynı faydayı görüyorlar. Burada tabii önemli olan nokta şu; hangi egzersizleri yapacağız? Bunlar çok önemli, özellikte kas gücü gerektiren, kol kaslarını çalıştıran egzersizlerden biraz uzak durmak gerekiyor. Mümkünse bisiklet sürmek, yüzme, aerobik egzersizler ya da tempolu yürüyüşlerin daha faydalı olduğunu söyleyebiliriz kalp sağlığı açısından. Burada önemli nokta şu; yani sporu bizim bir gezinti olarak ya da arkadaşlarla muhabbet aracı olarak değil de bizim belli kriterleri de sağlamamız gerekiyor özellikle egzersizde. Yani mesela ben basitçe hastalarıma ter atacak kadar efor yapmanızı öneriyorum diyorum. Çünkü bazen kalp hızını arttırdığımızda yani başlangıçtaki kalp hızınız 70 ise bunu en az yüzde 70-75 kadar hızınızı artırmanız gerekiyor ki biz gerçekten istediğimiz faydayı elde edelim. Onun dışında basitçe eğer evde dijital tansiyon aleti varsa egzersize başlamadan önce kan basıncınızı ve nabzınızı ölçün. Orada gösteriyor size ve burada eğer nabzınızı 70’se mesela yüzde 70-75’i yaklaşık 50 eder 50 eklediğimizde yani 120’ye kadar kalp hızınızı çıkartmanız gerekiyor. Buna özellikle dikkat edilmesi gerekiyor. Bir diğer önemli konu ise beslenme. Tabii bizim dengeli ve düzenli beslenmemiz lazım. Hatta şöyle söyleyebiliriz; aslında bizim ne hastası olacağımıza ne yediklerimiz karar veriyor. Yani eğer siz şekerli gıdalar, hamur, tatlı gıdalar yediğinizde seker hastası olabilirsiniz, kilonuz artabilir. Yine tuzlu gıdalar çok tüketirseniz, işlenmiş gıdalar çok tüketirseniz o zaman da tansiyonunuz yükselebilir. Dolayısıyla da bizim dengeli ve düzenli beslenmemiz gerekiyor. Özellikle rafine edilmiş işlenmiş gıdalardan, tuzlu, yağ oranı yüksek gıdalardan uzak durmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.


"Kalp sağlığı için kontroller önemli"


Seyfeli, kalp sağlığında özellikle kontrollerin yapılmasının çok önemli olduğunu söyleyerek, "Tabi biz sadece sağlığımıza, egzersiz ve beslenmeye dikkat etmekle kalmayacağız. Aynı zamanda da bizim aslında belli kontrolleri kalp sağlığını korumak adına ve öğrenmek adına da yapmamız gerekiyor. Özellikle 40 yaşından sonra bizim mutlaka yılda bir ya da iki kez kardiyolojik muayene olmamız gerekiyor. Eğer ailesinde erken yaşta kalp hastalığı varsa ya da genetik olarak kolesterol yüksekliği varsa bu hastaların bence 30 yaşından itibaren de belli sürelerle yani 3 yılda bir olabilir mutlaka kalp kontrollerini yaptırmaları gerekiyor. Kalp kontrollerinde de tabii bizim rutin de yaptığımız muayene, efor testi, ekokardiyografi gibi bir takım tetkikler yapıyoruz. Bazen bunlarda tabii her zaman bir şey bulunamayabilir. Dolayısıyla da biz burada şuna dikkat ediyoruz; hastanın mevcut risk faktörlerini bir gözden geçiriyoruz. Eğer burada kalp sağlığı için ileri 10 yılda orta derece risk taşıyan hastalar varsa ve kardiyovasküler riski orta derecede olanlar varsa bunlara da biz sanal anjiyografiyi özellikle öneriyoruz. Şu an son yıllarda sanal anjiyo sıkça kullandığımız metodlardan. Gerçekten de bu saydığım yöntemlerle yani klasik yöntemlerle kalp hastalığından habersiz olan, damar tıkanıklığından habersiz olan hastalarımızı bu sanal anjiyo ile de yakalayabiliyoruz. Bu işlemin de son derece kolay olduğunu söyleyebilirim. Doğruluk payı da neredeyse yüzde 90-95’e yakın kalp damar sağlığımızı teşhis edebiliriz. Özetle ben sağlıklı ve dengeli beslenmeyi, stresi azaltmayı, alkol ve sigaradan uzak durmayı, kiloyu kontrol altına almamız gerekiyor. Kan şekerimizi, kan basıncımızı ve kolesterole dikkat ettiğimizde umarım kalp hastalığı riskimizi ciddi oranda azaltacağını düşünüyorum" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara CHP’de ihraç edilenler partiye geri dönüyor Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Zeynel Emre, "Geçmişte çeşitli nedenlerle partiden ihraç edilmiş ama Parti Meclisine, yönetime başvurmuş. Eğer kendi il ve ilçesindeki yöneticiler de bu duruma olumlu bakıyorsa, biz o bağışlanma taleplerini genel itibarıyla kabul ediyoruz. Bir süre sonra bir şans daha veriyoruz. Dolayısıyla 30 civarında kişi için bu yönde bir düzenleme oldu" dedi. CHP Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplandı. Yaklaşık 7 saat süren toplantının ardından Parti Sözcüsü Zeynel Emre, PM ve MYK gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Emre, "Biz güçlü belediyeciliğe devam edeceğiz. Sosyal hizmetlerimize devam edeceğiz. Büyük bir kararlılıkla almış olduğumuz yerlerdeki emanete sahip çıkacağız. Belediyecilik hizmetlerinin eksiksiz ve kusursuz bir şekilde yürümesi için her türlü çabayı yapacağız" diye konuştu. "Yeni bir hukuki destek ve izleme grubu oluşturacağız" CHP’li belediyelere yönelik operasyonların ardından bir hukuk birimi oluşturduklarını hatırlatan Emre, "Kapsamlı bir şekilde hukukçular sürekli olan biteni raporladı, gerçeği bizlerle paylaştı. Orada bir güncellemeye gideceğiz. Yeni bir hukuki destek ve izleme grubu oluşturacağız ve bir hukuki rehberlik ve raporlama. Bunun iletişimini yapacağız vatandaşlarımızla. Biz bütün bu saldırılar karşısında gerek partinin yetkilileri, gerek partinin seçmenleri, üyeleri büyük bir kararlılık ve bütünlük içerisinde cesaretle bize karşı yürütülen ve ülkedeki esasında milli iradeye yönelik tehdide karşı, darbe girişimine karşı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. "CHP, 4 Mayıs itibarıyla 81 ilde saha çalışmasına başlayacak" CHP olarak sahaya ineceklerini duyuran Emre, sözlerine şöyle devam etti: "CHP, 4 Mayıs itibarıyla 81 ilde saha çalışmasına başlayacak. Bu kapsamda elbette ki yürüyen davalarda nöbet usulüyle, mecliste nöbet usulüyle arkadaşlarımız görevlerini gerçekleştirecekler ama MYK üyeleri, Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyeleri, PM üyeleri, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ndeki arkadaşlarımız sahadaki il ve ilçe başkanlıklarının koordinesiyle birlikte halkımızla buluşacağız ve ülkenin gerçeklerini anlatacağız. Yaşadıklarımızı birinci elden kendileriyle paylaşacağız. 196 bin sandık görevlimiz var. Bu 196 binin önemli bir kısmını güncelledik. 186 bini tekrar görev yapacak şekilde iletişime geçildi, görevlendirmeler yapıldı. Bunlar içerisinde de 106 bin sandık görevlisi, kendi sandık, saha, bölge içerisinde görevlendirilen arkadaşlarla birlikte aktif bir şekilde saha çalışmasına katılacak ve bunun bir sonraki seçime kadar sürmesini hedefliyoruz. CHP yüz binlerce görevlisiyle birlikte 81 ilde de bir dahaki seçim ortamına kadar, ki biz bir an evvel seçimin gelmesi için de gerekli çalışmayı, çabayı sergilemeye devam edeceğiz." Partiden ihraç edilenler geri dönüyor Emre ayrıca geçmiş dönemlerde partiden ihraç edilenlere yönelik şunları söyledi: "Tam rakam olarak 30 civarında geçmişte çeşitli nedenlerle partiden ihraç edilmiş ama Parti Meclisine, yönetime başvurmuş. Bizim çizgimiz gereği bağışlanma talebi ve dosyaları görüşülmüş, eğer kendi il ve ilçesindeki yöneticiler de bu duruma olumlu bakıyorsa, biz o bağışlanma taleplerini genel itibarıyla kabul ediyoruz. Bir süre sonra bir şans daha veriyoruz yani. Dolayısıyla 30 civarında kişi için bu yönde bir düzenleme oldu."
İstanbul Küresel müzik endüstrisinde yeni dönem İstanbul’da MESAM, MSG ve MÜ-YAP iş birliğiyle "Türkiye’nin Yeni Yol Haritası" toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda küresel müzik endüstrisindeki dijitalleşmenin yeni iş modelleriyle birlikte hızla dönüştüğü ve telif haklarının bu dönüşümün en kritik başlıklardan biri haline geldiği vurgulandı. Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM), Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği (MSG) ve Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği (MÜ-YAP) iş birliğiyle düzenlenen "Türkiye’nin Yeni Yol Haritası" başlıklı toplantıya MESAM Başkanı Recep Ergül, MSG Başkanı Ferhat Göçer, MÜ-YAP Başkanı Bülent Seyhan, MÜ-YAP yöneticisi Bülent Forta ve çok sayıda sanatçı katıldı. Programda küresel müzik endüstrisindeki dijitalleşmenin yeni iş modelleriyle birlikte hızla dönüştüğü ve telif haklarının bu dönüşümün en kritik başlıklardan biri haline geldiği vurgulandı. Toplantıda konuşan MESAM Başkanı Recep Ergül, "Global telif gelirleri açısından baktığımızda çatı kuruluşumuz CISAC, yani Uluslararası Söz Yazarları ve Besteciler Konfederasyonu verilerine göre sadece eser sahipleri itibarıyla 13.97 milyar euro gibi bir telife ulaşılmış 2025 yılı itibarıyla. Bunun yüzde 51,2’sini Avrupa payı olarak düşündüğümüzde biz neresindeyiz? Değerli arkadaşlar özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yayınladığı bir genelgeyle tüm otellerin toplu lisansa tabi tutulması ve herkesin telif bedelini ödüyor olması neticesinde ve bu dijital platformlarla yapılan anlaşmalar neticesinde eser sahipleri meslek birlikleri olarak yani MESAM ve MSG olarak 2025 verileri itibarıyla 2.5 milyar rakamına ulaşıldı. Her iki meslek birliğinin toplam 27 bin 327 üyesi var. Bunu böldüğümüzde belki çok dişe dokunur bir şey çıkmayacaktır ancak 5 yıl önceki yerimiz itibarıyla baktığımızda da epey mesafe katetmiş görünüyoruz" ifadelerini kullandı. MSG Başkanı Ferhat Göçer de, "Beş ana mecramız var aslında bütün mücadelemizi verdiğimiz. Bu beş mecra; başta UMK’lar, yani bildiğiniz aslında restoranlardan tutun da taksilere, otobüslere kadar, berberler, güzellik salonları, restoranlar, kafelere kadar. Türkiye’de yaklaşık 500 bine yakın mekandan bahsediyoruz. Bunlar içinde otobüsleri, taksileri saymıyorum. 500 bin UMK dediğimiz mecra var" dedi.