SPOR - 23 Kasım 2025 Pazar 16:33

Kayserili sporculardan madalya yağmuru

A
A
A
Kayserili sporculardan madalya yağmuru

Para Yüzme ve Deaf Yüzme Milli Takım Seçmeleri Sivas’ta yapıldı. Yarışmalarda Kayserili sporcular önemli başarılara imza atarken, aldıkları dereceler ile milli takımın da kapısını araladı.


Para Yüzme ve Deaf Yüzme Milli Takım Seçmeleri 18 ilden 43 kulüp ve 100 sporcunun katılımıyla Sivas Olimpik Yüzme Havuzu’nda gerçekleştirildi. Paralimpik Yüzme Türkiye Şampiyonası’nda Kayseri Gençlik ve Spor Kulübü sporcusu İrem Serra Kırtik, gösterdiği performansla büyük ses getirdi. Sivas’ta düzenlenen organizasyonda adeta madalya koleksiyonu yapan Kırtik, 1500 metre serbestte Türkiye Şampiyonu olarak altın madalyanın sahibi oldu. Bununla yetinmeyen başarılı sporcu, 400 metre serbestte ikincilik, 100 metre kelebekte ise üçüncülük elde etti. Ayrıca 200 metre karışık, 100 metre serbest, 50 metre serbest ve 100 metre sırt yarışlarında da üst sıralarda yer alarak toplamda yedi farklı derecede Türkiye genelinde başarı kazandı. 200 metre serbest yarışında mücadele eden Kayseri Gençlik ve Spor Kulübü sporcusu Medine Ocak ise birinci olarak altın madalyanın sahibi oldu. Bir diğer Kayserili sporcu Melisa Şahin ise azmi ve disipliniyle dikkat çekti. Şahin, 1500 metre serbest kategorisinde üstün bir performans sergileyerek Türkiye üçüncülüğü elde etti ve bronz madalya kazandı.


Ayrıca 400 metre serbestte Türkiye 5.’si, 100 metre serbestte ise Türkiye 8.’si olarak şampiyonayı üç farklı derecede tamamladı.



Kayserili sporculardan madalya yağmuru

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Kokoreççideki cinayet anı kamerada, polis zanlıları 3 saat geçmeden yakaladı Balıkesir’in Edremit ilçesinde meydana gelen silahlı saldırıda 1 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi ağır yaralandı. Motosikletli şahsın saldırı anları ise güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Edremit İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri katil zanlısını ve beraberindekileri 3 saat gibi kısa bir sürede tespit edip gözaltına aldı. Edinilen bilgiye göre, Hamidiye Mahallesi Akçay Caddesi üzerinde bir iş yerinde meydana gelen olayda, motosikletle gelen kasklı iki şahısta biri, iş yerine tabanca ile ateş açtı. Açılan ateş sonucu iş yeri içerisinde bulunan Y.T. boyun bölgesinden yaralanırken, Y.D. kafa bölgesinden yaralandı. İş yerinde bulunan Ebubekir Turanlı (33) ise kafasından aldığı yarayla olay yerinde hayatını kaybetti. Edremit İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince olay yerinde yapılan incelemelerde 13 adet boş kovan ele geçirilirken, saldırıyı gerçekleştiren şüphelilerin olay sonrası Akçay istikametine kaçtıkları tespit edildi. Yapılan çok yönlü çalışmalar sonucunda olaya karışan motosikletin plakası belirlendi. Plakadan yola çıkan ekiplerce yapılan teknik takip sonucu Avcılar Mahallesi düzenlenen operasyonda, saldırıyı gerçekleştirdiği belirlenen R A yakalandı. Operasyonda ayrıca F.E. ve E.B. de gözaltına alındı. Olay sırasında motosikleti kullandığı tespit edilen B.Ç.’ nin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü öğrenildi. Operasyon kapsamında 3 adet tabanca, 1 adet çelik yelek, 40 adet uyuşturucu hap, olayda kullanılan motosiklet ve kask ele geçirildi. Şüpheli R.A.’ nın ilk ifadesinde, kız kardeşine küfür edildiği iddiasıyla olayı gerçekleştirdiğini itiraf ettiği öğrenildi. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi. Silahlı saldırı anları ise güvenlik kamerası tarafından saniye saniye görüntülendi. Güvenlik kamerasında olay yerine motosiklet ile gelen iki kişinin mekana saldırdığı anlar görüntülendi.
Ankara Türk Eğitim-Sen Başkanı Geylan: "Üniversitelerde üç dönem uygulamasına geçilmeden önce kapsamlı bir gereklilik yapılmasını zorunlu görüyoruz" Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, "Üniversitelerde üç dönem uygulamasına geçilmeden önce kapsamlı bir gereklilik yapılmasını zorunlu görüyoruz" dedi. Türk Eğitim-Sen Başkanı Talip Geylan, yükseköğretimde lisans eğitiminin üç dönem esasına göre yeniden yapılandırılabileceği, başarılı ve isteyen öğrencilerin lisans eğitimini üç yılda tamamlamasına imkân tanınacağı yönündeki haberlere ilişkin açıklamalarda bulundu. Bu noktada önemli olan hususun eğitimde nicelik değil, nitelik olduğunu belirten Geylan, "Türk Eğitim-Sen olarak altını önemle çiziyoruz: Eğitimde nicelik (süre) değil, nitelik (etkililik) esastır. Bu denli köklü bir sistem değişikliği; pedagojik, akademik, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla kapsamlı bir gereklilik ve etki analizi yapılmadan hayata geçirilemez" dedi. Amerika-Avrupa Yükseköğretim Alanı’nda lisans programlarının çoğunlukla 180-240 AKTS-3-4 yıl aralığında yapılandığı, Avrupa Kredi Transfer Sisteminde 60 AKTS’nin bir akademik yıla karşılık geldiğini dile getiren Geylan, ancak bu durumun, Türkiye’deki tüm üniversiteler ve her program için ‘üç döneme geçiş’ gibi köklü bir değişimin gerekli olduğu anlamına gelmeyeceğini kaydetti. Bu ölçekte bir düzenlemenin pedagojik, akademik, sosyal ve iktisadi sonuçları olan sistem değişikliği olduğunu söyleyen Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Üç dönem modeli hangi somut probleme çözüm getirmektedir? Hangi programlarda, hangi veriler ışığında ihtiyaç doğmuştur? Mezun niteliği, ders yükü, ölçme-değerlendirme kalitesi, staj ve uygulama süreleri, öğrenci refahı ve akademik üretkenlik açısından beklenen kazanımlar nelerdir? Öğrenci, aile, üniversite, personel ve kamu açısından bir maliyet-fayda analizi yapılmış mıdır? Bu sorular yanıtlanmadan ve paydaşlarla tartışılmadan atılacak adımlar, kamuoyunda ve akademik dünyada haklı tereddütler oluşturmaktadır. Ayrıca kamuoyuna yansıyan model tartışmaları, yaz tatilinin üçüncü döneme dönüştürülmesi ve eğitim-öğretim takviminin sıkışması ekseninde yoğunlaşmaktadır." Türkiye’de birçok lisans programının 240 AKTS ile tamamlandığını söyleyen Geylan, teknik olarak AKTS’nin; öğrenci iş yüküne dayalı bir planlama olduğunu ve disiplinli, başarılı öğrenciler için hızlandırılmış mezuniyete zaten imkân tanıdığını kaydetti. Geylan asıl sorunun, sistemin kendisinden çok uygulamadaki kısıtlar olduğunu ifade ederek, "Önerimiz açıktır; üç döneme geçmeden, mevcut iki dönem sistemi korunarak; dönemlik alınabilecek AKTS/kredi üst sınırı, tüm öğrenciler ya da belirli başarı ölçütlerini sağlayan öğrenciler için yüzde 25-yüzde 30 oranında artırılmalıdır. Böylece isteyen ve yeterliliği olan öğrenciler, akademik takvimi kökten değiştirmeden üç yılda mezun olabilir" şekline konuştu. "‘Koşullu artırma’ senaryoları ve esnek kayıt modülleri güncellenmelidir" Birçok üniversitede öğrencilerin ders alma kapasitesini fiilen belirleyen unsurun yalnızca akademik kurul kararları olmadığına dikkat çeken Geylan, Öğrenci İşleri Bilgi Sistemi (ÖİBS) yazılımlarındaki kısıtlar, entegrasyon sorunları ve ders kayıt süreçlerindeki yapısal darboğazların da belirleyici rol oynadığını ifade etti. Geylan, "ÖİBS yazılımlarında yer alan kredi-AKTS tavanı tanımları, ‘koşullu artırma’ senaryoları ve esnek kayıt modülleri güncellenmelidir. Ders çakışması, kontenjan yönetimi, şube planlaması ve danışman onayı süreçleri ise veriye dayalı ve sorunsuz biçimde işletilecek şekilde iyileştirilmelidir. Ayrıca ‘hızlandırılmış mezuniyet’ seçeneği, pilot uygulamalar ve program bazlı düzenlemeler yoluyla kontrollü biçimde yaygınlaştırılmalıdır" dedi. "Üç dönem modeli; öğrenci yaşamı, staj ve çalışma hayatı açısından risklidir" Türkiye’de öğrencilerin önemli bir bölümünün yaz aylarında çalıştığına, staj yaptığına, saha uygulamalarına katıldığına, yurt içi ve yurt dışı hareketlilik programlarıyla deneyim kazandığına, gönüllülük faaliyetleri yürüttüğüne dikkat çeken Genel Başkan Talip Geylan, "Üç dönem; bu alanları daraltma, öğrencinin iş-staj-seyahat-dil-mesleki gelişim dengesini bozma ve dolayısıyla mezuniyet sonrası çalışma hayatına hazırlığı zayıflatma riski taşır. Üç dönem düzenlemesinin yalnızca ders haftaları değil, ölçme-değerlendirme döngüsü, bütünleme süreçleri, ders planlama, danışmanlık, kayıt-intibak-mezuniyet işlemleri gibi çok katmanlı iş yükünü de yıl içine yayar" ifadelerine yer verdi. Geylan, bu durumun, öğretim elemanlarının araştırma-geliştirme, proje, yayın ve laboratuvar-saha çalışmalarına ayırdığı zamanı daraltabileceğine; idari personelde ise dönemsel yoğunlukları kalıcı yoğunluğa dönüştürerek tükenmişlik riskini yükseltebileceğine dikkat çekti. Geylan, yükseköğretimin, ticari bir hizmet sektörü gibi ele alınamayacağını söyleyerek, "Yükseköğretim, ticari mantıkla yılın 12 ayı işletilen bir hizmet sektörüne indirgenemez. Kampüslerdeki işletmelerin gelirleri veya bazı programlarda azalan öğrenci sayıları üzerinden daha uzun süre kampüste tutma gibi bir algı oluşması düzenlemenin toplumsal meşruiyetini zedeler. Bu nedenle karar süreçleri azami şeffaflıkla yürütülmelidir" ifadelerini kullandı. "Üniversitelerde üç dönem uygulamasına geçilmeden önce kapsamlı bir gereklilik yapılmasını zorunlu görüyoruz" Geylan, sözlerini "Türk Eğitim-Sen olarak; üniversitelerde üç dönem uygulamasına geçilmeden önce kapsamlı bir gereklilik ve etki analizi yapılmasını, paydaş görüşlerinin alınmasını zorunlu görüyoruz. Yükseköğretimde alınacak her karar; yalnızca ‘süre’ odaklı değil, nitelik, etkililik, öğrenci refahı, akademik üretkenlik ve toplumsal fayda ekseninde bütüncül olarak değerlendirilmelidir. Sürecin tüm paydaşlarıyla istişare edilmeden, getirisi ve götürüsü hesaplanmadan, pilot uygulamalarla test edilip sonuçları analiz edilmeden hiçbir düzenleme plansız biçimde hayata geçirilmemelidir" şeklinde tamamladı.
Manisa Manisa TSO’dan Rusya’ya ihracat hamlesi Manisa Ticaret ve Sanayi Odası (Manisa TSO), Manisa’dan Rusya’ya yönelik ihracatın geliştirilmesi amacıyla "Rusya Pazarında Ticari Fırsatlar Bilgilendirme Toplantısı" düzenledi. Toplantı, Manisalı iş insanlarını Rusya pazarıyla bir araya getirdi. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Manisa TSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz, Türkiye ile Rusya Federasyonu arasındaki ilişkilerin köklü bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, özellikle soğuk savaşın sona ermesinin ardından iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin stratejik bir boyut kazandığını ifade etti. Yılmaz, ilişkilerin 2010 yılında kurulan Üst Düzey İşbirliği Konseyi ile kurumsallaştığını hatırlattı Rusya’nın Türkiye açısından en önemli dış ticaret ortaklarından biri olduğuna dikkat çeken Yılmaz, TÜİK verilerine göre 2025 yılı itibarıyla Türkiye’nin Rusya’dan yaklaşık 42 milyar dolarlık ithalat, Rusya’ya ise 7 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini söyledi. Manisa’nın Rusya’ya ihracatının ise yaklaşık 100 milyon dolar seviyesinde olduğunu belirten Yılmaz, bu rakamların artırılmasının mümkün olduğunu vurguladı. Enerji alanındaki iş birliğinin iki ülke ilişkilerinde önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Yılmaz, Akkuyu Nükleer Santrali ve TürkAkım projeleriyle bu alandaki iş birliğinin daha da ileri bir safhaya taşındığını dile getirdi. Turizmin de önemli bir iş birliği başlığı olduğuna değinen Yılmaz, 2025 yılında Türkiye’yi ziyaret eden Rus turist sayısının 7 milyona yaklaştığını kaydetti Manisa’nın sanayi, tarım ve ihracat potansiyeline de değinen Başkan Yılmaz, Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nin uluslararası yatırım yapılabilirlik sıralamalarında ilk sırada yer aldığını, ilin son iki yılda 5 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirdiğini ve Türkiye ihracat sıralamasında ilk 10 il arasında bulunduğunu söyledi. Tarımda ise Manisa’nın üzüm, zeytin, zeytinyağı, kanatlı hayvancılık ve birçok üründe Türkiye’de ilk sıralarda yer aldığını ifade etti. Manisa’nın tarım ürünleri ihracatının 1 milyar dolara yaklaştığını belirtti Toplantıya, Rusya Federasyonu Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Mümessili Aydar Gaşigullin, Rusya Federasyonu Ticaret Müşaviri Şamil Yanmurdin ve Rusya Federasyonu Ekonomi Bakanlığı Türkiye Temsilcisi Ruslan Bekuzarov katıldı. Heyet üyeleri tarafından Rusya pazarı, ikili ticaretin geliştirilmesi ve iş dünyasına sunulan fırsatlar hakkında sunumlar gerçekleştirildi. Program, katılımcıların sorularının yanıtlandığı soru-cevap bölümüyle sona erdi. Manisa TSO, üyelerinin uluslararası ticarette daha etkin rol alabilmesi amacıyla bilgilendirme ve iş geliştirme faaliyetlerine devam edeceğini bildirdi.
İstanbul Ocak’ta en çok hava yolu ile yurt dışı yolcu taşımacılığı pahalandı Ocak ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasıyla birlikte fiyatı en çok artan ve azalan ürünler belli oldu. Buna göre, geçen ay yüzde 57,08 fiyat artışı görülen hava yolu ile yurt dışı yolcu taşımacılığı en fazla pahalanan ürün olurken, en fazla ucuzlayan ise yüzde 7,64 azalışla kadın ve kız çocuk giysileri oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ocak ayı Tüketici Fiyat Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre, TÜFE’deki değişim 2026 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 4,84 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 4,84 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30,65 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 33,98 artış olarak gerçekleşti. Ocak ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasıyla söz konusu ayda fiyatı en çok artan ve azalan ürünler belli oldu. Ocak ayında en fazla fiyat artışı yüzde 57,08 ile hava yolu ile yurt dışı yolcu taşımacılığında yaşandı. En çok ucuzlayan ise yüzde 7,64 azalışla kadın ve kız çocuk giysileri ürünleri oldu. En fazla fiyat artışı yaşanan bazı ürünler; meyvesi yenen sebzeler, taze veya soğutulmuş (domates, biber, salatalık, kabak vb.) yüzde 51,58, yeşil baklagil sebzeleri, taze veya soğutulmuş yüzde 33,09, ayaktan tedavi edici ve rehabilite edici hizmetler yüzde 32,29, havale ücretleri yüzde 30,87 oldu. En çok ucuzlayan bazı ürünler; bebek giysileri (0-2 yaş) yüzde 6,28, erkek ayakkabıları yüzde 3,05, erkek ve erkek çocuk giysileri yüzde 3,01, bebek ve çocuk ayakkabıları yüzde 3,01 olarak gerçekleşti.