GÜNDEM - 14 Nisan 2026 Salı 16:40

KAYÜ Rektörü Karamustafa, ’Turizmde Kayseri Modeli’ üzerine değerlendirmeler yaptı

A
A
A
KAYÜ Rektörü Karamustafa, ’Turizmde Kayseri Modeli’ üzerine değerlendirmeler yaptı

Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa; ’15-22 Nisan Turizm Haftası’ münasebetiyle kaleme aldığı ’İnsanlığın Ortak Mirasından Geleceğin Vizyonuna: Turizmde Kayseri Modeli’ başlıklı yazısında Kayseri turizmi konusunda detaylı tespit ve değerlendirmelerde bulundu.


KAYÜ Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa’nın ’Turizmde Kayseri Modeli’ başlıklı yazısında yaptığı değerlendirmeler şu şekilde; "Turizm, insanlık tarihinin en kadim olgularından biri olarak, kökleri ’seyahat’ kavramına uzanan yaygın bir beşeri faaliyettir. Asırlar öncesine dayanan hac ziyaretleri, ilim yolculukları ve ticaret kervanlarından doğan bu hareketlilik, Sanayi Devrimi ile kitleselleşmiş; günümüzün dijital, post-pandemi ve deneyim ekonomisi çağında ise sürdürülebilirlik, kültürel derinlik ve yerel katılım ilkeleriyle yeniden şekillenmektedir. Kur’an-ı Kerim’de çokça hatırlatılan ’yeryüzünde gezin dolaşın’ ifadesinde yerini bulan turizm, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü’nün [UNWTO] da vurguladığı üzere, artık salt ekonomik bir sektör olmanın ötesinde, küresel barışa, kültürel sürekliliğe ve ekolojik dengeye katkı sağlayan stratejik bir araç haline gelmiştir. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen vizyoner politikalar, çok disiplinli ve çok boyutlu bir yapıya sahip olan turizm sektörünün gelişimine önemli katkılar sağlamış; bu süreçte Türkiye’nin genel ülke imajı ile turizm imajı köklü bir dönüşüm geçirmiştir. Bu gelişmelerin sonucunda Türkiye, günümüzde dünya turizminde önemli bir konuma ulaşmıştır. Bununla birlikte, Türkiye, sahip olduğu sektörel çeşitlilik, ekonomik derinlik ve sektörler arası entegrasyon sayesinde yalnızca turizme dayalı bir ekonomi değil, aynı zamanda dengeli ve dirençli bir ekonomik yapıya sahiptir. Turizm sektörünün doğası gereği jeopolitik gelişmeler, ekonomik dalgalanmalar, salgınlar ve çevresel faktörler gibi dış şoklara karşı yüksek duyarlılık gösteren kırılgan bir yapıya sahip olduğu dikkate alındığında, Türkiye’nin sektörel çeşitlilik ve sektörler arası entegrasyon sayesinde turizme aşırı bağımlı olmaması stratejik açıdan büyük önem taşımaktadır. Bu yaklaşım, turizmi yalnızca ekonomik kalkınmanın bir aracı olarak değil, aynı zamanda kültürel diplomasi ve yumuşak güç unsuru olarak konumlandırmakta; böylece sektörün muhtemel kırılganlıklara karşı daha dirençli hale gelmesine katkı sağlamaktadır. Deniz-kum-güneş paradigmasının ötesinde ’Turizm Yüzyılı’ vizyonuyla şekillenen, 12 aya yayılan, tematik ve sürdürülebilir turizm stratejisi, ulusal ölçekte derinlikli bir dönüşümü temsil etmektedir. Bölgesel ölçekte değerlendirildiğinde, İç Anadolu’nun jeokültürel çeşitliliği; Kapadokya’nın jeolojik oluşumlarından Erciyes’in volkanik yapısına uzanan geniş bir perspektifte Kayseri’yi, çevre illerle bütünleşmiş bir turizm ekosisteminin merkezi konumuna taşımaktadır. Söz konusu ekosistem, inanç turizminden kış ve doğa sporlarına, gastronomi turizminden arkeolojik mirasa kadar uzanan çok katmanlı bir deneyim alanı sunmakta; bu yönüyle, günümüz bilinçli gezginlerinin ’deneyimin bir parçası olma’ yönündeki beklentilerine güçlü bir karşılık vermektedir. Kayseri, Kültepe-Kaniş Karum’da ortaya çıkarılan yaklaşık 23 bin 500 çivi yazılı tabletle dünya ticaret tarihinin en erken ve en kapsamlı arşivlerinden birine ev sahipliği yapmaktadır. Bu arşivler, Asur tüccarlarının Anadolu’daki sosyo-ekonomik ağlarını aydınlatarak, günümüz küresel ekonomisinin tarihi kökenlerine ışık tutmaktadır. Selçuklu mimarisinin zarafetiyle bütünleşen Erciyes Dağı’nın görkemi, Soğanlı ve Koramaz vadilerinin jeolojik ve kültürel zenginlikleri Kayseri’yi bir ’açık hava müzesi’ olmanın ötesinde, yaşayan bir medeniyet laboratuvarına dönüştürmektedir. Bu meyanda Kayseri, günümüzde sanayi ve ticaret kimliğinin yanı sıra; kış sporları, gastronomi, inanç, doğa ve kültür turizmi gibi çok sayıda turizm türünü bütüncül biçimde barındıran güçlü bir destinasyon potansiyeline sahiptir. Bu potansiyeli tesadüfi olmaktan çıkarıp stratejik ve bilimsel bir zemine oturtan ’Kayseri Turizm Master Planı 2025-2030’, Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin himayesi ve öncülüğünde, Kayseri Valiliği’nin katkıları ve Kayseri Üniversitesi’nin güçlü ve öncü akademik desteği başta olmak üzere bölgedeki yükseköğretim kurumlarının akademik katkılarıyla Kapadokya Üniversitesi tarafından hazırlanmış 232 sayfalık, 11 bölümden oluşan kapsamlı bir yol haritasıdır. Kamu, üniversite ve sektör temsilcilerinin geniş katılımıyla şekillenen plan, ortak aklı yansıtmakta ve kentin turizm vizyonunu sürdürülebilir kalkınma ilkeleriyle uyumlu hale getirmektedir. Plan, deneyim tasarımı, dijitalleşme ve ekolojik koruma gibi küresel eğilimlerle uyumlu biçimde kurgulanmış olup, on vizyon proje aracılığıyla somut bir yapıya kavuşmaktadır. Marka360: Kayseri’nin turizmde bütüncül bir destinasyon markası olarak konumlandırılmasını amaçlayan; dijital, görsel ve deneyimsel unsurları entegre eden kapsamlı marka yönetim projesidir. MirasKayseri: Kültürel ve tarihî mirasın korunması, yeniden işlevlendirilmesi ve tematik rotalarla turizme kazandırılmasını hedefleyen miras odaklı geliştirme modelidir. Turizmi Benimsiyorum: Yerel halkta turizm bilinci oluşturmayı, hizmet kalitesini artırmayı ve toplumun turizmle bütünleşmesini sağlamayı amaçlayan sosyal farkındalık projesidir. DoğaKayseri: Doğa turizmi, kırsal turizm ve ekoturizm potansiyelini geliştirmeye yönelik; sürdürülebilir doğa deneyimleri ve tematik rotalar oluşturmayı hedeflemektedir. KayseriMed: Sağlık turizmi alanında Kayseri’nin altyapısını güçlendirerek uluslararası hasta çekmeyi ve sağlık turizmi markası oluşturmayı amaçlamaktadır. HerSporKayseri: Spor turizmini çeşitlendirerek (dağ, bisiklet, hava sporları vb.) Kayseri’yi çok branşlı bir spor destinasyonu haline getirmeyi hedeflemektedir. Erciyes 365: Erciyes’in yalnızca kış turizmiyle sınırlı kalmayıp yılın 12 ayı aktif kullanılan bir destinasyona dönüştürülmesini amaçlayan dört mevsim turizm projesidir. Turizm 5.0: Dijitalleşme, akıllı turizm uygulamaları ve veri temelli destinasyon yönetimi ile Kayseri’yi ’akıllı destinasyon’ haline getirmeyi hedeflemektedir. KAYFEST: Ulusal ve uluslararası ölçekte ses getirecek etkinlik ve festival organizasyonlarıyla şehrin marka değerini ve ziyaretçi çekiciliğini artırmayı amaçlamaktadır. GASTROKAYSERİ: Kayseri mutfağını deneyimsel hale getirerek gastronomi turizmini geliştirmeyi, coğrafi işaretli ürünleri öne çıkarmayı ve Kayseri’yi gastronomi destinasyonu olarak konumlandırmayı hedeflemektedir. Bu projeler, yalnızca fiziksel altyapı yatırımlarına odaklanmakla kalmayıp, aynı zamanda tarihi mirası koruyarak geleceği inşa etmeyi amaçlayan bütüncül bir zihinsel dönüşümü de hedeflemektedir. Plan, Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin resmî internet sitesinde, Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Daire Başkanlığı yayınları arasında erişilebilir olup; bilimsel verilere dayalı stratejik yaklaşımıyla ’Kayseri Modeli’ni somut ve uygulanabilir bir çerçeveye dönüştürmektedir. Turizm, nihayetinde bir şehrin ruhunu, tarihi hikâyesini ve kültürel değerlerini en sofistike biçimde dünyaya sunma sanatıdır. Kayseri Turizm Master Planı 2025-2030, bu sanatı akademik rasyonalite ile memleket sevdasının, yerel dinamizm ile küresel vizyonun sentezi üzerinden icra etmektedir. Bir turizm akademisyeni ve bu kadim şehrin bir mensubu olarak şunu vurgulamak isterim ki; plan, Kayseri’nin sadece bugünkü potansiyelini değil, gelecek nesillerin kültürel ve ekonomik refahını da bilimsel bir öngörüyle şekillendirmektedir. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde şekillenen ulusal turizm vizyonunun yerel yansımalarından biri olan bu stratejik yaklaşım, Kayseri’yi hem ulusal hem uluslararası ölçekte daha güçlü bir konuma taşımaktadır. Turizm Haftası’nı bu entelektüel ve stratejik vizyonun heyecanıyla karşılarken; akademinin rehberliği, yerel yönetimlerin kararlılığı ve halkımızın kadim misafirperverliğiyle Kayseri’nin dünya turizmindeki konumunun her geçen gün güçleneceğine dair inancımız tamdır. Tüm turizm paydaşlarımızın ve kıymetli hemşehrilerimin Turizm Haftasını en derin saygı ve kalbi duygularımla kutluyorum."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Doğurduğu bebeğini çöp konteynerine atan anne 19 yıl sonra hakim karşısında Kocaeli’de 2007 yılında bir bebeğin göbek bağı boğazına dolanmış halde çöp konteynerinde ölü bulunmasına ilişkin ilk kez hakim karşısına çıkan anne, "Katı bir cisim benden düştü, bebeğin kafasını görünce bayıldım. Ayıldığımda bebek kucağımdaydı ve kaskatıydı. Bebeğin ağladığını duymadım. İlk yardım amacıyla bebeğin sırtına vurdum. Bebeğin boğazındaki kordonu görmedim, hatırlamıyorum" dedi. 27 Mayıs 2007 tarihinde İzmit ilçesi Yahyakaptan Mahallesi’nde meydana gelen olayda, göbek bağı boğazına sarılı ölü bebek, çöp konteynerine atılmış vaziyette bulunmuştu. Faili meçhul olayların aydınlatılmasına yönelik yapılan çalışmalar kapsamında, bebeğin annesi Emine N.Ö. olduğu tespit edildi. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, 18 Kasım günü Sakarya’nın Sapanca ilçesinde düzenlediği operasyonla şüpheliyi yakaladı. Yakalanan şüpheli, İstanbul Adli Tıp Kurumu Müdürlüğü’nde yapılan DNA eşleştirme işlemleri sonrası adliyeye sevk edildi. Emine N.Ö., sevk edildiği adli mercilerce tutuklanarak cezaevine gönderildi. 18 yıl önce olay yerinde bulunan parmak izi delilinden yola çıkılarak şüphelinin kimliğinin tespit edildiği öğrenildi. "Hamile olduğumun farkında değildim" Kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yargılanan Emine N.Ö., Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez duruşmaya çıktı. Duruşmaya tutuklu sanığın yanı sıra avukatı Uğur Gökkoyun, kayyım olarak atanan avukat Ayşe Pınar Eren ve tanıklar katıldı. Savunması alınan Emine N.Ö., "Emniyetteki verdiğim ifadeyi tekrarlıyorum. O tarihlerde psikolojik olarak yaşadığım travmalar vardı. Bundan dolayı hamile olduğumun farkında değildim. Vücudumda herhangi değişiklik yoktu, karnım şişmemişti. Regl takvimim düzenliydi. Mide bulantısı da yaşamadım" diye konuştu. "Bebeğin ağladığını duymadım" Olay günü çok şiddetli karın ağrısı ile tuvalete gittiğini söyleyen Emine N.Ö., "Tuvaletteyken benden aşırı kan geldi, beni kan tutuyor. Bulanık hatırladığım durumlar oluştu. Ne olduğunu anlamadığım durumla karşılaştım. Katı bir cisim benden düştü, bebeğin kafasını görünce bayıldım. Ayıldığımda bebek kucağımdaydı ve kaskatıydı. Bebeğin ağladığını duymadım. İlk yardım amacıyla bebeğin sırtına vurdum. Bebek geldiğinde kordonun durumunu hatırlamıyorum. Bebekten ayrılışımız nasıl oldu hatırlamıyorum. O dönem psikolojik olarak bunalıma girmiştim, bunun için ilaç da kullanıyordum. Çok net hatırlamıyorum ama o sıra alkollü olabilirim. Bebeğin boğazındaki kordonu görmedim, hatırlamıyorum, tahliyemi talep ediyorum" şeklinde konuştu. "Bebeğin sırtına vurarak ilk yardımı yapıyorsa boğazına 3 tur dönmüş kordonu nasıl görmedi" Avukat Ayşe Pınar Eren ise, "Sanığın alay tarihinde 23 yaşında olması ve ilk cinsel birlikteliği olmaması, gebeliği hiç fark etmemesi gibi durumlar hayatın olağan akışına aykırıdır. Bebeğin ileri ayda doğumu, 3 kilo ağırlığında olması gibi veriler ileri derecede bir gebelik olduğu bellidir. ATK raporuna göre bebek sağ doğmuş, nefes alıyor haldedir, sonradan vefat etmiştir. Bebeğin boğazına kordon 3 tur dolanmıştır, bu tıbben çok düşük olasılıktır. Bebeğin sırtına vurarak ilk yardımı yapıyorsa boğazındaki 3 tur dönmüş kordonu görmemiş olması mümkün değildir, bunun anne tarafından yapıldığını düşünmekteyiz. Az da olsa kordonun sıyrılma durumun olmadığı belgelerle sabittir. Hamile bir kadının 9 ay boyunca adet görmemesi istisnai bir durumdur. Sanığın tutukluluk halinin devamını talep ediyoruz. Sanığın sağlık raporlarıyla ilgili dosyaya sunduğu bir evrak yoktur. Bu hususlar gözetilerek sanığın üst hadden cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Müvekkilimin yaptığı tek şey bebeği çöpe atmaktır, öldürmemiştir" Kadınların hamileyken regl görme olasılığı olduğunu ve bunun tıbben de kanıtlandığını söyleyen sanık müdafi Uğur Gökkoyun, "Bir bilimsel makaleye göre annenin gebeliğini bilmemesi olağandır. ’Doğum anında bayıldım, hiçbir şey hatırlamıyorum’ demesinin bilimsel açıklığı vardır ve müvekkilim doğruyu söylemektedir. Plasenta ve bebek kordonu bir olarak çıkmıştır, kesilmemiştir. Her 3 doğumdan bir tanesi kordon dolanması ile gerçekleşir. 2 defa dolanan da var. Bolu’da kordonu boynuna 7 defa dolanan bebek var, bu haberlere de konu olmuştur. Kordonun elle sıkıldığında dair delil yoktur, plasentanın kordonla çıkmasından dolayı bu sıkma olayı meydana gelmiştir. Kordon bağlanmasına dair ölümün olma ihtimalini kabul ediyoruz ancak korkunun müvekkilim tarafından sıkıldığını kabul etmiyoruz. Müvekkilimin suçsuz olduğunu ispat etmeye çalışıyorum. Müvekkilim 23 yaşında toplumun tasvip etmeyeceği hayat yaşamış olabilir ama bunu cezalandırmak için ’Bebeğini öldürdün’ diyemeyiz. Bunu diyebilmemiz için bunu ispat etmemiz gerekiyor. Müvekkilimin yaptığı tek şey bebeği çöpe atmaktır. Bebeğin bulunması için bunu yapmıştır, ondan kurtulmak için değil. Bebeği kartonun içine plasentası ile bırakmış. Hiçbir delile de dokunmamıştır. Müvekkilimin tahliye edilmesini talep ediyorum" dedi. "Midesi bulandığını, aşerdiğini hiç görmedim" Tanık olarak dinlenen komşu Canan T., "Olay tarihinde hamileliğe ilişkin sanığın karnında şişlik görmedim. Hamile olduğunu bilmiyordum" diye konuştu. Sanığın halası Emine Ö., "Biz yeğenim ile 2000 yılından beri beraber yaşıyorduk. Babasını kaybettikten sonra dolabında içki gördüm. İçiyordu sanırım. Çekmecesinde ilaçlar vardı ama ne ilacı olduğunu bilmiyorum. Midesi bulandığını, aşerdiğini hiç görmedim. Adet olurdu, vücudunda bir değişiklik olmadı. Hep zayıftı. Hep aynı kilodaydı. Evin tuvaletinde kan hiç görmedim" şeklinde konuştu. Tutukluluk devam Mahkeme heyeti, sanığın 2007 yılına ilişkin olarak psikolojik ile kadın hastalıklarına ilişkin tedavi ve ilaç kullanım kayıtlarının istenilmesine talep etti. Ayrıca ara karar ikmalinden sonra sanığın akıl sağlığı yönünden değerlendirilmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesine, sanığın tutukluluk halinin devamı ile duruşmanın ertelenmesine karar verdi.