SAĞLIK - 22 Eylül 2025 Pazartesi 16:14

Kemik iliği nakli için 1 tüp kan bağışı yeterli

A
A
A
Kemik iliği nakli için 1 tüp kan bağışı yeterli

Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Dr. Fatma Türkan Polat; kemik iliği vermenin vericiye hiçbir zararı olmadığını söyleyerek, "Bir insan kemik iliği bağışçısı olmaya karar verdiği veya uygun görüldüğü zaman sadece 1 tüp bağışlaması yeterlidir" dedi.


Kayseri Şehir Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Dr. Fatma Türkan Polat; kemik iliği nakliyle ilgili bilgiler verdi. Polat, "Kemik iliği nakli lösemi ve lenfoma gibi kanser türlerinde, bağışıklık yetmezliklerinde ve metabolik hastalıklarda ilaçla çözüm bulunamayan hastalarda hastalığı kesin iyileştirmek için başvurula bir yöntemdir. Kemik iliği nakli yapılabilmesi için önce nakil kararı verilmelidir. Bu merkezden Kayseri’de de bulunmaktadır. Merkezlerde kemik iliği nakline karar verilen hastalarda ilk önce hastanın kemik iliği nakli yapılabilmesi için hasta hazırlanır. Kemoterapi dediğimiz yüksek doz ilaçlarla ilk önce kendi kemik iliği ortadan kaldırılır. Uygun donörden alınan sağlam kemik iliği de hastaya nakledilir ve orada yeşermesi sağlanır. Hastada yeşerdikten sonra sağlam kemik iliğinin ürettiği kanla ve sağlam bağışıklık sistemiyle hayatına devam eder. Bu arada geçen süre hastalığın çeşidine bağlı olarak hazırlık süresi, hazırlık sonrası süresi aylar süren ve sabır gerektiren yorucu bir süreçtir. Hazırlıktan sonrada yakın kontroller ve çeşitli ilaçlar ile tedavi edilir. Bu aklımıza gelen bir ameliyat gibi değil, kan nakli süreci gibi düşünebiliriz" dedi.



"Bir insan kemik iliği bağışçısı olmaya karar verdiği veya uygun görüldüğü zaman sadece 1 tüp bağışlaması yeterlidir"


Polat, "Bu süre verici için zor bir süreç değildir. Bizim hastalarımızın ve yakınlarının aklına gelen budur. Zorluğundan ziyade kemik iliği bağışlama süreci vericiye bir zarar verir mi diye insanların aklına gelebilir. Servisimizde yatarak takip edilen, kemik iliği nakli olan ve kardeşlerinden nakil yapılacak olan hastalarda bile anne ve babanın aklına ’diğer çocuğuma zarar verebilir mi?’ diye sorular gelebilir. Bir insan kemik iliği bağışçısı olmaya karar verdiği veya uygun görüldüğü zaman sadece 1 tüp bağışlaması yeterlidir. Bir tüp kan bağışladığı zaman eğer uygun bir hasta bulunursa ona tekrar bağış yapıp yapmayacağı sorulur. Karar verildiyse ondan sonraki süreç kırmızı kan bağışlama sürecinden farklı değildir. Diyaliz cihazı gibi aferez cihazında kök hücreleri toplanıp alıcıya nakledilebilir. Bunun başka yöntemleri de vardır. Ameliyat hanede kök hücre toplama gibi. Bu işlemlerde yapılmadan önce hangi işlemin yapılması gerektiği vericiye sorulur. Bu işlemin vericiye herhangi bir zararı şimdiye kadar tespit edilmemiştir. Kemik iliği toplanma sürecinin vericiye herhangi bir zararı yoktur" diye konuştu.



Kemik iliği nakli için 1 tüp kan bağışı yeterli

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Eşinin dayısını bıçaklayarak öldüren sanık: "Demir sopayla saldırdı, korkutmak için bıçağı savurdum" Zonguldak’ta aralarında çıkan tartışma sonucu eşinin dayısını bıçaklayarak öldüren sanığın yargılanmasına başlandı. Sanık, maktulün demir sopayla kendisine saldırdığını iddia ederek, "Öldürme kastım yoktu. Bıçağı görür de kaçar diye düşündüm" dedi. Olay, 19 Aralık 2025 tarihinde akşam saatlerinde Zonguldak Valiliği önünde meydana geldi. Serkan Akdal (44) ile yeğeninin eşi olan Murat D. (44) arasında çıkan tartışma kavgaya dönüştü. Olayda Murat D.’nin bıçak darbeleriyle ağır yaralanan Serkan Akdal, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Olay sonrası kaçan ve kısa sürede yakalanan şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanık Murat D., maktul Serkan Akdal’ın annesi Şirvan Akdal, olay anında maktulün yanında bulunan yaşı küçük yeğenleri B.A. (14) ile SEGBİS ile katılan Y.T.’nin (14) yanı sıra tanıklar ve taraf avukatları katıldı. Mahkemedeki savunmasında cinayeti kasten işlemediğini ve maktulün kendisine hakaretler ettiğini savunan sanık Murat D., "Olaydan 1 ay önce beraber sohbet etme amaçlı oturduk. Alkolün etkisiyle bana küfür etti. Eşime sesli mesajlar attı. Eşimin kendisinin öz yeğeni olduğunu, küfür etmemesi gerektiğini söyledim. Aradan 20-25 gün geçti olay günü kendisini gördüm. Bana yine küfürler etmeye başladı. ’Seninle görüşeceğiz oğlum’ diyerek bana sataştı. Oradan ayrıldım. Az ileride arkadaşımla karşılaştık, sahil kısmına gelerek alkol aldık. Telefonumda Serkan’ın çağrısını gördüm. Telefonuna geri döndüm, ’Sorun ne?’ dedim, yine küfür etti. Kendi öz yeğenine mi küfür ediyorsun dedim. Amacım eşimin kendisinin yeğeni olduğunu hatırlatırsam belki küfür etmeyi bırakırdı. Ancak küfürler etmeye devam etti" dedi. "Demir sopayla vurdu, rastgele savurdum" Telefon görüşmesinin ardından maktulün yanına geldiğini belirten Murat D., "Bana ’Bekle seni öldürmeye geliyorum’ dedi. Sahilden ayrılıp tam rampayı çıkarken tekrar arandım. Beni aradığında ’geldim oğlum seni öldürmeye geliyorum’ dedi. Endişe duydum. Cebimdeki bıçağı çıkardım. Bıçağı görünce korkar kaçar diye düşündüm. Kafamı bir kaldırdım. Aramızda 2-3 metre mesafe vardı. Kendisine ’Serkan gelme’ bağırarak diye ellerimi kaldırdım. Demir sopayla bana saldırdı. Sağ omuzuma demir sopayla vurdu. O refleksle ban uzaklaşması için bıçağı rastgele savurdum. Öldürme kastım yoktu. Son ana kadar canımı kurtarmak için müdahalede bulundum. Hamle yaptım. Aksi bir kastım olsaydı eylemime devam ederdim. Maktulün fazla yara almadığını düşündüğüm için için taksiye binerek eve gitmek istedim.Eşime kapıda merdivende olanları anlattım. Polise teslim olacağımı söyledim. O sıra kendimden geçmişim" şeklinde konuştu. "Geçmişte yaşadıklarımın üzüntüsünü yaşarken bu olay bana kambur oldu" Olayda kullandığı bıçağın akıbetini bilmediğini, olayın şokuyla kendini kaybettiğini söyleyen Murat D., "Daha sonra Fener’de kafayı dağıtıp amacım karakola gitmekti. Bıçağı ne yaptım bilmiyorum. Epilepsi hastasıyım. Polis arabalarını gördüm. Beni aradıklarını düşündüm. Polislerin yanına gidip orada onlara olayı anlattım. Ben geçmişte yaşadıklarımın pişmanlığını üzüntüsünü yaşarken bu olay bana kambur oldu. Serkan’ın ailesinin acılarını paylaşıyorum. Öldürme niyetim de yoktu. Bıçağı görürde cayar gider diye düşündüm. Olaydan büyük üzüntü duyuyorum" dedi. Telefondaki kişiye "Benim keyfimi bozma" demiş Serkan Akdal’ın annesi Şirvan Akdal ise sanıktan şikayetçi olduğunu söyleyerek "Olay günü ise oğlumu telefonla aradım. Oğlum da yeğenleriyle kavurma yediğini yarım saat sonra eve geleceklerini söyledi. Ancak eve gelmedi. Saat 21.00 sıralarında da aralarında olay olduğunu öğrendim. Hastanede oğlumun ölüm haberini aldım. Şikayetçiyim" dedi. SEGBİS ile duruşmaya katılan Y.T. ise dayısı Serkan Akdal ile yemek yedikleri sırada telefonunun çaldığını ve dayısının telefonun ucundaki kişiye "Benim keyfimi bozma, sen kimi öldürüyorsun" diye tepki gösterdiğini anlattı. Y.T., "Dayım ’Kendinizi savunun. Bana bir şey olmadan kimseye bir şey yapmayın’ dedi. Murat ile karşılaştılar. Bıçağı görünce dayım üstüne gitti. Dayım bıçaklanınca karşı kaldırıma geçti. Ardından Murat D., diğer kuzenim olan B.A.’ya bıçak salladı. Sonra bıraktık dayıma koştuk. Sanıktan şikayetçiyim" diye konuştu. Duruşmada diğer tanık Selim N.’nin yanı sıra Murat D.’nin eşi Zehra D. ve Serkan Akdal’ın yaşı küçük oğlu S.A. (16) da ifade verdi. Duruşmada ses kayıtları dinlendi. Olaya ilişkin kamera görüntüleri izlendi. KGYS kameralarına yansıyan görüntülerde Murat D.’nin önden yürüdüğü, arkadaşı Selim N.’nin ise arkasından ilerlediği; sanığın bir süre sonra durarak bıçağını düzelttiği görüldü. Serkan Akdal’ın üstüne gittiği Murat D.’nin bıçağı havaya kaldırdığı görüntülere yansıdı. Murat D.’nın demir sopa ile omzuna darbe aldığı, yaşanan boğuşma esnasında Akdal’ın bıçaklandığı kamera görüntülerinde yer aldı. Mahkeme başkanı sanığın tutukluluk halinin devamına karar verirken Cumhuriyet Savcısı’nın mütalaasını hazırlaması için duruşma ileri bir tarihe ertelendi.