GÜNDEM - 14 Ekim 2025 Salı 12:45

Kentsel Dönüşüm Başkanı Alp: "İstanbul’un 39 ilçesinde dönüşüm projelerimiz devam ediyor"

A
A
A
Kentsel Dönüşüm Başkanı Alp: "İstanbul’un 39 ilçesinde dönüşüm projelerimiz devam ediyor"

Kayseri büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen ’Her Yönüyle Kentsel Dönüşüm Zirvesi’nde konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Başkanı Hakkı Alp; İstanbul’un 39 ilçesinde dönüşüm projelerinin devam ettiğini söyledi.


Kadir Has Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan zirvenin açılışında konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Başkanı Hakkı Alp; Kahramanmaraş Depremleri’nin ardından başlatılan ve yapımı devam eden 452 bin bağımsız birimin 304 bininin depremzedelere teslim edildiğini söyledi. Bakanlık olarak yaraları sarmak için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini ifade eden Alp; "Kentsel Dönüşüm Başkanlığı olarak ülkemizin 81 ilinde kentsel dönüşüm projelerini, belediyelerle paydaş olarak birlik yürütmeye gayret ediyoruz. Asrın felaketinde etkilenen 11 ilimizde depremin olduğu günden bu güne kadar toplam yapımı devam eden 452 bin bağımsız birimin geçtiğimiz ay 304 bini teslim edildi. 304 bağımsız birimin depremzede vatandaşlarımıza teslimi gerçekleştirildi. Allah izin verirse yıl sonuna 452 bin bağımsız birimin tamamı afetzede vatandaşlarımıza teslim edilecek. Asrın felaketinde hem madden hem manen yaraları sarmakla ilgili bakanlık olarak elimizden gelen gayreti sarf ettik" dedi.



81 ilde dönüşüm projeleri devam ediyor


Başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin 81 ilinde dönüşüm projelerinin devam ettiğini de sözlerine ekleyen Hakkı Alp; "Bununla birlikte de yine afetlere karşı önlem almak maksadıyla 81 ilimizin tamamında özellikle gözbebeğimiz İstanbul’da olabilecek afetle ilgili 39 ilçesinde dönüşüm projelerimiz devam ediyor. Kayseri köklü ve kadim şehir, bununla birlikte bir sanayi şehri. Kentsel dönüşüm projelerinin hem büyükşehir hem ilçe belediyelerimizce hayata geçtiğimi ve geçmeye devam ettiğini görüyoruz. Bu bizim için sevindirici. Cumhurbaşkanlığı olarak belediyelerimizin yanındayız, elimizden gelen ne varsa, ortak işbirliği içerisinde gayret etmekteyiz. Çünkü bizim afetlerden önce yapmamız gereken şey dönüşümdür. Elimizden geldiğince bunu sahada, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliklerini korumakla ilgili gayretlerimize devam ediyoruz" şeklinde konuştu.


Kayseri Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Hasan Köksal İstanbul depreminin yaklaştığını söyleyerek afet bilincinin her kesime yayılması gerektiğini vurguladı. Köksal; "Bilim insanlarının, mühendislik çevrelerinin ve akademik dünyanın yıllardır altını çizdiği üzere, İstanbul Depremi yaklaşmaktadır. Bu sadece bölgesel bir risk değil; ülkemizin tamamını ilgilendiren bir milli güvenlik meselesidir. Biz iş dünyası temsilcileri olarak bu konuya iki ana başlıkta yaklaşıyoruz; birincisi; depremden önce alınacak tedbirlerdir. Yapı kalitesinin artırılması, mevcut binaların güçlendirilmesi, afet yönetimi bilincinin toplumun her kesimine yayılması büyük önem taşımaktadır. İkincisi ise; ülkemizin stratejik yatırımlarının İstanbul ve Marmara Bölgesi’nde toplanması büyük bir depremin sadece can kayıplarına değil, ekonomik sistemin de ciddi zararlar görmesine yol açacaktır. Bu nedenle, Türkiye’nin üretim, lojistik ve sanayi gücünün alternatif bir alana yayılması artık bir zorunluluk hâline gelmiştir" dedi.


6 Şubat Kahramanmaraş depreminde Kayseri’nin test edildiğini belirten Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ise; "Sihirli iki kelime; kentsel dönüşüm. Herkesin kulağına hoş geliyor ancak o kadar kolay olmadığını da işin içine girince görüyorsunuz. Kayseri’mizde de bir dönüşüm yerel yönetimimizle başladı, 1994’lü yıllardan beri sürmektedir. Hakikaten kaçak yapılara izin vermeyen, tapu çalışmalarıyla insanları rahatlatan ve yapmış olduğu projelerle önderlik yapan bir anlayış içinde yerel yönetim uygulamaları başladı. 11 ilde olan ve Kayseri’nin de büyük oranda etkilendiği deprem döneminde adeta biz test edildik şehir olarak. Dolayısıyla Allah’a şükürler olsun ödün vermeyen bir anlayış içerisinde yapmış olduğumuz uygulamaların haklı sonucunu hep beraber gördük. Ciddi manada bir yıkım olmadı" ifadelerini kullandı.


Zirvede konuşan Kayseri Valisi Gökmen Çiçek de, seferberlik ruhu içerisinde kentsel dönüşüm çalışmalarına devam edilmesi gerektiğinin altını çizerek; "6 Şubat depreminin acısı hala yüreğimizde. En güvenli sandığımız, en sıcak yuvamızda, sığınağımızda, mutluluk limanımızda ölüm bizi bulmuştu. En güvenli sandığımız yerler, bazen en kırılgan ve bizim bütün her şeyimizin bir fotoğraf karesinde kalmasına yol açan yerler olabiliyor. Ben Kocaeli depremini de yaşayan birisiyim; Kayseri öyle bir sallandı ki Kocaeli depreminde böyle bir korku yaşamamıştım. İnanılmazdı. Dışarı çıktığımızda şehrimizde can kaybının olmaması; aslında geçmiş dönemden itibaren belediyelerimizin kentsel dönüşümü başlatmış olmalarından kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Çünkü uzun zamandır Kayseri’de kentsel dönüşüm mücadelesi verildiğini görüyorum. Tabi ki bırakmamalıyız, artırarak devam etmeliyiz. Bir savaşa hazırlanır gibi, seferberlik ruhu içerisinde mücadeleyi devam ettirmeliyiz" diye konuştu.



Kentsel Dönüşüm Başkanı Alp: "İstanbul’un 39 ilçesinde dönüşüm projelerimiz devam ediyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Faytonculuk zanaatı usta yetişmemesi nedeniyle yok oluyor Türkiye’de bir dönemin en gözde ulaşım aracı faytonlar usta yetişmemesi nedeniyle yok olma tehlikesi yaşıyor. Bu tarihi zanaatı ülke genelinde çok az usta sürdürüyor. Fayton üretimi halk arasında basit bir marangozluk işi olarak biliniyor. Oysa bu üretim yüksek bir mühendislik bilgisi barındırıyor. Günümüz araç teknolojisinin temellerini atan teknik detaylar bu zanaatı benzersiz kılıyor. Gövdede darbe emici dişbudak ağacı kullanılıyor. Tekerlek parmaklarında yüksek dirence sahip gürgen tercih ediliyor. Bu sayede doğal bir süspansiyon sağlanıyor. Tekerleklerin dışa eğimli yapısına kamber açısı deniyor. Bu yapı yükü aksın en güçlü noktasına aktarıyor. Sistem viraj güvenliğini artırıyor. Elde dövülen çelik makaslar yol sarsıntısını en aza indiriyor. Su geçirmeyen özel deri mekanizmalar bugünkü açılır tavanların atası kabul ediliyor. Türkiye’de bu sanatı sürdüren son ustalar hayata tutunmaya çalışıyor. İzmir, Akhisar ve Büyükada’daki son atölyeler kapanma riski taşıyor. Bunun temel nedeni çırak yetişmemesi olarak gösteriliyor. Ustalar bu zanaatın sadece araba üretmek olmadığını vurguluyor. Ahşabın, demirin ve derinin binlerce yıllık uyumunun yaşatıldığı belirtiliyor. Baba mesleğini yaşatıyor At arabacılığı ve atçılığın kendisine babasından miras kalan bir meslek olduğunu belirten Cem Kara Osman, "Babam nakliyecilik, kum taşımacılığı ve bahçelerde çit sürme gibi işlerle meşgul oluyordu. Çocukluğumuzdan bu yana evimizde at ve at arabası hiçbir zaman eksik olmadı. Daha sonra edindiğim mesleki tecrübeler ve kişisel merakım neticesinde faytonların özel üretimi ve tamiriyle bizzat ilgilenmeye başladım. Bazen hayvanseverlerin tepkisiyle karşılaşıyoruz. Bu durum bilgi eksikliğinden ve hayvanlara eziyet edildiğini düşünmelerinden kaynaklanan ön yargılı bir yaklaşımdır. Biz atları tamamen doğalarına ve kullanım amaçlarına uygun bir şekilde değerlendiriyoruz. Günümüzde bu araçları yalnızca sünnet törenleri, reklam çekimleri ve özel amaçlı düğünler gibi kısıtlı alanlarda kullanabiliyoruz. Halbuki bu araçlar kültürümüzün ayrılmaz bir parçasıdır. Yaklaşık on beş yıldır Antalya’nın belirli turizm bölgelerinde turist kafilelerine hizmet veriyorum. Yurt dışından gelen misafirlerin özel etkinliklerinde ve düğün organizasyonlarında yer alıyorum. Organizasyonlar önceden planlandığı için işleyişte aksaklık yaşamıyoruz. Doğada iki atın koşarken çıkardığı nal seslerinin dinlendirici bir etkisi vardır. Bu deneyim adeta bir terapi niteliği taşıyor. Nal sesleri insanı stresten uzaklaştırarak eşsiz bir ruhsal rahatlama sağlıyor" dedi. Usta eksikliği üretimi bitirdi Mesleğin geleceğindeki tehlikeye dikkat çeken Osman, "Fayton yapımında ahşap kısımlar için profesyonel marangozluk işçiliği gerekiyor. Demir aksamlar için geleneksel ocaklarda sıcak demir dövme ustalığı şarttır. Eskiden dingil poryaları farklı kaplinlerle üretiliyordu. Günümüzde rulmanlı sistemler kullanılıyor. Dingil ve diğer parçaların işlenebilmesi için iyi derecede torna bilgisine ihtiyaç duyuluyor. Günümüzde Türkiye genelinde bu işi yapabilecek ustaların sayısı oldukça sınırlıdır. Afyon ve Akhisar gibi bölgelerde faaliyet gösteren ustalar bir elin parmaklarını geçmiyor. Yeni nesil bu mesleğe ilgi duymuyor. Geleneksel bir üretim süreci olduğu için bu alanda ciddi bir tecrübe birikimi şarttır. Yaklaşık yirmi yıl önce Türkiye’den dünyanın dört bir yanına fayton ihraç ediliyordu. Zamanla talebin düşmesiyle birlikte bu üretim durma noktasına geldi. Mesleği devralacak yeni bir nesil yetişmiyor. İlerleyen dönemlerde fayton kullanacak kişi dahi bulunamayacak. Bu kültür tamamen unutulacak. Dünya tarihine dönüp baktığımızda her dönemde atlı ve tekerlekli arabaların önemli bir yer tuttuğunu görürüz. Savaş dönemlerinde mühimmat taşıyan araçlardan ulaşım amacıyla kullanılan faytonlara kadar bu araçlar insanlık tarihinin her aşamasında var olmuştur. Günümüzde tamamen motorlu taşıt teknolojisine geçildiği için bu tarihi miras kaybolmaya yüz tutuyor" ifadelerini kullandı. Yüz yıllık Paris faytonu Eline geçen tarihi faytonun hikayesini paylaşan Osman, "Arkamızda görmüş olduğunuz fayton yüz yılı aşkın bir süre hizmet vermiştir. Böyle tarihi bir aracı yeniden ele alıp gün ışığına kavuşturmak benim için büyük bir onur kaynağıdır. Dingil aksamında Paris ve Londra damgaları bulunuyor. O dönemin eski yazı sanatıyla işlenmiş ibareler yer alıyor. Aracın Fransa’nın başkenti Paris’ten getirildiğini tahmin ediyoruz. Eski ustalardan edindiğimiz bilgilere ve yaptığımız araştırmalara göre Avrupa’dan getirilen bu fayton ilk olarak İzmir’de kullanılmıştır. Daha sonra İstanbul’a ve Büyükada’ya götürülerek çeşitli film çekimlerinde değerlendirilmiştir. Nihayetinde tekrar İzmir’e dönmüştür. Kapsamlı bir araştırmanın ardından bu aracı devraldım. Yakın zamanda bu tarihi faytonu baştan aşağı revize etmeyi planlıyorum. Körüklü veya kaput araba olarak adlandırılan ve üstü açılıp kapanabilen bu model İzmir faytonu olarak bilinmektedir" şeklinde konuştu.
Kocaeli Akçaray tramvay hattının yolcu kapasitesi iki katına çıkarılıyor Kocaeli’de Akçaray Tramvay Hattı’ndaki duraklar uzatılarak sefer başına yolcu kapasitesi 600’e yükseltilecek. Büyükşehir Belediyesi, kent içi ulaşımın önemli arterlerinden olan tramvay hattındaki yolcu yoğunluğunu azaltmak amacıyla başlattığı kapasite artırma projesine devam ediyor. Proje tamamlandığında tramvaylar hatta "çift dizi" (peş peşe iki araç) olarak hizmet verecek ve böylelikle tek seferde taşınan yolcu kapasitesi iki katına çıkarılarak 600 kişiye ulaşacak. 12 durakta altyapı çalışmaları tamamlandı Yeni sisteme entegrasyon için hat üzerindeki 12 durakta yürütülen istasyon uzatma çalışmalarında önemli aşama kaydedildi. Otogar, Yahya Kaptan, Doğu Kışla, Yenişehir ve Milli İrade Meydanı duraklarında inşaat ve altyapı imalatları bitirilirken, kanopi ve turnike montajlarına geçildi. Mehmet Ali Paşa durağında ise yol genişletme çalışmaları tamamlandı. Fuar, Yeni Cuma, Seka Park, Seka Devlet Hastanesi, Kongre Merkezi ve Plajyolu istasyonlarında da inşaat ve kanopi montajı sona erdi; turnike kurulumuna ise kısa süre içinde başlanacağı bildirildi. Eğitim Kampüsü, Fevziye ve Gar duraklarında yapılacak yol genişletme mesaisinin ardından bu bölgelerde de istasyon uzatma aşamasına geçilecek. Duraklara çift yönlü yaya erişimi sağlanacak Kapasite artışının yanı sıra yolcu konforunu da hedefleyen proje kapsamında, tüm duraklara her iki yönden giriş ve çıkış imkanı sağlanarak yoğun saatlerde oluşan yığılmaların önüne geçilmesi planlanıyor. Ayrıca uzatılan istasyon alanlarına yeni kanopiler ve kent mobilyaları eklenerek bekleme alanları daha modern hale getirilecek.