GÜNDEM - 21 Ekim 2025 Salı 12:47

Kocasinan’da muhtarlarla yeni sosyal dönem başlıyor

A
A
A
Kocasinan’da muhtarlarla yeni sosyal dönem başlıyor

Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, hayata geçirilen ve planlanan projeler için muhtarlarla bir araya geldi. 2026 yılında muhtarlarla birlikte sosyal belediyeciliği bir üst seviyeye taşıyacaklarını vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar, "Muhtarlarımız, vatandaşla devlet arasındaki en güçlü köprü olacak. Kocasinan’da yeni bir sosyal dönem başlatıyoruz." dedi.


Kocasinan Akademi Mimarsinan Tesisi Alixe Düğün Salonu’nda düzenlenen programa, Başkan Çolakbayrakdar’ın eşi Fatma Çolakbayrakdar, Kocasinan Kaymakamı Erdoğan Turan Ermiş ve ailesi, muhtarlar, belediye meclis üyeleri, başkan yardımcıları ile birim müdürleri katıldı. Toplantıda Başkan Çolakbayrakdar, kentsel dönüşümden sosyal belediyeciliğe, altyapıdan ulaşıma kadar yürütülen ve planlanan projeleri slayt sunumu eşliğinde detaylı bir şekilde anlattı.



"Muhtarlarımızla yeni bir sosyal dönem başlatıyoruz"


Vatandaşlara daha güzel ve ayrıcalıklı bir Kocasinan inşa etmek için yoğun çalıştıklarını belirten Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, "Öncelikle muhtarlarımızın Muhtarlar Günü kutlu olsun. Mahallelerimizin içerisindeki yapmış olduğumuz çalışmalar, yapılan çalışmaların vatandaşlara aktarılması veya vatandaşların beklentilerini belediyeye ile kamu kurumlarına ulaştırılması noktasında muhtarlarımızın yoğun bir çalışması ve katkıları var. Hepinizin ellerine, emeğine sağlık. Ama bundan sonrasında özellikle Kocasinan bölgesinde hayata geçirdiğimiz projeler veya bundan sonrasında yapacağımız işlerle ilgili muhtarlarımızla değişik bir fasıl açma niyetimiz var. 2026 yılında daha fazlaca sosyal faaliyetler, daha fazlaca sosyal işlerle ilgili sizlerle, vatandaşlarımızla bizim aramızdaki köprüyü oluşturmanız; vatandaşlarımıza devletin şefkat elinin daha fazlaca ulaşabilmesi için aracılık etmeniz, sosyal belediyeciliği, sosyal muhtarlık veya sosyal faaliyetleri iletişimi artıracak işler yapmanız için sizlerle bizim yeni bir sayfa açmamız gerektiğini ilan ediyorum. Önümüzdeki toplantılarda Allah nasip ederse bunun nasıl yapılacağını ve neler olması gerektiğini sizlerle paylaşmış olacağım." ifadelerini kullandı.



"Argıncık kentsel dönüşümü için sosyal mutabakat şart"


Yeni yapacağı projelerle ilgili muhtarlara bilgiler aktaran Başkan Çolakbayrakdar, "Hepinizin çok beklediği, özellikle Argıncık bölgesinde, Argıncık Mahallesi ile birlikte Kayabaşı, Talatpaşa ve Fevzioğlu tarafının da bundan etkileneceğini haber vererek hayata geçirmiş olduğumuz Argıncık Kentsel Dönüşüm Projesi çalışması için Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımızı sunuyor, teşekkür ediyoruz. Çünkü bu faaliyetleri yapabilmek için çıkarmış olduğu kanunlarla sağlamış olduğu desteklerle inşallah Argıncık Kentsel Dönüşümü, diğer kentsel dönüşümler gibi bizim başarılı bir netice almamız noktasında şu anda yola çıktık. İnşallah o başarılı neticeleri hayata geçiririz. Argıncık maalesef yıllardır imarsız yapıların getirmiş olduğu bu sonuçla karşı karşıya. Gençlerimizin ve evlatlarımızın beklentilerini Allah nasip ederse hayallerindeki Argıncık’ı inşa etmek için yola çıktık. İnşallah annelerimizin, teyzelerimizin de beklentilerini yerine getireceğiz. Bu işin hızlı bir şekilde tamamlanması için oradaki mülkiyet sahiplerinin rıza gösterip bir an önce anlaşmaları yapması gerekiyor. Bu iş kolay olmuyor. Bu iş sadece Argıncık’ta yaşayanların veya belediyenin yapacağı iş değil. Sosyal bir mutabakatla buranın hızlanması gerekiyor. Orada yaşayan herkesin bir an önce bu işe inanıp imzaları verip, arkasından kentsel dönüşümle birlikte modern yapıların yapılacağı, çevre şartlarının iyileşeceği, parkların, yeşil alanların, yolların yapılacağı bir süreci hızlıca yapmamız gerekiyor ki inşallah buna da başlamış olacağız. Şimdiye kadar 4 binin üzerinde kentsel dönüşümle daire teslim etmişiz. Şu ana kadar toplam 4 bin 35 konutu teslim ettik ve hemşehrilerimiz huzur içerisinde sıcak yuvalarında yaşamaktadır. Ayrıca 1.901 konutun inşaatı devam etmektedir. Yani bugüne kadar 5 bin 936 konutu kentsel dönüşümle bölgemize kazandırmış olduk. İnşallah yaklaşık 6 bin konutu teslim eden belediye olarak Argıncık’ta da konutları teslim ederiz." diye konuştu.



"Kayseri’nin ilk medresesini şehrimize kazandırıyoruz"


Kayseri’nin ilk medresesini şehre kazandıracaklarını vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar, "Şehrin ortasında yer alan Hoca Hasan Medresesi’nin mülkiyetini kamulaştırmasıyla birlikte tamamladık ve kazı çalışmaları devam ediyor. 2026 yılından itibaren restorasyonuna başlayıp burayı ayağa kaldıracağız. Bir Sahabiye Medresesi gibi, bu medreseyi de şehrin kültür hazinesine yeniden kazandırmış olacağız. Daha önce General Emir İlkokulu, Güneşli Jandarma Konağı, Himmetdede Mescidi, Kalaycıoğlu Mescidi, Çandır Camii, Arabidin Mescidi, Hızır İlyas Köşkü ve Akçatepe Çeşmesi gibi toplamda restorasyon çalışması tamamlanan 8 eser hizmet vermektedir. Ayrıca şu anda 7 tane kütüphanemiz var: Ahievran, Erciyesevler, Ertuğrulgazi, Hacı Mustafa Tarman, Fevziçakmak, Yenişehir ve Yavuzselim. İnşallah her mahallede birden fazla kütüphane hayata geçirmemiz lazım. Bu hedefle devam ediyoruz. Kocasinan Akademi Yunus Emre de bir dahaki ay faaliyete geçecek." şeklinde konuştu.



"Ulaşımda yeni dönem, Ali İhsan Alçı Bulvarı hayırlı olsun"


Kayseri’nin en önemli ulaşım güzergâhlarından birini şehre kazandırdıklarını belirten Başkan Çolakbayrakdar, "Osman Kavuncu Bulvarı ile Erkilet Bulvarı’nı birbirine bağlayan Ali İhsan Alçı Bulvarı hayırlı olsun. 2025 yılında, 10 ay süre içerisinde 40 mahallede, 118 caddede 99 bin 250 ton asfalt ve 85 kilometre yol yaptık. Şu anda asfalt çalışmaları devam ediyor. Sokak hayvanları için de Türkiye’de en modern tesisi kazandırıyoruz." ifadelerine yer verdi.



"Sosyal belediyecilikte Türkiye’ye örnek oluyoruz"


Paranın geçmediği market ve mağaza konforunda alışveriş imkânı sunan tesislerle sosyal belediyeciliği en iyi şekilde sunduklarına dikkat çeken Başkan Çolakbayrakdar, "Özellikle bu yıl başlattığımız gelin ve damatlık hizmetimizle ihtiyaç sahiplerine ücretsiz imkân sunuyoruz. Muhtarlarımızdan, mahallelerinde ihtiyaç sahibi ailelerle ilgili bilgi almaktayız. İhtiyaç sahibi bir aile var ise her türlü ihtiyacıyla ilgili Kaymakamlığımızla iş birliği halinde bu ihtiyaçlarını karşılıyoruz. O yüzden ne kadar fazla aileye ulaşmamız gerekiyorsa, şükür Allah’a devletimizin güçlü imkânları kuvvetli, ne gerekiyorsa yapar. O yüzden muhtarlarımızdan bu noktada destek bekliyoruz. 65 yaş üzeri yalnız yaşayan ve engelli vatandaşlarımıza Gönül Kazanı ile her gün yemek ulaştırıyoruz. Yeni başladığımız ‘Bir Dilim Mutluluk’ projesiyle okulları geziyor, çocuklarla bir araya geliyoruz. İlkokullarda pasta kesiyor, ortaokul ve liselerde ise ‘Kocaburger’ çalışmasıyla hamburger ikram ediyoruz. Onlarla farklı bir gün geçiriyoruz. Hem mahallenin hem de okulun ihtiyaçlarını birebir dinliyoruz. Glüten hassasiyeti olarak bilinen çölyaklı kardeşlerimize glütensiz ürün paketlerini ulaştırıyoruz. Glütensiz Kayseri Mutfağı, Sosyal Market, Engelsiz Nakil Aracı, Evde Bakım Hizmeti gibi hizmetler sunuyoruz." diye konuştu.



"Daha yeşil bir Kayseri için çalışıyoruz"


Daha yeşil bir Kayseri için durmadan çalıştıklarının altını çizen Başkan Çolakbayrakdar, "10 ay içerisinde 94 bin ağaç diktik ve 110 bin 237 metrekare yeşil alan ile 34 yeni park yaptık. Ağaç dikim sezonumuz devam ediyor. Hanımeli Kadın Kooperatifi, Türkiye’de sayılı olan Erciyesevler Organik Pazar, KAYÇEV Hububat Eleme ve Paketleme Tesisimiz, Çözüm Merkezi ve 0 (352) 222 70 00 numaralı telefonla hizmeti vatandaşın ayağına götüren sistemimizle hizmet veriyoruz. Sağlık ve huzurla nice nice birlikte bir arada olmak dileğiyle." sözlerini noktaladı.



"Kocasinan’da güzel bir aile ortamı var"


Kocasinan Kaymakamı Erdoğan Turan Ermiş ise, "Muhtarlarımız bir taraftan kırsaldaki en ücra köşelerde temsilcilerimiz, bir yandan da vatandaşın istek, talep ve arzuları noktasında ulaşabileceği en yakın kamu görevlileridir. Kaymakamların en yakın çalışma arkadaşları, dostları olan muhtarlarımıza her zaman kapımız açık. Buraya geleli 3 ay oldu. Güzel bir aile var Kocasinan’da. Biz de ‘Kocasinanlı bir aileyiz’ diyerek işin içine girdik. Bir taraftan halk günü yapıyoruz. Vatandaşlarımızın her türlü sorunlarını Perşembe günü öğleden önce dinliyoruz. Çözüm ve sonuç odaklı bir şekilde talepleri yerine getirmeye çalışıyoruz. Her gün 5 aileyi ziyaret ediyoruz. Ailelerde yaşanan sıkıntıları tespit ediyoruz. Başkanımızın ‘Kocasinan’da altın çağını yaşatacağız’ diye bir iddiası var, biz de aynı gayretle çalışıyoruz. Bütün muhtarlarımızın Muhtarlar Günü’nü kutluyor ve tebrik ediyorum." şeklinde konuştu.


Mahalle muhtarları ise yapılan hizmetlerden dolayı Başkan Çolakbayrakdar’a teşekkür ederek "Belediyemiz, mahallelerimizde yapılması gereken talepleri ilettiğimizde anında çözüme kavuşturuyor. Bundan dolayı Başkanımız Sayın Ahmet Çolakbayrakdar olmak üzere tüm ekibe teşekkür ediyoruz" diye konuştu.



Kocasinan’da muhtarlarla yeni sosyal dönem başlıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum ETÜ ve TU12 İş Birliğinde "Yapay zekâ temalı eğitimde iyi örnekler çalıştayı" düzenlendi Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) ve Teknik Üniversiteler Birliği (TU12) iş birliğiyle düzenlenen "Yapay Zeka Temalı Eğitimde İyi Örnekler Çalıştayı" gerçekleştirildi. ETÜ Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ Teknolojileri Koordinatörlüğü tarafından bu yıl "Eğitimde Yapay Zeka ve Son Gelişmeler" temasıyla organize edilen çalıştayda, eğitim süreçlerinde yapay zekâ kullanımına ilişkin güncel gelişmeler ile yükseköğretimde dijital dönüşüm süreci ele alındı. Prof. Dr. Muammer Yaylalı Konferans Salonu’nda düzenlenen çalıştayın açılış programına ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak’ın yanı sıra Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan, Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, İskenderun Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Duruel, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, Konya Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Nuri Çelik, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Ender Ciğeroğlu, Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Kul, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik, akademisyenler ve öğrenciler katıldı Rektör Çakmak: Yapay zekâ üniversiteler için bir yönetişim meselesidir Çalıştayın açılış konuşmasını gerçekleştiren ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, yapay zekânın yalnızca teknolojik bir gelişme değil, yükseköğretim kurumları açısından aynı zamanda pedagojik, etik ve kurumsal bir dönüşüm alanı olduğunu vurguladı. Yapay zekânın eğitimden araştırmaya, kurumsal karar alma süreçlerinden akademik üretime kadar üniversitelerin tüm bileşenlerini etkileyen yeni bir paradigma sunduğunu ifade eden Çakmak, yükseköğretimde asıl meselenin yalnızca yeni araçların kullanımı olmadığını, bu teknolojilerin insan iradesi, akademik dürüstlük, veri güvenliği ve etik sorumluluk çerçevesinde nasıl yönetileceği olduğunu dile getirdi. ETÜ’nün yapay zekâ alanındaki yaklaşımını yalnızca teknolojiye uyum sağlama çabası olarak görmediklerini kaydeden Çakmak, üniversite bünyesinde yürütülen dijital dönüşüm sürecinin yapay zekâ teknolojileriyle daha da güçlendirildiğini ifade etti. Bu kapsamda öğretim elemanları ve öğrencilere yönelik farkındalık eğitimleri düzenlendiğini, yapay zekâ kullanımına ilişkin kurumsal ilkelerin oluşturulduğunu ve etik temelli bir kullanım anlayışının benimsendiğini belirtti. Üniversitenin geliştirdiği kurum içi yapay zekâ ajanı "ETÜ Bilge"ye de değinen Çakmak, sistemin kurumsal bilgi birikimini daha erişilebilir ve güvenli hâle getirmeyi amaçladığını belirterek, yapay zekânın karar verici değil, karar destek mekanizması olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Rektör Mantar: Yapay zekâ tek bir disiplinin konusu değil Açılış programında konuşan Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hacı Ali Mantar ise yapay zekânın yalnızca bilgisayar ya da mühendislik alanlarına özgü bir teknoloji olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Yapay zekânın farklı disiplinleri yatay şekilde kesen dönüştürücü bir alan olduğuna dikkat çeken Mantar, yükseköğretim kurumlarının öğrencilerini bu yeni döneme hazırlamak zorunda olduğunu belirtti. Yapay zekânın yasaklanması yerine bilinçli ve etkin kullanımının teşvik edilmesi gerektiğini dile getiren Mantar, öğrencilerin bu araçları doğru kullanabilme, sorgulama ve doğrulama becerileriyle donatılmasının önemine vurgu yaptı. Üniversitelerde eğitim anlayışının değişmekte olduğuna işaret eden Mantar, geleceğin eğitim modelinde akademisyenlerin bilgi aktaran rolünün yanında daha fazla rehberlik ve mentörlük fonksiyonu üstleneceğini ifade ederek, yapay zekânın ölçme-değerlendirme süreçlerinden araştırmaya kadar pek çok alanda önemli katkılar sağlayacağını söyledi. Prof. Dr. Engin: Önce insan, ardından yapay zekâ Yıldız Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şeref Naci Engin de konuşmasında, yapay zekâ teknolojilerinin etkin kullanımında insan faktörünün belirleyici olduğuna dikkat çekti. Yapay zekânın güçlü bir bilişsel araç olduğunu ancak verimli kullanımının kullanıcıların entelektüel donanımı, eleştirel düşünme becerisi ve etik yaklaşımıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Engin, teknolojinin merkezinde insanın yer alması gerektiğini vurguladı. Öğrencilerin yalnızca yapay zekâ araçlarını kullanmayı değil, aynı zamanda bu araçların ürettiği bilgileri sorgulamayı, doğrulamayı ve akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde değerlendirmeyi öğrenmesi gerektiğini ifade eden Engin, yükseköğretimde yapay zekâ okuryazarlığının giderek daha büyük önem kazandığını kaydetti. Çalıştay oturumlarla devam etti Açılış programının ardından çalıştay, yapay zekânın eğitim süreçlerinde kullanımına ilişkin iyi örneklerin paylaşıldığı oturumlarla devam etti. Akademisyenler tarafından sunulan bildirilerde, eğitimde yapay zekâ uygulamaları, dijital öğrenme deneyimleri ve yükseköğretimde dönüşüm süreçleri farklı boyutlarıyla ele alınırken, günün sonunda gerçekleştirilen değerlendirme oturumunda ise geleceğe yönelik öneriler paylaşıldı.
Diyarbakır Dr. Hakseven: "Obezite, yalnızca fazla kilo meselesi değil, küresel bir salgın" Memorail Diyarbakır Hastanesi Onkolojik Cerrahi Bölümü’nden Cerrahi Onkoloji ve Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Musluh Hakseven, obezitenin yalnızca fazla kilo meselesi değil, giderek büyüyen, derinleşen ve toplumun her kesimini etkileyen küresel bir salgın olduğunu belirterek, "Dünya genelinde yüz milyonlarca insan bu durumla yaşıyor" dedi. Dr. Musluh Hakseven, obezitenin yalnızca fazla kilo meselesi değil, giderek büyüyen, derinleşen ve toplumun her kesimini etkileyen küresel bir salgın olduğunu söyledi. Dünya genelinde yüz milyonlarca insanın bu durumla yaşadığını belirten Hakseven, daha da çarpıcı olanın ise bu artışın hız kesmemesi olduğunu ifade etti. Dr. Hakseven, artık mesele birkaç kilo fazlalığı değil, yaşam süresini kısaltan, yaşam kalitesini düşüren kronik bir hastalıkla karşı karşıya kalmak olduğunu belirterek, "Toplumda sıkça yapılan bir hata var. Obeziteyi çok yemek ya da irade eksikliği ile açıklamak. Oysa gerçek bundan çok daha karmaşık. İnsan vücudu, genetik yapısı, hormonal dengesi ve çevresel etkilerle birlikte çalışır. Bugün yaşadığımız şehirler, çalışma şartları, hatta gıda endüstrisinin sunduğu seçenekler bile kilo alımını kolaylaştıran bir ortam oluşturuyor. Ucuz, erişilebilir ve yüksek kalorili gıdalar, buna karşılık azalan hareket imkanı. Tüm bunlar bir araya geldiğinde obezite adeta kaçınılmaz bir son haline geliyor" dedi. Obezitenin tek başına bir hastalık olmanın ötesinde birçok ciddi hastalığın kapısını aralayan bir anahtar gibi davrandığına dikkat çeken Dr. Hakseven, "Kalp hastalıkları, hipertansiyon, tip 2 diyabet. Liste uzayıp gidiyor. Üstelik bazı kanser türleriyle olan ilişkisi de artık net bir şekilde ortaya konmuş durumda. Yani mesele sadece dış görünüş değil, doğrudan yaşam süresi ve sağlığın kendisi. Bir başka kritik nokta ise çocuklar. Eskiden ileri yaş hastalığı gibi görülen obezite, artık çocukluk çağında da karşımıza çıkıyor. Tabletler, telefonlar, hareketsiz oyunlar ve değişen beslenme alışkanlıkları, çocukları daha erken yaşta risk altına sokuyor. Obez bir çocuk, büyük olasılıkla obez bir yetişkin oluyor. Bu da sorunun sadece bugünü değil, geleceği de tehdit ettiğini gösteriyor" diye konuştu. Obezitenin bir de görünmeyen yüzünün psikolojik ve sosyal etkiler olduğunu kaydeden Dr. Hakseven, "Toplumda hâlâ ciddi bir damgalama söz konusu. Obez bireyler çoğu zaman önyargılarla karşılaşıyor. Bu da depresyon ve sosyal izolasyonu beraberinde getirebiliyor. Yani obezite yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir yük de taşıyor. Ekonomik boyutu da göz ardı edilemez. Artan sağlık harcamaları, iş gücü kaybı ve verimlilik düşüşü, obezitenin toplumlara getirdiği yükü katlayarak büyütüyor. Bu durum, sadece bireyin değil, tüm sistemin etkilendiği bir tabloyu ortaya koyuyor. Peki çözüm ne? Kısa ve net bir cevap vermek gerekirse tek bir çözüm yok. Çünkü sorun tek boyutlu değil. Elbette bireysel farkındalık önemli. Dengeli beslenme, düzenli hareket, yeterli uyku; bunlar işin temel taşları. Ancak bireyi suçlamak sorunu çözmüyor. Çünkü kişi ne kadar çabalarsa çabalasın, yaşadığı çevre sağlıksızsa mücadele zorlaşıyor" şeklinde konuştu. Obeziteyle mücadelenin bireyin ötesinde bir yaklaşım gerektirdiğini söyleyen Dr. Hakseven, konuşmasını şöyle tamamladı: "Okullarda sağlıklı beslenme eğitimi, şehirlerde yürüyüş ve spor alanlarının artırılması, gıda politikalarının yeniden düzenlenmesi. Kısacası, sağlıklı seçimlerin kolay olduğu bir yaşam ortamı oluşturmak gerekiyor. Belki de en önemli değişim bakış açımızda olmalı. Obeziteyi bir tercih değil, bir sonuç olarak görmek. Modern yaşamın, ekonomik sistemlerin ve sosyal alışkanlıkların bir sonucu. Bu gerçeği kabul etmeden atılacak adımlar eksik kalacaktır. Sonuç olarak obezite sessiz ilerleyen ama etkisi yüksek bir salgın. Gürültü yapmıyor, ani krizler oluşturmuyor ama yavaş yavaş toplumun sağlığını aşındırıyor. Bu yüzden fark etmek, konuşmak ve harekete geçmek zorundayız. Bugün alınacak önlemler, yarının sağlık yükünü belirleyecektir. Obeziteyle mücadele yalnızca kilo vermek değil, sağlıklı bir toplum inşa etmek anlamına gelir. Çünkü mesele sadece kilo değil. Mesele, nasıl bir toplumda yaşamak istediğimiz."