SAĞLIK - 07 Haziran 2025 Cumartesi 12:05

Kurban sakatatlarını sokak köpeklerine vermeyin

A
A
A
Kurban sakatatlarını sokak köpeklerine vermeyin

Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Türkmen Bahadır Arıkan, etçil beslenen hayvanların bağırsaklarında yaşayan ’kist hidatik’ parazitinin insanlarda organ yetmezliği ve ölüme sebep olabileceğini, Kurban Bayramı’nda kistli sakatatların derin bir şekilde gömülmesi gerektiğini söyleyerek, "Kistli sakatat ile bulaşan kist hidatik, insanlara zoonotik hastalık olarak bulaşabilir" dedi.


Hastalığın zoonotik olarak insanlara bulaştığını söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Türkmen Bahadır Arıkan, "Kist hidatik hastalığı zoonotik bir hastalıktır. Zoonotik demek hayvanlardan bize bulaşan hastalıklardır. Kist hidatik dediğimiz bir parazit aslında ve köpeklerin, çakal gibi etçil hayvanların bağırsaklarında yaşıyor. Bağırsağında yaşadığı hayvanda yumurtalayarak dışkı ile çevreye atılıyor. Köpeğin dışkısı ile çevreye atılan yumurtalar maalesef çok dirençli ve bir yıla kadar soğukta ve çevrede yaşayabiliyor. Su ve toprakla özellikle yere yakın marul, salatalık, maydanoz gibi sebzelere temas edebiliyor. Maalesef bunların da iyi yıkanmaması sonucunda vücudumuza giriyor. Bağırsaklardan kana karışıyor, özellikle yüzde 70-80 oranında en fazla karaciğere oradan ilerlerse akciğer ve hatta tüm organlara göze, beyne, deriye yayılıyor. Öncelikle küçük kaldığı için sessiz olan ama büyüdükçe göz kayıplarına, karaciğer ve akciğer yetmezliklerine neden olan hatta ölüme neden olabilen ve ülkemizde de hayvancılık çok fazla olduğu için çok görünen zoonotik bir enfeksiyondur" dedi.


Arıkan, sakatatların sokak köpeklerine verilmesinin yeniden enfekte olmasına sebebiyet vereceğini söyleyerek, "Hayvanın bir yaşam döngüsü var. Köpeklerde de bağırsaklarında yaşıyor ama köpeklerin de enfekte olabilmesi için aynı bizim enfekte olduğumuz gibi koyun, keçi ve sığır gibi hayvanlar da enfekte olabiliyor. Bu enfekte olan hayvanların sakatatlarında çok görünüyor. Kurban kesimi esnasında kistli, kötü görünen sakatatların alınması halinde bunların çevreye atılması veya köpeğe verilmesi halinde köpekler tekrar enfeksiyon kapıyor. Eğer burası kırılırsa yani bu sakatatlar köpeklere verilmez ve derin bir çukura gömülür çevreye atılmazsa köpeklerin enfeksiyon oranları azalacak ve bu hastalık tamamen ülkemizden silinebilir. Bu konuda Avustralya ve çeşitli ülkelerin iyi çalışmaları var. Sağlık Bakanlığımız da bu konuda çalışıyor ama özellikle Kurban Bayramı’nda çocuklarımızın enfekte olmaması için hayati tehlikeye, körlüğe ve kalp yetmezliklerine neden olan bu zoonotik enfeksiyondan korunmak için kontrolsüz kesimler olmamalıdır. Hayvanların özellikle kistli sakatatları gömülmeli ve mümkünse hayvanlara özellikle köpeklere çiğ et ile bulaştırılmamalı" ifadelerini kullandı.



"Kistli sakatatlar derin olarak gömülmeli"


Kurban Bayramı’nda hayvanlardan çıkan kistli sakatatların derin bir şekilde gömülmesi gerektiğini söyleyen Arıkan, sözlerine şu şekilde devam etti:


"Kist hidatik hayvanda fark edilmesi zor bir durum. O yüzden kist hidatik ihtimaline karşı köpekler yılda 4 defa ilaçlanmalıdır. Bu hastalıktan nasıl korunabiliriz dersek de; öncelikle çocuklarımız köpekleri sevme esnasında temas ettiği zaman elini bol sabunlu su ile yıkamalıdır. Çünkü derilerinde de yumurtalar olabiliyor. İkinci olarak da devlet tarafından, belediyeler tarafından yılda 4 defa köpekler antiparazitik olarak ilaçlanmalı. En önemli kısımlarından biri Kurban Bayramı’nda köpekler kist hidatik olan sakatatlarla buluşturulmamalı. Bir sonraki nokta da dışkılayan hayvanların dışkılarının bir poşetle alınması, ağzı kapatılması ve çöpe atılması yani dışkının çevre ile temasının kesilmesi gerekmektedir. Kurban kesimindeki sakatatlar, özellikle bizim yemediğimiz kötü görünen kistli sakatatları hayvanlarla buluşturmamalı ve onlara vermediğimiz gibi çevreye de atmamalıyız. Bunları derin bir şekilde gömmemiz gerekir."



Kurban sakatatlarını sokak köpeklerine vermeyin

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş’ta "Engelliler Haftası" etkinlikleri renkli görüntülere sahne oldu Muş’ta 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında, "Aile ve Nüfus On Yılı" çerçevesinde Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından program düzenlendi. Muş Prof. Dr. Bekir Topaloğlu konferans salonunda 10-16 Mayıs Engelliler Haftası programı, düzenlendi "Aile ve Nüfus On Yılı" kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerde erişilebilirlik, sosyal politikalar ve engelli bireylerin toplumsal hayata katılımı ele alındı. Program kapsamında düzenlenen panel ve sunumlarda, engelli bireylerin eğitim, sağlık, ulaşım ve sosyal yaşamda karşılaştıkları sorunlar ile bu alanlarda yürütülen çalışmalar değerlendirildi. Programda konuşan Vali Avni Çakır, engelli bireylerin hayatın her alanında daha görünür ve daha aktif yer almasının toplumun ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti. Çakır, toplumların gelişmişlik düzeyinin, dezavantajlı bireylere sunulan imkanlarla doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekerek, "Engelli kardeşlerimizin hayatın her alanında daha güçlü, daha görünür ve daha aktif şekilde yer aldığı bir toplum inşa etmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Çünkü bir toplumun gerçek gücü; en dezavantajlı bireylerine sunduğu imkanlarla, onların hayatını ne kadar kolaylaştırabildiğiyle ölçülür. Bugün çok daha güçlü bir farkındalıkla biliyoruz ki; engelli bireylerimizin hayatını kolaylaştıran her adım, toplumumuzun medeniyet seviyesini ve insan merkezli yaklaşımını ortaya koymaktadır. Şehirlerimizi, kurumlarımızı, yollarımızı, okullarımızı ve sosyal yaşam alanlarımızı herkes için daha erişilebilir hale getirdikçe; engelli kardeşlerimizin sosyal hayata daha aktif, daha bağımsız ve daha güçlü şekilde katılımlarını da hep birlikte artırmış oluyoruz. Bu noktada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından yayımlanan genelge ile 16 Mayıs gününün "Ulusal Erişilebilirlik Günü" olarak ilan edilmesi son derece kıymetli ve tarihi bir adımdır. Bu karar; yalnızca bir farkındalık çağrısı değil, aynı zamanda engelli vatandaşlarımızın yaşam haklarını güçlendiren güçlü bir devlet iradesinin ortaya konulmasıdır. Çünkü erişilebilirlik bir sosyal yardım değildir. Erişilebilirlik; anayasal ve yasal bir haktır" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ahmet Kırtay ise, "Engellilik konusu, günümüzde yalnızca bireysel bir durum olarak değil; insan hakları, sosyal adalet, erişilebilirlik ve fırsat eşitliği temelinde ele alınması gereken önemli bir kamu politikası alanıdır. Modern sosyal devlet anlayışı, engelli bireylerin toplumsal yaşamın tüm alanlarına tam ve etkin katılımını sağlamayı temel sorumluluklardan biri olarak kabul etmektedir. 31 bin 590 engelli bireyin yaşadığı ilimizde onlara yönelik sunduğumuz hizmetlerden biraz bahsetmek istiyorum. 2 resmi ve 1’i özel olmak üzere 3 engelli kuruluşumuz ile 110 özel bireyimize yatılı ve gündüz hizmet veriyoruz. 5 bin 54 bireyimizi engelli evde bakım ile aile yanında destekliyoruz. 4 bin 163 engelli kimlik kartı ile toplumsal alanda hayatlarını kolaylaştırıyoruz. 7 bin753 bireyimize engelli aylığı ile aile bütçelerine destekte bulunuyoruz. Engelli bireylerimizin şehir içi ulaşımlarını desteklemek adına 23 şehir içi ulaşım aracına aylık 111 bin 412 lira destek sağlıyoruz. Bunların yanısıra eğitimde, sağlıkta, sosyal hizmetlerde, kültürel alanda proje, etkinlik ve uygulamalarla tüm kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte önemli hizmetler yapılmaktadır" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından program panel oturumuyla devam etti. Panelde engelli bireylerin toplumsal yaşama katılımı, erişilebilirlik politikaları, sosyal destek mekanizmaları ve yerel düzeyde yürütülen uygulamalar ele alındı. Panelin ardından Gündüz Bakım Evi’nde eğitim gören özel bireyler tarafından hazırlanan folklor gösterisi sahnelendi. Gösteri, salonda bulunan katılımcılar tarafından ilgiyle izlendi ve büyük beğeni topladı. Program, Aşık Hanifi Ünver tarafından seslendirilen türkülerle son buldu. Programa, Vali Avni Çakır’ın eşi Bahar Çakır, Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kantar, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Özgür Özer, Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürü Ahmet Kırtay ile kamu kurum amirleri, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları, özel bireyler ve aileleri katıldı.
Sivas "Sivas Uluslararası Film Festivali" kortej yürüyüşüyle başladı Sivas’ta bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Uluslararası Film Festivali, kortej yürüyüşüyle başladı. Yöresel kıyafetli çocuklar, klasik otomobiller ve geleneksel gösterilerin renk kattığı festival, 16 Mayıs’a kadar sinemaseverleri ağırlayacak. 12-16 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek festival, yurt içinden ve yurt dışından çok sayıda sinemaseveri bir araya getirdi. Sivas Valiliği önünden başlayan kortej yürüyüşü, Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde sona erdi. Yürüyüşe yöresel kıyafetli çocuklar, klasik otomobiller ve vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte, Hıdırellez şenliklerinin geleneksel unsurları da yer aldı. Özellikle ‘saya gezmesi’ kapsamında sergilenen deve karakteri, vatandaşların ilgisini çekti. Festival boyunca film gösterimlerinin yanı sıra panel ve çeşitli kültürel etkinliklerin gerçekleştirileceği öğrenildi. Sinema dünyasından birçok ismin katıldığı festivalin, kentin kültürel hayatına katkı sunması hedefleniyor. "Sivas’a değer katıyor" Festivale Kırgızistan’dan katılan üniversite öğrencisi Zhanybek Ömürkan, bu sene çok fazla yoğun olduğunu söyleyerek, "Bu sene 3’üncüsü düzenlenen film festivali muazzam bir biçimde gerçekleşiyor. Bu bizim Anadolu’muzun kadim şehri Sivas’ın diğer ülkeler tarafından tanınırlığını daha çok arttırıyor. Bu sene çok farklı, daha güzel çünkü daha yoğun ilgi görüyor. Türk dünyası öğrencileri ve yapımcı, yönetmenlerde burada ve bu bizi hem gururlandırıyor hem de çok güzel bir duygu yaşatıyor. Gerçekten çok çeşit tiplemeler mevcut festivalde bir birinden farklı mezhebe sahip insanlar geldi. Sinema dünyasının önemli bir iletişim aracı olduğunu görebiliriz. Hem de festival bağlamında da etkinliğin bu kadar rağbet ve talep görmesi Sivas’a değer katıyor" dedi. "Coşkuyu hep beraber yaşıyoruz" Yürüyüşe katılan Gamze Yanardağ ise festivalin çok coşkulu olduğunu ifade ederek, "Şu an da çok keyifli ve coşkulu bir festival oluyor. Yürüyüşte biz de bu coşkuyu hep birlikte yaşıyoruz. Birbirinden farklı çeşit karakterlerde festivalde ev sahipliği yapıyor. Film festivaline uygun bir şekilde afişlerimizler birlikte bizde bu yürüyüşe katıldık. Herkesi diğer yapılacak bütün etkinliklere bekliyoruz" diye konuştu.