KÜLTÜR SANAT - 31 Ekim 2025 Cuma 13:54

Yılların ’Bit Pazarı’nın altında tarih yatıyormuş

A
A
A
Yılların ’Bit Pazarı’nın altında tarih yatıyormuş

Kayseri’de uzun süredir ’Bit Pazarı’ olarak kullanılan alanın altında Roma Dönemi’nden kalma hipodrom olduğu belirlenirken; bölge Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 3. Derece Arkeolojik Alan ilan edildi. Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) Vakfı Kayseri Temsilcisi Prof. Dr. Osman Özsoy; "Kayseri’de böyle bir hipodromun bulunması oldukça ilginçtir. Bu, soğuk ve küçük bir şehir olan Kayseri için beklenmedik önemli bir keşif olmuştur" dedi.


Kayseri’nin Beştepeler mevkiinde uzun süredir Bit Pazarı olarak kullanılan alanın altında Roma Dönemi’nden kalma olduğu değerlendirilen hipodrom olduğu belirlendi. Bölge; Kültür ve Turizm Bakanlığı Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak ilan edildi. Hipodromların atların koştuğu, gladyatörlerin dövüştüğü alanlar olduğunu aktaran ÇEKÜL Kayseri Temsilcisi Prof. Dr. Osman Özsoy; "Bu bölge; Kayseri’de Beştepeler olarak bilinmekte ve Eskişehir Bağları olarak da geçmektedir. Battal Mezarlığı, surlar gibi sürekli gündemde olan ve Kayseri’nin ilk yerleşim yeri olarak kabul edilen bu bölge, 7 Ekim tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescil edilmiştir. Uzmanlar; buranın bir hipodrom olduğu görüşünü bildirmiştir. Hipodrom; Roma İmparatorluğu’na ait bir kültürel unsur ve mimari yapı olarak, atların koştuğu yer anlamında kullanılmaktadır. Büyük törenler düzenlemek, orduyu sefere hazırlamak veya sefer dönüşlerinde kutlamalar yapmak amacıyla kullanılmıştır. Ayrıca ritüeller ve gladyatör dövüşleri gibi etkinlikler de hipodromlarda yapılmıştır. Zemini düz veya kot farkı kullanılarak inşa edilen hipodromlar; genellikle taşlarla yükseltilmiş oturma yerlerine sahip yapılar olmuştur. Hipodromun içinde bir imparator bulunur ve önünde yarışlar yapılır. Çoğu hipodromda, yarışlar 7 kez çevresinde dönerek gerçekleştirilir; bu da 7 büyük gezegene atıfta bulunur. Yarışlar genellikle askerler arasında yapılır ve bu, imparatorluğun kültürel simgelerinden biri olmuştur. Her hafta Pazar günü burada, yaz-kış demeden, pazar kurulmaktadır" dedi.



Bölge 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillendi


Bölge hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Özsoy; "7 Ekim tarihindeki Kayseri Koruma Bölge Kurulu tarafından hazırlanan rapora göre; burası 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir. Buraya ait 1950’li yıllara ait hava fotoğraflarına baktığımızda, yapılaşmanın az olduğu dönemde buradaki hipodrom yapısının varlığı, Kayseri’ye gelen gezginlerin tarifleriyle örtüşmektedir. Zaman içinde burası farklı amaçlarla kullanılmış ve yapılaşmalar olmuştur. Kayseri’deki bu yerin varlığı, kurul kararıyla tescil edilmiştir. Ancak tarihleme noktasında, tescilleme fişinde bir tarih yazılmamaktadır. Bizler Roma Dönemi’ne ait olduğunu biliyoruz. Kayseri’nin Roma İmparatorluğu’na katılımı, isminin ’Kaseria’ olması ne zaman gerçekleşmişse, muhtemelen bu tarihten sonra hipodrom da yapılmıştır. Strabon’dan itibaren, şehrin yerleşmeye en uygun yerlerinden biri Beştepeler olarak bilinen bu tepedir. Aşağısı bataklık ve balçık olduğu için, şehre hakim bir yerleşim tercih edilmiştir. Bu yüzden bu bölgeye ’Beştepeler’ adı verilmiştir. Kayseri’deki ilk mescit ve camiinin de Battal’da olması tesadüfi değildir" ifadelerini kullandı.



"Kayseri’de böyle bir hipodromun bulunması oldukça ilginçtir"


Kayseri’de böyle bir yapının bulunmasının oldukça ilginç olduğunu aktaran Prof. Dr. Özsoy; "Hipodrom gibi bir yapının inşa edilmesi, çevresinde saray, alışveriş merkezi, tapınak ve sütunlu geçitler gibi yapıları gerektirir. Burada hipodromu ortalayacak şekilde yerleşmiş bir mimari yapıdan bahsediyoruz. Eğer burada bir hipodrom kurulduysa, diğer yapılar nerelerdeydi merak edilebilir. Bu eski yapılara ne olduğunu zaman gösterecek. Dünyada en büyük hipodrom, Roma’dadır. Roma İmparatorluğu’nun hakimiyetindeki Yunanistan, Kuzey Afrika, İsrail ve Türkiye’deki Ege ve Akdeniz kıyılarında da benzer yapılar bulunmuştur, ancak en büyüğü Roma’dadır. Hipodromların büyüklüğü, çevredeki nüfus ve hareketliliğe göre değişmiştir. Roma’daki devasa hipodromlar, 250 bin, 300 bin kişilik kapasiteye sahipken, küçük hipodromlar 5 bin kişiye kadar yer alabiliyordu. Roma hakimiyetinde kültürel yatırımların Akdeniz ve Ege kıyılarına kaydığı düşünülüyordu, ancak Kayseri’de böyle bir hipodromun bulunması oldukça ilginçtir. Bu, soğuk ve küçük bir şehir olan Kayseri için beklenmedik önemli bir keşif olmuştur. Patara, Aspendos ve Afrodisias gibi yerlerde olduğu gibi, burada da benzer bir yapının oluşması mümkündür" diye konuştu.


Yapının ortaya çıkarılmasının Kayseri açısından önemli olduğunu da sözlerine ekleyen Prof. Dr. Osman Özsoy açıklamasını şöyle sürdürdü; "Türkiye’deki en büyük hipodrom ise İstanbul’un yarımadasında, At Meydanı olarak bilinen alanda yer almaktadır. Zamanla savaşlar ve diğer olaylarla bazı bölümleri ayakta kalabilmiştir. Hipodromlar, dünyada at yarışları kültürü ve sporu olarak halen devam etmektedir. Kayseri’de böyle bir yapının açığa çıkması, Kayseri’nin tarihî tanıtımı açısından çok önemli bir anlam taşıyabilir ve büyük ilgi görebilir. Bu bölgeye yapılacak çalışmalar, sondaj yapılarak mı yoksa olduğu gibi bırakılarak mı devam edileceği, bir kısmının turizme kazandırılıp kazandırılmayacağı gibi sorular zamanla cevaplanacaktır. Buradaki yapının malzeme, giriş, çıkış, geometrisi ve mimarisi ortaya çıktıkça, hangi malzemelerin kullanıldığı; örneğin Erciyes’ten bazalt ve volkanik tüf mü yoksa mermer mi kullanıldığı gibi konular da tartışma konusu olacaktır. Bunlar, önümüzdeki dönemde Kayseri’de konuşulacak başlıca konular arasında yer alacaktır."



Yılların ’Bit Pazarı’nın altında tarih yatıyormuş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Gaziantep’ten sonra ikinci ‘mehter’ tartışması Denizli’de yaşandı Gaziantep’te CHP’lilerin tartışmaya neden olan ‘mehter’ protestosunun bir benzerinin Denizli’de yaşandığı ortaya çıktı. Eğitimciler, çocukların gösterisi sırasında mehter marşını kapattıran okul idaresine tepki gösterdi. Gaziantep’te düzenlenen 23 Nisan kutlamalarında CHP Gaziantep İl Başkanı Vakkas Acar ve beraberindeki heyetin, tören alanında gösteri yapan çocuk mehteran takımına sırtını dönmesini ülke genelinde büyük bir tepkiyle karşılanmıştı. Pamukkale ilçesinde bulunan Zübeyde Hanım Anaokulu’nda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında yaşanan olayda; bazı öğretmen ve velilerin ortak kararıyla hazırlanan mehter gösterisi okul yönetimi tarafından uygun bulunmayarak, programdan çıkarılmak istendi. Ancak yapılan görüşmelerin ardından öğrenciler gösteriyi gerçekleştirdi. Gösteri devam ederken, müzik sisteminin başına gelen bir kadın öğretmen, gösteriye müdahale ederek müziği kestirdi. Müziğin kesilmesine rağmen duruşlarını bozmayan öğrenciler, mehter gösterisini müziksiz olarak tamamladı. Bu durumun öğrenciler üzerinde olumsuz etki oluşturduğunu dile getiren eğitimciler, mehter gösterisini engelleyen okul idaresi ve öğretmene tepki gösterdi. "Milli değerlerin yansıması engellenmemeli" Mehterin Türk tarihinin ve kültürel mirasının önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Eğitim-Bir Sen Denizli 1 No’lu Şube Başkanı Feyzullah Öselmiş, yaşanan üzücü olayın ardından okul idaresi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile görüştüklerini söyledi. Bu tür etkinliklerin çocuklara milli bilinç kazandırma açısından değerli olduğunu belirten Öselmiş, "23 Nisan gibi anlamlı bir günde, tarihimizin sembollerinden biri olan mehter gösterisinin engellenmesi kabul edilemez. Aynı okulda görev yapan bir öğretmenin, ibadet süresine yönelik sınırlama getirildiği yönünde iddiaları da üzülerek öğrendik. Biz Eğitim Bir Sen olarak bu ülkenin gençlerinin köklerine milli ve manevi değerlerine bağlı olarak yetişmesi için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını talep ediyoruz" diyerek, yaşananlarla ilgili olarak yetkililere çağrıda bulundu.
Antalya ALKÜ öncülüğünde Alanya’da dijital göçebe turizmi çalıştayı düzenleniyor Alanya turizminde sürdürülebilir büyüme ve çeşitlendirme vizyonu doğrultusunda Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) öncülüğünde, 27 Nisan 2026 Pazartesi günü "Dijital Göçebe Turizmi Çalıştayı" ilk kez gerçekleştirilecek. ALKÜ Turizm Araştırma ve Uygulama Merkezi (TURAM) koordinasyonunda "Dijital Göçebe Turizmi Çalıştayı" düzenlenecek. 27 Nisan 2026 Pazartesi günü gerçekleştirilecek olan "Dijital Göçebe Turizmi Çalıştayı" Alanya Kaymakamlığı, Alanya Belediyesi, ALTAV, ALTSO ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle hayata geçirilecek. Turizmde yeni açılımlar üretmeyi hedefleyen çalıştayda, özellikle sezon dışı olarak nitelendirilen Kasım-Mart döneminde destinasyonun hareketliliğini artıracak alternatif turizm modelleri ele alınacak. Dünya genelinde hızla yükselen ve yüksek katma değer sağlayan dijital göçebe turizmi, çalıştayın ana odak noktası olacak. Program kapsamında altyapı durumları, konaklama imkanları, yaşam kalitesi, dijital altyapı ve destinasyon pazarlaması gibi başlıklarda kapsamlı değerlendirmeler yapılacak ve somut öneriler geliştirilecek. Akademi, kamu ve sektör temsilcilerinin ortak aklıyla şekillenecek çalıştay çıktılarının, ilgili kurumlarla birlikte değerlendirilerek Kültür ve Turizm Bakanlığı ile paylaşılması ve Alanya’nın bu alandaki yol haritasına katkı sunması hedefleniyor. ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, çalıştayın Alanya’nın turizm vizyonuna önemli katkılar sağlayacağını belirterek, "Alanya’nın dört mevsim yaşayan bir destinasyon haline gelmesi adına atılan bu değerli adımın, turizmde sürdürülebilirliği ve rekabet gücünü artıracağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.