KÜLTÜR SANAT - 19 Temmuz 2018 Perşembe 13:00

Osmanlı’dan gelen bakır kalaycılığı tarih oluyor

A
A
A
Osmanlı’dan gelen bakır kalaycılığı tarih oluyor

Kırıkkale’nin son bakırcı ustalarından Ahmet Ok, 32 yıldır kalaycılık yapıyor.

Kırıkkale’nin son bakırcı ustalarından Ahmet Ok, 32 yıldır kalaycılık yapıyor. Türk kültürünün bir parçası olan ve Osmanlı’dan günümüze kadar gelen bakırcılık mesleği Kırıkkale’de yaşatılmaya çalışılıyor.


Osmanlıdan günümüze kadar gelen bakır kalaylama mesleği tarih olmamanın mücadelesini veriyor. Bakır eşyalara talebin her geçen yıl azalması nedeniyle son yıllarda bitme noktasına gelen bakırcılık mesleğinin son erbabı olan Ahmet Ok, Kırıkkale’de Hüseyin Kahya Mahallesi Turgut Reis Caddesi’ndeki 15 metrekare küçük bakır atölyesinde mesleğini icra ediyor.


Yaklaşık 30 yıldır baba mesleğini devam ettiren bakır kalaycısı Ahmet Ok, 10 sene sonra mesleğinin biteceğini belirtti.



"En sağlıklısı bakırdır"


Kalaycı ustası OK, "Bakır kalaycılığı güzel bir meslek, uğraştırıcı ve zor bir meslek, yıpratıcı bir meslek ama yine de hoşumuza gidiyor, severek yapıyoruz. Bakır malzemesinin kökü Osmanlı’ya dayanıyor. Osmanlı zamanından geliyor. Çelik olsun, alüminyum olsun onların mazisi 10 sene, 15 sene, 20 sene veya 50 senedir yani en sağlıklısı bakırdır bize göre" dedi.



"Belki 10 sene sonra bu meslek bitecek"


Kaybolmaya yüz tutmuş bir meslek olduğunu da ifade eden Ok, "Devletin bize sahip çıkması lazım. Kırıkkale gibi bir yerde iki tane kalaycı var. Önceden 8-10 tane vardı iş yetişmiyordu. Şimdi 2 tane var şükürler olsun karnımızı doyuruyoruz. Devletin bize teşvik vermesi lazım eleman yetişmesi için. Mesleğin geleceği olmadığı için çırak yok. Şu malzeme daha çıkmıyor. Çıkmadığı zaman piyasa da ne kadar eski bakır dönüyorsa bizim işimiz de azalıyor. Belki 10 sene sonra bu meslek de bitecek, yani mesleğin geleceği yok" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Şanlıurfa TZOB Başkanı Bayraktar: "TARSİM dışında kalan üreticilerimizin devlet desteğine ihtiyacı var" Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Şanlıurfa’da önceki hafta "süper hücre" fırtınasının vurduğu Birecik ve Bozova ilçelerinde incelemelerde bulundu. Bayraktar, "TARSİM dışında kalan üreticilerimizin devlet desteğine ihtiyacı var" dedi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 3 Mayıs’ta meydana gelen "süper hücre" fırtınasının hasara neden olduğu Şanlıurfa’nın Birecik ilçesine bağlı kırsal Mezra Mahallesi ile Bozova ilçesine bağlı kırsal Pirhalil Konaklı Mahallesi’nde incelemelerde bulundu. Ziyarette Birecik Tüm Muhtarlar Derneği Başkanı Hüseyin Özateş, "Özellikle bu afetten en çok çiftçilerimiz etkilenmiştir. Fıstık ağaçlarında büyük hasar oluşmuştur" dedi. Bağlarbaşı Mahallesi Muhtarı Mehmet Öztürk, "Gördüğünüz gibi süper hücrenin vurduğu zarar, fıstıklar zaten iki yıldır mahsul vermiyordu, şimdi de gelecek iki yıl, gelecek yıla da zarar verdi. Çiftçilerimiz perişan durumda. Gelecek yılın karagözleri bile açtı" ifadelerini kullandı. Mezra Mahallesi’nde çiftçilik yapan Hanifi Görenler, "Bu hale gelen fıstık yaklaşık 2-3 yıl içerisinde hiç verim vermeyecek durumda. Karagözler gitmiş, dallarda yaralanmalar olmuş" şeklinde konuştu. Birecik Ziraat Odası Başkanı Abdulcelil Arıcı, "Şimdi burada 3 Mayıs tarihinde gelen doğal afetten dolayı 2 bin 910 çiftçimiz zarar görmüş, 3 mahallemizde zarar var. Yaklaşık 210 bin dekarda hasar tespit ettik. Durum bundan ibaret. Yüzde 20 ile yüzde 90 arasında hasar var" dedi. Meydan Mahallesi Muhtarı Kazım Özateş, "İlçemizde yaşanan doğal afet sonrası fıstık ağaçlarımızda zarar meydana gelmiştir. Meyve ağaçlarımız, sebze alanlarımız kullanılamaz hale gelmiştir" diye konuştu. Çiftçilerin zararının karşılanması için gerekli girişimler yapılacak Ziyaretinde çiftçilerle görüşen Şemsi Bayraktar, yaşanan felaketin boyutunun büyük olduğunu belirtti. Bayraktar, "Urfa’da doğal afet gören çiftçilerimizi ziyaret etme imkanımız oldu. Çiftçilerimizi dinleme imkanımız oldu. Bu afetler devam edecek gibi de görünüyor. Geçen sene yaklaşık bin 11 afet yaşadık, yani bu önemli bir rakam. Başta kuraklık ve don olmak üzere her türlü afeti gördük. Bu sene de aşırı yağışlar devam ediyor. Bu aşırı yağışlar sonucunda da sel felaketleriyle karşı karşıyayız. Tarım alanlarını su basıyor. Geçen sene don felaketini çok geniş şekilde yaşadık ama yine bazı illerde don felaketi yaşıyoruz. Geçen hafta ben Iğdır’daydım. Don felaketi maalesef geniş alanda ürünlerimize zarar verdi. Bu gölgelerde, Antep ve Urfa’da gördüğümüz gibi dolu felaketi ve son yıllarda da çok artış gösteren hortum felaketiyle karşı karşıyayız. Bunlar da tarımsal üretime zarar veriyor. Burada TARSİM kapsamında olan üreticilerimize TARSİM belli oranlarda yardımlarda bulunacak ama TARSİM dışında kalan üreticilerimizin devlet desteğine ihtiyacı var. Çiftçimiz de haklı olarak bize ’Hem örgütlerimizi hem de devletimizi böyle bir zamanda yanımızda görmemiz lazım’ diyorlar. Fevkalade haklılar. Tabii bir de örgütler olarak buradayız. Ben de Ziraat Odaları Genel Başkanı olarak bütün afet bölgelerinde bulunmaya çalışıyorum. Gördüklerimizi de, çiftçilerimizin taleplerini de başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere ilgili bakanlara intikal ettiriyoruz. İnşallah bu afetten zarar gören çiftçilerimize yardım alırız, onların borçlarının yapılandırılmasını sağlarız" diye konuştu.