GENEL - 18 Ağustos 2018 Cumartesi 00:29

İçişleri Bakanı Soylu: “Kırmızı düdük kampanyasında, çocuklarımıza sorumluluk yükledik”

A
A
A
İçişleri Bakanı Soylu: “Kırmızı düdük kampanyasında, çocuklarımıza sorumluluk yükledik”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kırıkkale’de bölge trafik kontrol noktasında “Bu Bayram Ben de Trafik Polisiyim, Hatalı Sürücüye Kırmızı Düdük" projesi kapsamında çocuklara kırmızı düdük, oyuncak, şapka, tişört dağıttı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kırıkkale’de bölge trafik kontrol noktasında “Bu Bayram Ben de Trafik Polisiyim, Hatalı Sürücüye Kırmızı Düdük" projesi kapsamında çocuklara kırmızı düdük, oyuncak, şapka, tişört dağıttı. Bayram tatili için memleketlerine giden ailelerle sohbet ederek bayramlaştı.


Kırıkkale’de Bölge Trafik Kontrol noktasında denetlemede bulunan Bakan Soylu, “15 Ağustos’ta özellikle otogarlara girdik. Huzurlu Bayramlar uygulamasını gerçekleştirdik. O saatten, o tarihten itibaren de özellikle otogarlarda, trafik ekiplerimiz yolculuğa çıkan otobüslerimize ve otobüslerin şoförlerine aynı zamanda yolcularımıza gerekli trafik kurallarını tekrar hatırlatıyorlar, denetimleri de ortaya koyuyorlar. Yine yanı sıra yaklaşık Türkiye’de belirlediğimiz 20 kaza kara noktasındaki Allah’a çok şükür, geçen Ramazan Bayramı’nda kaza kara noktalarında herhangi bir ölümlü kaza, yaralamalı kaza olmadı. İnşallah bu alacağımız tedbirlerle yine olmayacak. Yine bunun yanı sıra özellikle karayollarında, korsan taşımacılığa yönelik tedbirleri arkadaşlar ciddi bir şekilde devam ettiriyor” dedi.


“Çocuklarımıza bir sorumluluk yükledik”


Bakan Soylu, konuşmasına şu şekilde devam etti:


“Bu bayramda farkındalık oluşturmasını, hem paydaşlarımızı yani denetleyen paydaşlarımızı arttırabilmemiz için çocuklarımıza bir sorumluluk yükledik, ‘kırmızı düdük’ kampanyası. Polis abiler, polis ablaları onlara denetimleri yaptıkları zaman annelerinin, babalarının, sürücüsünü hem hız, hem emniyet kemeri, hem bir taraftan özellikle araba içerisinde sigara içilmemesine yönelik bir takım tedbirleri ve uyarıları ortaya koyması için kırmızı düdük veriyorlar. Gerçi biraz önce arkadaşımız düdüğü alır almaz çaldığını söyledi ama biz inanıyoruz ki bir hatayla karşılaştığında kaldığı zaman, hem cep telefonu ile konuştuğu zaman, hem hız limitlerini aştığı, hem emniyet kemerini takmama gibi bir hatayla karşı karşıya kaldığı zamanda, çocuklarımıza vermiş olduğumuz bu görevi başarıyla yerine getireceklerine olan inancımızla sorumluluklarını yerine getireceklerdir”


“Bu bayramda herkesin bayram mutluluğunu yaşamasını istiyoruz”


Bakan Soylu, “Bu bayramda yeni bir uygulama daha yaptık. Yapan Emniyet Genel Müdürlüğümüz, yaklaşık 19 bin 100 civarında faaliyete müfettişimiz var. Bu faaliyetteki müfettişlerimize de yine mesajlar çerçevesinde el birliğiyle hep birlikte mesajlar atıldı. Onlarda davet ediyorlar.” ifadesini kullanarak “Yine bir taraftan kampanyalarımız, bir taraftan denetimlerimiz, bir taraftan uzak olmayan ama sürücülerimizi uyaran radar uygulamalarımız ve özellikle 100 - 200 kilometrede ortalama hız limitlerimizi kontrol ettiğimiz otoyollarda, otobanlarda bir uygulamamız da söz konusu. Bu bayramda herkes rahat bir şekilde kazasız belasız özellikle sürat yapmadan, emniyet kemerini takarak ve cep telefonunu ile konuşmadan bayram mutluluğunu yaşamasını istiyoruz.” şeklinde konuştu.


“Sloganımız frene değil, kurala güvendir”


“Ben milletimizin bayramını, bütün Müslüman aleminin bayramını tebrik ediyorum. Özellikle de çocuklarımızın uyarılarına dikkat edelim diyorum. Bir önceki bayramda sloganımız ‘frene değil, kurala güvendir’ Yine biz kurala güvenme konusundaki irademizden de vazgeçmeyelim diyorum.” diyen Bakan Soylu, sözlerini şöyle tamamladı:


“Bayram süresince 41 bin jandarma ve trafik polis ekiplerinin denetimlerini devam ettirecekler. Bir taraftan Bakan Yardımcılarımız, bir taraftan Emniyet Genel Müdürümüz, Jandarma Genel Komutanımız, komutan yardımcılarımız, Genel Müdür Yardımcılarımız, daire başkanlarımız, illerde valilerimiz, emniyet müdürlerimiz kontrollerini yapacaklar ama buradaki en büyük destekçilerimiz çocuklarımız inşallah. Çocuklarımızla beraber bu bayram da özellikle trafik meselesinde ciddi bir şekilde sonuç alacağımızı düşünüyoruz. Allah bayram süresince çalışan arkadaşlarımızın yardımcısı olsun ve tüm milletimizin bayramını, bütün mesai arkadaşlarımızın bayramını tebrik ediyorum”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.