SAĞLIK - 22 Ekim 2018 Pazartesi 12:13

Kırıkkale’ye 15 yılda 87 milyonluk sağlık yatırımı

A
A
A
Kırıkkale’ye 15 yılda 87 milyonluk sağlık yatırımı

Kırıkkale’ye 2003 yılından itibaren 87 milyon liralık sağlık yatırımı yapıldı.

Kırıkkale’ye 2003 yılından itibaren 87 milyon liralık sağlık yatırımı yapıldı.


Kırıkkale İl Sağlık Müdürlüğü tarafından basına yönelik düzenlenen kahvaltı programında açıklama yapan İl Sağlık Müdürü Dr. Uğur Tiftikçi, 2003 yılından itibaren sağlık alanında yapılmış ve halen devam eden projeleri projeler hakkında bilgi vererek, Kırıkkale’ye 87 milyon 664 bin 700 liralık yatırım yapıldığını ifade etti.


Çiftçi, "Kırıkkale’de 16 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu mevcut olup, 32 adet tam donanımlı ambulans, 1 adet tam donanımlı 4x4 kar paletli ambulans, 1 adet 4 sedyeli ambulans, 1 adet obez ambulansı, 2 adet motosiklet ambulansı ile hizmet verilmektedir. Ayrıca özel ve diğer sağlık kuruluşlarında da 14 adet ambulans ile hizmet veriliyor" dedi.


Çiftçi, konuşmasında şu bilgileri verdi:


"İl Sağlık Müdürlüğümüz bünyesinde 1 müdür, 4 başkan, 4 başkan yardımcısı, 6 uzman, 2 avukat, 1 diş hekimi, 2 eczacı, VHKİ ve diğer personellerimizle birlikte toplamda 354 aktif personel ile hizmet veriyor. İlimizde 2002’den bu zamana kadar ambulans sayısı yaklaşık 7 kat İstasyon sayısı ise 3 kat artmıştır. Toplam 10 doktor, 26 sağlık memuru, 25 şoför, 53 paramedik, 158 ATT ve 12’de diğer olmak üzere 284 personel bulunuyor. Ayrıca ilimizde 6’sı hekim olmak üzere 96 UMKE personeli ve 2 adet UMKE aracı bulunuyor. İlimizde Sağlık Bakanlığına bağlı Kırıkkale Yüksek İhtisas ve Diş Hastanemizde 127 uzman hekim, 127 pratisyen hekim, 29 diş hekimi, 731 ebe-hemşire, diğer personel (taşerondan kadroya geçen, yardımcı sağlık personeli, VHKİ, memur) olmak üzere toplam 2371 personel ile vatandaşlarımıza en kaliteli hizmeti sunma amacındayız. 2002’den bu yana Sağlık Bakanlığına bağlı kurumlarımızda görev yapan toplam insan gücü sayısı yaklaşık 1,4 kat artmıştır. Tıp Fakültesi, Yüksek İhtisas Hastanesi ve Özel hastaneye, 112 Acil sağlık hizmetleri ambulansları ile 2018 yılı içerisinde şuana kadar toplam 22 bin 287 hasta taşınmıştır. 112 ambulanslarımızın ilk 0-10 dakikada kentsel vakaya ortalama varış süresi yüzde 96, ilk 0-30 dakikada kırsal vakaya ortalama varış süresi yüze 98’dir. Sağlık Müdürlüğü tarafından 245 kişiye sertifikalı ilkyardım eğitimi, 920 bilgilendirme ve 112 tanıtımı eğitimi verilmiş olup ‘Yaşama Yol Ver’ projesi kapsamında 2 bin 748 kişiye eğitim verilmiştir."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir AK Parti Eskişehir İl Başkanı Albayrak’tan Tepebaşı Belediyesi’ne yönelik operasyonla ilgili açıklama AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, Tepebaşı Belediyesi’ne yönelik düzenlenen operasyonla ilgili olarak, "Ortaya çıkan ayrıntılar, ne yazık ki şehrimiz ve kamu vicdanı adına utanç vericidir" dedi. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Tepebaşı Belediyesi’ne geçtiğimiz günlerde yolsuzluk, nitelikli zimmet, evrakta sahtecilik ve kara para aklama suçlarıyla ilgili operasyon düzenlenmişti. Soruşturma süreci devam ederken, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak, konuyla ilgili açıklamada bulundu. Başkan Albayrak’ın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, "Soruşturmayı büyük bir dikkat, ciddiyet ve sükunetle takip etmekteyiz. Soruşturmanın selameti ve hukukun üstünlüğüne olan inancımız gereği, bugüne kadar adli makamların işleyişine saygı göstererek herhangi bir açıklama yapmamayı tercih ettik. Ancak gelinen noktada ortaya çıkan vahim tablolar, iddialar ve belgeler karşısında Eskişehir halkının hakkını savunmak adına bir kelam etme zamanı gelmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü titiz çalışma, MASAK ve Sayıştay müfettişlerinin raporları neticesinde ortaya çıkan ayrıntılar, ne yazık ki şehrimiz ve kamu vicdanı adına utanç vericidir" ifadeleri yer aldı. "Bu durumu hiçbir Eskişehirlinin kabul etmesi mümkün değildir" Albayrak, "Eskişehirli hemşehrilerimizin vergileriyle, tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla inşa edildiği iddia edilen lüks villalar, tarım arazileri üzerine kurulan devasa malikaneler ve bu yapıların altına gizlenmiş kripto para madenciliği odaları, belediyecilik anlayışının nasıl kişisel servet edinme aracına dönüştürüldüğünün en açık göstergesidir. Bir yanda halka hizmet üretmesi gereken makamlar, diğer yanda ise bu makamların gücünü kullanarak kendi yakınlarının üzerine şirketler kurup belediyeye şişirme faturalar kesen idareciler... Bu durumu hiçbir Eskişehirlinin kabul etmesi mümkün değildir" dedi. "Sadece hukuki bir suç değil, aynı zamanda çok büyük bir ahlaki çöküştür" Aşevi üzerinden usulsüzlük yapıldığı iddialarının vahim olduğunu belirten Albayrak, şunları kaydetti: "İhtiyaç sahibi vatandaşlarımızın, yoksulun, fukaranın boğazından geçecek olan aşevi yemeklerinin sanki dışarıdaki yandaş firmalardan alınmış gibi gösterilerek belediyeye fatura edilmesi, milyonlarca liranın elden ele nakit olarak paylaştırılması sadece hukuki bir suç değil, aynı zamanda çok büyük bir ahlaki çöküştür. İhtiyaç sahibinin rızkına göz diken bu zihniyeti Eskişehir kamuoyunun vicdanına havale ediyoruz. Eskişehir’imizin ve hemşehrilerimizin hakkını, hukukunu hiç kimseye yedirtmedik, yedirtmeyeceğiz. Tüyü bitmemiş yetimin hakkının, aşevindeki fukaranın rızkının son kuruşuna kadar takipçisi olacağız. Adaletin tecelli edeceğine ve suçluların en ağır cezayı alacağına inancımız tamdır."
Sakarya Destici’den Ahmet Türk’e sert sözler: "Hainlik yapıyor" Sakarya’da partisinin Olağan İl Kongresi’nde konuşan Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün, Amed Sportif Faaliyetler’in Süper Lig’e yükselmesinin ardından yaptığı, "Kürdistan’ın bir takımı Süper Lig’e çıktı" açıklamasına "Hainlik yapıyor" sözleriyle tepki gösterdi. Destici, "Bu devletin adı Türkiye Cumhuriyeti’dir, bu milletin adı Türk milletidir. PKK’nın siyasi uzantısı DEM Parti yarın birçok il ve ilçede ‘Barış için adım at’ yürüyüşü yapacakmış; sen önce vatan için bir adım at" dedi. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Sakarya’da partisinin 12. Olağan İl Kongresi’ne katıldı. Serdivan Belediyesi Kongre Merkezi’nde yapılan kongre, Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Yapılan kongrede tek aday olan mevcut il başkanı Turan Yıldırım yeniden başkan seçildi. Kongre öncesinde konuşan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, asgari ücretin ve emeklilik maaşlarının düşük olduğunu, akran zorbalığını ve 18 yaş altı çocukların suça sürüklenmelerine ilişkin değerlendirmede bulundu. "Sen önce vatan için bir adım at" Destici, "Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’dan bir takım Süper Lig’e yükseldi, hoş gelmiş, sefa gelmiş ama devletin varlığını kabul ettiği sürece, ay yıldızlı al bayrağa saygı duyduğu sürece hoş gelmiş. Türkiye’nin takımı, Diyarbakır Türkiye’nin ili ama çıkmış bir zavallı, güya duayen devlet ona her şeyi vermiş. Mal, mülk, para, makam vermiş maça gidiyor ve çıkışta, ‘kürdistanın bölgesinin takımı Süper Lig’e yükselmiştir’ diyor. Densizlik bu aslında hainlik yapıyor. Biz ‘kes sesini’ dedik ve demeye devam edeceğiz. Bu devletin adı Türkiye Cumhuriyetidir, bu milletin adı Türk milletidir. Nevruz kutlamaları yapıyorlar on binlerce kişi katılıyor bir kişinin elinde Türk bayrağı yok, takım için gösteri yapıyorlar bir kişinin elinde Türk bayrağı yok. Siz hangi devletin vatandaşısınız ey hainler topluluğu, siz hangi milletin mensubusunuz. Bu ay yıldızlı al bayrağı elinize almaktan neden imtina ediyorsunuz. PKK’nın siyasi uzantısı DEM Parti, yarın birçok il ve ilçede ‘Barış için adım at’ yürüyüşü yapacakmış, sen önce vatan için bir adım at, o yürüyüşü Türk bayraklarıyla yap ondan sonra devletten, meclisten ve bizden adım bekle. Sen eline Türk bayrağı almadığın müddetçe ne kardeşlik ne barış olur ne de dostluk olur. Eline Türk bayrağı almayan kim olursa olsun bu milletin bir parçası olamaz. O zaman diyoruz ki; hangi bayrağı eline alıyorsan, hangi bayrağın özlemini çekiyorsan git orada yaşa. Bunlara müsamaha gösterirsek bugün talep ettiklerinin yarın çok daha fazlasını isterler maazallah bu iş bölünmeye kadar gider. Türkiye’yi bölmek isteyenleler bunları 40 yıldır maşa olarak kullanıyorlar ve bugünde maşalık yapmaya devam ediyorlar" dedi. "En önemli meselelerden biri de akran zorbalığı" Genel Başkan Destici, "En önemli meselelerden biri de akran zorbalığı ve 18 yaş altı çocuklarımızı istismar eden, bunları kullanan, suç işleten çeteler ve bu çetelerin ele başları. Birkaç gün önce İstanbul Büyükçekmece’de 15 yaşında bir çocuğumuz yine akranları tarafından öldürüldü. BU gerçekten acı ve vahim bir durum. Bununla ilgili mecliste yasal düzenlemeler yapıldı ama maalesef bu düzenlemeler tam beklentileri karşılamış değil. Bizim esas bahsettiğimiz, bu çocukların ailesiyle bağlarını kopartıp tamamen etkisi altına alıp suç işleten çetelerden bahsediyoruz. Bunlarla ilgili iki şey yapılması gerekiyor bir yasa çıkacak bu suç işleyenler 18 yaş altıda olsa 14 yaşını geçmişse büyükler gibi cezalandırılmalıdır. Daha önemlisi bataklığı kurutmaktır onun için bu çetelerin kökünü kazımak gerekmektedir. Son dönemde hem meclisten çıkan yasalar hem İçişleri ve Adalet Bakanlığı’nın ortak çalışmaları hepimizin gözünün önünde cereyan etmektedir. Bir de bunun yanında bahis meselesi ve asla müsemma gösterilmemelidir" diye konuştu. "Aile, toplumun, milletin ve devletin başlangıç noktasıdır" Asgari ücret, emeklilik maaşlarının arttırması gerektiğini belirten ve aile olma hususlarına değinen Genel Başkan Destici, "Bugün en büyük problemlerimizden biri ailedir çünkü aile olmazsa toplum, toplum olmazda millet, millet olmazsa devlet olamaz. Aile, toplumun, milletin ve devletin başlangıç noktasıdır. Türk milletini tarih boyunca güçlü kılan aile olmaktır. Ama bizim ailemize LGBT ile saldırdılar yetmedi evlilik dışı hayatları özendirdiler. Evlilikten insanları ve gençleri soğuttular ve maalesef bunda da başarılı oldular. Çocuk sayısı aile başına 3 üzerindeyken bugün 1.4’lere gerilemiş durumda. Artık Türkiye nüfus olarak yükselmiyor aşağıya doğru geriliyor. Bu, bir milletin yok oluşa doğru gidişi demektir" şeklinde konuştu.
Antalya Domateste üretim planlaması fiyat dengesinin anahtarı Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında yılbaşından bu yana özellikle domates fiyatlarında dikkat çeken bir seyir yaşanırken, sektör temsilcileri fiyat istikrarı için üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı kurulması gerektiğini belirtiyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, bu yıl domateste arzın düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım " dedi. Akcan, fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçilebilmesi için yıl bazında üretim planlamasının önem taşıdığını vurguladı. "Domates 80-100 TL bandında istikrarlı gitti" Domatesin ocak ayından sonra yüksek fiyat bandında seyrettiğini ifade eden Nevzat Akcan, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü" dedi. Geçen yıl üreticinin özellikle domateste beklediği geliri elde edemediğini belirten Akcan, bunun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini etkilediğini anlattı. Akcan, "Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz" diye konuştu. "Yüzde 45 ürün kaybı ciddi bir rakam" Geçen yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını belirten Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de benzer bir tablo yaşandığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı istatistiki bilgilere göre ürün kaybının yüksek olduğunu belirten Akcan, "Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor" ifadelerini kullandı. "Domates hariç ürünler 15-30 TL bandında" Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan, "Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul’da, Ankara’da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil" diye konuştu. "Geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum" Aile mesleği olan çiftçiliği sürdüren 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyetlerin ve risklerin yüksek olduğuna dikkat çekti. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyledi. Karacula, "Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz" dedi. Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Karacula, "Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor" ifadelerini kullandı. Sadece kokteyl domates ürettiklerini söyleyen Karacula, ürününü markete verdiğini belirterek, "Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira" diye konuştu.
Antalya Domateste üretim planlaması fiyat dengesinin anahtarı Antalya’da yaş sebze ve meyve piyasasında yılbaşından bu yana özellikle domates fiyatlarında dikkat çeken bir seyir yaşanırken, sektör temsilcileri fiyat istikrarı için üretim ve tüketim dengesinin daha sağlıklı kurulması gerektiğini belirtiyor. Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, bu yıl domateste arzın düşük olduğunu belirterek, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım " dedi. Akcan, fiyatlardaki dalgalanmaların önüne geçilebilmesi için yıl bazında üretim planlamasının önem taşıdığını vurguladı. "Domates 80-100 TL bandında istikrarlı gitti" Domatesin ocak ayından sonra yüksek fiyat bandında seyrettiğini ifade eden Nevzat Akcan, "Bu yıl domates yılbaşından sonra iyi para etti. Genelde 80-100 TL bandında istikrarlı bir şekilde gitti. Ürün yok bu sene. Geçen sene bu zamanlar domates fiyatı çok düşüktü" dedi. Geçen yıl üreticinin özellikle domateste beklediği geliri elde edemediğini belirten Akcan, bunun sonraki üretim dönemlerinde ekim tercihlerini etkilediğini anlattı. Akcan, "Bizim esas çektiğimiz sıkıntı bu. Yıl bazında 12 ay boyunca kaç ton, hangi şehirde, hangi bölgede ne kadar üretim var, ne kadar tüketim var, bu dengeyi sağlayamıyoruz. Üretici ne yapıyor? Geçen yıl hangi ayda para etmişse oraya odaklanıyor. Bu kez de devamlı boşluklara denk geliyoruz, fiyat istikrarını yakalayamıyoruz" diye konuştu. "Yüzde 45 ürün kaybı ciddi bir rakam" Geçen yıl domates üreticisinin yılın ilk aylarında para kazanamadığını belirten Akcan, üreticinin daha sonra çift ekim yapılan dönemlere yöneldiğini söyledi. Akcan, sadece domateste değil, biber, patlıcan ve diğer ürünlerde de benzer bir tablo yaşandığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı istatistiki bilgilere göre ürün kaybının yüksek olduğunu belirten Akcan, "Geçtiğimiz günlerde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nden istatistiki bilgiler aldım, yüzde 45 ürün kaybı var. Yüzde 45 çok ciddi bir rakam. Ürün az, az olunca ne olacak? Hangi ürün az olursa o ürün daha çok para ediyor" ifadelerini kullandı. "Domates hariç ürünler 15-30 TL bandında" Domates dışındaki sebze fiyatlarının ise daha düşük bantta seyrettiğini söyleyen Akcan, üretici açısından gelir dengesinin korunmasının önemine işaret etti. Akcan, "Domates hariç diğer ürünler 15-30 TL bandında. Biber, patlıcan, kabak hepsinin fiyatı birbirine yakın. Biz bu çiftçiye para kazandıramadığımız takdirde önümüzdeki seneler için tehlike çanları çalıyor. Onun için çiftçiyi nasıl koruyacağız, onun hesabını yapmamız lazım. Sebze ve meyve fiyatlarının enflasyon sepetinden kesinlikle çıkarılmasını istiyoruz. Yerli üreticimize sahip çıkmamız lazım. Yerli üreticiyi 12 ay üretimden düşürmememiz lazım ki tüketici de İstanbul’da, Ankara’da, Anadolu şehirlerinde rahatça sebze tüketebilsin. Üretimden düşersek ne yapacağız? İthalat çözüm değil" diye konuştu. "Geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum" Aile mesleği olan çiftçiliği sürdüren 22 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü öğrencisi Baha Karacula ise tarımsal üretimde maliyetlerin ve risklerin yüksek olduğuna dikkat çekti. Öğrencilik hayatının yanında üretime devam ettiğini belirten Karacula, çiftçiliğin doğal afetlerden maliyet artışlarına kadar birçok risk barındırdığını söyledi. Karacula, "Öğrenciyim, aynı zamanda aile mesleğim olan çiftçiliği sürdürüyorum. Akdeniz Üniversitesi’nde Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü okuyorum. 22 yaşındayım. Bu mesleğin risk oranı çok yüksek. Herhangi bir doğal afette bütün senenin mahsulü yerle bir olabilir, bütün kazanç kaybedilebilir. O açıdan geleceğimi bu mesleğe bağlamak istemiyorum. Sigortacılık yapmak istiyorum. Ama yine de elimizden geldiğince sürdürmeye çalışıyoruz" dedi. Tarımda girdi maliyetlerinin üretici üzerindeki etkisine değinen Karacula, özellikle tarım ilacı, gübre, mazot ve döviz kuruna bağlı maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirtti. Karacula, "Bu mesleğin geleceğini parlak görmüyorum. Girdilerin yükselmesi, tarım ilaçlarını ve gübreleri üretmiyor oluşumuz, bunların yurt dışından gelmesi bizim için yüksek maliyet oluşturuyor. Mazotun yükselmesi de etkili. Dışa bağlı olduğumuz için de üretim sektörü bizim için bir hayli zor geçiyor" ifadelerini kullandı. Sadece kokteyl domates ürettiklerini söyleyen Karacula, ürününü markete verdiğini belirterek, "Kilosunu muhtemelen 50 TL civarı satarız, maliyeti de tahminim 50 lira" diye konuştu.