SAĞLIK - 15 Ocak 2021 Cuma 11:08

Prof. Dr. Kaygusuz’dan ’CoronaVac’ açıklaması: "Ümitliyiz"

A
A
A
Prof. Dr. Kaygusuz’dan ’CoronaVac’ açıklaması: "Ümitliyiz"

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Prof.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Prof. Dr. Sedat Kaygusuz, CoronaVac aşısının etkisinden bahsederek, "Beklentimiz, iki aşı olduktan 3 hafta sonra istediğimiz antikor seviyesine ulaşmaktır. Bu aşıyla yapılan faz iki çalışmaları ve faz üç ara sonuçlarında aşı olanların yüzde 95’ine yakınında oluşumunu görmekteyiz. Dolayısıyla bizim de bu aşıyla bu rakamlara ulaşacağımızdan ümitliyiz" dedi.


Çin’den getirilen CoronaVac aşısı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından "Acil Kullanım Onayı" kararı sonrası Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya yapılmasının ardından tüm yurt genelinde sağlık çalışanlarına uygulanıyor.


Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı ve İl Pandemi Kurulu Koordinatörü Prof. Dr. Sedat Kaygusuz, "Bu günü bekliyorduk. O gün geldi çattı ve bugüne çok şükür” dedi.



"Tek şansımız aşı"


Virüsün hala özelliklerini koruduğunu belirten Prof. Dr. Kaygusuz, şunları kaydetti:


"Mart ayında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) hastalığı pandemi olarak ilan ettikten sonra ve ülkemizde yayılmaya başladıktan sonra şunu söylüyorduk; bu hastalıktan kurtulmak için ya aşı bulunmalı, ya bir ilaç bularak bu hastalığı hafif geçirmemiz, ya da virüsün mutasyona uğrayarak özelliklerini kaybetmesini bekliyorduk ki bu salgın bitsin. Ama doğumunun birinci yılına geldiğimiz şu aşamada hala virüs özelliklerini koruduğu için hastalık aynen devam ettiği için herhangi bir ilaçta bulunmadığı için şu andaki tek şansımız aşı. Bugünü bekliyorduk. O gün geldi çattı çok şükür. Biraz önce aşımızı olduk. Tüm personelimizle beraber şuan çalışanlarımız aşısını olmaya devam ediyorlar. Bu bir beklentiydi. Buna ulaştığımız için çok mutluyuz. İnşallah halkımızın da bu rakamlara ulaşmasıyla beraber bu salgının eğrisini kırmış olacağız. Bu şekilde bu illetten kurtulmuş olacağız."



"Antikor hücrelerini başlatıyor"


Antijen denilen yabancı maddelerin her gün onlarca şekilde vücuda girdiğini dile getiren Prof. Dr. Kaygusuz, “Gıdayla olmaktadır solunumla olmaktadır. Buna karşı korumak için vücut antikor üretimini başlatmaktadır. Bu bilgiyi bildiğimiz için bu aşıyı Covid’e karşı uyguluyoruz. Bu virüsün ölü hali inaktive edilmiş hali bunu vücuda girdikten sonra vücut bir yabancı olarak tanıyor ve bağışıklık hücrelerinde buna karşı antikor hücrelerini başlatıyor. Ortalama 3 hafta içerisinde bu antikor cevabı oluşuyor ama bu herkeste farklı bir sonuçtur” şeklinde konuştu.



"İstediğimiz antikor seviyesine ulaşmaktır"


İki aşı olduktan 3 hafta sonra istenilen antikor seviyesine ulaştıklarını anlatan Prof. Dr. Kaygusuz, “Kimisinde 3-4 haftadan sonra oluşurken kimisinde ikinci dozdan sonra oluşmaktadır ama bizim şu anki beklentimiz iki aşı olduktan 3 hafta sonra istediğimiz antikor seviyesine ulaşmaktır. Bu aşıyla yapılan faz iki çalışmaları ve faz üç ara sonuçlarında aşı olanların yüzde 95’ine yakınında oluşumunu görmekteyiz. Dolayısıyla bizim de bu aşıyla bu rakamlara ulaşacağımızdan ümitliyiz. İnşallah bu rakamlara ulaşırız. Antijen vücudumuza girer girmez immün sistemi hemen tanımaya onu analiz etmeye ona karşı antikor üretme sürecini başlatıyor. Ama bu dediğim gibi uzun sürebiliyor. En erken 3 haftayı buluyor zaten” ifadesini kullandı.



"İlk adımı atmış olduk"


Yoğun bakım servisinde 8 yıldır görev yaptığını ifade eden Gül hemşire, “8 senedir yoğun bakımda çalışıyorum. Bugün aşı için ilk adımı attık. Ülke içinde çok iyi olacağını düşünüyorum. Umarım bağışıklığımız da gelişir devamını sağlarız. Herkesin aşıyı yaptırıp yoğun bakım gibi zor süreçlerin öne geçmesi gerekiyor, buda ilk adım. İlk adımı atmış olduk, herkesin güvenle yaptıracağını düşünüyorum. Bizde ilk adımı attık” dedi.



"İlk yaptıranlardan biriyim"


12 yıllık hemşire Mehtap Gürel, aşıyı 4 gözle beklediklerini belirterek, “Nihayet geldi. İlk yaptıranlardan biriyim. Aynı zaman da aşı uygulama ekibindeyim. Yaptırdık herhangi bir yan etki olmadı. Herhangi bir ağrı sızı olmadı yaptıran kişilerden herhangi bir şikâyet almadık şuana kadar” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin Büyükşehir Belediyesinden sosyal destek seferberliği Mersin Büyükşehir Belediyesinin sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirdiği destek programları binlerce ailenin yaşamına dokunmaya devam ediyor. Gıdadan eğitime, sağlıktan barınmaya kadar geniş bir alanda sunulan hizmetler, özellikle dar gelirli ve dezavantajlı gruplar için önemli bir güvence oluşturuyor. Türkiye Belediyeler Birliği Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in göreve geldiği 2019 yılından bu yana sosyal hizmetlerini artıran Büyükşehir, toplumun her kesimine yönelik projelerle dayanışma kültürünü güçlendiriyor. Çocuklardan yaş almış bireylere, kadınlardan özel gereksinimli vatandaşlara kadar geniş bir kitleye ulaşan hizmetler, kent genelinde yaygın şekilde sürdürülüyor. Evde bakım, temizlik ve sağlık hizmetleriyle binlerce kişiye ulaşan Büyükşehir Belediyesi, fizik tedavi, psikolojik danışmanlık ve medikal desteklerle de önemli bir ihtiyacı karşılıyor. Engelli bireyler için erişilebilirlik çalışmaları, danışmanlık hizmetleri ve sosyal projeler dikkat çekerken, transfer araçları ve özel destek uygulamalarıyla yaşam kolaylaştırılıyor. Dar gelirli ailelere yönelik Halk Kart uygulamasıyla on binlerce haneye destek sağlanırken, eğitim alanında da kurs, öğrenim yardımı ve kırtasiye destekleriyle öğrencilerin yanında olunuyor. Çamaşır Kafe, ücretsiz nakliye ve yurt hizmetleri de gençlere yönelik önemli destekler arasında yer alıyor. Kadınlara yönelik projeler kapsamında Hanım Evleri, kadın üretici stantları ve danışma merkezleri aktif rol oynarken, çocuklar için kampüsler, atölyeler ve gelişim merkezleriyle sosyal ve eğitsel destekler sunuluyor. Emekliler için oluşturulan merkezler, mobil kuaför hizmeti ve refakatçi evleri gibi uygulamalar da sosyal belediyeciliğin farklı örnekleri olarak öne çıkıyor. Gıda destekleri kapsamında ise iftar yemekleri, gıda kolileri, sıcak çorba dağıtımları ve mahalle mutfaklarıyla geniş kitlelere ulaşılıyor. Süt dağıtımı, yenidoğan destek paketleri ve özel beslenme ihtiyaçlarına yönelik yardımlar da düzenli olarak sürdürülüyor. Mersin Büyükşehir Belediyesinin yürüttüğü bu kapsamlı çalışmalar, ’kimseyi geride bırakmayan’ sosyal belediyecilik anlayışıyla kentte dayanışmayı büyütmeye ve her haneye umut olmaya devam ediyor.
Samsun Savcının objektifinden yaban hayatı Cumhuriyet Savcısı Vedat Soğukpınar, Türkiye’de bulunan 450 kuş türünden birçoğunu fotoğraflayan ve yaban hayattaki canlıları görüntüleyen bir ’yaban hayat fotoğrafçısı’ olarak dikkat çekiyor. Soğukpınar’ın kamuflajla saatlerce hareketsiz bekleyerek çektiği yaban hayatı fotoğrafları görsel şölen sunarken, baharın gelişini de gözler önüne serdi. Yıllardır kuş fotoğrafçılığı yapan Samsun Bölge Adliyesi’nde görevli Cumhuriyet Savcısı Vedat Soğukpınar, izinli olduğu günlerde, herkesin uyuduğu saatlerde kamuflajını giyip Samsun Kızılırmak Deltası’na giderek kuşları fotoğraflayabilmek için saatlerce bekliyor. Bir kuş türünü görüntülemek için saatlerce kıpırdamadan bekleyen Soğukpınar, Türkiye’nin farklı bölgelerinde bulunan 350’ye yakın kuş türünü fotoğrafladı. Soğukpınar’ın objektifine zaman zaman nesli tehlike altında olan ya da nadir görülen kuş türleri de takılıyor. Nesli tehlike altında olan çeltikçi objektife yansıdı Baharın gelmesiyle birlikte Kızılırmak Deltası’ndaki hareketlilik Soğukpınar’ın objektifine yansıyor. Savcı Soğukpınar, kelaynak kuşları ile akrabalığı bulunan ve nesli tehlike altında olan göçmen bir kuş türü olan çeltikçi (Glossy Ibis) kuşunu da kaydetti. Kuşların toplu halde subasar alanlarda avlanma anı anbean görüntülendi. Öte yandan Soğukpınar, "Baharın gelmesiyle kır kırlangıçları deltaya geldiler" diyerek kendisine ait sosyal medya hesabından kırlangıç sürüsünün görüntüsünü paylaştı. Avcılara karşı doğanın güzelliklerini gözler önüne seriyor Çektiği fotoğrafların yanı sıra ilginç ve gözlemlenmesi zor anları da videoya alan Savcı Soğukpınar, bu anları kendisine ait sosyal medya hesaplarından paylaşarak tüm vatandaşların görmesine vesile oluyor. Avcılığa karşı duruş sergileyerek doğanın tüm güzelliklerini gözler önüne seren Soğukpınar, "Tetiğe değil, deklanşöre bas. Öldürme, ölümsüzleştir" mottosuyla vatandaşlara doğa ve çevre bilinci aşılıyor. Savcı Soğukpınar’ın sosyal medyadaki paylaşımları vatandaşlar tarafından büyük beğeni topluyor. Hayatlarında ilk kez farklı kuş türlerinin varlığından haberdar olan vatandaşlar, emeklerinden dolayı Soğukpınar’a teşekkür ediyor. Görülmesi oldukça zor olan yaban hayvanları ve kuş fotoğrafları, Samsun’un tanıtımına da katkı sağlıyor.
Sakarya Sakarya’nın çiçekleri şişelendi, kokusu dünyayı sardı 3 kuşaktır sürdürülen esans geleneğini devam ettiren Murat Kılıç, Sakarya’da yetişen longoz menekşesi, gölge zambağı ve kestane kabağının çiçeklerinden elde ederek ürettiği "Sehr-i Sakarya" kolonyasını 4 ülkeye ihraç ediyor. Sakarya’da üç kuşaktır sürdürülen esans geleneğini devam ettiren Murat Kılıç, 10 yıl önce başladığı hikayesinde şehrin simgesi olan yerlerden elde ettiği çiçeklerle Şehr-i Sakarya kokusunu oluşturdu. Acarlar Longozu’nun menekşesi, Keremali Yaylası eteklerinde yetişen gölge zambağı ve coğrafi işaretli kestane kabağı çiçeğinin harmanlanmasıyla 3 yıllık çalışma neticesinde ortaya çıkan koku, 4 ülkeye ihraç edilerek dünya ile buluştu. "Neden Adapazarı’na özel bir şey yok, biz yapalım dedik" Kokularla olan yolculuğundan bahseden Kılıç, süreci anlatarak "Dedem esansçıydı sonra babam hem esans hem kolonyaya döndürdü 22 yaşımda ben elime aldım. Dördüncü kuşak olarak oğlumu yetiştiriyorum. Şehr-i Sakarya kafamızda şöyle doğdu 10 yıl önceydi Sakarya’dan bir yere gittiğimizde bir türlü götürecek bir şey bulamıyoruz şekerleme, lokum buluyoruz fakat şeker hastalarına denk geldik hep. Götürdüğümüz hediyeleri kimse kullanamıyordu. Neden Adapazarı’na özel bir şey yok derken kafamızda şöyle bir şey uyandı bizde imalatçıyız biz niye yapmıyoruz dedik. Acarlar Longozu’nun menekşesi var dünyada 3 tane yerde yetişen menekşeden bir tanesi. Akyazı’da Kerem Ali Dağı’nın eteklerinde gölge zambağı var, coğrafi işareti olan kestane kabağı çiçeği var bunların üçünü esans haline getirdik daha sonra birleştirdik 3 yıllık çalışmayla da güzel bir kolonya elde ettik" dedi. "3 boyutlu bir kolonya" Klasik kolonyayı farklı bir boyuta taşıdığını ve üretim sürecini anlatan Kılıç, "Klasik bir kolonyadan çıktık biz. İçerisinde E vitamini var. Tıraştan sonra cildi ve elleri yumuşatıyor. 3 boyutlu bir kolonya, ilk sürdüğünüzdeki koku 10 dakika sonra farklı bir koku oluyor, en son da ellerinizde parfüm minvali bir koku bırakıyor. Kestane kabağı çiçeği yemeklerde kullanılan bir şey ama kokusunu bilen yok. Tabi saf olarak aldığınızda onu işlemediğinizde kokusu çok harika değil ama biz bunları modernize ediyoruz yani oynuyoruz kokularla biraz. Üçünü bir araya getirmeye, oranlarını ayarlamaya çalışıyoruz. Bunlar Sakarya’nın bilinmeyenleri yani dünyada da bilinmiyordu. Artık Acarlar Longozu dünyaca ünlü bir yer oldu" diye konuştu. "Hayatlarında hiç kolonya kullanmayanlar Sakarya’nın kokusu kullanıyor" Yurt dışına kadar uzanan üretim hikayesiyle yerel değerleri dünyaya tanıtan Murat Kılıç, "Yurt dışından gelip gölge zambağını toplayıp götürüyorlardı, Fransa’da esans yapıp bize tekrar satıyorlardı. Bunu bilen yoktu bunları öne çıkarmamız gerektiğine inandık Allah nasip etti şu an 4 ülkede ihracat yapıyoruz. Hayatlarında hiç kolonya kullanmayan insanlar Sakarya kokusu kullanıyor artık. Avusturya’da Şehri Sakarya kokusunu görüyorum insanların masasında tabi ki bu Sakarya’nın tanıtımı için büyük bir şey. Ben Totalde 3 milyona yakın ürün sattım, 3 milyon insanın hanesine girmişiz öyle düşünün. Biz henüz Şehri Sakarya kokusunu beğenmeyene rastlamadık" şeklinde konuştu. "60 yıllık birikimi ‘Retro’ koku ile yeniden yorumluyoruz" Firmalarının 60. yılına özel yeni bir koku üzerinde çalıştıklarını belirten Kılıç, "Yeni hikayemiz aslında daha güzel yaklaşık 6 aydır firmamızın 60. yılı olması sebebiyle yeni bir koku üzerinde çalışıyoruz. 60 yılda en çok satan kokuları modernize ederek bir araya getireceğiz. Biz buna "Retro" diyoruz. İlk bu işe başladığımızda insanlar garip bakıyorlardı, bu kokulardan ne çıkabilir ki diyorlardı. Biz beğenmeyeceğimiz bir şeyi Sakarya’nın tanıtımında kullanmak istemedik bunun için 3 yıl mücadele verdim, mücadelemin de karşılığını alıyorum insanların çok hoşuna gidiyor, beğeniyorlar" ifadelerini kullandı. (OK-