ASAYİŞ - 26 Nisan 2021 Pazartesi 12:05

Kırıkkale’de 82 saatlik kısıtlamada 72 bin liralık ceza

A
A
A
Kırıkkale’de 82 saatlik kısıtlamada 72 bin liralık ceza

Kırıkkale’de korona virüs ile mücadele kapsamında uygulanan 82 saatlik sokağa çıkma kısıtlamasında yapılan denetimlerde toplamda 72 bin 427 lira idari para cezası uygulandı.

Kırıkkale’de korona virüs ile mücadele kapsamında uygulanan 82 saatlik sokağa çıkma kısıtlamasında yapılan denetimlerde toplamda 72 bin 427 lira idari para cezası uygulandı.


Korona virüs (Covid-19) ile mücadele tedbirleri kapsamında, Türkiye genelinde 22 Nisan Perşembe günü 19.00’da başlayan ve Cuma, Cumartesi ve Pazar günlerinin tamamını kapsayan 82 saatlik sokağa çıkma kısıtlaması saat 05.00 itibarıyla sona erdi. Korona virüs risk değerlendirme haritasına göre "kırmızı" renk ile "çok yüksek" riskli iller kategorisinde yer alan Kırıkkale’de de, vakaların düşürülmesi maksadıyla kısıtlama süresince sıkı denetimler uygulandı.


Üç gün süren sokağa çıkma kısıtlamasında 322 ekip ve bin 106 personelin katılımı ile 313 uygulama noktasında denetimler gerçekleştirildi. Jandarma ve polis ekiplerince, kentin farklı noktalardaki uygulamalarda 4 bin 516 şahıs sorgulanırken araması bulunan 11 şahıs yakalandı. Toplamda bin 890 aracın sorgulandığı denetimlerde, 43 araca 37 bin 481 lira cezai işlem uygulanırken 1 araç ise trafikten men edildi.


Ayrıca, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu gereğince 10 kişiye 28 bin 777 lira, 1593 sayılı Hıfzıssıhha Kanunu gereğince de 4 kişiye 6 bin 169 lira idari para cezası uygulandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Tescilli lezzet kabak tatlısı depremzede ailenin ellerinde lezzet buluyor HATAY (İHA) – Hatay’ın yöresel lezzeti olan tescilli kabak tatlısı, depremin ardından yeniden hayata tutunan depremzede baba, kız ve torunun ellerinden lezzet buluyor. Babasından öğrendiği mesleğini evladına da öğreten Aynur Öztürk, "Kendimle gurur duyuyorum ve işimi severek yapıyorum" diyerek işine olan tutkusunu dile getirdi. Antakya ilçesi Kuzeytepe Mahallesi’nde yaşayan Aynur Öztürk, depremin ardından yeniden hayata tutunarak kabak tatlısı üretmek için iş yerini kurdu. Babasından öğrendiği mesleğini 14 yıldır sürdüren Öztürk’e kabak tatlısı mesaisinde babası Süleyman Öztürk ve oğlu eşlik ediyor. El lezzetiyle Türkiye’nin birçok iline kabak tatlısını tattıran Aynur Öztürk, "Kendimle gurur duyuyorum ve işimi severek yapıyorum" diyerek işine olan tutkusunu dile getiriyor. Kabak tatlısının yapım sürecini anlatan Aynur Öztürk, "Kabak tatlımız, Hatay’ın yöresel lezzeti. Bu mesleği ben babamdan öğrendim ve yıllardır devam ettiriyorum. Kabak soyulup, tek tek elden geçip çatallanıyor ve kirece yatırılıyor. Kabağı 1 gün kireçte beklettikten sonra kazanlara dizip, kaynıyor. Suyunu döküp, şekerini ekledikten sonra pişmeye bırakıyoruz. 1 gün piştikten sonra dinlendirip, paketliyoruz. 14 yıldır, babamla birlikte bu işi yapıyorum. Depremden önce ailemle birlikte çalışıyordum, depremin ardından sıkıntılarımızı atlatıp devam ettik. Kalkınmak zorundaydık, yine çok şükür bu günlere. İnternet ve telefon üzerinden ulaşan herkese gönderim sağlıyoruz. Ankara, İstanbul, Kahramanmaraş, Gaziantep, Antalya, Adana ve bütün illerimize gönderim sağlıyoruz. Tohumunu üreticilerimize verip, biz onlardan satın alıyoruz. Kabağımız Konya ve Niğde’den geliyor. Kabaklarımızı stoklayıp, hazırlıyoruz. Bu yıl kabakları biraz yüksek fiyattan stokladık. Satışlarımızda bu yıl biraz düşüş var ve tüketim biraz daha iyi. Kendimle gurur duyuyorum ve işimi severek yapıyorum" dedi. Babasından öğrendiği kabak tatlısının sırrını kızına ve torununa aktaran Süleyman Öztürk ise, "20 yıldır bu işi yapıyorum, babamın mesleğiydi ve ben de ondan öğrendim. Kızıma, torunuma da bu işi öğrettim ve onların eli de lezzetli" dedi.
Trabzon Yüksek fiyat verenler oldu ama o baba yadigarı diye satmıyor Trabzon’un Maçka ilçesinde Oğuz ailesi, baba yadigârı olan ve yaklaşık 30 yıldır kendilerinde bulunan yarım asırlık geçmişe sahip Ford marka kamyonu, kapalı garajda 7 yıldır büyük bir özenle koruyor. Babasının 2019 yılında vefat etmesinin ardından aracı trafiğe çıkamadıklarını belirten Maçka Ziraat Odası Başkanı Ogün Oğuz, aracı kapalı garajda muhafaza ederek yalnızca belirli aralıklarla kontrol amaçlı çalıştırdıklarını belirtti. Araca yüksek fiyat vermelerine etmelerine rağmen satmadıklarını belirten Oğuz, kendileri var olduğu müddetçe baba yadigarı kamyonu saklayacaklarını hata bu yönde vasiyet te bile bulunduklarını söyledi. Baba Refik Oğuz, özellikle 1990’lı yıllarda Trabzon Limanı’ndan İran’a yapılan uluslararası taşımacılıkta aracı uzun yıllar kullanırken 2019 yılında vefat etmesinin ardından araç bir daha trafiğe çıkmadı. Araca maddi değil, manevi değer olarak baktıklarını belirten Ogün Oğuz, araca yüksek fiyat bile teklif edenlerin olduğunu ancak satmayı hiç düşünmediklerini söyledi. Türkiye’de bu tür eski ticari araçların giderek azaldığına dikkat çeken Oğuz, kamyonun kendileri için sadece bir araç değil, aynı zamanda bir aile geçmişinin simgesi olduğunu belirterek, "Şu anda da aktif durumda, ancak bizim iş alanımız olmadığı için hatıra olarak saklıyoruz. Biz var olduğumuz sürece, hatta varislerimize de vasiyet ettik, orada kalacak" dedi. Baba yadigârı olarak orada, hatıra niyetine saklıyoruz Kamyonu baba yadigarı olarak sakladıklarını belirten Oğuz, "Rahmetli babamın aracıdır; Ford kamyon. Baba yadigârı olarak orada, hatıra niyetine saklıyoruz. Araç yaklaşık 30 yıldır bizde. Babam 2019 yılında vefat etti; o zamandan sonra araç trafiğe çıkmadı, ancak ara ara garajda kontrol amaçlı çalıştırıyoruz. Kapalı bir alanda muhafaza ediyoruz. Babam bu araçla genelde transit taşımacılık yapar, İran’a çalışırdı. Satın diyen çok oldu; yüksek fiyat teklif edenler bile çıktı, ancak baba yadigârı olduğu için satmayı düşünmüyoruz. Aracımız yaklaşık yarım asırlık. Babam 1990’lı yıllarda Trabzon Limanı’ndan İran’a nakliye yapıyordu. Araç o dönem oldukça faaldi; zamanının meşhur araçlarındandı. Şu anda da aktif durumda, ancak bizim iş alanımız olmadığı için hatıra olarak saklıyoruz. Biz var olduğumuz sürece, hatta varislerimize de vasiyet ettik, orada kalacak. Bununla ilgili bir proje olursa, örneğin restore edelim, koruyalım denirse o zaman yardımcı oluruz. Biz bunun maddi boyutunda değiliz; sadece bir hatıra olarak kalmasını istiyoruz. Bu nedenle her türlü projeye açığız. Yakın çevrem zaman zaman "sat" diyor, bizi arayanlar oluyor; ’satar mısınız?’ diye soranlar çıkıyor. Ancak biz maddi değil, manevi değerine bakıyoruz. Zaten Türkiye’de bunlardan çok fazla kalmadı" diye konuştu.