ASAYİŞ - 27 Nisan 2021 Salı 12:50

Motosiklet sürücüsü kaskı başına değil koluna taktı

A
A
A
Motosiklet sürücüsü kaskı başına değil koluna taktı

Kırıkkale’de trafikte seyreden bir motosiklet sürücüsünün koruyucu kaskı başı yerine koluna takması dikkatlerden kaçmadı.

Kırıkkale’de trafikte seyreden bir motosiklet sürücüsünün koruyucu kaskı başı yerine koluna takması dikkatlerden kaçmadı.


Motosiklet sürücülerinin takmakla yükümlü olduğu ve yasalarla zorunlu kılınan kasklar, güvenliğin yanı sıra konfor da sağlıyor. Kazalarda baş, boyun ve kafa yaralanmalarının sıklığı göz önüne alındığında kaskın ne denli önemli olduğu ortaya çıkıyor.


Kırıkkale’de trafikte seyreden bir motosiklet sürücüsünün kaskını başı yerine koluna takması, kameralara yansıdı. Başka bir araçtaki yolcu tarafından çekilen görüntüde, motosiklet sürücüsünün kaskını takmadığı görüldü. Alparslan Türkeş Bulvarı üzerinde ilerleyen sürücünün kolunda bulunan kask ve trafikteki ihmalkarlığı dikkatlerden kaçmadı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Tescilli lezzet kabak tatlısı depremzede ailenin ellerinde lezzet buluyor HATAY (İHA) – Hatay’ın yöresel lezzeti olan tescilli kabak tatlısı, depremin ardından yeniden hayata tutunan depremzede baba, kız ve torunun ellerinden lezzet buluyor. Babasından öğrendiği mesleğini evladına da öğreten Aynur Öztürk, "Kendimle gurur duyuyorum ve işimi severek yapıyorum" diyerek işine olan tutkusunu dile getirdi. Antakya ilçesi Kuzeytepe Mahallesi’nde yaşayan Aynur Öztürk, depremin ardından yeniden hayata tutunarak kabak tatlısı üretmek için iş yerini kurdu. Babasından öğrendiği mesleğini 14 yıldır sürdüren Öztürk’e kabak tatlısı mesaisinde babası Süleyman Öztürk ve oğlu eşlik ediyor. El lezzetiyle Türkiye’nin birçok iline kabak tatlısını tattıran Aynur Öztürk, "Kendimle gurur duyuyorum ve işimi severek yapıyorum" diyerek işine olan tutkusunu dile getiriyor. Kabak tatlısının yapım sürecini anlatan Aynur Öztürk, "Kabak tatlımız, Hatay’ın yöresel lezzeti. Bu mesleği ben babamdan öğrendim ve yıllardır devam ettiriyorum. Kabak soyulup, tek tek elden geçip çatallanıyor ve kirece yatırılıyor. Kabağı 1 gün kireçte beklettikten sonra kazanlara dizip, kaynıyor. Suyunu döküp, şekerini ekledikten sonra pişmeye bırakıyoruz. 1 gün piştikten sonra dinlendirip, paketliyoruz. 14 yıldır, babamla birlikte bu işi yapıyorum. Depremden önce ailemle birlikte çalışıyordum, depremin ardından sıkıntılarımızı atlatıp devam ettik. Kalkınmak zorundaydık, yine çok şükür bu günlere. İnternet ve telefon üzerinden ulaşan herkese gönderim sağlıyoruz. Ankara, İstanbul, Kahramanmaraş, Gaziantep, Antalya, Adana ve bütün illerimize gönderim sağlıyoruz. Tohumunu üreticilerimize verip, biz onlardan satın alıyoruz. Kabağımız Konya ve Niğde’den geliyor. Kabaklarımızı stoklayıp, hazırlıyoruz. Bu yıl kabakları biraz yüksek fiyattan stokladık. Satışlarımızda bu yıl biraz düşüş var ve tüketim biraz daha iyi. Kendimle gurur duyuyorum ve işimi severek yapıyorum" dedi. Babasından öğrendiği kabak tatlısının sırrını kızına ve torununa aktaran Süleyman Öztürk ise, "20 yıldır bu işi yapıyorum, babamın mesleğiydi ve ben de ondan öğrendim. Kızıma, torunuma da bu işi öğrettim ve onların eli de lezzetli" dedi.
Trabzon Yüksek fiyat verenler oldu ama o baba yadigarı diye satmıyor Trabzon’un Maçka ilçesinde Oğuz ailesi, baba yadigârı olan ve yaklaşık 30 yıldır kendilerinde bulunan yarım asırlık geçmişe sahip Ford marka kamyonu, kapalı garajda 7 yıldır büyük bir özenle koruyor. Babasının 2019 yılında vefat etmesinin ardından aracı trafiğe çıkamadıklarını belirten Maçka Ziraat Odası Başkanı Ogün Oğuz, aracı kapalı garajda muhafaza ederek yalnızca belirli aralıklarla kontrol amaçlı çalıştırdıklarını belirtti. Araca yüksek fiyat vermelerine etmelerine rağmen satmadıklarını belirten Oğuz, kendileri var olduğu müddetçe baba yadigarı kamyonu saklayacaklarını hata bu yönde vasiyet te bile bulunduklarını söyledi. Baba Refik Oğuz, özellikle 1990’lı yıllarda Trabzon Limanı’ndan İran’a yapılan uluslararası taşımacılıkta aracı uzun yıllar kullanırken 2019 yılında vefat etmesinin ardından araç bir daha trafiğe çıkmadı. Araca maddi değil, manevi değer olarak baktıklarını belirten Ogün Oğuz, araca yüksek fiyat bile teklif edenlerin olduğunu ancak satmayı hiç düşünmediklerini söyledi. Türkiye’de bu tür eski ticari araçların giderek azaldığına dikkat çeken Oğuz, kamyonun kendileri için sadece bir araç değil, aynı zamanda bir aile geçmişinin simgesi olduğunu belirterek, "Şu anda da aktif durumda, ancak bizim iş alanımız olmadığı için hatıra olarak saklıyoruz. Biz var olduğumuz sürece, hatta varislerimize de vasiyet ettik, orada kalacak" dedi. Baba yadigârı olarak orada, hatıra niyetine saklıyoruz Kamyonu baba yadigarı olarak sakladıklarını belirten Oğuz, "Rahmetli babamın aracıdır; Ford kamyon. Baba yadigârı olarak orada, hatıra niyetine saklıyoruz. Araç yaklaşık 30 yıldır bizde. Babam 2019 yılında vefat etti; o zamandan sonra araç trafiğe çıkmadı, ancak ara ara garajda kontrol amaçlı çalıştırıyoruz. Kapalı bir alanda muhafaza ediyoruz. Babam bu araçla genelde transit taşımacılık yapar, İran’a çalışırdı. Satın diyen çok oldu; yüksek fiyat teklif edenler bile çıktı, ancak baba yadigârı olduğu için satmayı düşünmüyoruz. Aracımız yaklaşık yarım asırlık. Babam 1990’lı yıllarda Trabzon Limanı’ndan İran’a nakliye yapıyordu. Araç o dönem oldukça faaldi; zamanının meşhur araçlarındandı. Şu anda da aktif durumda, ancak bizim iş alanımız olmadığı için hatıra olarak saklıyoruz. Biz var olduğumuz sürece, hatta varislerimize de vasiyet ettik, orada kalacak. Bununla ilgili bir proje olursa, örneğin restore edelim, koruyalım denirse o zaman yardımcı oluruz. Biz bunun maddi boyutunda değiliz; sadece bir hatıra olarak kalmasını istiyoruz. Bu nedenle her türlü projeye açığız. Yakın çevrem zaman zaman "sat" diyor, bizi arayanlar oluyor; ’satar mısınız?’ diye soranlar çıkıyor. Ancak biz maddi değil, manevi değerine bakıyoruz. Zaten Türkiye’de bunlardan çok fazla kalmadı" diye konuştu.