- 02 Kasım 2021 Salı 10:41

Ekmek paralarını dumanın arasında çıkartıyorlar

A
A
A
Ekmek paralarını dumanın arasında çıkartıyorlar

Kırıkkale’de ormanlık alana kurdukları çadırlarda yaşamlarımı sürdüren mevsimlik işçiler, ekonomik kazançlarını zorlu şartlar altında mangal kömürü üreterek sağlıyor.

Kırıkkale’de ormanlık alana kurdukları çadırlarda yaşamlarımı sürdüren mevsimlik işçiler, ekonomik kazançlarını zorlu şartlar altında mangal kömürü üreterek sağlıyor.


Mangal kömürü üretimi için Diyarbakır’dan bin kilometre yol kat ederek geldikleri Kırıkkale’de çadır hayatı yaşayan ailelerin zorlu mücadelesi 7 ay sürüyor. Sadece geçim derdinde olan bu aileler, asırlar öncesinde Orta Asya ve Anadolu’da bir yaşam tarzı olan konar-göçerlik çadır geleneğini sürdürüyor. Balışeyh ilçesinin Selamlı köyünde ormanlık alana çadır hayatı yaşayan mangal kömürü işçileri, çocuklarıyla birlikte ekonomik kazan sağlamak için mücadele ediyor.



24 saat nöbet tutuyorlar


Orman İşletme Müdürlüğünce orman alanlarında yürütülen gençleştirme çalışmaları kapsamında belirlenen alanlarda kesilen meşe odunu kurdukları ocaklarda 15 gün süreyle bekletiliyor. İşçiler, odunların küle dönüşmemesi için de 24 saat nöbet tutuyor. Yüzlerinden kömür karası eksik olmayan işçiler, ateş başında verdikleri zahmetli mücadeleye eş ve çocukları da destek oluyor. Atalarından gördükleri doğal yöntemlerle üretim yapan işçiler, ocaktan çıkan odun kömürlerini çuvallara dolduruyor. Toptan olarak İzmir, İstanbul, Bursa ve Ankara’daki alıcılarına satıyor.


Kadın girişimci Rabia Aksakal, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, Orman İşletme Müdürlüğü’nün açtığı kesim ihalelerine girdiğini ifade ederek, kış mevsimine kadar çadır hayatı yaşadıklarını söyledi.



"Çadırlarda yaşamak da çok zor"


Diyarbakır’dan Kırıkkale’ye geldiklerini dile getiren Aksakal, “Orman ihalelerini tutuyoruz. Burada meşe odunlarını kesiyoruz. Kömür haline getiriyoruz. Şartlar burada çok zor. Kadın girişimciyim. Bir kadın olarak hem ihaleler hem ev işi hem burada çocuklar falan zor oluyor. Biz bu işi yaptığımızda karda kalmıyor. Biz çadırlarda yaşıyoruz. Çadırlarda yaşamak da çok zor, üşüyoruz burada. İşleri zamanında bitirmediğimizde kış geliyor. Bitirdiğimizde tekrar eve gidiyoruz. Mevsimlik işçiyiz, bahardan kış mevsimine kadar çalışıyoruz burada” dedi.



"Tozun, dumanın içinde ekmek parası çalışmaya devam ediyoruz"


Diyarbakır’dan 5 hane olarak geldiklerini anlata Vahit Yağancı, “Çadırlarımızı kurduk. Çocuk falan demeden buraya getirdik bin kilometreyi aşarak Kırıkkale’ye vardık. Ailecek sahamızı bölüşüyoruz. Bölüştüğümüz zaman herkes kendi payını kesiyor. Buraya getiriyoruz çatıyoruz. Hepsini çattıktan sonra saman atıyoruz. Samandan sonra toprak atıyoruz. Bu ocak en az 15 gün ateşte kalıyor. Ateş söndüğü zaman naylon atıyoruz üstüne. Tamamen söndüğü zaman yavaş yavaş çıkartıyoruz. Toplu haliyle satıyoruz. Biz burada 7 ay kalıyoruz. Tozun, dumanın içinde ekmek parası çalışmaya devam ediyoruz. Bunun soğu var. Tehlikesi var. Ailecek geliyoruz çalışmaya devam ediyoruz” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Suyun altını üstüne getiriyor, can kurtarmak için saniyelerle yarışıyorlar Turizm sezonunun yaklaşmasıyla denetimlerini artıran Antalya Deniz Polisi, uzaktan kumandalı can simitleri, su altı robotu ve yüksek hızlı botlarla boğulma vakalarından arama kurtarmaya kadar geniş alanda hızlı müdahale sağlıyor. Saniyelerle yarışan ekipler, sadece insanlara değil hayat tehlikesi yaşayan deniz canlılarına da can oluyor. Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan Antalya’da, yaz sezonunun yaklaşmasıyla birlikte deniz polisi ekipleri denetimlerini artırıyor. Yoğunlukla birlikte zaman zaman boğulma vakaları, deniz kazaları ve falezlerde mahsur kalma gibi olaylar yaşanabiliyor. Antalya Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü, bu tür olaylara hızlı ve etkin müdahale edebilmek amacıyla ekipmanlarını sürekli yeniliyor. Teknolojik ekipmanlarla donatılan ekipler, bünyesinde uzaktan kumandalı can simitleri, su altı robotu (ROV) ve yüksek hızlı karakol ile operasyon botlarıyla zorlu şartlarda dahi görev yapabiliyor. Su altı robotu delil ve arama kurtarma çalışmalarında etkili Envanterinde ileri teknoloji su altı robotu bulunduran deniz polisi, suda yok edilmek istenilen suç delilleri ya da arama kurtarma çalışmalarında büyük katkı sağlıyor. Suya indirilen robot, uzaktan kumanda sistemiyle metrelerce derinliğe inerek tarama ve yüksek çözünürlükte görüntüleme imkanı sağlayıp ekiplerin işini oldukça kolaylaştırıyor. Boğulma tatbikatında uzaktan kumandalı can simidi Uzun bir menzile sahip ve 200 kilograma kadar yük taşıyabilen uzaktan kumandalı can simidi ise, gerçekleştirilen tatbikatta önemini gözler önüne serdi. Senaryo gereği denizde boğulma tehlikesi geçiren bir kişinin yanına, görevli memurun uzaktan kumanda yönlendirmesiyle kısa sürede ulaşan can simidi, vakayı da kıyıya yine kısa sürede getirdi. "Sürekli devriye halindeyiz" Antalya Emniyeti Deniz Limanı Şube Müdürlüğü’nden Başkomiser Çağlar Gürsoy, denizlerde vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla 7 gün 24 saat görev yaptıklarını belirterek, "Şubemizde üç karakol botu, operasyonel botlar ile birlikte yardımcı ekipman olarak su altı robotu ve uzaktan kumandalı elektronik can simitlerimiz bulunuyor. Envanterimizdeki karakol botlarıyla sürekli devriye halindeyiz" dedi. Görevlerinin sadece devriye ile sınırlı olmadığını vurgulayan Gürsoy, "Amacımız denizlerimizin güvenliğini sağlamak, vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini korumak ve acil durumlarda hızlı şekilde müdahale etmektir. Bu kapsamda şüpheli tekneleri kontrol ediyor, kaçakçılık ve yasa dışı faaliyetlerle mücadele ediyoruz. Liman ve kıyı bölgelerinin güvenliğini sağlarken aynı zamanda arama kurtarma çalışmalarına da katılıyoruz" ifadelerini kullandı. "Güvenli bölgeler aşıldığında vatandaşlarımızın geri dönmekte zorluk yaşadığını görüyoruz" Antalya’nın turizm kenti olduğuna ve yaz sezonunda yoğunluk yaşandığına dikkati çeken Gürsoy, "Yerli ve yabancı milyonlarca turisti ağırlıyoruz. Yoğunluk arttıkça vaka sayılarında da artış gözleniyor. Vatandaşlarımızdan ricamız denize açılmadan önce hava şartlarını kontrol etmeleri, yüzme bilmeyenlerin can yeleği gibi ekipmanları yanlarında bulundurmaları ve ilgili mevzuata uygun hareket etmeleridir" diye konuştu. Gürsoy, denizde güvenli alanlara da dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, "Duba ve iplerle belirlenen alanlar güvenli yüzme bölgeleridir. Yüzme ne kadar iyi bilinirse bilinsin bu sınırların aşılmaması gerekiyor. Aksi halde kramp veya kalp krizi gibi durumlarda vatandaşlarımızın geri dönmekte zorluk yaşadığını görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Kişiyi canlı olarak kurtarmak bizim için büyük önem taşıyor" Antalya Emniyeti Deniz Limanı Şube Müdürlüğü’nde görevli dalgıç Volkan Uyguner de, su altı operasyonlarının yalnızca olaylarla sınırlı olmadığını belirterek, "Sadece su altındaki olaylarla değil, aynı zamanda boğulma vakalarında da hızlı şekilde müdahale edip kişiyi canlı olarak kurtarmak bizim için büyük önem taşıyor. Bunun yanında su altında delil toplama ve kritik operasyonlara destek verme görevini de yürütüyoruz" dedi. "En son teknolojik sistemlere kadar tüm imkanları kullanıyoruz" Kullanılan teknik ve ekipmanlara ilişkin bilgi veren Uyguner, "Eski yöntemlerden en son teknolojik sistemlere kadar tüm imkanları kullanıyoruz. Su altında en kısa sürede en geniş alanı taramak bizim için çok önemli. Su altı skuterleri sayesinde bir noktadan diğerine hızlı şekilde ulaşabiliyoruz" ifadelerini kullandı. "Denizdeki diğer canlılara karşı da sorumluyuz" Deniz canlılarına yönelik çalışmalara da değinen Uyguner, "Sadece insanlara değil, denizdeki diğer canlılara karşı da sorumluyuz. Caretta carettalar ve foklar gibi canlıların ağ ya da misinalara takılması durumunda en kısa sürede müdahale ederek kurtarıyor ve doğal yaşam alanlarına bırakıyoruz" diye konuştu.