EKONOMİ - 27 Eylül 2024 Cuma 18:21

Bakan Şimşek: "Cari açığı bir endişe olmaktan çıkardık"

A
A
A
Bakan Şimşek: "Cari açığı bir endişe olmaktan çıkardık"

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Rezerv konusunu bir endişe olmaktan çıkardık, cari açığı bir endişe olmaktan çıkardık. Uluslararası tanıma göre rezerv yeterliliğinde birin üzerine çıktık, yani rezerv yeterliliğini sağladık" dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kırıkkale Organize Sanayi Bölgesi'nde düzenlenen "Türkiye Buluşmaları" kapsamında "Kırıkkale İçin Özümüzden Geleceğe" programında iş insanlarıyla buluştu. Orta Vadeli Program hakkında önemli açıklamalarda bulunan Şimşek, enflasyonun 2026 sonunda tek haneye düşmesini hedeflediklerini belirterek, bütçe açığı ve cari açıkta da büyük düşüşler kaydettiklerini vurguladı.

“Bu kazanımları kalıcı hale getirmek için kamuda disiplin gerekiyor”

Bakan Şimşek, Orta Vadeli Program’ın nihai hedefinin sürdürülebilir büyüme ve adil gelir dağılımı olduğunu ifade ederek, "Fiyat istikrarını sağlamalıyız. Orta vadeli programımızın nihai hedefi sürdürülebilir yüksek büyüme ve daha adil gelir dağılımı. Kalıcı refah istiyoruz ve daha kapsayıcı büyüme, daha kapsayıcı refah artışı. Şimdi bunun da makroekonomik altyapısını oluşturuyoruz. Orta vadeli programın nihai hedefi bu ama oraya giderken fiyat istikrarını sağlamalıyız. Fiyat istikrar derken neyi kastediyoruz? Enflasyonun kalıcı bir şekilde tek haneye düşürülmesi. Neden, çünkü enflasyon tek haneye düştüğünde ülkede büyüme hızı artıyor. Bakın size basit bir örnek vereyim. 1990’lı yıllara gidip 10’arlı yıllar şeklinde son 30 yıla bakalım. 90’lı yıllarda büyüme ortalama yüzde 3.1, enflasyon ortalama yüzde 72. 2000’li yılların başındaki on yıla gelin. Enflasyon ortalama yüzde 9.3, büyüme yüzde 5.7. Büyüme neredeyse ikiye katlanmış. Enflasyon yüzde 72’den yüzde 9 olmuş. Son 10 yılda ise enflasyon ortalama yüzde 25’e çıkmış, büyüme yüzde 5.1’e düşmüş. Dolayısıyla kalıcı refah artışı için, sizlerin görmeniz için, yatırımlarda, verimlilikte, inovasyonda atılım için bizim fiyat istikrarını sağlamamız lazım, enflasyonu kalıcı olarak tek haneye düşürmemiz lazım. Bu programın nihai amacı, sürdürülebilir yüksek büyüme, adil gelir dağılımı ama buraya giden yolda en öncelikli hedefimiz enflasyonun tek haneye düşmesi. Bunu da yapmak için mali disiplini, yani bütçe disiplini sağlamalıyız. Çünkü bu kazanımları kalıcı hale getirmek için kamuda disiplin gerekiyor. Biz eğer mali alanda disiplin oluşturabilirsek o zaman yapısal dönüşüme kaynak vermiş oluruz. Örneğin, yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm, daha rekabetçi bir altyapı. Bunların hepsi kaynak gerektiriyor. İşte bütçede disiplini sağlayarak reformlar için mali alan oluşturmalıyız.” dedi.

“Enflasyonda yılı büyük ihtimalle yüzde 40-42 civarında kapatacağız”

“Türkiye'de kur kaynaklı sorunların büyük bir kısmı dış açıklıktan kaynaklanıyor" diyen Şimşek, “Türkiye, dünya ile ticarette mal ve hizmet ticaretinde büyük açıklar verince genelde sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Onun için cari açığı da sürdürülebilir bir düzeye çekmeliyiz. Bütün bu kazanımları kalıcı hale getirmek için yapısal dönüşüm. Yapısal dönüşüm demek yüksek rekabet gücü demek, verimlilik artışı demek. Dolayısıyla verimlilik artışı da rekabet gücü üzerinden Türkiye'de yatırım, istihdam, üretim ve ihracat üzerinden büyümek demek. Dolayısıyla bütün bunlarla biz Türkiye'nin büyüme potansiyelini artırdık. Bizim yol haritamıza baktığımız zaman Mayıs ayına kadar dezenflasyonda bir geçiş dönemindeydik. Çünkü para politikasının etkili olabilmesi için zamana ihtiyacımız vardı. Şimdi dezenflasyon dönemine girdik. Dezenflasyon, enflasyonun düşüşü demek. Enflasyonda kalıcı ve hızlı bir düşüş dönemindeyiz. Yıllık enflasyon Mayıs ayında yüzde 75 ile zirveye çıktı. Ağustos ayında 52’ye kadar düştü. Önümüzdeki aylarda bu düşüş devam edecek. Büyük ihtimalle yılı yüzde 40-42 civarında kapatacağız. Gelecek sene de hedefimiz yüzde 20’nin altı, yüzde 17,5. 2026 yılının sonunda da tekrar enflasyonu tek haneye indireceğiz. Diyeceksiniz ki ‘üç yıl çok uzun bir süre.’ Aslında dünya deneyimi bundan farklı değil. Geçen sene bir çalışma yayınlandı. 56 ülkede 100 tane enflasyon şoku incelendi. Enflasyonun şok öncesindeki seviyesine düşürülmesi, 3.4 yıl alıyor. Biz bu programı geçen sene açıkladık. Üzerinden 1 yıl geçti" diye konuştu.

“Bu sene cari açıkta hedefimizden daha iyi bir noktadayız”

Cari açıkla ilgili Bakan Şimşek, "Geçen sene deprem sebebiyle bütçe açığımız yükseldi. Bu sene de depremin etkisi çok hissediliyor, bu sene de yüksek. Ama önümüzdeki seneden itibaren Maastricht kriterinin, yani yüzde 3 kriterinin altına yaklaşacağız. Böylece de disiplini tam olarak tesis etmiş olacağız. Son 20 yıla bakarsanız cari açığın milli gelire oranı yüzde 4 civarında. Bu sene yüzde 1.7’ye düşürmüş olacağız. Aslında çevremizdeki savaşlar olmasa, Rusya, Ukrayna, Orta Doğu ile ticaretimiz etkilenmeseydi, çok büyük ihtimalle cari açık yüzde 1 civarında olacaktı. Dolayısıyla cari açığı kalıcı olarak yüzde 2’nin altına çekmek istiyoruz. Çünkü bu civardaki cari açığı çok rahat yönetebiliriz. Bu cari açıkla dış borcun milli gelire oranı düşerken bir taraftan da rezerv biriktirebiliyoruz. Dolayısıyla bu sene de hedefimizden daha iyi bir noktadayız. Bu program çalışıyor. Bazılarına göre program yok ama olmayan bir program nasıl sonuç üretiyor, onu anlatayım. Aslında bir program var. Türkiye’nin cari açığı geçen yıl Mayıs ayında yıllık 57 milyar dolara çıkmıştı. Şu anda 20 milyar doların altında. Bir program olmadan cari açık bu kadar düşer mi? Merkez Bankası’nın rezervleri geçen sene Mayıs ayında 98,5 milyar dolar, şu anda 156 milyar doların üzerine çıkmış durumda. Net rezervlerdeki artış daha dramatik. Swap hariç Merkez Bankası’nın net rezervleri tam 90 milyar dolardan fazla arttı. 90 milyar dolar fazla mı diye sorabilirsiniz. Bizim 2002-2013 yılındaki net rezervlerimiz 38 milyar artmış, bu program sayesinde son bir yılda 90 milyar dolar artmış. Dolayısıyla rezerv konusunu bir endişe olmaktan çıkardık, cari açığı bir endişe olmaktan çıkardık. Uluslararası tanıma göre rezerv yeterliliğinde birin üzerine çıktık, yani rezerv yeterliliğini sağladık.” şeklinde konuştu.

“Bütçe açığını yüzde 5.2’ye düşürdük, bunun da 3’te 2’si deprem kaynaklı”

Bütçe açığında önemli bir düşüş sağladıklarını kaydeden Bakan Şimşek, depremin etkisine dikkat çekerek, “Kur korumalı mevduat, geçen sene Ağustos ayında zirveyi buldu. Neredeyse 144 milyar dolar seviyesine çıkmıştı. Kur korumalı mevduattan çıkışı biz önceliklendirdik. Kur korumalı mevduatta 98 milyar dolarlık bir düşüş var. Bu bir koşullu yükümlülük. Koşullu yükümlülük demek, kurda önemli bir değer kaybı olsaydı, onun faiz farkını Merkez Bankası ödeyecekti. Dolayısıyla bunu azaltarak Türkiye’nin risklerini azalttık. Türk lirasına güven arttı. Geçen sene Ağustos ayında Türk lirasının toplam mevduattaki payı yüzde 32’nin altına düşmüştü. Şu anda yüzde 53’ün üzerine çıkmış durumda. Dolayısıyla Türk lirasına güven artıyor. Bütçe dengesinde 20 yıla baktığımızda, bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 2.4, ama geçen sene de büyük bir deprem oldu. Yine EYT benzeri uygulamalar yapıldı. Geçen sene Mayıs ayında piyasa, ‘tedbir alınmazsa bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 9.8’e çıkacak’ diyordu. Biz tedbir aldık, bunun sayesinde bütçe açığını yüzde 5.2’ye düşürdük. Bunun da 3’te 2’si deprem kaynaklı. Ama deprem bir kerelik. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde deprem ile ilgili harcamalar yerini dayanıklı şehirler inşa etmek için harcayacağımız kaynaklara bırakacak.” ifadelerini kullandı.

Hasan Ay

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Tekin: "Çocuklarımızın ve gençlerimizin birbirine daha dikkatle baktığı iklimi kuvvetlendirmek zorundayız" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Çocuklarımızın ve gençlerimizin birbirine daha dikkatle baktığı, dinlerken hakkaniyeti elden bırakmadığı, konuşurken hatırı gözettiği, ortak hayatın hukukunu daha derinden hissettiği bir iklimi kuvvetlendirmek zorundayız" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Mogan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Uygulama Oteli/Gölbaşı’nda gerçekleştirilen programda konuşan Tekin; Ramazan ayının paylaşma, dayanışma ve kardeşlik duygularını güçlendirdiğini belirtti. Toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren bu tür buluşmaların toplumsal uzlaşıya katkı sağladığını ifade eden Tekin, birlik ve beraberlik vurgusu yaptı. Eğitimin toplumsal kalkınmanın en önemli unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Tekin, Türkiye’yi asırlardır bir arada tutan şeyin farklı milletlerin birbirini yok saymadan aynı hayatın içinde kalabilmiş olmasından kaynaklandığını ifade etti. Ayrıca Tekin, son zamanlarda ABD/İsrail ve İran arasında gerçekleşen savaşta, Türkiye olarak birlik ve beraberlik içerisinde olmaları halinde bu çatışmadan etkilenmeyeceklerini sözlerine ekledi. "Bizi asırlardır bir arada tutan şey, birbirimizi yok saymadan aynı hayatın içinde kalabilmiş olmamızdır" Programda açıklamalarda bulunan Bakan Tekin, Ramazan ayının farklılıkları bir araya getirdiğini belirterek, "Bizi asırlardır bir arada tutan şey, birbirimizi yok saymadan aynı hayatın içinde kalabilmiş olmamızdır. Bir komşunun sevincine gönülden ortak olmak, konuşurken hatırı elden bırakmamak, ayrılığı husumetin ateşine çevirmeden yol yürümektir. Bu millet, ayakta kalma gücünü buralarda buldu, bugün de aynı kudretle yolunu tayin ediyor. Farklılıkları çatışmanın malzemesi haline getiren bir mizaç, bu millete hiçbir zaman istikamet vermedi. Anadolu’nun irfanı da buradan süzüldü, gönüller arasına duvar örmek yerine araya bir hukuk, bir hatır, bir muhabbet yerleştirdi. Bu milletin hafızası, bu inceliği hayatın akışı içinde yoğurdu. Aynı pazarda alışveriş eden, aynı mahallede yaşayan, aynı şehrin sevincine de kederine de ortak olan insanlar; gündelik hayatın sayısız temas noktasında birbirinin hukukunu gözeterek olgunlaştı. Dergahlar, ahi meclisleri, ocaklar, cem meclisleri ve haneler, insanların bir araya geldiği yerler olmanın ötesine geçip konuşma adabının, görüş ayrılığını edep içinde taşıyabilmenin, emanete riayet etmenin ve komşuluk hukukunun terbiye edildiği menziller haline getirdi. Bu coğrafyanın toplumsal nizamı da bu şekilde kuruldu. Kalp kırmayı ziyan sayan, kul hakkını vebal bilen, muhatabını incitmeden hakikate yaklaşmayı edep kabul eden bir hayat anlayışıyla derinleşti" ifadelerine yer verdi. "Bugün bize düşen, asırlardan süzülüp gelen bu inceliğin hayattan çekilmesine izin vermemektir" Son günlerde ABD/İsrail ve İran arasında yaşanan çatışmanın bölgeyi istikrarsızlaştırdığını ve Türk toplumu olarak bu sıcak çatışmadan milli beraberlik ve kardeşlik duygularıyla çıkmanın mümkün olacağını vurgulayan Tekin, "Bugün bize düşen, asırlardan süzülüp gelen bu inceliğin hayattan çekilmesine izin vermemektir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin birbirine daha dikkatle baktığı, dinlerken hakkaniyeti elden bırakmadığı, konuşurken hatırı gözettiği, ortak hayatın hukukunu daha derinden hissettiği bir iklimi kuvvetlendirmek zorundayız. Hatır bilen, emanet taşıyan, ölçü gözeten, muhatabının haysiyetini incitmeden yol yürüyen bir nesil yetiştirmediğimiz sürece; elinizde imkan da olsa, bilgi de olsa, başarı da olsa eksik bir nokta kalacaktır. Bu millet nice badireyi, tam da böyle zamanlarda içinden çıkardığı vakar, basiret ve irfanla aştı. Kırılan yeri onaran, mesafeyi azaltan, gönüller arasında yeniden yol açan kuvveti kendi içinde bu dinamiklerle buldu. Bugün de ihtiyaç duyduğumuz şey, işte bu irfanı yeniden hayatımızın merkezine alabilmektir. Birbirimizi daha hakkaniyetli bir biçimde dinleyebildiğimiz, hatırı ve hukuku zedelemeden konuşabildiğimiz, ortak hayatı daha derin bir şuurla taşıyabildiğimiz ölçüde istikametimiz de güç kazanacaktır" diye konuştu. "Ağır sarsıntıların yaşandığı bölgemizde, milli birliğimiz ve iç cephemiz daha da güçlü olmak durumundadır" Türkiye’deki iç cepheyi takip etme yolunda kararlı irade sergileyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye şükranlarını sunan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ağır sarsıntıların yaşandığı bölgemizde, milli birliğimiz, kardeşlik zeminimiz ve iç cephemiz daha da güçlü olmak durumundadır. Bu vesileyle iç cepheyi takip etme yönünde kararlı bir irade sergileyen sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve sayın Devlet Bahçeli’ye huzurlarınızda bir kez daha şükranlarımı arz ederim. Milli Eğitim Bakanlığı olarak biz de bu iradeyi gelecek kuşaklara yöneltecek bir kararlılık içerisinde hareket ediyoruz. Bütün derdimiz Anadolu’nun mayasında var olan, Anadolu’nun mayasını oluşturan, Anadolu’da birliği ve beraberliği temsil eden bu kültürü, gelecek kuşaklara aksettirmek. Bu vesileyle milli birliğimizi ve beraberliğimizi en güçlü temsil ettiğimiz dönemlerden olan Ramazan ayını da okullarımızda öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz ve velilerimizle ve coşkulu bir biçimde karşıladık." Programa vakıf yöneticileri, akademisyenler ve davetliler de katıldı. İftar programı, ramazan ayının manevi atmosferi içinde yapılan müzik dinletisi ve hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.