ASAYİŞ - 16 Mayıs 2026 Cumartesi 15:57

Sazan sarmalında ’enişte’ oyunu tutmadı: Gerçek araç sahibi ’sahte ilan’ tuzağını bozdu

A
A
A
Sazan sarmalında ’enişte’ oyunu tutmadı: Gerçek araç sahibi ’sahte ilan’ tuzağını bozdu

Kırıkkale’de "sazan sarmalı" yöntemiyle yapılmak istenen dolandırıcılık girişimi, son anda fark edildi. Aracını satmak isteyen bir vatandaşın fotoğraf ve ruhsat bilgilerini alan dolandırıcı, aynı araç için sahte ilan açarak İstanbul’dan gelen bir aileyle 1 milyon 50 bin liraya anlaştı. Aracı almak için Kırıkkale’ye gelen aileye, gerçek araç sahibini "eniştem" diye tanıtan dolandırıcının oyunu buluşma sırasında ortaya çıktı.


Edinilen bilgiye göre, Kırıkkale’nin Yahşihan ilçesinde kafe işletmeciliği yapan Erol Uça, otomobilini satmak için ilan oluşturdu. Aracını 1 milyon 615 bin liradan satışa çıkaran Uça, bir süre sonra kendisini "Melih Karlı" olarak tanıtan bir kişi tarafından arandı. Araçla ilgilendiğini söyleyen şahıs, telefonda yaptığı pazarlıkla otomobil için 1 milyon 580 bin liraya anlaştı. Pazarlığın ardından şüpheli şahıs, "sorgulama yapacağım" bahanesiyle Uça’dan aracın orijinal fotoğraflarını ve ruhsat görüntüsünü istedi. Uça’nın gönderdiği fotoğraflar daha sonra farklı bir ilanda kullanıldı. Şüpheli, aracın fotoğraflarıyla sahte ilan açarak otomobili piyasa değerinin çok altında satışa çıkardı.


Şüpheli şahıs, İstanbul’dan bir alıcıyla da 1 milyon 50 bin liraya anlaşarak aileyi Kırıkkale’ye yönlendirdi. Aracı almak için İstanbul’dan gelen aile, Yahşihan’da gerçek araç sahibi Erol Uça ile buluştu. Görüşmede şüpheli şahsın, Uça’yı "eniştem" diyerek tanıttığı ortaya çıktı. Durumu anlayan Uça, alıcıları uyararak para göndermemelerini istedi.


Araç sahibi Erol Uça, yaşanan sürecini İHA’ya anlattı. Uça, "Aracımı satmak için sosyal medya platformunda bir ilan oluşturdum. Daha sonra kendisini Melih Karlı olarak tanıtan bir kişi beni aradı. Telefonda araçla ilgili pazarlık yaptık. Benden, sorgulama yapmak bahanesiyle aracın orijinal fotoğraflarını ve ruhsat fotoğrafını istedi. Ben de o an inanarak bu bilgileri kendisine gönderdim" dedi.



"Böyle bir fiyat yok"


Bir süre sonra aracının fotoğraflarıyla sahte ilan açıldığını öğrendiğini belirten Uça, "İlan farklı bir isimle verilmişti ancak iletişim numarası beni arayan kişiye aitti. Bugün alıcı olduğunu söyleyen kişiler Kırıkkale’ye geldi. Meğerse bu kişiler dolandırılmak üzere kandırılmış. Araç için 1 milyon 50 bin liraya anlaşmışlar. Kendileriyle buluştum ve durumu anlattım. ‘Hiçbir şey belli etmeyin, dolandırılıyorsunuz. Böyle bir fiyat yok. Karakola gidelim, şikayetçi olalım’ dedim" diye konuştu.


Şüpheli şahsın alıcılardan kapora istediğini ifade eden Uça, "Alıcılara, ‘Paranın bir kısmını bana göndereceksiniz, bir kısmını da güvenli satış başlatmak için ayıracaksınız. Şimdilik 5 bin lira gönderseniz yeter’ demiş. Ayrıca benim için de ‘O eniştem, aramız çok iyi değil. Onlarla çok para muhabbeti yapmayın’ diyerek insanları oyalamış. Ben de alıcıları uyardım. ‘Dolandırılıyorsunuz, dikkatli olun. Kesinlikle kimseye para göndermeyin’ dedim" ifadelerini kullandı.



"İlk etapta büyük şok yaşadılar"


İstanbul’dan gelen ailenin büyük şoke olduğunu söyleyen Uça, "İlk etapta büyük şok yaşadılar. Çünkü İstanbul’dan kalkıp uykusuz şekilde Kırıkkale’ye gelmişler. Araç alacaklarını düşünürken kendilerini karakolda buldular. Daha sonra dolandırıcıdan kimlik bilgisi istedik ancak göndermedi. Sahte konum ve çeşitli bahaneler söyledi. Durumu anladığımızı fark edince de telefonlarımıza cevap vermemeye başladı" dedi.


Vatandaşlara uyarılarda bulunan Uça, piyasa değerinin çok altında verilen ilanlara dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, "Piyasa fiyatını mutlaka araştırın. Sosyal medya platformlarında çok düşük ve gerçek dışı fiyatlarla verilen ilanlara asla inanmayın. Piyasanın çok altında bir fiyat varsa mutlaka şüphe duyun. Bu yöntem, halk arasında ‘sazan sarmalı’ olarak bilinen dolandırıcılık yöntemidir. Kimse görmeden ve emin olmadan para göndermesin" şeklinde konuştu.


Araç sahibi ve alıcı aile, olayın ardından emniyete giderek şikayetçi oldu. Polis ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı.



Sazan sarmalında ’enişte’ oyunu tutmadı: Gerçek araç sahibi ’sahte ilan’ tuzağını bozdu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.
Trabzon 600 çocuktan dev koro performansı Trabzon’da düzenlenen Uğurlu Çocuk Koroları Festivali’nde 19 farklı okuldan 600 öğrenci aynı sahnede buluştu. Trabzon’da eğitim veren 19 farklı okuldan 600 öğrencinin sahne aldığı Uğurlu Çocuk Koroları Festivali gerçekleştirildi. Uğur Okulları Trabzon Kampüsü tarafından düzenlenen festival programına Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Trabzon Milli Eğitim Müdürü Hasan Uygun, Uğur Okulları Trabzon Genel Müdürü Cihan Kayar, öğretmenler, öğrenciler ile veliler katıldı. 19 farklı ilkokulundan toplam 600 öğrencinin sahne aldığı festivalde çocuklar seslendirdikleri eserlerle izleyicilerden büyük alkış aldı. Festivalin açılışında bir konuşma yapan Uğur Okulları Trabzon Genel Müdürü Cihan Kayar, "Trabzon Uğur okulları bugün sadece bir festival gerçekleştirmiyor. Bugün bu şehir çocukların sesiyle müziğin birleştirici gücüyle birlik ve beraberliğin sıcaklığıyla yeniden nefes alıyor. Karadeniz’in dalgaları nasıl aynı kıyıya vuruyorsa müziğin birleştirici gücüyle bugün burada bulunan 19 farklı okulumuzun yüreğiyle aynı heyecanda buluşuyoruz. Yaklaşık 600 evladımızın bugün bu sahnede sadece şarkı söylemeyecek. Aynı zamanda dostluğu, kardeşliği, sevgiye ve aynı bayrağın altında birlikte büyümenin güzelliğini bizlere yeniden hatırlatacak. Bugün burada böylesine güçlü bir tablo varsa bunun en önemli sebeplerinden biri eğitime ve çocuklarımıza değer veren kıymetli devlet büyüklerimizin varlığıdır" dedi. Festivalde konuşan Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ise "Bugün sahne çocuklarımızın. Aslında sadece sahne değil bu şehrin geleceği de onların, bu ülkenin geleceği de onların, milletimizin yarınları da onların. Bizim en büyük zenginliğimiz çocuklarımızdır. Çocuklarımızın gözlerine baktığımız zaman o heyecanı, o ışığı, o tertemiz umutları görmek mümkün. İşte o gözlerde aynı zamanda Türkiye’nin yarınlarını görüyoruz. Bu nedenle onların iyi yetişmesi, donanımlı yetişmesi, özgüvenli, vicdanlı ve merhametli bireyler olarak yetişmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Çünkü onların rakibi sadece Trabzon’daki, Giresun’daki, Samsun’daki ya da İstanbul’daki öğrenciler değildir. Bugün dünyanın her yerindeki akranlarıyla yarışacak bir nesil yetiştiriyoruz. Amerika’daki, Avrupa’daki çocuklarla aynı seviyede, hatta daha ileri noktada olmaları gerekiyor. Çünkü bugün dünyanın gözü önünde Filistin’de çocuklar katlediliyor. Güçlü devletler ise maalesef sadece seyrediyor. İşte bunun için güçlü olmak zorundayız. Ama sadece güçlü değil; vicdanlı, adaletli ve insanlıktan yana bir güç olmak zorundayız. Bizim medeniyetimiz, sahip olduğu gücü insanlığın hayrına kullanan bir medeniyettir. Bu yüzden bilgili, güçlü, ahlaklı ve vicdan sahibi nesiller yetiştirmeye mecburuz" ifadelerini kullandı.