EKONOMİ - 31 Temmuz 2024 Çarşamba 10:59

Yeraltı suları çekildi: Çiftçiler kuraklıkla mücadele ediyor

A
A
A
Yeraltı suları çekildi: Çiftçiler kuraklıkla mücadele ediyor

Kırıkkale’de yaşanan kuraklık sebebiyle yeraltı su kaynakları tükenme noktasına gelirken, yükselen sıcaklıklar da tarımsal üretimi ciddi şekilde etkiliyor.


Kırıkkale’de son yıllarda artan kuraklık nedeniyle ciddi su sorunları yaşanıyor. Yer altı su kaynaklarının tükenme noktasına gelmesi, bölgedeki çiftçileri olumsuz etkiledi. Azalan yağışlar ve sıcaklık artışı, tarımsal üretimde büyük kayıplara yol açtı. Meyve ve sebze üretimi düşerken, çiftçiler maliyetlerin artması ve ürün kaybı nedeniyle zor günler geçiriyor. Kuraklık, çiftçilerin maliyetlerini artırırken, tarımsal üretimde de ciddi kayıplara yol açtı. Çiftçiler, suyu az isteyen bitkilere yönelmek zorunda kalırken, üretim maliyetleri de yükseliyor. Bu durum, hem ekonomik hem de sosyal açıdan bölgedeki çiftçileri zor durumda bırakıyor. Kuraklıkla mücadele eden çiftçiler, tarım arazilerinde hayvan gübresi kullanarak hem maliyetlerini düşürüyor hem de doğal yollarla ürün kalitesini artırmaya çalışıyor.


Bahşılı ilçesine bağlı Karaahmetli köyünde çiftçilik yapan Hasan Tarık Bozkoyun, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yıl meyve tutumunda büyük sıkıntılar yaşadıklarını ifade etti.



"Suyu az isteyen bitkilere yöneldik"


Bozkoyun, "Bu yıl sıcaklıklar nedeniyle meyve tutumumuzda ciddi sorunlar var. Meyve tutumu olmuyor. Tarım İl Müdürlüğü ve Bahşılı İlçe Tarım Müdürlüğü ile birlikte suyu az isteyen bitkilere yöneldik. Geçen yıl sebze ve soğan üretirken, bu yıl kuru yemişlik kabak çekirdeğine geçtik. Ancak sulama yetersiz olunca hastalıklar arttı ve maliyetler yükseldi. Bu yıl zor geçecek, Allah yardımcımız olsun" dedi.



"Bizden sonraki nesillere de Allah yardım etsin"


Balışeyh ilçesinde çiftçilik yapan Zübeyir Yılmazer ise kuraklığın etkilerini şu sözlerle anlattı: "Bu yıl 70 dönüm ayçiçeğim ve 10 dönüm meyve bahçem var. Ancak sadece 20 dönümü sulayabiliyorum. 50 dönümlük alanı sulamayı bıraktık, bu da verim ve ürün kaybına neden oldu. Kuraklık nedeniyle hayvan maliyetleri de arttı. Mısır ekemeyeceğiz yoncam vardı bıraktık. Su az olduğu için 20 dönüme yetecek kadar suyumuz var. Bizden sonraki nesillere de Allah yardım etsin. Onların şartları daha da zor olacak. Bu kuraklık böyle giderse işimiz pek iyi değil. Meyve ağaçlarını sulayamıyoruz. Sadece bir parmak su akıyor."


Yaşanan kuraklık nedeniyle geleceğe dair endişelerini dile getiren Yılmazer, "Geleceğe pek olumlu bakamıyoruz. Bu kuraklık böyle devam ederse işlerimiz kötüye gidecek" diyerek çiftçilerin zor günler yaşadığını vurguladı.



Yeraltı suları çekildi: Çiftçiler kuraklıkla mücadele ediyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.