YEREL HABERLER - 23 Mart 2012 Cuma 18:57

ŞAHİNLER HOLDİNG SAHİBİ KEMAL ŞAHİN, KIRKLARELİ`NDE ÖОRENCİLERLE BULUŞTU

A
A
A
ŞAHİNLER HOLDİNG SAHİBİ KEMAL ŞAHİN, KIRKLARELİ`NDE ÖОRENCİLERLE BULUŞTU

Şahinler Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Şahin, "4 kıta olmak üzere 15 ülkede faaliyetimiz var. Yılda 1 milyar dolar ciro elde ediyoruz" dedi.
Şahinler Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Şahin, Kırklareli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi`nin İşletme Bölümü tarafından Rektörlük Kültür Merkezi salonunda düzenlenen "Kişisel Girişimcilik" konferansında yaptığı konuşmada, girişimciliğe ilk olarak Almanya`da başladığını söyledi.
Bir iş yapan kişi veya kurumda mutlaka vizyon olması gerektiğini belirten Kemal Şahin, "En zor şartlarda bile başarılı olmak mümkün. Seçim yapabilirsiniz. Başarmada kural, işi müşteri ve pazara odaklı yapabilmek, çalışanların eğitimini ve motivasyonunu sağlamak, en iyi teknolojiyi kullanmak. Girişimci olduğunda her şey ile kendin ilgileniyorsun. Eğer düzgün iş yaparsan para kazanıyorsun. Başarıyı elde etmek için bir taşı kaldırmamız lazım. Sonra diğer taşları teker teker kaldırabilirseniz piramit olur.
İlk önce harekete geçerek bir şeyler yapmak istemeniz lazım. Bu düşündüğünüzü icraata sokmanız lazım. Yapmak istediğinizi düşünerek yola koyulmanız lazım. İşte buna vizyon diyoruz. Yapacağınız işi mutlaka kafanızda tasarlamanız lazım. Bu işin başlangıcıdır. Bir vizyonu koyarken bir şey daha olması lazım. Ben tekstil işine Almanya`da başladım. Daha sonra 2004`te Türkiye`de İstanbul Zeytinburnu`nda bir atölye açtım. Küçük bir mağaza ile işe başladım, günümüzde 4 kıta olmak üzere 15 ülkede faaliyetimiz var
ve yılda 1 milyar Dolar ciro elde ediyoruz. Türkiye`deki birçok tesis dünyanın en gelişmiş tesisleri arasında yer alıyor şeklinde konuştu.
"BEN OKUYARAK KARİYERİME BAŞLADIM"
Kendi hayat hikayesini öğrenciler ile paylaşan Kemal Şahin, "Ben fakir bir ailenin çocuğum, Anadolu`da babam yarım bardak çay içer, yarısını bir gün bana verir, diğer gün kardeşime verirdi, çok zor günler geçirdik" dedi.
Konya`nın Beyşehir ilçesine bağlı Taşlıpınar köyünde doğduğunu belirten Kemal Şahin şunları söyledi:
"Yaşadığımız köyün kaderini değiştirmek için ilk önce ilkokul öğretmeni olmak istedim. Bize eğitim veren asker çavuş beni yönlendirdi. Ben okuyarak kariyerime başladım. İlkokuldan ortaokula geçtim. Sonra yatılı liseyi kazandım ve bitirdim. Konya Lisesini birinci olarak bitirdim ve Almanya`ya burs kazandım. Almanya`da üniversite okudum. Mühendislik bölümü mezunu oldum ama çalışmama izin vermediler. O yıllar Türkiye`de darbe olmuştu, bende Almanya`da yaşamaya karar verdim. Ama beni çalıştırmadılar,
çalışabilmek için uğraştım, didindim olmadı. En sonunda bana `sen serbest çalış` dediler. Mağaza kurdum ve işe atıldım. Mağazanın her kısmında görev aldım. 6 sonra baktım ki bir mühendis parası kazanıyorum. İşletmelerde olması gereken bazı değerler vardır, güvenilirlik, adalet, şeffaflık, verimlilik, inisiyatif almak, yaratıcılık, sosyal sorumluluk ve çevre bilinci, bu değerlerin hepsi bir bütündür. Bu değerlere sahip olan işletmeler her zaman başarıya doğru koşarlar. Bu değerle büyük teşkilatlar
kurarak, o teşkilatları yaşatmak için çok önemlidir."
Konferansa Kırklareli Valisi Mustafa Yaman, Kırklareli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aykaç AK Parti Kırklareli Milletvekili Av. Şenol Gürşan ve öğrenciler katıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.