GÜNDEM - 06 Aralık 2024 Cuma 14:14

Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, “2023 ve 2024 yılları için ayrılan toplam 258 milyon TL ödenek ile 355 cemevimizin bakım-onarım ve tefrişat talepleri işleme alındı”

A
A
A
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, “2023 ve 2024 yılları için ayrılan toplam 258 milyon TL ödenek ile 355 cemevimizin bakım-onarım ve tefrişat talepleri işleme alındı”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy “Başkanlığımıza 2023 ve 2024 yılları için ayrılan toplam 258 milyon TL ödenek ile 355 cemevimizin bakım-onarım ve tefrişat talepleri işleme alınmıştır. Bu kapsamda deprem bölgesine öncelik verilmiş ve bu bölgede bulunan 97 cemevi için toplam 148 milyon bütçe kullanılmıştır” dedi.


Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy bir takım ziyaret ve açılış için Kırklareli’nde geldi.


Ersoy, ilk olarak Vali Birol Ekici’yi makamında ziyaret etti. Ziyaretin arından Ersoy, AK Parti Kırklareli İl Başkanlığını ziyaret ederek partililer ile görüşmeler gerçekleştirdi.


Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy daha sonra Babaeski ilçesinde yapımı tamamlanan Sarı Saltuk Kültürevi Cemevi açılışına katıldı.


Açılışta konuşan Ersoy, Dünyanın pek çok farklı yerinde insanların inanç ve düşüncelerinin ayrımcılığa uğradığını ifade ederek “İnsanlığın nasıl zor bir süreçten geçtiğine hepimiz üzülerek şahit oluyoruz. Dünyanın pek çok farklı noktasında binlerce insan inançları ve düşünceleri nedeniyle ayrımcılığa uğruyor. Baskı, zulüm ve çatışmalar neticesinde insanlar zorlu koşullarda hayatta kalmanın mücadelesini veriyor. Gözümüzün önünde insanlık tarihinin en acı olayları yaşanıyor. Şunu açık bir şekilde ifade etmek isterim ki; bizim medeniyetimiz insanlar arasındaki din, dil, ırk ve mezhep farkını hiçbir zaman ayrımcılık sebebi olarak görmemiştir. Bizim inancımızda, bizim dünya tasavvurumuzda insanlar arasındaki farklılık bir çatışma sebebi olarak değil yeryüzünün bir zenginliği olarak kabul edilmiştir. Tarihimizde, farklı kültürlerin bir arada huzur ve barış içinde, kardeşçe nasıl yaşadıklarının örnekleri mevcuttur. Öyle ki insanları bir inanca zorlamak, inançları ve kültürleri üzerinde baskı oluşturmak yasaklanmıştır. Din ve ibadet hürriyetiyle birlikte farklı kültürlere karşı hoşgörü içinde olmak inancımızın en temel prensipleri arasında yer almaktadır. Dinde zorlama yoktur emri bunun açık bir göstergesidir” dedi.


Ersoy, Anadolu’da mayalanan bu düşünceleri dünyanın dört bir yanına ulaştırmaları gerektiğini belirterek “Unutmamalıyız ki gönül erenlerimizin irfanı dün Anadolu’dan Kafkaslar’a, oradan Balkanlar’a kadar insanların yolunu aydınlatmıştır. Bugün de el ele vererek, aramızdaki kardeşliği güçlendirerek bu düşünceleri yaşatmak, insanları bu öğretilerden haberdar etmek adına elimizden gelen gayreti hep birlikte göstermeye devam etmeliyiz” diye konuştu.


Mevlana’dan, Yunus’tan, Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri’nden hayata sevgiyle, hoşgörüyle, adaletle ve diğerkâmlıkla bakmayı öğrendiklerini dile getiren Ersoy, “Hacı Bektaş-ı Veli’nin felsefesinin, onun temsil ettiği değerlerin hepimiz için ortak bir anlam ifade ettiğine her zaman inandık ve inanmaya devam edeceğiz. Bu anlayışla Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak gönül erenlerimizin eserlerini yabancı dillere çevirerek yabancı topluluklara da bu öğretileri tanıtma gayreti içinde olduk. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığımız bu alanda yoğun bir şekilde çalışmaktadır” şeklinde konuştu.


2023 ve 2024 yılları için ayrılan toplam 258 milyon TL ödenek ile 355 cemevlerine bakım-onarım ve tefrişat talepleri işleme alındığını anlatan Ersoy, “İki yılı aşkın süre önce kurulan başkanlığımız cemevlerinin ihtiyaçlarının belirlenmesine yönelik çalışmalar yaparak cemevlerine destek sağlamaktadır Ayrıca sosyo-kültürel, bilimsel ve eğitsel faaliyetler ile yayın ve yurt dışına yönelik faaliyetlerini de sürdürmektedir. Başkanlığımıza 2023 ve 2024 yılları için ayrılan toplam 258 milyon TL ödenek ile 355 cemevimizin bakım-onarım ve tefrişat talepleri işleme alınmıştır. Bu kapsamda deprem bölgesine öncelik verilmiş ve bu bölgede bulunan 97 cemevi için toplam 148 milyon bütçe kullanılmıştır. Deprem bölgesinde yıkılan veya ağır hasarlı olan cemevlerinin neden olduğu boşluğu doldurmak amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile birlikte toplam 13 cemevinin yapımı için altyapı hazırlıkları tamamlanmıştır. Bugün itibarıyla toplam 853 cemevimizin aydınlatma gideri, Başkanlığımız tarafından karşılanmaktadır” dedi.


Yüzyıllar boyunca Hacı Bektaş-ı Veli ve evlatları tarafından kurulan, ilim, irfan ve hikmetle Anadolu topraklarının mayalanmasına katkı sağlayan, destek olmak bizim öncelikli görevleri olduğunu aktaran Ersoy, hayırlı insanlar buralarda yetiştiğini söyledi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde cemevlerinin inşa edilmesine yönelik çalışmalar başlattıklarını ifade ederek “Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemizin birçok farklı noktasında Cemevlerinin inşa edilmesi yönelik çalışmalar başlattık. Bu çerçevede iki yıl önce Sarı Saltuk Cem Evi’nin de temelini atmıştık. Bugün de siz değerli katılımcıların teşrifleriyle Sarı Saltuk Cem Evi’nin açılışını gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz” dedi.


Konuşmaların ardından Sarı Saltuk Kültürevi Cemevi’nin açılış kurdelesi kesildi.


(HÇ-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul: "8 Mart; milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, "8 Mart; yalnızca takvim yapraklarında yer alan sembolik bir gün değildir. 8 Mart; hayatı doğuran, milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır. Bir idrak, bir şuur, bir vefa günüdür. Türk milleti için kadın; ocağın tüten bacası, milletin mayası, devletin vicdanıdır" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi tarafından, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin katılımıyla "Üç Hilalin Aydınlığında Altaylar’dan Tuna’ya Türk Kadını" temalı "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" programı düzenlendi. Programda konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul, "Bugün burada, insanlık tarihinin en ağır yükünü sırtlanmış, en büyük bedelleri ödemiş, fakat buna rağmen vakarından, fedakârlığından ve dirayetinden asla ödün vermemiş Türk Kadınının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü idrak etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu anlamlı günde, Türk kadınının değerini devlet ve millet hayatının merkezine alan duruşuyla bizlere istikamet çizen; milli ve manevi hassasiyetleriyle Türk ailesini ve Türk kadınının vakarını daima savunan Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’ye şükranlarımızı sunuyoruz. Onun liderliği ve kararlı duruşu, bu kürsüden dile getirilen her sözün fikri ve ahlaki zeminini oluşturmaktadır" dedi. "8 Mart; hayatı doğuran, milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır" 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün anlamından bahseden Yurdakul, "8 Mart; yalnızca takvim yapraklarında yer alan sembolik bir gün değildir. 8 Mart; hayatı doğuran, milleti büyüten, devleti ayakta tutan iradenin adıdır. Bir idrak, bir şuur, bir vefa günüdür. Türk milleti için kadın; ocağın tüten bacası, milletin mayası, devletin vicdanıdır. Biz kadın meselesine Batı’nın dar kalıplarıyla değil; binlerce yıllık Türk devlet aklının, töresinin ve inancının penceresinden bakıyoruz. Bizim medeniyetimizde kadın geride bırakılmış değildir; tarihin tam merkezindedir. Orta Asya bozkırlarında Hakan ile birlikte toyda söz alan Hatun da bizimdir, cephede mermi taşıyan Nene Hatun da bizimdir, istiklalin bedelini evladıyla ödeyen analar da bizimdir" diye konuştu. "Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset anlayışında kadın; vitrin süsü değil, irade sahibidir" MHP Lideri Bahçeli’nin "Kadın, Türk milletinin teminatıdır. Türk kadını fedakarlığın, sabrın ve vefanın adıdır" sözlerini hatırlatan Yurdakul, şunları kaydetti: "Türk kadını yalnızca doğurmamış; yoğurmuş, yetiştirmiş, korumuş ve diriltmiştir. Bilge Kağan’ın Orhun Abideleri’nde milleti anlatırken, anayı temel direk olarak tarif etmesi boşuna değildir. Çünkü biliriz ki, ana güçlü ise millet güçlüdür. Milliyetçi Hareket Partisi’nin siyaset anlayışında kadın; vitrin süsü değil irade sahibidir. Slogan değil sorumluluktur. Günümüzde kadın meselesi, Batı merkezli ideolojik yaklaşımlar çerçevesinde ele alınırken, özgürlük kavramı, çoğu zaman toplumsal bağlardan koparılmaktadır. Bu çevrelerde kadını ailesinden ve toplumsal bütünlükten yalıtan bir anlayış dayatılmaktadır. Kadının çalışma hayatındaki emeği, aileyle rekabet eden bir kimlik üzerinden tanımlanmakta ve annelik değersizleştirilmektedir."