ASAYİŞ - 23 Ocak 2026 Cuma 13:28

Yağışlı havada sürücüsünün kontrolünden çıkan otomobil tarlaya uçtu

A
A
A
Yağışlı havada sürücüsünün kontrolünden çıkan otomobil tarlaya uçtu

Kırklareli’nin Pınarhisar ilçesinde yağışlı havanın etkisiyle meydana gelen trafik kazasında, sürücüsünün kontrolünden çıkan otomobil tarlaya savruldu.


Edinilen bilgilere göre, Pınarhisar ilçesine bağlı Ataköy köyü çıkışında 34 VG 6118 plakalı otomobil, yağış sebebiyle kayganlaşan yolda sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkarak yol kenarındaki tarlaya uçtu. Kazadan yara almadan kurtulan sürücü araçtan kendi imkânlarıyla araçtan çıktı.


İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. Ekipler çevrede güvenlik önlemi alırken, kazayla ilgili inceleme başlatıldı.



Yağışlı havada sürücüsünün kontrolünden çıkan otomobil tarlaya uçtu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Zonguldak’ta sağlıkçılara ‘hayat kurtaran’ eğitim Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı, bebek ölümlerini ve doğum sırasındaki riskleri en aza indirmek amacıyla "Yenidoğan Canlandırma Programı (NRP)" eğitimi düzenledi. 10-12 Şubat 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen programa, il genelindeki hastanelerin doğum ve yenidoğan servislerinde görev yapan 5 hekim ve 17 sağlık personeli katıldı. Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Tıp Fakültesi Dekanlık Konferans Salonu’nda yapılan eğitimlerde, sağlık çalışanlarına standart canlandırma uygulamaları için gerekli güncel bilgi ve beceriler aktarıldı. Uzman kadro eğitim verdi. Programın eğitim kadrosunda NRP Kurs Sorumlusu Sevil Çelik, BEÜ Neonatoloji Uzmanı Prof. Dr. Cumhur Aydemir, Anestezi ve Reanimasyon Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rahşan Dilek Okyay, Uzm. Dr. Makbule Ercan, Doç. Dr. Mehmet Cantürk, Ebe Nagehan Kabasakal ile hemşireler Şengül Bayrak ve Nihal Kalıncı yer aldı. BEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Aydemir de törene katılarak sağlık çalışanlarına destek verdi. "Her doğumda eğitilmiş personel şart" Eğitim programının önemine ilişkin açıklamalarda bulunan BEÜ Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cumhur Aydemir, asfiksinin (oksijensiz kalma) yenidoğanlar için ciddi bir tehdit olmayı sürdürdüğünü vurguladı. 1998 yılından bu yana yürütülen programın hayati önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Aydemir, şunları kaydetti: "Ülkemizde asfiksi temel bir yenidoğan sorunu olmayı sürdürmekte ve özel bir neonatal deneyimi olmayan kurumlarda da yenidoğan canlandırma gereksinimi doğabilmektedir. Asfiksiye bağlı ölümlerin ve sekellerin önlenmesi amacıyla yürütülen bu programla, her doğumda eğitilmiş en az bir personelin mutlaka bulunmasını amaçlıyoruz. Burada yaptığımız eğitimlerle standart uygulama yapacak personel yetiştiriyoruz. Bu ekipte olmaktan ve iyi geri dönüşler alacağımızı bilmekten mutluyum."
İstanbul Ümraniye’deki vahşette acılı anne baba: "Lütfen kızımızın bir mezarı olsun" Ümraniye’de dehşet evindeki 2 cinayet Türkiye’yi sarsarken Sayyora Ergashaliyeva’nın acılı anne ve babası, "Sadece çalışmak için geldi, Tüm Türkiye’ye sesleniyorum, cenazesinin bulunmasını istiyoruz. Kızımızın mezarı olmasını, defin etmeyi istiyoruz. Maksadımız kızımızın cenazesini alıp gitmek. Anne baba olarak cenaze bulunana kadar Türkiye’de beklemeye devam edeceğiz. Cenazeyi almadan hiçbir şekilde Türkiye’den ayrılmayacağız. 2 katilin de en ağır cezayı almasını, zindanda çürümesini istiyoruz" dedi. İstanbul’un Şişli ilçesinde 24 Ocak’ta cesedi parçalar halinde bulunan Durdona Khokimova’nın öldürüldüğü Ümraniye’deki dehşet evinde bir kadının daha öldürüldüğü ortaya çıkmıştı. Edinilen bilgiye göre, Sayyora Ergashaliyeva’nın Özbekistan’da yaşayan ailesi, 23 Ocak’tan sonra kızlarından haber alamamaları üzerine Türkiye’deki Özbek Kadın Hakları Derneği’ne ulaştı. Sonrasında ailenin Türkiye’ye gelmesi ve 6 Şubat’ta yapılan başvurular ile derinleştirilen soruşmada genç kadının da edinilen bilgilere göre D.A.U.T. ve G.A.K tarafından vahşice öldürüldüğü belirlendi. Acılı anne Sokhiba Muksinova ve baba Bakhromjon Bustanov, olay sonrası ilk kez İhlas Haber Ajansı muhabirine konuştu. "Katillerin zindanda çürümesini istiyorum" Acılı baba Bakhromjon Bustanov, "2 Kadın cinayeti işlendi, onlardan biri kızım. Kızımın cenazesinin bulunmasını istiyorum. Mezarı olmasını, defin etmeyi istiyoruz. Bu insanlık değil, çok kötü etkilendik, hala da kendimde değilim, katillerin zindanda çürümesini istiyorum. Müslümanlara uygun şekilde defnetmek istiyoruz. Maksadımız kızımızın cenazesini alıp gitmek, cenazesinin bulunmasını istiyorum, tüm Özbekistan bunu bekliyor. Anne baba olarak cenaze bulunana kadar Türkiye’de bekliyoruz, beklemeye de devam edeceğiz" dedi. Sözlerini sürdüren anne Muksinova, "Kısa sürede bulunsun, cenazeyi almadan hiçbir şekilde Türkiye’den ayrılmayacağız, kızımın cenazesiyle beraber Türkiye’den ayrılmak istiyoruz ve kesinlikle mezarı olsun istiyoruz. Akrabaları, tüm yakınları defin edilmesini Özbekistan’da bekliyor. 2 katilin de en ağır cezayı almasını diliyorum, zindanda çürüsün istiyoruz. Kızım Türkiye’ye sadece çalışmak için geldi, başka bir niyeti yoktu. Medyada yalan haberlere neden olmasın, Özbekistan’ta 2 tane kızı var. Kızları için çalışmaya geldi, lütfen yanlış haberler çıkmasın. ’Cenaze bulundu’ diye haberler geliyor, yanlış haberler sunulmasını istemiyoruz, cenazenin bulunmasında desteklerinize ihtiyacım var" ifadelerini kullandı. "Sayyora Hanım’dan Durdona Hanım’a mesaj atarak gelmesini sağlıyorlar" Öte yandan, olayda Ergashaliyeva için kayıp başvurusu ve suç duyurusunu yapan avukatlardan Cevat Bozkurt, "Önce elbette kayıp olarak aranıyordu sonra şüpheliler ifadeye alındı, sorgularında maalesef ki Sayyora Hanım’ı katlettiklerini itiraf ettiler. Duyduğumuz bilgiler; önce 23’ü ile 24’ü gecesi Sayyora Hanım katlediliyor, sonra zanlılar tarafından cesedi parçalara ayrılıyor. Cesedin bir kısmı bulundukları ikametin yakınındaki bir çöp konteyner’ına, kalan kısmı ise Fatih ilçesinde bir konteyner’a atılıyor. Sonra bu götürdükleri valizi boşattıktan sonra valizle birlikte eve geri dönüyorlar. Sayyora Hanım’dan Durdona Hanım’a mesaj atarak gelmesini sağlıyorlar" ifadelerini kullanmıştı. "Cenazenin bir parçasının Anadolu bir parçasının Avrupa Yakası’nda olması bulunma ihtimalini çok düşürdü" Cenazeye ilişkin ise Avukat Bozkurt, "İstanbul çok büyük bir il, özellikle cesedin bir parçasının Anadolu bir parçasının Avrupa Yakası’nda olması çöp toplama alanlarının 2 yaka için farklı noktalar olması, bulunma ihtimalini çok düşük ihtimallere düşürdü. Emniyet hala araştırma yapıyor şimdiye kadar 400 bin tona yakın bir çöp ayrıştırma gerçekleştirilmiş, emniyet arıyor, umarız ki bulunur" diye konuşmuştu.