GENEL - 15 Kasım 2017 Çarşamba 18:22

"Türkiye’de Bilgi Üretimi ve Bilim Politikaları Uluslararası Sempozyumu" başladı

A
A
A
"Türkiye’de Bilgi Üretimi ve Bilim Politikaları Uluslararası Sempozyumu" başladı

Atatürk Araştırma Merkezi ve Ahi Evran Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen “Türkiye’de Bilgi Üretimi ve Bilim Politikaları Uluslararası Sempozyumu” başladı.

Atatürk Araştırma Merkezi ve Ahi Evran Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen “Türkiye’de Bilgi Üretimi ve Bilim Politikaları Uluslararası Sempozyumu” başladı.


Atatürk Araştırma Merkezi ve Ahi Evran Üniversitesi iş birliğiyle Kırşehir’de düzenlenen “Türkiye’de Bilgi Üretimi ve Bilim Politikaları Uluslararası Sempozyumu” açılış konuşmaları ile başladı. Sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan, “Bilgi güçtür, ürettiğiniz ölçüde güçlü olursunuz. Eğer üretemezseniz başkalarının gücüne muhtaç olursunuz. Parlak bir bilim geçmişimiz var. Ama bu dünde kaldı. Bu zengin bilim tarihinden ne kadar yararlanabildiğimizin muhasebesini işte bu sempozyumda yapacağız” ifadelerini kullandı.


Sempozyumun önemine değinen Beyhan, bilgi üretiminin dili de güçlendireceğini belirtti. 2017 yılının Cumhurbaşkanının himayelerinde Türk Dili Yılı ilan edildiğini hatırlatan Beyhan, ne yazık ki Türkiye’de bir dönem eski YÖK Başkanının Türkçe’nin bilim dili olamayacağı yönünde açıklamalarda bulunduğunu; halbuki 20. yüzyılın başlarında dahi oldukça zengin bir dilimizin olduğunu, bilgi ürettiğimiz müddetçe de dilimizin de zenginleşeceğini anlattı.


Türkiye’deki üniversiteler içerisinde intihal vakalarının sıklığına değinen Beyhan, devlet üniversitelerinin bilgi üretiminde ipi daha iyi göğüslediğini kaydetti. Beyhan, Cumhuriyet’in 100. yılına 6 yıl kala bilim dünyası olarak muhasebenin yapılacağı bu mütevazı sempozyumun üniversitelere örnek olmasını diledi.


TÜBA Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar ise, Türkiye’de 25 milyona yakın orta öğretim-lise ve üniversite öğrencisi olduğuna değinerek, öğrencilere bilgi aktarımı konusunda sıkıntımızın olmadığını ama bilgi üretiminde büyük problemler yaşadığımızı belirtti. Öğretmen seçimlerinde de yanlışlar olduğunu belirten Acar, pedagojik formasyona sahip olmak, eğitim fakültesi çıkışlı olmak ya da atama için gerekli puanı almış olmanın kısaca sınava dayalı bir seçimin eğitim sistemi için sıkıntılar doğurduğunu ifade etti. Yabancı dilde eğitim konusunda ise Acar, şunları kaydetti:


“Türkiye’de yabancı dille öğretim yaparak bilim üretimi olamaz. En etkili bilimsel bilgi ana dille yapılandır. Ama biz yabancı dilde eğitim vermede yarışıyoruz. Eğer Türkiye’nin bir medeniyet iddiası varsa -ki olmak zorundadır- Türkçe eğitim ve bilim dili olması şarttır. Aksi halde yabancı dille eğitim yaparak o dilin ülkelerine hizmet edersiniz. Yabancı dil öğretmek için bilgi üretimini feda etmeye değer mi? Osmanlı’nın son dönemlerinde yetişen önemli isimler yabancı dilde eğitim almadan dil öğrenmişlerdi. Türkiye’de kendimizin de içinden geçtiği öğretmemeyi amaçlayan yabancı dilde bilgi üretiminin ivedilikle ele alınması gerektiğini düşünüyorum.”


Acar, Türkiye’deki eğitim sisteminde uzun vadeli planlar yapılmadığını, Türkiye üzerinden İslam dünyasına karşı yürütülen hibrit bir savaşa karşı bilimsel ve yenilikçi bir topluma dönüşerek karşı çıkabileceğimizi kaydetti.


Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Vatan Karakaya ise konuşmasına bilimsel bilgi üretimi ve bundan oluşan hataların ulusal tartışma gündemi olması gerektiğini belirterek başladı. Karakaya, “Devletlerin geleceği bilimle oluşursa kıymetli olur. Devletin bekası insana bağlıysa insan da bilgiye bağlıdır. İnsan değişimi noktası bilgidir. Bu bilgi iyi düzenlenmiş ve anlamlı olmalıdır. Eşyanın hakikatine eriş, bilgi olarak verilmiştir. Yakın zamanda Avrupa yükseliş dönemine ya da öncesinde Türk-İslam döneminin yükselişinde bilgi var. İlerlemelerle medeniyetler oluşmuş ve insanları farklılaştırmıştır. Şuna inanıyorum; fen bilimlerinde üretim refahı arttırır, sosyal alanda bilgi üretimi, toplumumuzu yüceltir. Ülkemiz bilgi teknolojileri üretiminde alt seviyelerdedir. 4.0 düzeyinde olmamız için bu yönde eğitim vermeliyiz. Henüz üretime dönüşen topluma faydalı üretimimiz yok. Lisans ve üstü tezlerimiz literatür körlüğü içerisindedir. Üniversitelerimizde sevda ve umut olmalı; akademisyenlerimiz hazineyi çıkarma hedefinde olmalı. Bu şekilde özgün ve bizden fikirler ortaya çıkabilir. Aksi halde mevcut sistem verileriyle sistemin sınırlarını aşamayan bir kapasitede kalırız. Uyanışımız var ama yeterli değil. Bunu özgünleştirmemiz gerekmektedir. Buna feda edilmiş ömürler gerekmektedir. Bunu da anlayacak kitle akademisyendir çünkü bilginini gücünü ve kıymetini bilir. Umarım bilim politikalarımız bundan sonra en önemli konumuz olur. Çünkü istikbalimizi bu şekilde inşa ederiz. Kurumların varlıklarını anlamlı kılan içindeki yetişmiş insandır. Bunu da gerçekleştirmek için bilhassa üniversitelerin ülke bürokrasisi ve siyaseti için oralarda görev almaktan ziyade lokomotif olmaları gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.


Açılış konuşmalarının ardından Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Beyhan yönetimindeki sempozyumun açılış oturumuna geçildi. Emekli kimya Profesörü Hamza Yılmaz “İnsan Potansiyelimiz ve Bilim Politikalarımız, Rektör ve Matematik Profesörü Vatan Karakaya “Matematik Öğretimi ve Bilimsel Düşünce İlişkisi”, Hacetepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı ve AnayasaProfesörü Hasan Tahsin Fendoğlu “Türkiye’de Hukuk Eğitimi”, Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü ve Tıp Profesörü Muzaffer Şeker “Türkiye’de Sağlık Alanındaki Bilimsel Faaliyetlerin Değerlendirilmesi”, Ankara Üniversitesi’nden İlahiyat Profesörü Hasan Onat “ Din Alanında Bilgi ve Din-Bilim İlişkisi” ve TODAEİ’den uluslararası ilişkiler Doçenti Burak Tangör “ Kuram ve Siyasa Arasındaki İlişki: Siyasa Bağıntılı Kuramsal Çalışmaların Arttırılmasına Yönelik Öneriler” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.


51 bildirinin sunulacağı sempozyumda eş zamanlı olarak 3 salonda sunumlar yapılacak. Sempozyum üç gün sürecek.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Dursun Özbek: "Icardi bizim ikon oyuncumuz kendisi ile yeni sezon için görüşeceğiz" Galatasaray’ın RAMS Park’ta yaptığı şampiyonluk kutlamasının ardından Başkan Dursun Özbek gelenek olduğu üzere kupayı Galatasaraylılar Derneği’ne getirdi. Özbek, burada yaptığı açıklamada, "Icardi bizim ikon oyuncumuz kendisi ile yeni sezon için görüşeceğiz" dedi. Galatasaray 26. şampiyonluğunu 15 Mayıs’ta RAMS Park’ta düzenlenen tören ile kutladı. Törenin ve kutlamanın ardından Galatasaray Başkanı Dursun Özbek ve yöneticiler şampiyonluk kupasını gelenek olarak Galatasaraylılar Derneği’nin Beşiktaş’ta bulunan binasına getirdi. Özbek, burada yaptığı açıklamada, "26. şampiyonluğumuzu kutladık. Icardı ile görüşmemiz var, inşallah görüşeceğiz. Icardi bizim sevdiğimiz bir oyuncumuz, ikonumuz. Galatasaray’a çok şeyler kattı. Dolayısıyla kendisi ile görüşeceğiz" diye konuştu. "Bekledik gelmediler" Özbek, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) yetkililerinden kimsenin stada gelmemesi ile ilgili, "Bilmiyorum gelmediler. Bekledik ama gelmediler" yorumunda bulunurken, Lucas Torreira ile ilgili, "Torreira bizim oyuncumuz niye gitsin" sözlerini sarf etti. Hedef: 27. şampiyonluk Galatasaray olarak hedeflerinin 27. şampiyonluk olduğunu söyleyen Başkan Özbek, "Hedefimiz 27. şampiyonluk. Hazırlıklarımıza zaten başladık. İnşallah bu sezonda ipi göğüsleyip önce stadımızda kutlayacağız sonra kupayı evimize, cemiyetimize getireceğiz. Bugün de bu yüzden buradayız. Cemiyet bizim her şeyimiz, Galatasaray’ın doğduğu yer. Buradaki kardeşlerimizle mutluluğumuzu paylaşacağız" ifadelerini kullandı. Geleneğin devam ettiğini söyleyen Galatasaraylılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Metin Sinan Aslan da, "Kupanın cemiyete gelmesi bir gelenek. Başkanımız da bizi onurlandırdı, kupayı yine buraya getirdi. Çok mutluyuz. İnşallah seneye Avrupa’da daha başarılı olup Dursun abi başkanlığını taçlandıracak" diye konuştu.
İstanbul 110 kişinin gözaltına alındığı yasadışı bahis operasyonunda 98 tutuklama İstanbul merkezli 35 ilde siber polisi tarafından düzenlenen ve 110 kişinin gözaltına alındığı yasadışı bahis operasyonunda 98 kişi gözaltına alındı. Yapay zeka destekli programlar kullanılarak yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinde bulunan 5 bin siteye erişim engeli gelen operasyonda tutuklananların yanı sıra 6 kişiye ev hapsi ve 6 şüpheliye de yurtdışına çıkış yasağı ve imza adli kontrol tedbiri cezası uygulandı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmalarda yasadışı bahis şebekelerine büyük darbe vuruldu. Yapay zeka destekli programlar kullanılarak yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen şüphelilere şahıslara yönelik bu sabah İstanbul merkezli 35 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda Gözaltına alınan 110 kişinin 98’i tutuklanırken 6 kişiye ev hapsi ve 6 şüpheliye de yurtdışına çıkış yasağı ve imza adli kontrol tedbiri cezası uygulandı. 10 bin 202 siteye erişim engeli de uygulanmıştı Öte yandan operasyon kapsamında yasadışı sanal bahis ve kumar faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen 5 bin, bu sitelerin reklamını yaparak mobil kullanıcıları yönlendiren 111 ve ödeme işlemlerine aracılık ettiği belirlenen 40 olmak üzere toplam 5 bin 151 URL adresine de erişim engeli kararı alındığı kaydedilmişti.
Muğla Bodrum’da film gibi dolandırıcılık Muğla’nın Bodrum ilçesinde bir kadını "evlilik ve iş ortaklığı" vaadiyle, bir başka kişiyi de "kamu arazisinin kendi adına tapulanması için belediyeyi aracı kılma" suretiyle toplam 105 milyon TL dolandırdığı iddia edilen 8 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bodrum’da yaşayan bir kadın; Bodrum’daki 35 milyon TL değerindeki evi ile İzmir’deki 10’ar milyon TL değerindeki iki ayrı evinin, 700 bin TL değerindeki ziynet eşyasının, banka hesaplarında ve kredi kartlarında bulunan yaklaşık 10 milyon TL parasının "evlilik ve iş ortaklığı" vaadiyle elinden alındığı gerekçesiyle Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu. Başlatılan soruşturma kapsamında, bir başka şahsın da Yalıkavak Mahallesi’nde yaklaşık 30 milyon TL değerindeki evi ile banka hesaplarından gönderdiği yaklaşık 10 milyon TL parasının elinden alındığı belirlendi. Böylece iki vatandaşın toplamda 105 milyon 700 bin TL değerinde taşınmaz, nakit para ve ziynet eşyasının hileli yöntemlerle elinden alındığı tespit edildi. Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında jandarma ekiplerince, 12 Mayıs günü Muğla’nın Bodrum ilçesi merkezli olmak üzere Adana ve Şanlıurfa illerinde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Ekipler, suç örgütü lideri olduğu belirlenen H.İ.S. ile biri zaten cezaevinde tutuklu bulunan toplam 14 kişi hakkında gözaltı kararı uyguladı. Bugün adliyeye sevk edilen şüphelilerden suç örgütü lideri H.İ.S. ile R.T., L.S., Ş.Ö., M.G., H.İ. ve K.Ö. tutuklanırken; M.Y., V.O. ve S.B.Ç. hakkında adli kontrol kararı verildi. Hakkında gözaltı kararı çıkartılan B.K.’nin ise başka bir suçtan zaten cezaevinde bulunduğu öğrenildi. Öte yandan şüphelilerin dolandırıcılık yöntemleri pes dedirtti. Dolandırıcılık eyleminde iş bölümü yapan şahıslardan L.S.’nin taşınmaz satışlarında vekalet alıp müştekileri ikna ettiği; Ş.Ö. ve M.G.’nin kendilerini "belediye encümeni" olarak tanıtarak hesaplarına para gönderttiği; R.T.’nin sözde belediye encümeniyle toplantılara katılarak müştekileri ikna ve tehdit ettiği; H.İ.’nin müştekileri ikna etmede ve taşınmazların satışında rol oynadığı, cezaevinde bulunan B.K.’nin ise müştekilere yönelik tehdit eylemlerinde yer aldığı belirlendi.